Annen biraz sinirlenmişti ama yapacak bir şey yoktu, en azından evin içi güzeldi. Evi gezmeye başladık. Evin içi de toz pembeydi, sanki önceden bu evde Barbie yaşıyormuş gibiydi.
Merdivenlerden yukarı çıkarken kapı çaldı. Babamla ben korkmuştuk. Annem cesur bir kadındı. Çıktığımız birkaç basamaktan indi ve merdivenin tam karşısındaki kapıya yöneldi. "Kim o?" diye seslendi. Aslında öyle seslenmesine gerek yoktu çünkü zaten buradaki kimseyi tanımıyorduk.
Kapıdan bir ses geldi: "Benim, ev için anlaştığınız kişi."
Sesi, az önceki kadına göre daha gençti. Annem kapıyı açtı ve karşısında yirmilerinin sonunda biri vardı. Annem, "Hey, sen az önceki kadın değilsin!" dedi. Kadın, "Ne kadını hanımefendi?" diye sordu. "Aaah, tamam, hanımefendi, kafanız karışmış olmalı. O, burayı temizleyen bayandı. Sizi karşılaması için buradaydı," dedi. Annem anladığını söyledi ve kadını içeri davet etti. Babam bana yukarı gidip odamı seçebileceğimi söylediğinde kabul ettim ve yukarı çıktım. İki odayı gezdim ama ikisi de hoşuma gitmedi. Son bir oda kalmıştı.
Kapıyı açıp içeri girdim. Odada bir masa, masanın üstünde bir masa lambası, masanın önünde ise tahta ama yine de pembeye boyanmış bir sandalye vardı. Camın yanında bir yatak, kapının tam önündeki duvarda ise bir dolap duruyordu. Bu odayı beğendim, tam benim odama benziyor ama benim odamdan biraz daha büyük.Aşağı inip babama bu odayı beğendiğimi söyleyecektim ama ayak seslerinden buraya geldiklerini duydum. Burada olduğumu anlamaları için kapıyı açtım. Birkaç uzun adım sonra odaya geldiler. Annem, "Bu odayı mı beğendin?" dedi. "Evet, burayı beğendim. Güzel seçim, değil mi?
annem,"Evet," dedi.
Anneme başka bir soru daha sordum.
"Anne, o kadın gitti mi?" diye sordum. Annem, "Evet," dedi. "Aslında tatlı bir kadın, diğer kadın gibi kaçmadı en azından. A bu arada, buraya gelirken gördüğümüz ev var ya, aslında bir yetimhaneymiş. Orayı da beraber ziyaret ederiz. Çok kişi gitmiyormuş oraya." "Tabii, gideriz ama ilk önce yerleşelim."