İyi okumalar canlar 🖤
Oy ve yorumlarınızı eksik etmeyin
Hepsini okuyor olacam.
7. Bölüm
" Ölüm Ve Aşk"
Bölüm şarkıları :
Funda Arar
Senden Öğrendim
Neden bütün bütün yaşanmışlıkları bir kalemde silemiyoruz. Acıları yüreğimizde sevgi kadar kısa kalmıyor.
Ve neden sürekli
Bir romanın en önemsemeyen sayfasında takılı kalıyoruz...
Küçük adımlarla eve doğru ilerlemeye başladım. İki sokak geçince evin önüne vardım.
Bakışlarımı bahçede gezdirdim. Ama görünürde kimse yok
Hala uyanmamışlar demek ki
Bu seferde ölümden yırttım sanırım.
Bahçenin ağır demir kapısını iterek açıp ilerlemeye başladım küçük adımlarla. Evin kapısına geldiğim gibi cebimden anahtarı çıkardım. İyiki de yanıma almıştım. Yoksa bu saate kapıyı çalsam, yeni geliyorum desem kesin Pelin beni öldürür. Zaten dedektif gibi kız.
Yavaşca açtığım kapıdan içeriye girdim. Ayakkabılarımı Sesizce çıkarıp ayakabılığa bıraktıktan sonra, parmak uçlarıma basarak koridor boyu yürümeye başladım. Odamın kapısında vardığımda yine aynı şekilde Yavaşca açıp içeriye girdim. Kapıyı ardımdan kapatır kapatmaz elimi kalbimin üstüne koyup derin bir nefes aldım. Korktuğum için değil utandığım içindi bu kadar entrika.
Tuğçe ablaya bütün gece kardeşinin omzundan uyudum diyemezdim. Üstelik kalbimin bunu hiç sorgulamadığını
Yani utanırdım beni yanlış anlamalarından.
Yüreğimde izi olan her acıdan korkarım ben
Eskiden o çok cesur kızdan zaten şimdilerde ese yok.
Her insanın bir düşüş yaşadığı bir dönemi vardı. İşte ben o dönemin esiri olmuştum.
Kapının arkasında öylece dikilmek ayaklarımın ağrımasın neden oldu.
Küçük adımlarla ilerleyip yatağımın uç kısmına oturup, derin bir soluk aldım.
Saate baktım 07:32 geçiyor. 28 ağustos bu gün zaman geçip gidiyor dedim kendi kendime. Biraz buruk biraz kırık yüreğim zamana yenilmişti. Kendimi bıraktığım bu zamanın benim için çizdiği rotadan korkmuyor değildim.
Ben etrafı kalabalık, arkadaşları çok olan biri değilim. Yediğim her darbede biraz daha kaçtım insanlardan. Sonra dört duvar arasına sıkışıp kaldım. Beni sadece Pelin anlıyor ben sadece onunla bir nebze olsa mutluyum.
Gerisi çok karışık. Buğulu bir cam gibi ötesi görünmüyor. Kışın bitmesi üstümden geçmesi gerekiyor bu ayazın. Bahar açtığında yüreğimde o zaman görecektim önümü.
Bir yıldan fazladır üstümde bir kasfet var. Bir yanım hep matem...
Bazen kelimeler eksik kalıyor dilimde. Belki bazı cümlelere yarım kalmak yakışırdı.
🍂
Sinirden yerimde duramıyorum, belki fazla tepki vermiştim, belkide yersizdir zaten.
Belki de sadece çok korktum. Çünkü bazen güçlüyüm diyenlerde korkardı.
Odanın bir yanından diyer yanına dolaşıp duruyorum. Ellerim saçlarımda votka atıp duruyorum odada.
Pelin 'nin bana söyledikleri, benim ruhumun yarasıydı. Bunu bilmesi lazım. Korktuğum herşeyi duymak beni çok sinirlendirdi.
Hani kimini dost kiminde düşman vururya, benide aşk vurdu, hemde ruhumdan.
