Bulut'dan:
"Bulut?"
"BULUT!"
Yanım da ki arkadaşım kolumu çimdiklediğinde irkilerek uyandım. Tarih öğretmeni yoklama alıyordu.
"Burdayım."
"Git elini yüzünü yıka da gel."
"Tamam hoca'm."
Herkesin gözlerini üzerim de hissederken daha çok gerilmiştim ve sıcaklık basmıştı. Ayağa kalkıp kapıya doğru ilerledim. Sınıfın eski kapısını açmak için büyük bir kuvvet uygulamam gerekiyordu ki, o da ben de yoktu şu an.
Sınıfın bodycisi gelip kapıyı benim için açtığında ona teşekkür ettim. Ama o sadece bana göz devirdi ve yerine geçti. Sebebi ise büyük ihtimalle tüm okulun gay olduğumu ve bir sevgilim olduğunu öğrenmeleriydi. Erkek olan tüm arkadaşlarım ben'den uzaklaşmışlardı ve ben onlara sebebini sorduğum da hepsin'den de aynı cevabım aldım; "Sen şimdi gaysin ya bize de yavşarsın."
Aklımda ki düşüncelerden sıyrılıp sınıftan çıktım. Kapıyı tekrar geldiğim de kolaylıkla açabilmek için ufak bir aralık bırakmıştım. Boş koridorla ilerlerken ellerimi ceplerime sıkıştırmış, ayaklarımı yerlere sürterek ilerliyordum. Erkekler tuvaletine gitmek için merdivenlere yöneldiğim de gördüğüm şey ile yerime çakılıp kaldım.
Ilgaz yani 'sevgilim' bir kız ile öpüşüyordu ve o kız benden nefret ediyordu. Resmen karşımda birbirlerini yiyorlardı. Ilgazın elleri o kızın belindeydi, kızın elleri ise ılgazın yüzünde ve boynunda dolaşıyordu.
Cidden bunu bana yapmış mıydı? Aldatmış mıydı beni? Hem de bir kız ile. 2 yıllık sevgilim beni "Ben gayim." Diye beni kandırmış mıydı yani?
Gözümden akan yaşı bile yanağımda hissettiğimde ağladığımı anladım. Elimin tersiyle yüzümü silsem bile bu sefer sessiz şekilde ağlayışım, sesli hıçkırıklara dönmüştü.
Ne yapacağımı bilemez bir şekil de okulun bahçesine doğru koştum. Hava almam gerekiyordu şu an da. Boğulucakmışım gibi hissediyordum. Sanki boğazım da dikenli sarmaşıklar vardı.
"Bulut dur, yanlış anladın!"
Arkamdan gelerek bağırmasıyla, daha da hızlı koştum. Sonun da bahçeye çıktığım da soğuk havayı derince içime çektim. Ne kadar nefes alırsam alayım, sanki dakikalardır nefesimi tutuyormuş gibi hissediyordum.
Ne ağlamam diniyordu, ne de gördüğüm şeyler aklımdan çıkıyordu.
"Bulut..."
Arkamdan sarılıp, ellerini belime doladığında sertçe ittim onu. Arkama döndüğüm gibi elimi kaldırıp yüzüne tokat attım.
"Bu muydu senin sevgin?! Sadakatsiz puşt! Ya sen nasıl böyle bir şey yapabilirsin aklım almıyor... O gördüğüm şeyler neydi?!"
Başını eğip sessiz kaldı.
"Söylesene!"
Ağlaya ağlaya göğsüne yumruklarımı indirdim. Dizlerim daha fazla beni tutamıyordu. Yere çöküp ellerimle yüzümü kapattım. Hıçkırarak ağlamaya devam ettiğim de o da önüme çöktü.
"Sevgilim ağlama, cidden bilerek yapmadım."
Ellerini saçlarıma attığında kafamı hızla kaldırdım.
"Ne demek bilerek yapmadım ya?! NE DEMEK BİLEREK YAPMADIM?! Orada gözlerimin önünde birbirinizi yediniz resmen. Biraz daha izleseydim çocuk da yapacaktınız!"
"Sevgilim bak-"
"SEVGİLİM DEME BANA!"
"Bulut bak, sabah su yerine babamın rakısını içmişim, kafam güzeldi, ne yaptığımın farkında değildim. Orada seni görünce korkudan ayıldım ve ne yaptığım farkına vardım. İnan bana bebeğim, ben seni aldatmayacak kadar çok seviyorum. Sana dokunaya bile kıyamıyorum..."
"Yalan söyleme bana Ilgaz. Hani gaydin sen?! Bu hayat da bi' sen seviyordun beni, o da yalanmış zaten."
"Sevgilim, ben o kızı sen sandım. Ciddiyim sen sandım. Karşımda seni görünce onun sen olmadığını anladım. İnan bana."
"Ya bi' siktir git, kime yutturmaya çalışıyorsun sen?"
Zar zor ayağa kalktığımda kolumdan tuttu.
"Bırak kolumu."
"Nereye?"
"SANA NE?!"
tekrardan okula girip lavaboya gittim. Kapısından girdiğim anda burnuma gelen keskin koku ile nefesimi tuttum. Musluğu açıp yüzümü soğuk suyla yıkadım. Suyu kapatıp aynadan uzun süre kendimle bakıştım. Gözlerim hep kan çanağı olmuştu. Şimdi sınıfa gidince öğretmen soru yağmuruna tutucaktı.
Daha fazla bok kokusuna dayanamayıp, lavabodan çıktım ve sınıfa yöneldim. Kapıyı iki kere tıklayarak içeri girdim. Sınıfta ki gereksiz birkaç kişi "Sonun da gelebildin, tuvalet çukuruna mı düştün?" Gibi boş şeyler söylediklerinde gözlerimi devirip sırama geçtim.
Kafamı sıraya gömüp tekrardan uykuya daldım. Keşke hiç uyandırmasalardı beni.
.
.
.
