İçeriğe geç

Katil ve Doktor

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Katil ve Doktor

Bölüm 1

Yalnızca bir dolap anahtarı

Okullar açıldığında ilk ders boş gibidir. Öğretmen yeni gelenlerden kendilerini tanıtmalarını ister. O yıl ortaokul birinci sınıflarda A şubesine iki yeni öğrenci gelmişti. Elon New York'tan gelen sosyal bir çocuktu. Mark ise ailesinin isteği üzerine tam bursla bu okula gelmişti. İlk günden herkes ona ısınmıştı. O yılın başında diğer yıllardan farklı olarak herkese birer sinema bileti dağıtıldı. Koltukların yerlerinden gördüğüm üzere en arkadaydım. Bu benim hoşuma gitmişti. Çünkü sinemada pek eğleneceğimi sanmıyordum. En arkada rahatça telefona bakabilirdim. Öğretmenler beni görmezlerdi sonuçta. Üstelik en köşedeydim ki bu daha rahat bir şekilde oturabilmemi sağlardı. Köşeye yaslanır keyfime bakardım. Tek sorunum yanımda Elon oturuyordu. Bu neden mi sorundu? Çünkü sınıfa yeni gelenlere ısınmam o zamanlar pek kolay değildi. Yanımda Lena falan otursa en azından daha çok eğlenebilirdim. Lena benim çok küçüklükten beri arkadaşım. Küçüklükten beri yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez. Her neyse sinema iki gün sonraydı. Eve dönmek üzere çantamı hazırlayacaktım. Sınıftan çıkıp dolabıma doğru yöneldim. Ödev kitaplarımı alıp dolabımı kapattım. Okulun ilk günü olduğu için hangi otobüsün benim olduğunu bulmakta biraz zorlandıysam da en sonunda buldum. Otobüse bindim okul çantamı çıkartıp ayaklarımın yanına koydum. Emniyet kemerimi taktım. Biraz yolu izledikten sonra her gün gördüğüm yol sıkıcı geldi ve otobüste etrafıma bakınmaya başladım. Bizim sınıftan kimseyi göremedim. Arkamdaki iki kişiyi görmekte zorlanıyordum. Kendimi görmek için zorlarken arkamdaki koltukta oturan Elon ile göz göze geldik. Başka konuşacak kimsem olmadığı için Elon ile muhabbet açmaya çalıştımsa da Elon kızlara karşı biraz ürkek davranıyordu. En sonunda Elon inatçılığım karşılığında pes etti. Ben kazandım diye bağırdım. Gülmeye başladım. Otobüstekiler ve Elon bana garip garip baktılar. Eski otobüsümdekiler olsaydılar onlar da gülmeye başlarlardı. Her neyse yeni otobüsümdekiler de bir gün alışacaklardı. O sırada farkettim Elon konuşsun diye ne kadar uğraşmışım. Benim evime gelmişiz neredeyse. Bir de şu vardı ben kazanmamıştım sanki. Çünkü sohbet açamamıştım. Sadece birkaç kelime konuşturabilmiştim. Berabere sayılabilir aslında. Eve vardığımda üstümü bir çırpıda değiştirip kendimi yatağa attım. Derken yatağa deymem ile annemin sesini duymam bir oldu. Yemek için beni çağırıyordu. Mutfağa gidip tezhagtan yemeğimi aldım ve yemek masasına koydum. Kardeşim masaya oturmuş yemeğini yiyordu. Ispanağı sevmez normalde ama o gün ıspanağı büyük bir zevkle yiyordu sanki. Anneme kardeşimdeki bu garipliğin nedenini sordum. Yemekten sonra parka gideceklermiş, annem marketten abur cubur alacakmış falan filan. Yemeğini yemezse ise evde durma cezası verecekmiş. Tüm gün boyunca... Ki bu kardeşim için çok kötü bir durum. Çünkü evde yapacak birşey bulamıyor. Arkadaşlarıyla ormana gidip oynamak istiyor. Sabahtan akşama kadar yaz kış demeden ormanda oynuyorlar. Her neyse yemeğimi bitirir bitirmez odama gittim. Yatağıma uzandım. Yatağıma uzandım. Çok yorulmuşum. Bu arada akşam olmuştu bile. Birkaç dakika sonra odama kardeşim ve annem daldı. Kardeşim yemeğini bitirmiş, bu yüzden pikniğe gidiceklermiş. Ben gelicek miymişim gelmeyecek miymişim? Ve tabi ki gitmeyecektim, çünkü yorgundum. Bu arada odam diye anlattığım yer aslında kardeşim ve benim odam. Ama babam bir yolculukta olduğu için kardeşim son zamanlarda annem ile birlikte kalıyor. Yalnızca kıyafetini değiştirmek için odama geliyor genelde. Odama gelmelerini sebebi de buymuş. Annem kardeşime (bu arada kardeşimin adı Melly) tatlı bir tulum giydirdi. Kendisi altına bir eşortman, üstüne ise altının takımı bir ceket giymiş. Ormana yürüyerek gideceklerdi. Zaten orman çok da uzak sayılmazdı. Sonunda gitmişlerdi. Evde yalnız kalacaktım. Yatağıma girdim ve uyumaya çalıştım. Derken aklıma "O" geldi. Ödevler... Yatağımdan çıktım ve çalışma masama yöneldim. Ve farkettim. Okulun ilk günü olduğu için öğretmen ödev vermemişti. Fakat bir anda aklıma dolabımı kilitlemediğim geldi. Anahtarda içindeydi. Aslında kitaplarım dışında bir şey yoktu dolabımda. O yüzden sorunda yoktu. Fakat anahtarım çalınabilirdi ki bu bana büyük sorun açardı. Müdür, müdür yardımcısı ve rehberlik öğretmeni başıma üşüşürlerdi. Neyse çok düşünmeden uykuya daldım.

