Sırt çantasını tek omzuna takmış kimseye bakmadan okula doğru ilerleyen bir çocuk bir süre sonra kendisini karşılayacaklardan habersizdi. Sid yaşıtlarına göre büyük ve cüsseliydi. Marulu andıran kahverengi saçları ve yüzüne hiç yakışmayan ördek ağzı vardı. Bir zamanlar zorbalık yaptığı iki çocuğun yasını tutmaktansa bir süre kendisini yine zorbalık edecek zavallar arıyordu. Okulda herkes ondan mümkün Mertebe uzak durmaya ve onunla ilişki kurmamaya çalışıyordu. Mikhail ve Chris 'in ölümleri ardına pekçok ebeveyn artık okul servisi ile anlamışlardır. Sid her zamanki gibi okula giderken okulun önündeki iki kankası onu bekliyordu. Biri boyu Sid'e yakın 3 numara saçı olan biri, adı Ken' di diğeri ikisinden biraz kısa düz siyah saçlı bir çocuktu. Adı jimy'di. Okula girmeleri ile tiksinç bakışları üzerine çekmeleri bir oldu. Koridorda herkes fısıldaşıyordu. Ancak o üçüsü bağıra çağıra, dolapları vura vura ilerliyordu. Herkes onlardan nefret etsede hiç bir şey diyemiyorlardı. Sınıfa girince sıralara vura vura en arka sıralara oturdular.
Bir süre sonra
Sınıfa bir öğretmen girdi. Kısa saçlı, güzel bir kadındı. Adı Julia 'ydı
Julia :"(Elindeki sınıf defterini öğretmenler masasına bırakıp iki elini birleştirip) İlk olarak bugün sizi bir arkadaşınızla tanıştırmak istiyorum." deyip kapıya gözünü dikti. İçeri kısa boylu, zayıf vücudlu, oldukça yakışıklı ve sempatik bir çocuk girdi. Sınıfa göz atarken Sid ile göz göze gelince Sid'in içini tuhaf bir his kapladı. Normalde bu durumda öyle birini nasıl kölesi yapacağını düşünürdü. Ancak bu sefer sanki bu çocuğa hiç bulaşmaması gerektiğini hissediyordu.
Bir süre sonra
Öğle molasında Ken ve Jimy bu çocuğu nasıl kullanacağını tartışırken Sid tam olarak karşısında duran o çocuğa bakıp göz teması kurmaya çalışıyordu. Adı Rayn'di. Ancak çocuk kafasını elindeki kitaptan kaldırmıyordu.
Elinde "O değil" adlı bir kitap vardı. Sid düşünüp dururken Ken 'i yanına çağırdı. Ken' den çocuğu takip etmesini istedi. Ken ona emin olup olmadığını sordu. Sid hiç bir şey demeden başını salladı.
Ken:"Ehhh, o kadar zor olamaz yani" dedi.
Okul bitince
Sid ve Jimy evilerine giderken Ken, Sid 'in ona demiş olduğu üzere çocuğu takip etti.
Sonraki gün
Sid ve Jimy okulun önünde Ken' i bekliyordu. Ken soluk soluğa bir şekilde onların yanına gitti.
Sid :"Neredeydin? Senin yüzünden geç kalıcağız."
Ken :"(soluk soluğa bir şekilde) inanın bana buna değecek. Dün ne gördüğüme inanmazsınız."
Sid ve Jimy, Ken'e merakla bakarken
Ken:"Dün okuldan sonra Rayn'ı takip ettim. Kendisi kasabanın dışına çıktı. Kontrollü bir şekilde onu takip ettiğimde bir an durdu. Beni fark ettiğini sandım ama kasabanın dışında ki ormana yaklaştı."
Sid ve Jimy tek bir ağızdan
"Sisli ormana mı?! " diye sormuşlardı.
Chris ve Mikail orada kaybolmuştu. Ve Şerif Gordon ve ekibinin nereden geldiği bilinmeyen bir kadını o ormanda bulduklarına dair bir söylenti vardı.
Ken :"Evet! Sonra durduğunda sis ağırlamaya başladı. Rayn'da sisin içinde kaybolmuştu." dedi.
Ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Sid bir şekilde bu çocuktan uzak durması gerektiğini hissediyordu.
Okulda öğle molasında Sid, Jimy ve Ken bankta tek başına oturan Rayn'a yürüdüler. Sid Rayn'ın karşısına geçip
Sid:" Pışt! Ucube seni dün sisli ormanda görmüşler." dedi.
Rayn anlamsız bir şekilde Sid'e bakıyordu. Sid ise sadece sırıtıyordu. O an zorbalık damarı tuttu. O çocuğun ona hiç bir şey yapamayacağını ve kendisi ne isterse onu yaptırabileceğini düşünüp onun yakasına yapışıp kendine çekti. Ancak bu yaptığının ne kadar yanlış olduğunu tam o an anladı. Rayn'ın gözleri kıpkırmızı oldu. Sid bir an yutkunup Rayn'ı bıraktı. Ama kafasına bir yoğurt kasesi fırlatıldı. Etrafına bakıp kimin attığına bakıyordu. Lilia 'yı gördü.
