İçeriğe geç

KAYBOLAN MASUMİYET

Bölüm 2 · 5 dk okuma

KAYBOLAN MASUMİYET

Bölüm 2

🤭Meyve suyu🧃🥤

"Abla"

"Abla"

"Ablacım."

"Ablaa uyan hadi."

"Ablaa yaa hadi uyan artık!"

"Uyansanaaa ablaaaa!!"

"Şşştt!"

"Kalksana yaa."

"Off ya dur o zaman şimdi geliyorum."

Melek mutfağa gider. Eline bardağı alır. Musluğu açar ve bardağa suyu doldurmaya başlar. Fakat daha sonra bardağın az kalacağını düşünür ve masada duran sürahiyi gözüne kestirir. Bardağa doldurduğu suyu boşa gitmesin diye içer bardağı kenara koyar sürahinin tamamını suyla doldurur ve yukarı çıkar.

Ablasının odasına girer ona yavaşça yaklaşır ve bütün suyu ablasının kafasından aşağı boşaltır. "Melekkkkk napıyorsun! Ya sen ne yaptığının farkında mısın!!!"

Melek gülmeye başlar hatta bi süre sonra gülüşü kahkaha döner ve " Farkındayım abla. Sabahtan beri seni uyandırmaya çalışıyorum boğazım yırtıldı burda."

"Sen ne saçmalıyorsun ya" der ve yataktan bi çırpıda kalkıp meleği yakalamaya çalışır. Melek ne yaptığını anlamadan kaçmaya başlar. Melek aşağı kata doğru koşar ve mutfağa girer masanın etrafında bir kaç tur atarlar. Daha sonra Öykü eline meyve suyunun olduğu sürahiyi alır tam kaldıracakken meleğin eli çarpar ve meyve suyu Öykü'nün başından aşağıya dökülür.

İkisi bir süre bakıştıktan sonra Öykü sinirle bağırır. Melek yerinden sıçrar ve ışık hızıyla merdivenlerden odasına koşarak kapıyı çarpar. Odanın içinde anahtarı arar masanın üzerinde olan anahtarı alır ve kilitler. Öykü kapıya vurarak önüne gelen küfürleri ard arda savurmaya başlar. "Kızım sen eceline mi susadın!! Seni bir elime geçirirsem cesedini bile bulamazlar."

"Ama ne yapayım ya yeni mezun oldun sen yan gel yat olmaz senin iş bulman lazım. Ben sadece seni uyandırmak istemiştim Ablaa kızma." Öykü derin bir nefes çeker içine. "Aç şu kapıyı tamam sinirli değilim güzelce konuşalım." "Yaa abla ben bunları yer miyim? Burada sinirden çıkan dumanların kapının altından sızıyor. Pışıkkk Yağlı kaşıkkk!" Öykü kapıya tekme atarak bir kaç küfür daha savurur. Daha sonra kendi odasına giderek dolabından birkaç parça kıyafet çıkarır ve duşa girer.

Öykü duştan çıkar telefonu eline alır ve bir şarkı açarak giyinmeye başlar bu sırada telefonuna bir mesaj gelir. Öykü giyindikten sonra mesajın kimden geldiğine bakar. Mesajın üniversitedeki hocasından geldiğini görünce merak eder ve açar.

Mert hoca: Öykücüğüm bu gün buluşabilir miyiz? Seninle biraz konuşmak istiyorum.

-Tabi hocam ne konuda?

Mert hoca: Elimde bir iş var. Eğer hala iş bulamadıysan önereceğim yer ülke genelinde çok iyi bi yer. Senin gibi biri için çok uygun. Konuşalım diyecektim.

-Olur hocam. Bu gün boşum sizde müsaitseniz neden olmasın.

Mert hoca: Tamam canım. Öğlen saat 15:30'da okulun karşısındaki cafede buluşalım.

-Tamam hocam.

Öykü telefonu yerine bırakır odasını toplar. Açtığı şarkıyı kapatır aşağıya iner. Mutfağa girerek önce oraları toparlamaya başlar yere dökülen meyve suyunu temizler ve kahvaltı hazırlar. Daha sonra sinirli olduğu halde Meleğe kahvaltı etmesi için çağırır ama Melek korkusundan kahvaltıya inmez. Öykü ise kahvaltı yapar odasına çıkar küçük bi çanta hazırlar üzerini değiştirir Meleğe haber vererek dışarı çıkar.