Benim Ömer' e yada bir başkasına aşık olmam imkansız. Bu... İmkansız... Bu imkanı
Bu imkansız... Dilimde takılı kaldı bu sözcük. İhanete uğradığım doğruydu. Artık duygulara yer yok demiştim ablamın mezarında.
Duydular yer yok. Bizi yıkan şey duygularımız. Bunları dedikten sonra bundan sadece bir saatler öncesini düşündüm.
Yanında olduğum adamı, düşündüm o adam kimdi?
Bir gün huzur verebilir miydi ruhuma?
Ve ya kanayan yarama ilaç olur muydu?
Hani derler ya her derdin bir dermanı var. O bu adam olabilir miydi?
İçinde takılı kaldıgım sorularla dolu kafam...
Hayır... Hayır bunların hiç biri olmuyacaktı. Duygulara yer yok demiştim o mezarda. Benim ablama verdiğim bütün sözleri tutardım.
Yanında oldugumu zamanı düşündüm uzunca. Bir romanı okuyup bitirir gibi değil. Baş rol benmişim gibi. Sonra o benim hikayemde baş rol olsun istemedim
omzunda saatlerce yatığım adam...
Sonuçta acı bir yerden sonra esir ediyor seni. Ve de soğuyan bir kalp bir daha ısınmaz.
Tıbkı külün bir da yanmadığı gibi. Külün içinde kıvılcım aranmaz ki
Odanın ortasında durmak yerine halsiz bir şekilde yürüyerek pencere vardım.
Perdeyi araladım, gökyüzünü seyretmek için. Güneş çok güzeldi
Derin ve acı bir ağırlık çöktü yüreğime. Ben korkuyordum geçmişi bir da yaşamaktan sanırım.
Gözlerimden yaş bile akmıyor artık. Sanırım bir sonra yaklaştım. Duygular yok artık.
🍂
Bir kez daha anladı genç kadın aşk kelimesi ona acıdan başka bir şey vermiyeceğini. Yada o öyle sanıyor
Her yara kabuk tutmadan iyleşeceğine inanmazsın.
Aslında Pelin 'e yada Ömer' e değildi öfkesi yine kalbini hançer gibi delen aşktan bahsetmesiydi. Onun bu denli kızmasının tek bir sebebi var oda aşkın ta kendisiydi.
Çırpındıkça batmadan korkuyordu. Bir okyanusta batarken gökyüzüne ulaşmak istemek gibiydi bu isteyi. Uçsuz bucaksız. Çokta tekinsizdi.
Kalbe söz geçmez geçseydi eğer tarih yazarmıydı aşk uğruna ölenleri... Belki de onlarsa ölmezdi aşk uğruna.
kalbi hala bu acının tesiri altındaydı. Biliyordu. Bundan nefret ediyordu. Onun güvenini yerle bir eden o adamdan daha çok nefret etti genç kadın.
Çünkü aşk kalbinden çok ruhunu yaralamıştı. Kalbinden çok ruhu kanıyordu.
O yüzden aşka imkansız gözü ile bakıyor. O adamdan daha çok nefret etti. Çünkü nefrete en az aşk kadar kuvvetli bir duygu.
Kırık yüregi bu acıyı daha nereye kadar taşıyabilir ki en korktuğunda sonsuzadek içinde kalmasıydı...
Gelirken herşeyi geçmişte bıraktığını. Onunda üstünü örtüğünü. O kadar çok inanmak istemişti ki buna...
Ama geçmiş geçmişte kalmadı. Bir gölge gibi sürekli peşindeydi.
Kadının yüreği serzenişteydi bu serzeniş aşka mıydı?
Yoksa kadere miydi?
Belkide ikisineydi bu serzeniş.
Her geçen gün iyleşmiyordu. Kalbinin derin acısı hiç kabuk tutmadı. Bu sefer daha yüksel bir sesle o adamdan nefret ettiği haykırdı.
Sonra genç kadın sessizce akıtı gözyaşlarını, boş ve kimsesiz hissettiği o odada. bir türlü hakim olamadı sanki ağlayınca göz yaşlarında akıp gidecekmiş gibi acısı... Yanlış acıları gözyaşları yok edemez.
