fazlasıyla eğlendiği çok belliydi. Sinirle başımı çevirip kantini inceledim. Çok fazla insan vardı ve karanlıkta bir şey anlamamız mümkün değildi. Onur da zaten insanları incelemek yerine keyifle bana bakıyordu.
‘’O adam sana ne dedi?’’ diye sordum başımla biraz önce konuştuğu adamı işaret edip,
‘’Elektrik kesintisi sadece bizim okulda yaşanmış. Jeneratör bile çalışmıyormuş. Hasta kızın durumu da çok ciddiymiş, ve iki kişi daha aynı şikayetle revire gitmiş. Yani olay büyüyor. Buradan yarın çıkma ihtimalimiz kalmadı. Ne kadar daha kalacağımız belli değil.’’
Yutkundum. Kahretsin, bir günde halledilir sanmıştım. Halledilecek gibi değildi. Kötü olaylar dönüyordu, bu okulun içinde çok kötü olaylar dönüyordu. Büyük, çok büyük bir felaketti bu… Ve biz bu olayın içinde sıkışıp kalmıştık. Bizimkisi batmak bile değildi. Bataklığın içindeydik, ama ne kurtulabiliyorduk, ne de batıyorduk. Ne yaşamak mümkündü sanki, ne ölmek…
4.Bölüm : Buram Buram Tehlike
*Ne bir kişi eksik, ne bir kişi fazla…*
Dikkat en önemli refleksidir insanın. Dikkat bir reflekstir, evet. Dikkat anlıktır, dikkat tepkidir. İnsan planlayarak dikkat etmez hiçbir şeye. Unutmamak insanın elindedir, ama dikkatli olmak, işte o insanın ulaşması güç bir refleksidir. Bir kere ulaştı mı zorunlu ve uzun süreli refleksi olur, anlık olmaktan çıkar. İnsan bir kere dikkati yakaladı mı ondan sonra hayatının her anını ayrıntılara dikkat etmeye mahkum olarak geçirir. Ben reflekslerime güvenirim. Bu yüzden zor da olsa gözlerim kantindeki öğrencilerin üstünde. Tek tek yüzlerine bakıyorum hepsinin. Gülüyorlar, sohbet ediyorlar, yemek yiyorlar, telefonlarıyla ilgilenenler var, uyuklayanlar var. Hepsi normal görünüyor. Ya da hepsi anormal. Çünkü birbirlerinden hiçbir farkları yok. Bu yüzden, normal olacaklarsa beraber normaller, anormallerse hepsi anormal.
‘’Üç masa ötemizdeki üç kişilik masa. Üstünde turuncu hırka olan sarışın çocuk.’’ diye söze girdi Onur. Başımı oraya çevirdim. Çocuk yanındaki iki erkek