İçeriğe geç

Karranlık Yaz

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Karranlık Yaz

Bölüm 1

Başlangıç

Ceyda, yaz tatilinin başlangıcını en sevdiği şekilde geçireceğini düşünmüştü: evde, kitap okuyarak, rahatça uyuyarak... Ancak annesinin baskısıyla katılmak zorunda kaldığı yaz kampı, her şeyin planladığı gibi gitmeyeceğini hissettirmişti.

"Vallahi Ceyda, seni bu kampı kesinlikle görmen lazım!" demişti annesi, Ceyda'nın her fırsatta kaçmaya çalıştığı kampın afişini gösterirken. "Sana çok iyi gelecek, yeni insanlarla tanışacaksın, eğleneceksin."

Ceyda, elleriyle telefonunu sımsıkı kavrayıp derin bir nefes aldı. Kampa katılmaya karar vermek için verdiği bu savaşı kazanamamıştı. Ne de olsa, Rekin’le birlikte çocukluk arkadaşı olarak katılacaklardı. Ama ya diğer arkadaşları? Ceyda, bu yaz sadece eski arkadaşlarıyla mı vakit geçirecekti? Kimseyi tanımadan, yeni insanlar arasında kaybolmak hiç cazip gelmiyordu.

Yine de, günler geçtikçe, bir şekilde içindeki belirsizlik hissi biraz daha azalmıştı. Birkaç gün sonra, Ceyda ve diğer arkadaşları, kamp alanına doğru yola çıkacaklardı. Düşüncelerinde kaybolmuşken, cep telefonunun ekranındaki bildirimi fark etti. Rekin.

Rekin: "Hadi ama Ceyda, biraz da eğlenmeye bak. Kampı senin için ayarladım. Beni üzme. 😊"

Ceyda gülümsedi. Çocukluk arkadaşıyla olan ilişkisi, son zamanlarda garip bir hal almıştı. Aralarındaki dostluk hiçbir zaman değişmemişti ama içindeki bir şeyler, artık eskisi gibi hissetmediğini söylüyordu. Belki de yaz kampı, o boşluk duygusunu bir nebze doldurabilirdi, kim bilir?

Rekin her zaman olduğu gibi rahat ve neşeliydi. Ama Ceyda'nın içindeki korku ve huzursuzluk, kamp alanına varmak üzereyken daha da belirginleşmeye başladı. Oraya vardıklarında her şeyin normal olduğuna emin olmak istiyordu, ama bir şeyler sanki... yanlış gibiydi.

**

Kamp alanına vardıklarında, gökyüzü gri, ormanın derinlikleri ise karanlık ve gizemliydi. Ceyda, kampa ilk adımını attığında bile, tuhaf bir hissin içinde kaybolduğunu hissetti. Çevresindeki sesler normaldi—kuşlar cıvıldıyor, rüzgar hafifçe ağaçları sallıyordu—ama bir şey eksikti. Havanın tuhaf soğukluğu, her adımında biraz daha yoğunlaşıyordu. Kampın yerleşkesinin kenarında büyük, eski bir ahşap bina yer alıyordu. Ceyda'nın gözleri, binanın pencerelerine takıldı. Sanki birileri orada, onu izliyordu.

"Hey, Ceyda!" Rekin, Ceyda'nın omzuna hafifçe dokundu ve gülümsedi. "Korktun gibi görünüyorsun. Gel, herkese merhaba diyelim."

Ceyda, gözlerini yavaşça başka bir yöne çevirdi ve derin bir nefes aldı. "Yok, yok, sadece... her şey biraz garip." diye mırıldandı.

"Garip olan ne? Burası sadece eski bir kamp." Rekin, elini Ceyda'nın omzuna koyarak, "Ama unutma, burada birlikteyiz. Senin için önemli olan bu, değil mi?" diye ekledi.

Ceyda, gözlerini kaçırarak başını salladı. "Evet, belki de..."

Arkadaşları, kampın etrafındaki çadırları kurmuş ve eğlenceli bir şekilde sohbet ediyorlardı. Leyla, Gizem, Yasemin, Beril, Engin, Uraz ve Can hepsi neşeliydi, ancak Ceyda bir gariplik hissetmeye devam ediyordu. Özellikle Can’ın gülümsemesi... Sanki biraz fazla ışıltılıydı.

Akşam yavaşça çökmeye başlarken, tüm grup kamp ateşinin etrafında toplanmaya karar verdi. Ağaçlar arasında rüzgarın uğuldaması ve ateşin çıtırtısı bir yandan huzur verici, bir yandan da gizemli bir atmosfer yaratıyordu.

Ceyda ateşe bakarken bir an için her şeyin eski haline döneceğini düşündü. Ancak, bir an için gözleri yere kaydı ve... ormanda bir şey hareket etti. Sadece bir ışık... sonra hemen kayboldu. Ceyda gözlerini ovuşturdu, ancak o ışık bir saniye önce kesinlikle vardı.

"Rekin..." diye fısıldadı, "Bir şey gördüm."

Rekin, Ceyda'nın ellerini tuttu ve gülümsedi. "Bence fazla korkuyorsun. Ormanın garip bir havası var, ama sadece rüzgâr. Gel, hadi şarkı söyleyelim, biraz eğlenelim!"

Ama Ceyda’nın içindeki korku, gitgide büyüyordu. Korkutucu bir şey vardı. Bir his... bir şey… Bu kampın sırları, her an ortaya çıkmak için bekliyordu.

Bölüm sonu

1 yorum