İçeriğe geç

KARMA

Bölüm 1 · 5 dk okuma

KARMA

Bölüm 1

Başlangıç

Zihnimin duvarları çürümüş gibiydi adeta yaşamak neydi ki ben bilmiyordum açıkçası bu kadar zor olmamalıydı ama yarınımız yoktu belkide ama kırmak parçalanmak bu kadar kolaydı kimdim ben neydim neden yaşıyordum umutsuzluk kapımdaydı kimsesizdim yanlızdım canım yanıyordu ama kimsenin umrunda değildim.

Evin kapısını açıp içeriye girdim her yerde anılar vardı her yerde tükenmişlik ve çaresizlik kokusu dayanamıyordum artık yaşamak zor geliyordu bana tam 5 yıl geçmişti ama hala ilk günkü gibi zordu tam 5 yıl araştırdım ama bir bok bulamadım bundan 5 yıl önce herzamanki gibi yine kurstaydım sürekli ders çalışıyordum ve nerdeyse bütün gün ek ders alıyordum eve geç saatlerde gelirdim arkadaş ortamım yoktu kimseyle konuşmazdım kendimi derslerime adamıştım amacım ne miydi annem gibi avukat olmaya çalışıyordum annem şehrin sayılı avukatlarındandı ve adı çoğu yerde geçerdi tıpkı babam gibi zaten üniversitede tanışmışlardı ama babam annem kadar işine düşkün değildi ben annem gibi olmak istiyordum işine bağlı bir kadın kulağa harika geliyor neyse yine eve geç geldiğim günlerden biriydi kapıdan içeriye girdiğimde havada iğrenç bir koku vardı kan kokusu aceleyle içeriye girdiğimi hatırlıyorum bütün odalara tek tek baktığımı ve en son yatak odasına girdiğimi yatakta kanlar içinde yatan babamı ve yatağın önünde yerde yatan kanlar içindeki annemi sonrası yok

Aklıma gelen anılarla kendimi banyoya atım ve suyu açtım üstümdekilerden kurtulduktan sonra çekmeceden ihtiyacım olan şeyi aldım ve küvetin içine oturdum bugünün hatırası olan bir çizik atım bacağıma kan akmaya başladığında rahatladığımı hissetim ve kendimi suya bıraktım canım yanıyordu ama umrumda değildi evet aradan 5 yıl geçmişti ve ben avukat olmuştum mesleğimi seviyor muydum evet hemde çok o bana annemin emanetiydi sanki ve ben onu korumalıydım yavaş yavaş gözlerim ağırlaştı bende direnmedim buna kendimi uykunun kolarına bıraktım.

****

"Eftelya Öztürk bu ne büyük süpriz seninle burda karşılaşmayı beklemiyordum"

"Sizcede burda karşılaşmamız doğal değilmi Levent Bey sonuçta ikimizde avukatız" Levent Bey babamın arkadaşıydı açıkçası onu hiç sevmezdim

"Haklısın, ama seninle aynı davada zıt kutuplar için savaşacak olmak kötü oldu"

"Karşı tarafı ve suçlu olanı savunmak da sizin için epey üzücü olmalı"

" Kimin suçlu kimin suçsuz olduğunu umursamıyorum kazanmak benim için daha önemli"

" Haklısınız, insan kendine yakışanı yapıyor tabi"

Bunun üzerine daha fazla konuşmadık ama adamın benim üzerindeki nefret dolu bakışlarını hissediyordum tabiki bir süre sonrada duruşma başlamıştı zaten 2 saat süren duruşmanın ardından tabiki haklı ve suçsuz olan taraf davayı almıştı yani ben duruşma salonundan çıktıktan sonra Levent Bey'le göz göze geldik adam nerdeyse sinirden patlayacaktı kıpkırmızı olmuştu umrumdamıydı tabikide hayır ne demiş atalarımız 'Büyük lokma ye büyük söz söyleme' bunun dışında aynı gün 2 duruşmaya girdim ilk iki duruşmam ne kadar güzel geçmiş olursa olsun 3. Duruşmam çok kötüydü iki tarafta duruşmayı alamamıştı ve hakim ertelemişti. Adliyeden çıktıktan sonra motoruma binerek herzamanki gittiğim restorana gittim.

"Oooo hanım bak kimler gelmiş " Beni gören Bülent abi elindeki bezle yanıma geldi ve bana kocaman sarıldı

"Naber Bülent usta"

" İyidir güzel kızım senden"

"Aynı be ustam"

"Bizi hiç görmüyosun deli kız" dedi Asuman abla Bülent abinin arkasından çıkarak

" Oooo, Sultanım " Asuman ablaya sarılarak minicik bedenini kolarımın arasına aldım ve etrafımda döndüm. Asuman abla 1.55 boylarında tatlı bi kadındı. Bülent abide hafif göbekli 1,80 boylarındaydı karısı yanında ufacık kalıyordu.

