İçeriğe geç

Kardelen Çiçeği

Bölüm 31 · 2 dk okuma

Kardelen Çiçeği

Bölüm 31

Yara izleri

"Rex! Aç gözlerini, sakın kapatma!"

​Çığlığım arabanın dar kabininde yankılanırken ellerim panikle koltuğa bıraktığım siyah eşofman üste gitti. Korkudan titreyen parmaklarım söz dinlemiyordu.Arabayı kullanan adam dikiz aynasından sarsılmış bir ifadeyle bize bakarken bağırdım: "Daha hızlı sür! Ölüyor, anlamıyor musun?!"

​Sonunda eşofman üstü alıp,Rex'in sol kaburgasındaki o sıcak, oluk oluk akan yaranın üzerine bastırdım. Avuçlarımın altından kayan kan, üstümüzü başımızı kızıla boyuyordu. Bastırdıkça Rex'in dudaklarının arasından acı dolu, derin bir inilti döküldü. Yüzü katran gibi kararmış, şakaklarından soğuk terler süzülmeye başlamıştı.

​"Beni bırakamazsın," diye fısıldadım, eğilip alnımı onun terli alnına yaslayarak. Bütün o bir yıl biriktirdiğim kırgınlığım, öfkem, hesap sorma isteğim avucumun altındaki kanla birlikte akıp gidiyordu. "Duydun mu beni? Bir yıl boyunca cehennemi yaşattın bana, şimdi öylece gidemezsin. Yalvarırım kapatma gözlerini... Daha yeni buldum seni. "

​Araç ani bir frenle taş kaplı bir avlunun ortasında durdu. Kapılar hızla açıldı, içeriye giren güçlü kollar bizi dışarı çekmeye çalıştı ama Rex bilincini yarı yarıya kaybetmiş olmasına rağmen beni bırakmıyordu. Parmakları belime bir sarmaşık gibi dolanmıştı.

​"Patron, geldik! Doktor içeride!"

​Beni onun kucağından zorlukla ayırdıklarında, soğuk hava yüzüme bir tokat gibi çarptı. Rex'i taş binanın alt katındaki o loş, soğuk müdahale odasına taşıdılar. Taş duvarlar, sedyenin üzerindeki tepeden inen o tek beyaz ışık ve etraftaki tıbbi malzemeler buranın bir hastane değil, sığınak olduğunu haykırıyordu.

​Doktor hızla müdahaleye başlarken ben odanın köşesinde, ellerim onun kanıyla kaplı bir halde donup kalmış durumdaydım.

​"Tişörtü kesin!" dedi doktor sert bir sesle.

​Makasın kumaşı kesme sesi odayı doldurdu ve siyah tişört ikiye ayrılıp Rex'in bedeninden sıyrıldığında, soluğum boğazımda tıkandı. Ellerimi ağzıma kapattım.

​Yara sadece sağ kaburgasındaki taze mermi izinden ibaret değildi.

​Geniş, kaslı göğsünde, karnında ve kolunda... Çizgi çizgi, dikiş izleriyle kaplı onlarca yara izi duruyordu. Bazıları derin bıçak darbeleriydi, bazıları ise çoktan kabuk bağlamış ama rengi henüz dönmemiş mermi girişleriydi. Bir yıl boyunca benden uzakta geçirdiği her bir günün, girdiği her bir çatışmanın, içtiği her bir andın izi vücuduna bir harita gibi kazınmıştı.

​Düşmanlarına terör estirirken aslında her gün kendi bedenini ve ruhunu ateşe atmıştı.

​Doktor anestezi bile yapamadan yaradaki mermiyi çıkarmak için bistüriyi vurduğunda, Rex'in dişlerini sıkmaktan çene kemikleri dışarı fırlayacak gibi oldu. Derin bir hırıltı koptu göğsünden ama gözlerini aralayıp beni aradı. O acının ortasında bile tek odağı bendim.

​Adımlarım benden bağımsız hareket etti. Sedyeye yanaştım, titreyen ellerimle onun kasılmış yüzünü tuttum. Başımı eğip dudaklarımı onun soğuk şakaklarına bastırdım.

​"Buradayım," diye fısıldadım gözyaşlarım onun yüzüne damlarken. "Bırakma kendini. Geçti..."

​Rex titreyen elini kaldırıp yanağımdaki elini benim elime kenetledi. "Affetme beni Kardelen," dedi kesik kesik, göğsü acıyla inip kalkarken. "Ama sakın bir daha beni sensiz bırakma..."

​O an anladım ki, ikimizin de cehennemi birbirimizden ayrı kaldığı o bir yıldı. Ve ne olursa olsun, bu enkazı birlikte kaldıracaktık...

Bölüm sonu

3 yorum