Hayatlar her zaman kararır belki bir gece, belki bir gündüz.
O gece her taraf çok karışıktı, TRT ele geçirildi, kendi ülkesine ihanet eden hainler kendi vatandaşlarını, kendi Askerlerini Şehir ettiler. Kandırdılar,Ömer Halisdemir'in göğüsüne 20'den fazla kurşun sıktılar...
Evden nasıl çıktığımı bilemedim, elimde bir silah vardı ne yapacağımı bilmiyordum fakat elimden geleni yapacaktım. Üstümde mavi veteriner ümiformam vardı.
Hızla aşağı indim, insanların tankları engellemeye çalıştığını gördüm, silahı daha sıkı tuttum ve mermi bir askerin karnını buldu. Evet garip, bir veterinerin silah kullanması.
Bende insanlara yardım ediyordum, hain askerleri yere yığılması için. Tam o sırada bir hain askerin bir köpeği tekmelediğini gördüm. Kırmızı çizgim aşılmıştı, askeri tam kafasından vurdum, asker kanlar içinde yere yığıldı
Ben hızlıca köpeğin olduğu yere koştum, onu alıp güvenli bir alana götürmeye çalışacaktım. Köpeği ensesinden acıtmayacak şekilde tuttum ve onu o alandan uzaklaştırdım.
Tam gidecekken bir silah sesi duydum, karnımda bir sızı hissettim, baktığımda ise iki tane hain asker olduklarını gördüm. Ben onlara bakarken iki silah daha patladı. Ve o iki hain yere yığıldı, dizlerim güçlerini yavaşça kaybetmeye başlamıştı.
Bir askerin;
"Mavili kız vuruldu! "
Diye bağırdığını duydum, yavaşça yere düşerken beni hızlıca yakaladı ve kucağına aldı.
Bir yere koştu benim göz kapaklarım ağırlaşıyordu artık çok zor gözlerimi açık tutuyordum.
"Asker Adam... "
Diye mırıldandım, sert bir sesle konuştu;
"Kendini yormayı kes!"
Daha fazla konuşmadım yavaşça gözlerim kapandı ve derin bir uykuya daldım...
***
Gözlerim aralandığında hastahane yatağındaydım, yanımda bana endişeli gözler ile bakan abim Mert, ve arkadaşım Derin vardı. Ben ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.
"Hayat sakın ol" Dedi abim
"Ne oldu bana?"
Elimi başıma koydum, birşeyler hatırlamak istiyordum.
"Vuruldun ama gayet iyisin"
Dedi Derin.
Bir anda aydınlandım, beni bir hain asker vurmuştu tam ben düşecekken bir asker gelip beni kucağına aldı. Bana kendimi yormamı söyledi sonrası karanlıktı...
"Beni buraya kim getirdi?"
Abim söze girdi
"Bir asker getirmiş"
Hatırladım bir asker o Asker Adamdı...
Günümüz
Bu gün kliniği geç kapattım, çok fazla hastamız vardı. Saat epey geçti, hava soğuktu, daha başıma neler gelebilir düşüncesi ile dışarı çıkıp kapıyı kitlerken arkamda beş asker belirdi. Hepsi benim iki katım boyundaydı. Aniden gelmeleri ile ağzımdan;
"Ay!"
Diye bir korkma sesi çıktım, bütün askerler başlarını eğip güldüler, bende sersemce güldüm.
"Yani buyrun"
Dedim toparlanarak, en öndeki adam konuştu;
"Köpeğimiz hasta"
Arkalarında bir asker köpeği görünce başımı salladım
"Tabii hemen geçelim"
Daha kapatmadığım kapıyı açınca insan anlıyor bir veteriner olduğunu!
"İsimlerinizi alabilirmiyim?"
Saçları kıvırcık, hafif bıyığı olan Asker konuştu;
"Baş Çavuş Ahmet Savcı"
Saçı hifif kazılmış sakalsız Asker konuştu;
"Kıdemli Çavuş Murat Maraşlı"
Gözleri mavi olan Asker konuştu;
"Kıdemli Üstçavuş Gökhan Aslan"
Saçını kazıtmış Asker konuştu;
"Kıdemli Üstçavuş Alp Hilal"
Son bir Asker kalmıştı, o ise çok soğuk bir Asker di.
