günlerden birgün güzeller güzeli bir prenses varmış. bu prenses birgün annesinin karşınasına geçip evlenmek istediğini söyler. Annesi ise bunun münkün olduğunu artık evlenme günün geldiğini söyler. prenses annesinin söyledikleri sözler karşısında çok mutlu olmuş. çünkü 16 yaşından beri bir çocuğa aşıkmış fakat annesine söylemeye cesaret edememiş bir gün arkadaşlarıyla buluşup herşeyi anlatmış onlarda bu duruma çok sevinmiş. fakat bir durumdan arkaşlarından yardım istemiş arkadaşları sonuna kadar yardım edeceklerini söylemişler prenses anlatmaya başlamış. arkadaşları prensesin söyledikleri sözler den biraz tırsmışlardın çünkü prenses annesinden gizli bir eve girip çok değerli bir tılsımı alacaktı fakat çok tehlikeli yollardan ve mağralardan geçecekti. Ama annesinin önceden o mağrada değerli tılsımın yanında kocasını öldürdü fakat prenses bu olayı bilmiyordu. fakat annesi kızının bu mağraya gideceğini bilmiyodu. Gece saat 3,00' da annesi uyurken arkadşlarıyla buluşup mağraya doğru yol alırlar. Mağraya girdikleri an iğrenç bir koku sarar biraz daha ilerlediklerinde koku daha çok artar kokunun sebebini öğrenmek isteyen arkadaşlar kokunun geldiği yere doğru giderler ve biranda şoka uğrarlar. Yerde bir ceset yotıyordu kim bilir kaç senelik bir cesetti arkadaşlar gizemli tılsımın tam altında bir ceset yatıyordu. Ve bu cesetin kime ait olduğunu bilmiyorlardı prenses cesetin yanında bir şeyin parladığını körür bu parlayan şey prensesin üvey annesine yani kendisini büyüten kişiye aittir hemen kanlı rözeti alır ve üvey annesine hesap sormak için ayağı kalkar
tam gidecektik prenses birden durur arkadaşlarına hemen kolyeyi alıp polisi aramamız gerektiğini söyler arkadaşlar prensesin söyledikleri karşısında şoka uğrarlar prenses polisi
aramakta çok kararlı gibiydi.Arkadaşlarından biri telefonunu çıkartıp polisi arayıp herşeyi anlatır adreside verdikten sonra kolyeyi ve kanlı rözeti alıp çıkarlar polis geldiğinde mağrada hiç kimseyi bulamaz. Ceseti kaldırıp ipuca aramaya başlarlar.il başta bir şey bulamayan polisler sonradan buldukları şeye şok oldular bir kapı bulmuşlardı ve o kapının arkasında yüz binlerce ölü vardı. polisler odanın içine girdiler sonrasında bir ölünün cebinde bir anahtar buldula polisler bu anahtarı Bir poşetin içine koyup emniyete götürdüler e bu evin kapısının önüne iki tane de polis koydular ve oradan ayrıldılar güzeller güzeli prensessin evlenmesine sadece bir gün kalmıştı ve o gün geldi çattı. prensesin üvey annesi çok güzel hazırlamıştı kendisini prenses gerçekten kendisini çok beğenmişti ve bir an önce evlenmek istiyordu ama başına daha neler geleceğini bilmiyordu prenses mutluluk içinde hazırlandı üstünü başını giyindiği şalını örttü ve merdivenlerden aşağıya inmek üzere odasından çıktı merdivenlerden tam inerken gelinliğinin eteğine takıldı ve merdivenlerden düşüp boynu kırılarak öldü tam evlenecekken prenses ölmüştü ve buna herkes hem şok olmuştu hem de gerçekten çok üzülmüştü ama üvey annesi bu duruma hiç üzülmemişti çünkü yüz binlerce kişiyi öldürmüştü ve bu yüzden asla acı çekmiyordu ve prensesin mezarına gittiğinde de bir sürü beddualar etmişti çünkü prensesi hiç sevmiyordu prenses üvey annesinden bile şüpheleniyordu ve bu yüzden o ölünce asla ağlamayacağına yemin ettim prenses öldükten sonra 2 gün 3 gün sonra unutuldu ve prenses artık hiç kimsenin dilinden düşmezken şimdi hiç kimse onu hatırlamıyordu üvey annesi artık çok rahatlamıştı kimse prensesin kardeşini öldürdüğünü bilmeyecekti üvey anne sürekli o mağaraya gidiyordu ve bir gün bir şey fark etti sürekli gidip geliyordu hem öldürdüğü kişileri kapattı kapı açıktı hem de sihirli tılsım ortada yoktu üvey anne çok endişelenmeye başlamıştı çünkü o tılsım gerçekten onun için çok önemliydi eğer prensesin eline geçerse çok kötü şeyler olabilirdi ama üvey anne prensesin öldüğünü bildiği için yani öyle zannettiği için çok rahattı ama yine de o tılsımı aramaya karar verdi ayrıca da öldürdüğü kişilerin kapısını neden açık olduğunu göremedim bir ölünün cebine anahtar saklamıştı o anahtarı almaya gittiğinde anahtarın olmadığını görünce kötü bir şey olduğunu anladı ve hemen polislere gitti ama polisler daha önce oraya gittiği için kadından şüphelendiler kadını sürekli takip ediyorlardı ve sürekli de evlerini gözetliyorlard üvey anne bir gün polislerin onu gözetlediğini anlamıştı ve artık çok temkinli olacağını çok rahat bir şekilde öğrenme üvey anne artık o mağaraya gitmemeye başladı polisleri görmediği zamanlar dışarı çıkmış gibi yapıyordu ama sonrasında mağaraya gidiyordu bir gün üvey anne evine girdiği zaman prensesin odasına Çığlık seslerinin geldiğini fark ettim prensesin odasına girmeye karar verdi korka korka yavaş bir şekilde prensesin odasına yöneldi ve kapıyı açtı ve odanın ortasında saçı simsiyah ve gelinliği yırtık üvey anne çok korkmuştu ve birden Çığlık atıp evden kaçmaya başladı polisler de üvey anneni evini gözetlediği için çığlık attım mı ve dışarı çıktığını fark edince gizlice eve girdiler eve girdiğinde bir odadan Çığlık sesleri bağırtı sesleri arada bir de çocuk sesleri geliyordu polisler odaya gittiler