İçeriğe geç

KARTLARINI İYİ OYNA

Bölüm 1 · 10 dk okuma

KARTLARINI İYİ OYNA

Bölüm 1

7 OCAK

1. Bölüm "Her Şeyin Başlangıcı."

Ocak 2015

Ankara - Sincan

İnsan hayatı değerli midir?

Eğer değerliyse insan hayatı ne kadar değerlidir?

Birini öldürdüğün zaman arkasından kaç kişinin canı yanar?

Bir insanın ölümü ne kadar sürede unutulur?

Bir insanın ölümü unutulur mu?

Ölenler öldüğüyle kalırlar mı yoksa bir amaç için mi ölürler?

Bir insanın ölümüyle ilgili bir sürü soru vardır ama en önemlisi, hepsini özetleyen şudur. Eğer gözünü kırpmadan bir insanı öldürebiliyorsan insani duygularından arınmış olman gerekir. Zira insani duygu taşıyan insan da merhamet olur. Merhameti olan bir insan nasıl birini öldürebilir ki?

Cinayetin bir açıklaması var mıdır?

Ben merhametsiz bir insanım, şu yaşadığım yirmi altı yıllık hayatımın son altı yılında merhametini kaybetmiş bir insan olarak yaşadım. Yaptığım şeyler ya da yapacağım şeyler yanlıştı ama kendi adaletimi sağlıyordum.

Kendi adaletini sağlamanın haklı bir sebebi var mıdır?

Malum adalet çarkının doğru düzgün işlemediği bu dünya da insan ne kadar yanlış olsa da kendi adaletini sağlıyordu. Gittiğim yolun doğru olduğunu asla söylemiyorum ki bu yolu tasvir de etmiyorum ancak adaleti sağlar yasa dışı yollar. Buna hep inanmışımdır merhametimi kaybettiğim şu altı yılda kendi adaletimi sağlamaya çalışıyordum ve bunun sona ermesine sadece aylar kalmıştı.

Altı yıllık uzun bir çabanın ardından insan refaha erebilir miydi?

Öldükten sonra ne olacağını hiçbirimiz tam anlamıyla bilmediğimiz için sanırım bu refaha erme konusunda mantıklı bir açıklama yapamıyoruz. Bu konuların hepsini sizinle daha sonra uzun uzadıya konuşmak isterim tabi siz de isterseniz. Ama şu an bu anlattıklarımı toparlamam gereken konular var.

Karşımda dakikalardır gözlerimi gözlerinden ayırmadığım adam suskunluğunu hala koruyordu. Bir tutsak gibi bağlanılmamıştı aksine rahatça sandalyede oturuyordu. Duruşunda çekinme, korku, heyecan ya da başka bir duygu yoktu. Gerçek yüzümü görmediği için bu kadar rahat davranıyordu bunun çok net farkındaydım. Dakikalar sonra gerçek yüzümü gördüğünde ise yüzünün alacağı şekli büyük bir merakla bekliyordum. İnsanlar gerçek yüzümü gördüklerinde eğer onlara zarar vermişsem bana beddualar okumayı, yüzüme tükürmeyi veya bana saldırmayı amaçlıyorlardı. Ben insanların benden nefret etmesini sağlamıştım ömrü hayatımda.

Durumdan tamamen alakasız bir şekilde bulunduğumuz poligon sahasında oturuyorduk.

Neden burada olduğumuza dair benimde bir fikrim yoktu. Silah kullanmayı çok sevmezdim çünkü. Onun yerine daha çok ok ve bıçak kullanırdım. Ok ne kadar eskide de kalsa benim için hala vazgeçilmez bir savaş aletiydi. Aynı zamanda evimde kılıç antrenmanları yapardım, bir insanla dövüşürken kılıç kullanarak yaptığın hareketler sayesinde rahatlıkla üste çıkabilirdin.

Dakikalardır dudaklarımı aralamamıştım oysa konuşmayı çok seven biriydim. Zihnimde oluşturduğum konuşma günlerdir aklımdaydı. Bu konuşmanın sonunda karşımdaki mavilerin öleceğini biliyordum, bu ölüm sadece fiziksel anlamı kapsamıyordu. Üç gündür ara sıra su verilen adamın dudakları çatlamaya başlamıştı, zaten zayıf olan vücudu şu üç günde daha da zayıflamıştı.

Gözlerim parmağında ki nişan yüzüğünde takılı kaldı. Acaba evli miydi? Yoksa sadece nişanlı mı? Evliyse bir çocuğu var mıydı? Bu adam hakkında sadece işimle alakalı kısmı biliyordum, bir ailesi varsa bu beni bağlamazdı.