" Herzamanki masan boş güzel kuzum sen geç ben sana herzamankilerden getiriyorum"

" Tamam Sultanım"

Herzamanki yerime geçerek oturdum ve sahili izlemeye başladım burası sahil kenerında minik bir balık restoranıydı Asuman abla ailesi vermeyince Bülent abiye kaçmıştı. Birlikte İzmir'e gelmiş ve bu balık restoranını açmışlardı yıllardırda birlikte burayı işletiyorlardı balıklar Bülent usta'dan mezelerde Asuman Sultandandı. Haftada bir gelirdim buraya kafa dağıtmaya yarım saat sonra masa kurulmuştu. Restorant dolu olmadığı zaman ikisinden biri bana eşlik ederdi ama bugün nerdeyse tıklım tıklımdı yani kısacası tek başıma yiyecektim. Bülent abi elinde bir bardak rakıyla yanıma gelip

" En önemli şeyi unuttuk "dedi

" Bende unutmuşum abim bee, ver ver" Elindeki rakı bardağını alarak masaya koydum ve denizin güzelliğine bakarak yedim yemeğimi ard arda 4 bardak rakı içmiştim ve hafif çakır keyiftim bu şekilde motor kullanamazdım, yarında hafta sonuydu zaten izinliydim yani. Masayı toplamak için gelen Asuman sultandan oda anahtarını alıp restoranın arkasındaki Bungolovlardan birine geçtim ve kendimi yatağa atım. Evet restorantın arkasında Bungolovlar vardı burayıda onlar işletiyordu. Düşünceler beynimde volta atarken kendimi uykunun kolarına bıraktım.

****

Sabah uyandığımda başım çatlıyordu nerdeyse, sıcak bir duşun ardından kendimi sahil kenarına atım yalın ayak yürümeye başladım 1 saat sonra Asuman abla kahvaltı hazırlamış ve beni çağırmıştı birlikte kahvaltı yaptıktan sonra motoruma binip eve gelmiştim aslında bir nevi rahatım evime davet edeceğim kimse yoktu Çünkü benim arkadaşım yoktu akrabalarımı zaten sevmezdim ailem öldükten sonra onlarda beni arayıp sormamışlardı zaten birtek anneannem vardı oda İstanbul'daydı onun yanınada ayda yılda bir gidiyordum.

Bütün günümü kitap okuyarak ve davalara hazırlanarak geçirmiştim saat 24:00 da da bir film bulmuş ve onu izlemiştim şimdi de yatağıma uzanmışım tavanı izliyordum böyle yaşamak nereye kadardı cidden anne ve babamın ölümü hakkında hiçbirşey bilmiyordum tek bildiğim ikisininde biri tarafından öldürüldüğüydü ama bu kişiyi bulmaya cesaret edememiştim galiba bilmiyordum ya bilmiyordum ben bir bok bilmiyordum.

Sabaha kadar yatakta dönüp durmuştum ama bir türlü uyuyamamıştım güç bela yataktan kalkmış ve üzerimi giyinerek alışverişe çıkmıştım buzdolabımda hiç birşey kalmamıştı. Alışverişi yaptıktan sonra onları eve bırakıp tekrar dışarı çıktım öylece motorla tür atmak iyi geliyordu ama ciddi anlamda artık yanlızlıktan sıkılmıştım ve kendime arkadaş bulmalıydım en azında takılacak zaman geçirecek birilerini, yanıma gelip benimle iletişim kurmaya çalışan insanlarıda tersliyordum aslında kendimi çok zorlamış ve üniversitede bir arkadaş edinmiştim daha sonra onunda beni kullandığını öğrenmiştim tabiki kızın amacı sadece benim paramı yemekmiş üzücüydü.

Yakınlardaki bir kafeye girdim ve en arkaşlardan bir masa seçtim kendime

" Ne alırdınız " Yanıma gelen 19 yaşlarındaki genç kıza baktım gözlüklerini gözüne sokarcasına takmıştı saçları kumral ve kıvırcıktı tatlı ve birazda utangaçtı

" Ben sade kahve alayım " dedim ve hayatımda ilk defa güzel birşey yapıyomuş gibi ona gülümsedim oda bana kocaman gülümseyerek kafasını saladı ve uzaklaştı. Burdan kapıyı göre biliyordum ve içeri kim girerse onu inceleyebilirdim evet böyle bir huyum vardı insanları ne kadar sevmesemde onları incelemek hoşuma gidiyordu kahvem geldikten sonra cebimden sigaramı çıkartım ve yakıp derin bir duman aldım. Sigaram bittiğinde kahvede bittmişti biraz daha oturup kalkarım diye düşünürken içeriye 1,90 boylarında biri girdi adam esmerdi dağınık saçları kemikli yüzünde güzel durmuştu kısacası Yunan tanrılarına benziyordu bedenine yapışan siyah t-shirt onun üstüne de deri ceket giymişti. Neyse bu kadar yeterdi ' Allah sahibine bağışlasın ne diyim' hesabı ödedikten sonra dışarı çıktım ve sigara paketimi içerde unuttuğumu hatırlayarak tekrar kafeye girmeyi düşünürken üzerime birinin atlayıp beni yere düşürmesiyle gözlerim kapandı son hatırladığım 2 el silah sesiydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.