İçeriğe geç

Kaybolan hayatım

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Kaybolan hayatım

Bölüm 1

Değişen hayatım

Ben Hazal Durukan. Hikâyemin en başından başlayayım. Sabah uyandım. Uyanır uyanmaz aşağı indim; bizim ailenin klasik rutini olan kahvaltıya. Bugün çok güzel bir gün olacaktı. Neden mi? Çünkü bugün ilk iş günümdü. Senelerce emek verdiğim hukuk fakültesi bitmişti. Bu günlere gelmek bana mucize gibi geliyordu. Ama nereden bilebilirdim ki “mucize” dediğim hayatımın birkaç gün sonra altüst olacağını... O sabah bir gariplik vardı. Abim kahvaltıda yoktu. O an garip gelmişti ama çok da umursamadım. Belki bir işi çıkmıştır diye düşünüp kahvaltıya döndüm. Kahvaltımı yapıp tam kapıya yönelmiştim ki babam: — Yine kuş kadar yemişsin kızım, gel biraz daha ye, dedi. Anneme bakmadan edemedim. O da hemen arkasından: — Baban haklı kızım, gel iki lokma daha ye, dedi. Ama ben ilk iş günü heyecanıyla yerimde duramıyordum. Üniversiteye doğru yola çıktım. Mezuniyette toplanıp 8–10 kişi küçük bir eğlence düzenlemiştik. Hemen bir taksiye bindim ve üniversitenin yolunu tuttum. Taksinin içinde düşüncelere dalmıştım. Ta ki taksici abi: — Geldik kızım, dediğinde kendime gelene kadar. Tam üniversitenin önündeydim. Ve bilin bakalım kimle karşılaştım? Mert. Kötü sürpriz. Deccal ex. Adının hiçbir özelliğini taşımıyordu; tam bir pislikti. Beni sevdiğini sanıyordu ama aslında sadece takıntıydım onun için. Tam bana doğru hızlı adımlarla yaklaşırken bir anda beni kurtaracak sesi duydum. Eylül’ün sesi. En yakın arkadaşım. Yine beni kurtarıyordu. Mert yanıma ulaşmadan onu görmezden gelip Eylül’ün yanına gittim. Ona bakışlarımla teşekkür ettim. Sonra birlikte kantine yöneldik. Birer kahve aldıktan sonra fakültede son kez dolaştık. Bir yandan çok mutluydum ama bir yandan içimde tuhaf bir burukluk vardı. Yine de yarın mesleğimin ilk günü olduğunu düşününce içimi bir heyecan kaplıyordu. En azından ben öyle sanıyordum… Fakülteden çıktıktan sonra Eylül’le vedalaşıp eve gittim. Eve geçtiğimde annem, babam ve abimin sesini duymayınca biraz dinlenmek için uykuya geçtim. Akşama doğru annemin sesiyle uyandım. Aşağı indim. Annem ağlıyordu. Babam ise onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben hâlâ uykulu uykulu ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Hemen annemin yanına gittim. — Anne ne oldu? dedim. Sonra etrafa baktım… ve abimin olmadığını fark ettim. — Anne… abime bir şey mi oldu? Abim nerede? dedim. Annem sesini kontrol etmeye çalışarak: — Bilmiyoruz kızım… dünden beri yok, dedi. Şaşırdım. Çünkü abim öyle haber vermeden ortadan kaybolacak biri değildi. Bu yüzden hepimiz çok korktuk. Abime bir şey olduğunu düşünerek hemen polise gitmeye karar verdik. Karakola vardığımızda tam içeri girecekken annem bir anda sendeledi. Babamla birlikte annemi bankta oturttuk. Anne yüreği… “Oğlum… oğlum…” diye sayıklıyordu. Ben anneme: — Anne sen otur, ben polisle konuşurum, dedim. Babam annemle kalırken ben karakola girdim. Polise: — Abim kayıp, dedim. Bir an durdu. — Abiniz kaç yaşında? diye sordu. — 27, dedim. Adam şaşırdı. — Hanımefendi yapabileceğimiz bir şey yok. Abiniz reşit. Kendi isteğiyle bir yere gitmiş olabilir, dedi. Sinirlendim. — Gitse haber verir! Abim böyle biri değil. Nasıl bir şey yapamazsınız ya! dedim. Komiser: — Hanımefendi sakin olun, dedi. Ama ben hiçbir şey demeden karakoldan çıktım. Anneme ve babama doğru yürüdüm. Tam o anda annem: — Kızım… abin kız kaçırmış. Mardin’de kızın ailesi yakalamış… bizi çağırıyorlar, dedi. O an… Dünyam başıma yıkıldı.

Bölüm sonu

1 yorum