‘’Ama…’’ Kızlardan biri itiraz edecek gibi olunca anında sözünü kestim,
‘’Burada işimizi yapıyoruz, daha fazla zorlaştırmak yerine bir kere de emirlere uysanız nasıl olur!? Tamam ya gidin çıkın o kapıdan da kayın düşün, umrumda değil. Ne yaparsanız yapın.’’ Kızlar birbirlerine baktılar tereddütle. İçimden dua ediyordum. Lütfen oraya gitmeyin, lütfen, yalvarırım oraya gitmeyin çünkü giderseniz ölümüm Onur Zorlu’nun elinden olacak! Lütfen… yalvarırım…
‘’Tamam, özür dileriz…’’ dedi kızlardan biri ve birlikte aşağı kata yöneldiler. Sevinçten ağlayacaktım. Arkamı döndüğüm gibi koşarak yukarı çıktım ve kapıyı açtım. Anında içeri girdiler.
‘’Babama söyleyeceğim seni daimi okul nöbetçisi yapsın.’’ diye fısıldadı Onur merdivenlere yönelirken, ‘’Bu iş için yaratılmışsın. Kolunda ‘nöbetçi öğrenci’ yazısıyla doğmadığına emin misin?’’ Anında gözlerimi devirdim nedense gülerek. İlk defa takdirini kazanmıştım. Onur Zorlu’nun takdirini kazanmak zorlu bir yarışı birinci