Bugün Melina'nın en mutlu günüydü; sonunda sevdiği adamla evlenebilecekti. Hatta o kadar mutluydu ki havalara uçuyordu.
Şu an gelin odasında oturmuş hazırlanıyordu. Yanında en yakın arkadaşı Nora, sevdiği adamın kız kardeşi Amelia ve kendi kız kardeşi Lila vardı.
Dışarıda herkes gelin ve damadın salona giriş yapmasını bekliyordu. Melina, artık hazır olmanın verdiği huzurla derin bir nefes aldı.
Aynadan kendisine baktığında çok güzel olmuştu. Kardeşi olarak gördüğü Nora, kollarını arkadan Melina'ya sardı.
Melina'nın gözyaşları akmaya başlamıştı bile. Nora, arkadaşının ellerini tutup kendisine çevirdi.
"Sakın dökme o güzel gözyaşlarını. Bugün senin en mutlu günün; sadece eğlenmene bak, hiçbir şeyi düşünme."
Nora'nın sözleriyle Melina ağlamayı bırakmıştı; şimdi yüzünde güller açıyordu. Melina, Nora'ya çok içten bir şekilde sarıldı.
"İyi ki varsın Nora. Eğer sen olmasaydın belki de şu an bu yerlere gelmeyecektik. Her şey için teşekkürler canım."
Onların bu sevimli hallerine Lila ve Amelia da katılmıştı.
Kapı çalındığında sarılmalarını bitirmişler ve hepsi bakışlarını kapıya çevirmişti. Kapıdan içeri Melina ve Lila'nın annesi Susan Hanım girmişti. Susan Hanım içeri girince kızlar, anne ve evladını yalnız bırakmanın iyi olacağını düşünerek dışarı çıkmışlardı.
Susan Hanım onlara başıyla teşekkür ettikten sonra kızına yaklaştı ve karşısında durdu. Ardından kızını sarıp sarmaladı.
Ayrıldıktan sonra hâlâ minik bir çocuk olarak gördüğü kızının ellerini tuttu.
"Bak kızım, evlendikten sonra sakın aileme huzursuzluk veririm diye düşünüp gelmemezlik yapma. Hâlâ evimde kalacak bir odan, masamda oturacak bir yerin var. Her boş zamanında yanıma uğramayı unutma. Sen, Lila ve kardeşin... Babandan sonra tek dayanağım oldunuz ve şimdi de o dayanaklarımdan birisi gidiyor."
Susan Hanım ağlamaya başlamıştı; kocasından sonra tek yaşama sebebi çocuklarıydı.
Melina da annesine sarılıp ağlamaya başladı. Bir süre öyle durduktan sonra kapı çaldı. Liam kafasını içeri doğru uzattı. Annesi ve ablasının ağladığını görünce onun da gözleri dolmuştu ama evin tek erkeği olduğu için ağlamamalıydı.
Korkutmamak için birkaç kez öksürdü. Liam, ablası ve annesi sarılmayı bıraktı. Artık vakit gelmişti.
__________________________________
Melina, sağ elini Liam'ın onun tutması için uzattığı koluna koydu. Liam ablasını yavaş yavaş eniştesine -ya da iş arkadaşı mı demeliydi- götürüyordu.
Sonunda nikah memurunun yanına geçmişlerdi. Birkaç adımlık yol, Melina'ya sanki kilometrelerce uzunmuş gibi gelmişti.
Sonunda yeminler edilmiş, parti başlamıştı. Danslar ediliyor, yemekler yeniyor, içecekler içiliyordu. Herkes biraz sonra ne olacağını bilmeden huzurlu şekilde eğleniyordu.
Çiftlerin dansı için çalınan müzik başlayınca herkes dans etmeye başladı.
Melina ve James, Amelia ve Liam, Lila da kuzeni Nathan'la dans etmeye başladı. Uzun süre dans ettikten sonra taze damat James, sevdiğine lavaboya gideceğini söyleyip ayrıldı.
10 dakika geçti gelmedi.
20 dakika geçti gelmedi.
30 dakika geçti gelmedi.
1 saat geçti yine gelmedi.
Bunun üzerine Melina meraklanmıştı. Liam'ı yanına çağırdı ve gidip eniştesine bakmasını istedi.
Liam lavabonun kapısını açıp içeri göz gezdirdi ve gördüğü manzarayla
bağırdı:
"Eniştem yerde kanlar içinde yatıyor!!"