Sorularıma cevap ararken yüzüğe daha dikkatli bakmaya başladım. Karşımdaki adam bu dikkatimi fark edince gözlerini eline çevirdi. "Babamın hatırası," çatallı çıkan sesini duyduğum gibi gözlerimi gözlerine çevirdim.

Üç gün sonunda konuşmuştu, nihayet. Aslında onu konuşturmak gibi bir niyetim yoktu ben bir soru sorsam konuşacağı zaten belliydi. Sorularıma cevap istiyordum ama hedefim daha başkaydı. Onu burada tutarak başkasını yanıma çekiyordum, kimsenin bundan haberi yoktu. Zira sizin de yoktu, daha yeni aklınıza gelmişti belki de. Amacım asıl hedefe ulaşmaktı, asıl hedefim karşımdaki adam ya da yanıma çekmek üzere olduğum kişi değildi. En yükseği görmek istiyordum, en yaşlılarını, en bilginlerini. Asıl hedefim oydu. Biliyorum içinizden neden o diye soruyorsunuz, amacın ne diyorsunuz içinizden, bunların hepsini biliyorum.

Kendi sorularıma ve sizin sorularınıza bir bir cevap vereceğim ama bunların bir zamanı var.

Size asıl planımın bir kısmından bahsettiysem size kendimi de tanıtmam gerekir. Peki bu doğru mu? Size güvenebilir miyim? Son altı yılda kimseye güvenmemem gerektiğini çok iyi şekilde anlamıştım. İnsanlara güveniyormuş gibi davran ama asla güvenme hayatta ki kurallarımdan biriydi.

Ben kimseye güvenmem işim dolayısıyla ama size güveneceğim. Size kim olduğumu söyleyeceğim. Ben size güveniyorsam siz de bana güveneceksiniz ama bu zamanla olacak. Şimdilik sadece adımı ve asıl amacımın bir kısmını bileceksiniz. Fazla bilgi beni zarara sokardı bundan oldukça emindim.

Benin Adım Arven, Arven Aspenya. Adımın anlamını sonuna kadar taşıyan bir insanım. Savaşçıyım, hayatımın her anında savaşçıyım. Belki doğduğum andan beri değil ama son altı yıldır en iyi savaşçıydım. Ülke çapında aranan bir numaralı suçlulardanım, kırmızı bültenle aranıyorum. Ülkede idam serbest olsa bulunduğum yerde öldürülecek kadar korkulan bir insanım.

Bir insana korku duyulması iyi midir?

İnsanın bir ortamda ki otoritesini korkudan duyulan saygı mı sağlar yoksa sevgiden doğan saygı mı?

Sanırım bu korku mevzusu oldukça derinlere inilmesi gereken, kişiden kişiye değişen bir kavramdı. Ben başka bir şey desem bu size ters gelebilirdi ama yine de fikrimi belirteceğim. Korku gerçekten de ortamdaki otoriteyi etkileyen büyük bir faktördü.

Daha başlardayken birkaç konuya değindim bunun farkındayım. Siz de farkında olun çünkü benim kafam çok karışık. Günlerce, haftalarca hatta aylarca devam etmeli miyim dediğim bu hayatı yaşıyorum şu an. Artık konudan sapmayacağım, size son on dakikada neler olduğunu anlatmaya geçeceğim zira hissediyorum.

Hikayenin başında tam şu anda size bir cümle kuruyorum ve zamanı geldiğinde sonunda da bu cümleyi kuracağım o yüzden iyi hatırlayın.

Ben Arven Aspenya tarih 16 Haziran 2015'i bundan neredeyse altı ay sonrayı gösterirken teslim olacağım, yaptığım her şeyi itiraf edeceğim. Son altı senede yaptığım her şeyi ama gerçekten her şeyi eksiksiz anlatacağım. Nice avukatlar o sorgu odasının önünde vekaletimi onlara vermem için bekleyecekler ama buna ihtiyaç duymayacağım çünkü yaptığım şeyin savunulacak bir tarafı yok. Sadece sebebim var.

Sebebim bu yaptıklarım için yeterli mi peki? Dediğim gibi adalet çarkının düzgün işlemediği bu zamanda adaleti ancak yasa dışı yollar sağlardı. Kimi ne doğru kimi ne yanlış.

Yaptığım şey yanlıştı bunu biliyordum ama kendime bir söz vermiştim.

Bu zamana kadar asla yakalanmadım.

Sakın beni egoist sanmayın çünkü değilim. Sadece kendimi ve insanları çok iyi tanıyan bir insanım, belki de insanların benden korkmasının en büyük sebebi bu. Yanıma çektiğim her insanın en büyük sırlarını bilirim çünkü bir zaman bu sırlar en çok işime yarayacak şeyler olur. Yanımdaki insan zamanı geldiğinde arkamdan iş çevirirse bildiğim sırlarla onların bir adım önünde olurum. Evet şimdi bunları konuşmanın sırası değil, daha önemli konularımız var.