Lilia sarışın, uzun saçlı yeşil gözlü, güzel bir kızdı. Sınıfta Sid' e gücü yeten tek kişiydi. Ayrıca Sid'in kendisinden korktuğu tek kişiydi. Çünkü okulda ki tekvando grubunun lideriydi. Ve hiç yabana atılamayacak şekilde yetenekliydi.
Lilia :"Bırak o çocuğu Sid!" diye bağırdı. Bu normalde Sid'i korkutmaz. Ancak etrafındakilerin hepsi Lilia 'nın yanına geçti. Neredeyse 50 kişiye karşı sadece 3'ü duruyordu. Sid önce onlara sonra yanında duran Rayn'ın normale dönen gözlerine bakıp ciddi bir şekilde kaçtı. Lilia ve bir kaç arkadaşı Rayn'ın yanına gidip ona Sid ve arkadaşlarının ona bir şey yapıp yapmadığını sordu. Ancak Rayn'ın ciddi bir şeyi yoktu. Sid ise diğer ikisiyle sınıfa kaçtılar. Ancak anlam veremiyorlardı. Dün e kadar onlardan kaçan herkes nasıl olduda şimdi böylesine organize olmuşlardı. Bunun Sid'e göre iki tür açıklaması vardı.
Ya Chris ve Mikhail 'in kaybolması onları birbirine kilitledi. Ya da bu işin içinde Rayn'ın parmağı vardı. Sid için durum ne olursa olsun 2. seçenekti. Bu onun için artık bir gurur meselesi oldu. Öncesinden ona duyduğu korku ve endişe adeta kayboldu.
Birkaç saat sonra
Günün geri kalanında Sid ve tayfası adeta ambargo yemiş gibi oldu. Herkes onları dışlıyordu ve en ufak bir şeyde onlara patlıyorlardı.
Sid yanına Jimy ve Ken'i alıp okul sonrası kimseye fark ettirmeden Rayn'ı takip ediyorlardı. Ken'in de dediği gibi kasabadaki bir kaç sokaktan geçip kasabanın dışına çıkıyorlardı. Büyükler onlara sıkça kasabadan ayrılmamaları konusunda onlara tembihliyordu. Ancak onlar hiçbir zaman kulak asmamışlardı.
Rayn kasabadan ayrılınca Sisli ormanın bulunduğu tepeye doğru ilerledi. Ken, Sid'in kolundan tutup
"Bu kadar yeter! Artık geri dönmeliyiz." dedi. Ancak Sid Ken'in üzerinden atıp "İstersen geri dön. Ben gelmiyorum." deyip Jimy'i yanına alıp Rayn'ı takip etmeye devam etti. Birkaç adım sonra Rayn durmuştu. Ormandaki sis ağırlaşıp Rayn'ı içine alınca Rayn o an sisin içinde kayboldu. Sid tam ormana girecekken Ken ve Jimy, Sid'in kolundan tuttu.
Sid:" Bırakın beni korkaklar. Benimle gelmeyecekiseniz bari engel olmayın."dedi. İkisini de kolundan atıp ormana girdi. Jimy ve Ken'de bir şekilde onu takip ettiler. Ancak Biraz ilerlediklerinde göz gözü görmez oldu.
Sid:" (arkasına dönerek) Pışt! Hala orada mı-" arkasını döndüğü an kimsenin olmadığını gördü. Etrafına iyice bakınca sislerin arasında bir siluet gördü. Bu Rayn'dı.
Sid:"Seni ucube! Senin bir parmağın olduğunu biliyordum. Diğerleri nerede söyle bana!" diye bağırıp Rayn'ın üzerine koştu. Ancak Sid ona dokunamadan Rayn sisin içinde kayboldu. Sisde dengesini koruyamayan Sid yere düştü. Ayağa kalktığında başka bir siluet gördü. Sis dağılınca anladı. Bu Ken. Sid onu görünce rahatlar şekilde doğruldu. Ancak Ken bir anda kan öksürüp yere yığıldı. Sırtında dev bir pençe izi vardı. Korkudan dilini yutmuştu. Geri geri sürünürken bir ağaca çarptı. Çarptığı ağaçtan destek alıp kalktı. O an yeni bir siluet gördü. Jimy olduğunu düşünmüyordu.
Sid:"Jimy! Sen misin?! Yardım et lütfen! Ken... O-o-" cümlesini bitirmeden sis dağıldı. Jimy üstü başı paramparça şekilde Sid'in önünde duruyordu. Ama o da yere yığıldı. Onun da sırtında dev bir pençe izi duruyordu. Zor bela yanına kadar gidip önüne çöküp ağlamaya başladı.
O an karşısındaki Sisin içinde aynı anda iki siluet belirdi.
Sid:"Şükürler olsun! Şükürler olsun! (ayağa kalkıp) Sonunda biri bize ya-"
Sözünü bitirmeden sisin dağılmasıyla siluetlerin kime ait olduğu belli oldu. Bunlar Chris ve Mikhail 'di. İkisininde üstü başı paramparça vücudları zor bela tek parça şeklindeydi. İkisi de yere yığıldı. Sid anın şokuyla yere düştü. Sisin ağırlaşıp yoğunlaşmaya başlamasıyla sis Sid' i de içine alıyordu. Sid'in gözleri ağırlaşıp kendiliğinden kapanıyorken hatırladığı tek şey karşısındaki bir çift keçi bacağı olmuştu.