Günlerim böyle geçer benim,
Biraz yağmur yağar biraz buz tutar tenim.
Günlerim böyle geçer benim,
Biraz çiçek açar biraz çürür benliğim.
**********************
“ Hastanın her hangi bir yakını yok mu?”
“ Maalesef, hiç kimseye ulaşamadık . Hayattayken de hiç ziyaretine gelen olmamış.”
Doktor üzüntüyle başını salladı. “ 25 yaşındaymış, öyle mi? ”
“ Evet. Defin işleml-”
“ Çok tuhaf. Hastanede yaşamaya çalışan onlarca insan varken insanlar kendilerini öldürüyor.”
Derin bir nefes aldım. İki yıldır bu hastanede çalışıyorum ve ilk kez bir intihar vakasıyla karşılaşmıyordum.
Ne yazık ki hastanede intihar etmesi çok kötüydü. Şimdi bir ton sorguyla uğraşacaktık. Yine de şanslıyım. Kadın intihar ettiğinde ben görevli değildim.
“ Kadının odasını incelediler mi?”
“ Şüpheli hiç bir şey yok. Bir not bile bırakmış. ”
Doktor anladığını belirterek başını salladı.
" Sen hiç odasına girmiş miydin kadının?”
İçimde küçük bir kıpırtı oluştu. Doktor dikkatle bana bakıyordu.
“ Hayattayken bir çok kez girdim. ”
Ne istiyordu benden? Yoksa fark etmiş miydi? Ama o kitabı bana verdi. Henüz yaşıyorken hem de.
Doktor ayağa kalktı ve saçlarını karıştırdı.
“ Bizler insanları iyileştiririz, onları ölüme sürüklemeyiz. Öyle değil mi Mira?”
“ Evet? ”
“ Umarım bunu güzelce öğrenirsin.”
Kapıdan çıkıp gittiğinde hiç bir şey anlamamıştım. Kadın intihar etmişti. Bunu nasıl bana yıktı hiç anlamadım.
✨✨✨✨✨✨✨
Mesai saatim bitmiş ve evime gelmiştim. Güzel bir yemekle karnımı doyurmuş uyumaya hazırlanıyordum. Gözlerime yatağımın yanında öylece duran ve henüz hiç bakmadığım defter ilişti. O kadın ölmeden önce onu bana vermişti ve kalbime güvendiği söylemişti. Ölümüne saygı duyduğum için defteri çöpe atmamış odamın bir köşesine koymuştum.
Ölüm nasıl bir gerçekti böyle. Bir varmış bir yokmuş tekerlemesi gibi.
Genç kadının zayıf kollarıyla bana sarılip yastığının altından çıkardığı mavi kapaklı defteri bana uzatmasının arasında sadece kırk yedi saniye vardı. O kırk yedi saniyenin üstünden 2 gün geçti ve o kadın artık nefes alamıyordu. Zayıf bileğinde ki derin kesikten akıp gitmişti hayatı.
Sonuç olarak ölmüş ve bu duruma yeterince üzülmüştüm. Yani bir kaç saniye falan...
Deftere uzun süredir baktığım için mi bilmiyorum ama onu açmak istemiştim.
Mavi deri defteri açtığımda tuhaf bir çekiciliği olan o kokuyla karşılaştım.
Çok da düzgün olmayan bir yazıyla yazılmış bir kaç cümle vardı ilk sayfasında.....
Sonsuzluğun başında olmak gibi bir harikalık vardır. Kimse yoktur orada. Tek başınasınızdır. Her zaman istediğiniz yalnızlık ayaklarınızın altında değil kalbinizin üstündedir.
Sonsuzluğun başında olmak gibi bir harikalık vardır hayatta sonuna geldiğin filmi başa sarmak gibi mesela..
🕳️🕳️🕳️🕳️🕳️🕳️🕳️🕳️🕳️🕳️🕳️🕳️🕳️🕳️🕳️🕳️
Merhaba, ilk kez bu uygulama da daha önce Wattpad de yazdığım bir kurguyu paylaşacağım. Umarım beğenirsiniz>