Peki ne yapıyorum? Neden bu poligon sahasındayım? Neden karşımdaki adam da bende konuşmuyorum?

Bu soruların hepsinin bir cevabı var ve size bunları tek tek anlatacağım. Ama baştan söylüyorum yolculuğumuz uzun sürecek bugünün tarihini herkes not etsin bu bir devrin kapanışının ilk günü o yüzden arkanıza yaslanın ve sadece beni dinleyin.

Karşımdaki bu adam ilk başta da dediğim gibi asıl hedefime ulaşmak için bir piyon sadece. Satranç oyununu hepiniz biliyorsunuzdur.

Sizce piyonlar önemli midir, önemsiz mi?

Bence bu piyonun bulunduğu yere göre değişir. Basit gördüğümüz bir piyon yeri gelir bir vezir yerini bile alabilirdi. Peki satranç tahtasında o kadar taşın arasında en önemli sayılabilecek taş hangisidir?

Şah mı? Yoksa Vezir mi? Ya da yine piyon mu?

Hedefin yolunda adım attığın her taş önemlidir. Şaha ulaşmak istiyorsan ona gidene kadar karşına çıkan her taşı yenmen gerekir. Yani ufak görünen o piyon bile çok önemlidir. Şaha ulaşmak istiyorum ve karşıma ilk piyon çıktı. Herkesin ufak gördüğü, önemsemediği bu piyon benim hikayemde büyük rol oynuyor. Piyon beni Vezir'e ulaştıracak, Vezir de beni oyunun sonuna götürecek. Oyunun sonunu görmem aylarımı alacak ama göreceğim, size söz veriyorum. Şah yakın koruması olan Vezir ile ölecek. Şah en yakın adamı olarak gördüğü Vezir'e güveniyor ama bilmiyor ki o Vezir içeriye yerleştirilmiş bir hain. Kimsenin bilmediği bir hain. Benim işim bitene kadar Şah bunu öğrenmeyecek, işim bittikten sonra öğrense bile benim için bir önemi yok.

Size bu zamana kadar ettiğim en büyük yemini ediyorum şimdi.

Şah devrildiği, mat olduğu zaman gidip teslim olacağım. O zamana kadar kimse beni yakalayamamış olacak çünkü ben planımı ilmek ilmek işlemiş olacağım. Teslim olduğum gün, o gün ifademi almak için her savcı o sorgu odasının kapısında bekleyecek. Avukatların her biri beni savunmak için o kapıda bekleyecekler. Canını yaktığım her aile o kapının ardında bana nefretlerini iletecekler. Hepsine gülümseyerek bakacağım şu an olduğu gibi çünkü kimse o zaman bilmeyecek bu işin sonunun ölüme gittiğini. Bu yolda olan herkesin birer birer öleceğini...

Benim adım Arven Aspenya, öldüğüm zaman mezarıma okumu ve yayımı koyun. Bu da sizden tek isteğim.

Artık sadede gelmek istiyorum çünkü hissediyorum vezirim yaklaşıyor.

"Geliyor," dakikalardır ilk defa dudaklarım aralanmıştı. Zihnimin içinde bir sürü konuşma dönüyordu ama bunların hepsi bana saklıydı. Karşımdaki adam ne demek istediğimi anlamamıştı ama arkamda duran adamlarım anlamıştı. Size kimseye güvenmiyorum derken bir kişi hariç demeyi unutmuştum. Bu hayatta sadece bir kişiye güveniyorum onu da zamanı geldiğinde tanıyacaksınız. Gözlerim kenarda duran ok takımıma kaydığında hafifçe gülümsedim ve gözlerimi hiçbir şey olmamış gibi ondan çektim. Burnuma gittikçe yaklaşan gözlüğü geriye itekleyip kuruyan dudaklarımı ıslattım.

"Seni bugün bırakacağım." adam gözlerini kocaman açtı, ne yapmak istediğimi anlamamıştı. "Neden üç gün sonra ve hiçbir şey yapmadan?" oturduğum sandalyeden kalktım, gözlerim etrafta gezerken duyduğum sesle biraz eğildim.

"Anlayacaksın, anlayacaklar. Sen her şeyin başlangıcıydın." gözlerimden bir şey anlamadığını tabi ki de biliyordum. Amacım onun anlaması değildi zaten, sadece dediğim tüm cümleleri aklında tutmalıydı. Aklında tutup abisine, Vezir'e söylemeliydi.

Yayı elime aldığım gibi ucuna bir ok taktım. Karşımdaki adam kendini savunmak için ayağa kalkarken yayı araziye giren arabaya çevirdim. Araba hızlı bir frenle durdu ve dışarıya beş adam ve Vezir çıktı.