"Siz? "
Başını hafifçe kaldırdı ve konuştu;
"Kıdemli Üsteğmen İlker Savaşçı"
Hepsini not aldım
"Sizler köpeği odaya koyun ben hemen geliyorum"
Murat, Gökhan'a seslendi;
"Gökhan hadi yavrum içeri! "
Murat bitik bir şekilde göz devirdi, herkes güldü ben de güldüm. Onlar köpeği içeri götürdüler bende hızla eldivenlerimi giyip muane odasına geçtim
"Adı ne?"
İlker cevap verdi;
"Kurt"
Çok net bir cevaptı, bir ekleme bile yapmadı.
"Kurt atla oğlum"
Elimi masanın üstüne koyup hafifçe masaya vurdum, fakat Kurt kıpırdamadı bile.
"Kurt oğluşum hadi gel oğlum"
Kurt yine olduğu yerde kaldı, ben Askerlere baktım
"Neden gelmiyor?"
"Çünkü çok yumuşak davranıyorsun"
Ve bir anda İlker bağırdı;
"Kurt atla!"
Ve hemen masanın üstüne çıktı. İlkerde nasıl bir ses varsa bütün şehir inledi sanki. Onun bağırması ile sadece ben irkilmiştim, fakat Kurt bişe Dünyanın en normal şeyiymiş gibi sakindi.
"Tamam, teşekkürler. Şimdi Kurdun nesi varmış?"
Diyerek stateskobumu taktım ve muane etmeye başladım, minik bir üşütme olduğu belliydi.
Muane bitince Askerlere döndüm;
"Minik bir üşütme bir kaç hap vereceğim onları kullanın hemen atlara bileceği bir hastalık"
Ali hemen söze girdi;
"Peki Hayat hanım y-"
Murat Ali'nin koluna vurdu ve Ali sustu. Ben soran gözler ile onlara baktım;
"İsmimi nereden biliyorsunuz?"
İlker Ali'ye ters bir bakış attı sonra gözlerini bana çevirdi. Ama adam o kadar uzundu ki bana bakmak için neredeyse eğilecekti.
"Hatırlamadın mı Mavili Kız? "
Bir anda gözlerim büyüdü, bu oydu beni kurtaran Asker Adam dı. Gözlerim şaşkınlıklâ büyüdü.
"Asker Adam.."
"Ta kendisi"
Diye onayladı, ben hala şaşkın bir şekilde ona bakıyordum. Gerçekten oydu, kaşında bir yarık vardı, kaslıydı, uzundu ve Askerdi...
"S-sen nasıl buldun?"
"Sen sadece orasına mı takıldın Mavili kız?"
"H-hayır yani... Ben teşekkür ederim herşey için sen olmasan ben yaşayamazdım çok teşekkürler"
Yüzünde hafif bir sırıtış belirdi, eli önüme gelen perçem saçlarıma gitti ve hafifçe onları okşadı
"İyileşmişsin"
Başımı salladım, sonra ben konuştum
"Sen beni hastahaneye bıraktıktan sonra nereye gittin?"
Tek kaşını kaldırarak baktı, sonra cevap verdi;
"Savaşmaya devam ettim"
Hassiktir Hayat, çok saçma soru olmuştu!
"Özür dilerim çok saçma oldu. Neyse köpeğe ilaçları vermeyi unutmayın"
Hızla muane odasından çıktım, sonra Tim de köpek ile beraber çıktı.
"Ücret?"
Diye sordu Alp.
"Borcunuz yok"
Başını eyvallah dercesine salladı, sonra kapıya yürüdüler tam kapıdan çıkmadan önce İlker bana yan bir bakış attı ve son cümlesini söyledi
"Tekrar görüşeceğiz Mavili kız"
Ve sonra kapıdan çıkıp gittiler, ben yerimde durdum. Gerçekten oydu o beni kurtaran Asker Adamdı...
Yazar Notu
Cici kuşlarımmmm evet bu benim yazdığım ilk kurgu umarım beğenilir hepinizi çok seviyorum bir sonraki bölümde görüşmek üzere öpüldünüzzz