İçeriğe geç

KARDELEN

Bölüm 1 · 2 dk okuma

KARDELEN

Bölüm 1

GİRİŞ

Hayatta zorluklar vardır. Zorluklar ve mutluluklar. Genelde hangisiyle karşılaşacağımızı kader seçer. Bazen ise biz seçeriz. Benimkini kader seçmişti. Ne kadar çabalasam da bazı şeyler bizim elimizde değildi çünkü. Hayat beni sınıyordu. Birçok şeyle. Hatta sahip olmadığım şeylerle bile...

Annem ve babam aynı gün bu dünyayı terk ettiklerinde ben on dört yaşındaydım. Meslekleri gereği tarihi şatolarda incelemeler yapıyorlardı.

Bir gün araştırma için bir şatoya gittiklerinde annem şatonun dev balkonuna çıkmıştı. Sonra nasıl olduğu bilinmeyen bir şekilde oradan düştü. Babam hemen onu hastaneye yetiştirmeye çalıştı ama şatonun yolundaki uçurumda kaza yaptı.

Aşağıya yuvarlandılar.

Bunları bana onlar ile birlikte araştırmaya giden adam anlattı. O arabayla arkadan takip ediyormuş. Karşılarına bir hayvan çıktığını, ve bu yüzden babamın ani manevra yaptığını söyledi. Ben o sırada evde onların gelmesini beklerken film izliyordum. Sonra kapım çaldı. Gelen teyzem ve kocasıydı. Teyzemin gözleri yaşlı, kocasının gözleri ise durgundu. Bense ne olduğunu anlamamıştım. Sonra teyzem geldi. Saçlarımı okşadı. Yüzümü avuçları arasına aldı. Ardından birden bana sarıldı.

O an kafama dank etti. Panik içinde baktım yüzlerine. Ama teyzem beni bırakmadı. Daha sıkı sarıldı bana. Sonra karakol, velayet mahkemesi, okul ve anne babam olmadan geçecek olan bir ömür. Onlardan bana kalan en önemli şey ise annemin bana bıraktığı madalyonuydu. Üzerinde kardelen çiçeği vardı. İçinde ise okunamayacak kadar minik bir kağıt. Bir mektup. Ve minyatür bir taç. Kalan tek şey buydu. Zordu.

Ama ben de onların yolundan gitmeye karar vermiştim. Teyzem başta izin vermek istemedi ama başka bir meslek yapsaydım muhtemelen hayatım boyunca bir ruh gibi yaşayacaktım. Zaten küçük yaşlarımdan beri annem ve babamın anlattığı masallar ve hikayeler sayesinde eski krallık dönemlerine ve şatolara ilgim vardı. Başka bir meslek yapamazdım.

Teyzem de bunu anladıktan sonra izin verdi. Ardından ben üniversitedeyken kansere yakalandı ve o da aramızdan ayrıldı. Hayatımdaki herkes yanımdan ayrılıyordu. Ve bu, kendimi çok kötü hissetmeme sebep oluyordu. Acaba bende mi bir sorun vardı? İşte bunun cevabını bir türlü bulamamıştım.

Üniversite bittikten birkaç yıl sonra sonunda 24 yaşımda mesleğimi elime almıştım.

Tarihi yapı araştırmacısı.

Eski kraliyet dönemlerinden kalma şatoları inceliyor, fotoğraflarını çekiyor ve onlar hakkında raporlar çıkarıyordum. Eğlenceli bir işti. Yorucuydu. Bazen ürkütücü. Koskoca dağların tepesinde, terk edilmiş soğuk koridorları incelemek bazen korkutucu olabiliyordu. Ama güzeldi. Bir çoğu şehir merkezlerindeki klasik binalardan çok daha çekici yapılardı.

Ve benim işim onları incelemekti.

Neler yaşayacağımı bilmeden, hayatımda ne fırtınalar ve ne tatlı rüzgarlar olacağından habersiz bir şekilde iş rutinimi yapıyordum.

Hayat bana bir isim, soy isim vermişti. Bir de acılar. Ben buydum. Ve bir süre daha böyle kalmam muhtemeldi. Kader benim için bunu seçmişti. Ve bunu değiştirmeye çalışmak bunu daha kötü hale getirirdi. Bunu biliyordum. Ama canım çok acıyordu. Yanıyor muşum gibi değil, donuyor muşum gibi... Hissizleşiyor muşum gibi...

Ve buna karşı koymaktan başka yapabileceğim bir şey yoktu. Sadece şekillendirebilirdim. Değiştiremezdim.

Acımı dindirmemi sağlayacak kişi ise o anda hayatımda değildi. Bu yüzden soğuktum. O olsa da soğuk kalacaktım.

Karlar kraliçesi, kralının yanında dahi ısınamazdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.