Arkadaşı Besteyi yanına alarak İstanbul da bir kaç mağazayı gezerler. Yorulduklarında bir yere geçip yemek yerler. Beste çok sıkıldığından Öykü'yle uğraşmak ister. "Sen Mert'le buluşmayacak mıydın?"

"Off Beste Mert ne ya Allah aşkına öğretmen o aramızda kaç yaş var haberin var mı? " Beste önündeki tabaktan bir kaç lokma daha aldıktan sonra " Yapma Öykü insanların aralarında 8 yaş oluyor sizin aranızda alt üstü 6 yaş var." Beste bunları şakasına diyordu sadece biraz Öykü'yle uğraşmak istemişti. "Hem siz birbirinize çok yakışıyorsunuz." Öykü sinirlenmeye başlamıştı bile " Besteee kızdırma beni ben henüz bir şey hissetmiyorum bile." Dediği an Beste kendini tutamayıp gülmeye başladı. Hissetmeye başlamak neydi yaa Beste en sonunda kendini zorlukla durdurduğunda Öykü'nün sinir bozucu bakışlarını gördü. Yine hafif gülmeye başlayacaktı ki Öykü "Beste bak sabah zaten Melek'le yeterince uğraştım bir de seninle uğraşmayayım."

Beste "Tamam sadece şaka yaptım sen de ciddi ciddi cevap verdin ya napayım ama kesin sizi shipleyen birileri var demi?" Öykü "Malesef var. Neyse bebeğim ben gideyim geç kalmak istemiyorum." Der ve hesabı ister. Beste " E tabi bekletme Mertciğini" dedigi an öykü sert bakışlarını bir kez daha Beste'nin üzerine diker. " Tamam bir şey demedim görüşürüz." der ayağa kalkar ve sarıldıktan sonra Öykü çantasını alıp çıkar.

Öykü cafeye gelir. Hafifçe göz gezdirdikten sonra Mert hocayı cam kenarında otururken görür ve yanına geçer. "Çok bekletmedim değil mi hocam?"

"Hayır canım geç şöyle otur." Öykü hocanın karşısına geçer ve oturur. "Bir şeyler yedin mi sipariş verelim mi?"

" Teşekkür ederim hocam yedim ben. Ama bi kahve içebilirim." Dedikten sonra Mert hoca 2 tane kahve söyler.

"Öykücüğüm kendi başarının sende farkındasın notlarının iyi olduğunu biliyorsun ve bu kadar çok çalışmaya iyi ve ünlü bi yer gider değil mi?" Öykü kafa sallar genelde başarısıyla övünmeyi pek sevmez ama yeri geldiğinde de çok güzel övünürdü.

"Konuya şöyle gireyim eğer kabul edersen gideceğin hastaneyi çok iyi biliyorum canım. Doktorların çoğu yakın arkadaşım olur hepsini tanırım ve hepsi senin gibi alanında iyi psikologlardır. Çoğu işinin ehlidir. Ve hepsi bu konu hakkında deneyimlilerdir. Oraya gidersen sana yardımcı olanaklarından adım kadar eminim. Zaten ben oranın müdürüyle konuştum seni anlattım onlarda seni yakından tanımak istediler. İstersen görüşmeye gidebilirsin. Seni güzel karşılayacaklardır."

"Anladım hocam. Bilirsiniz benim iş konusunda çok bi kriterim olmaz zaten siz bana çoğu şeyi anlattınız oranin işleyişi konusunda biraz merakım var ama bunu da görüşmede sorsam daha yararlı olacak gibi"

"Aynen canım hem zaten senin gidip araştırman daha çok içine sinecektir."

"Evet hocam size de çok teşekkür ederim destek olduğunuz ve zahmet ettiğiniz için." Mert hoca kahvesinden son yudumunu da alarak "Ne demek canım. Benim için zevkti hem biliyorsun ben sizlerle ilgilenmeyi seviyorum."

" Bilmez miyim hocam tekrardan teşekkür ederim sağolun eğer ayıp olmayacaksa ben kalkayım artık. Eve geçmem gerekiyor."

"Tabi canım haberleşelim yine görüşmek üzere."

" Tamam hocam görüşürüz."

Bölüm sonu

2 yorum