Ertesi sabah otobüsün korna sesiyle uyandım, aceleyle üstümü giyindim. Hemen bir poğaça aldım. Okulumuzda açık saç yasak olduğu için poğaçayı ağzımda tutup merdivenlerden inerken saçımı topladım. Koşarak otobüse bindim. Otobüsün ortasında yere yapışıverdim. Ne olduğunu anlamaz bir şekilde etrafıma baktım. Sonra bağcıklarımın açık olduğunu fark ettim. Gülerek yerden kalktım ve bağcıklarımın bağladım. Otobüs hareket etmeye başlamıştı, bu yüzden de tekrar düşmemek için hızlıca tutunarak koltuğuma oturdum. Elon sanki orada yokmuş gibi davranıyordu. Normalde onu rahat bırakmazdım da neyse dedim. Okula vardığımızda ilk dersin kitaplarını almak üzere dolabıma yöneldim. Dolap açılmıyordu. Fakat ders başalamak üzere olduğu için çok zorlamadım. Sınıfa gittiğimde Lena ödevlerimi yapıp yapmadığımı sordu. Ödev yoktu diye biliyordum ben. Meğersem varmış. Lena bana ödev sayfalarını söyledi. Sayfaları açıp hızlıca yapmaya çalışırken (ki öğretmen gelmişti bile) Lena bana cevapları uzattı. Bakarak daha hızlı yapmaya başladım. Yarı karalama yarı boş kaldı maalesef ödevim. Öğretmen ödev kitaplarını istedi. Öğretmene ödev kitabını verdim. Az sonra öğretmen Mark'ı tebrik etti çünkü derste yapacağımız yerleri çalışıp özetini çıkarmıştı ödevin yanında. Mark buna hiç sevinmedi. Sanki hayatı boyunca öğretmen tarafında böyle övülüyordu. Sonra öğretmen beni de tebrik etti. Ödevim tamdı. Ne fazlası ne eksiği vardı. Elon ise öğretmenin yüzüne bile bakamadan vermişti kitabını. Öğretmen Elon'a az bir fırça attı. Yok ödevlerini yapmamaya utanmıyor muymuş da, yok kesin burada yapmıştır bu karalamaları da falan filan... Ben Mark'a şaşkın şaşkın bakıyordum. Sonra merakımı tenefüse saklamaya karar verdim. Öğretmen derste kırmızı başlıklı kız hikayesini açtı bize akıllı tahtadan.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.