Hepsi silahlarına yönelecekken yaydan çıkan ok arabanın camını oradan da koltuğu buldu. Hedefim şaşmamıştı tamamen istediğim yere gitmişti. "Kardeşini al, bundan sonraki hedefim sensin. Ve sen elime geçtiğin zaman kimse sağ kalmayacak." sesim metrelerce uzağımdaki adamın duyması için yüksekti. Vezirim elleri silahlarına giden adamlarını durdurduğunda gülümsedim. "Kimsin sen?"

Bu soruyla yüzümdeki gülümseme daha da büyüdü. "Ben Arven Aspenya ama beni daha çok şöyle tanırsın." yay takımını yere koyup gözümdeki metal gözlüğü çıkardım. Saçımda dakikalardır sırıtan uzun perukta yeri bulduğunda oldukça kısa olan saçlarımı düzelttim. Saçlarımın birkaçı yüzüme düşerken Vezirimin yüzündeki dehşet ifadesine tanık oldum. Beni yıllardır sadece fotoğraflardan gördüğünü biliyordum, kardeşini kaçıranının ben olmadığımı düşündüğü için çok endişelenmediğini de biliyordum. Kardeşi de endişelenmiyordu aslında bunu asıl halimi gördüğünde kapıldığı dehşet ifadesinden anlamıştım. Diğer halimle yüzünde bir korku ifadesi yoktu ama şimdi hepsinin yüzünde o korku kırıntısı vardı.

Vezir ne kadar dehşetle baksa da silahların hiçbirinin bana çevrilmesine izin vermedi. Gözlerim kardeşine kaydığında başımla ileriyi işaret ettim. "Git," dudaklarımdan tek söz çıktığında adam hızla benden uzaklaştı. Gözlerim yine Vezire döndü, sanki derdimi anlamıştı.

"Doğru yolu bul yoksa bu hikayede sende patronun gibi mezarın dibini boylayacaksın." Vezir başını iki yana salladı, sinirlendiğini hissetmiştim ama yüzü yine de sakin tavrını koruyordu. "O benim patronum değil Aspenya. O sadece kendi sonunu hazırlayan bir adam."

İçimden bir ses o her şeyi biliyor dedi. Tüm yaşanılanları, tüm olanları, bitenleri hepsini biliyor diye düşündüm. Peki biliyorsa neden oradaydı? Tabi ki işine geliyordu bunun başka açıklaması olamazdı. Kimse aksini iddia edemezdi.

"Sana iki seçenek sunuyorum. Ya bulunduğun konumdan çık benim yanıma gel, ya da Şah devrilirken sende yanında devril. Bir hafta süren var, kararını verdiğinde seni bulacağım." sözlerim poligon sahasında yankılanırken Vezir kaşlarını çattı. Ne dediğime anlam vermişti bunu anlamıştım çünkü salak biri değildi karşımdaki adam. Sadece ona neden bu teklifi ettiğimi anlamamıştı buna da emindim. Ben bu savaşta artık tek olmak istemiyordum, sonuca bir an önce varıp eğer huzur varsa ona ulaşmak istiyordum. İşte Vezir dediğim adama ortaklık teklif etmemin nedeni buydu. Son bir yıldır aklımda olan bir plandı ama zamanı var diyordum kendi kendime. Sona ulaşmama sadece altı ay kalmışken Vezir'i oyuna sokmak mantıklı gelmişti bana.

Arkamda duran arabayı fark ettiğimde dudaklarım bu gece için son kez aralandı. "Ben tekrar karşına çıkana kadar kartlarını iyi oyna Vezir."

Bu camianın aranan en büyük suçlusu evet benim. Adım Arven Aspenya, gördüklerini hikayemin sonuna geldiğimizde unutacaksınız çünkü herkes gibi bende bir hiçliğe karışacağım. Her şey bir gün son bulacak ve benimde devrim altı ay sonra son bulacak.

Ben Arven Aspenya, bir seri katilim. Öldürdüğüm herkes gerekli sebeplerce öldürüldü, bunu siz de anlayacaksınız. Ve yer yer, hatta çoğunlukla yöntemim yanlış da olsa bana hak vereceksiniz, yer yer bana katılacaksınız. En önemlisi adaletin olmadığı şu dünya da adaleti sağladığımı göreceksiniz. Herkesin "Adaletin bu mu dünya?" demesinin içinde her zaman bir mantık yatardı. Dünya adaletsizdi ve ben size bunu göstereceğim. Belki de ben göstermeden biliyor olacaksınız, bu tamamen sizin bazı şeyleri erken ve geç farkına varmanızdan anlaşılacak.

Asıl kimliğimi açıkladığıma göre tarih 12 Ocak 2015, saat 03.25, ben Arven Aspenya son planımın ilk aşamasını tamamladım.


.

.

.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.