Göz yaşlarının arasında konuşmaya başladı. İçinde kendi kendine
Korkuyorum ruhumun bir gün acıdan öleceğini. Sonra titrek dudaklarında bu sözcükler döküldü genç kadının
"Herkes ölür bir gün ölür zaten ama ben mutlu ölmek istiyorum. Acılardan arınmış. Eskisi gibi diyemiyecem. Çünkü ben zaten kışın ayazında doğdum. Acının koynuna..."
🍂
O gün odamdan hiç dışarıya çıkmadım.
Kimseyle konuşmadım.
Pelin 'le olan kavgamızda sonra çok kırıldığımı hissettim.
Siz hiç ruhunuzdan kırıldınız mi? Hep korktunuzda sonra o korkunuzla zorla tanışmak zorunda kaldınız mı?
Geçmişim yerle bir olmuş bir depremin enkazından kalsaydı..
Yalnız oturduğum yatağımda mazi geldi aklıma. "O geldi".sonra gerçekten unuttuğumu hissettim. Çünkü kalbimde çok büyük bir boşluk vardı. Sadece bir boşluk acı yoktu. İzi yoktu...
Artık eskisi gibi gözlerini, yüzünü kokusunu istemiyorum. Artık onu görmek hiç bir şey ifade etmiyor.
O artık benim geçmişte bıraktığım koca bir boşluğum
Beni yarı yolda bırakıp giden adam beni aslında daha güçlü biri yaptı.
Kimseye dayanmadan yaşamayı öğretti.
Mesela artık eskisi gibi üzülmüyorum vedalara.
Sonra her zaman dinlediğim o şarkının sözleri geldi aklıma
Gittin, kanadı kırık kuştum
Sustum, sözlerime küstüm
Hani kırılırsın siyaha
Nöbet, nöbet geceler boyunca
Dün güne dize gelince
Yürek acılara doyunca
O tez dönüşün geç olunca
kendime tahammül öğrendim
İşte bu yüzden bu şarkıyı seviyordum. Bu satırları içinde olsa dinlenmeye değerdi
Kördüm bilendim
Seni unutmayı öğrenemedim
Sen yoktun ben yalnız kalmayı öğrendim
Geçtende unutmayı öğrenmiştim bende
Acıya duvar gibi durmayı öğrendim
Kaybolmuş bir dilin sözcükleri gibi
Köksüz bağsız durmayı öğrendim
Bende artık köksüz ve bağsız durabileceğimi hissediyorum
Vazgeçtiysen hep sağınak yağışlarımdan
Vazgeçtiysen bitmek bilmez kışlarımdan
Korkma kimseye ödenecek borcum yok
Yok saymayı ben senden öğrendim...
Bende şarkıda da geçtiği gibi onu yok saymayı ondan öğrendim
Gece buyunca bu şarkının sözlerini düşünüp durdum. Bir türlü uyku tutmamıştı. Beş kere odanın penceresini açıp temiz hava almıştım. On kere yataktan kalkıp odada votka atmıştım. Şafak sökerken bedenim yorgun düşüp uyuya kaldım.
🍂
Bu gün Tuğçe ablanın isteğiyle onun anne ve babasının evini gidecez her ne kadar Pelin 'le aramız biraz kötü olsada. Bunu bir günlüğüne unutabilirim
Aslında daha önce burda değillerdi Eskişehir' delermiş.
Onlarla bu gün tanışacaz. Belki tanışmasam daha iyi diyorum. Ömer 'e yakın olan herşeyden uzaklalmalıydım belkide hızla
Bir yandan saçlarımı topluyorum bir yandanda aceba nasıl insanlarla diyemeden edemiyorum. İçimde bu merak duygu da olmasa çok iyi bir kadınımda işte.
Tuğçe abla gibi sıcakkanlı yoksa Ömer gibi soğukkanlımıdırlar?
Yani bana sorarsanız birinden birine çekmiştir kesin. Bu çocuğu evlatlık almadıklarını göre. Fazla saçmaladım yine. Bazen saçmala seviyem arşa çıkıyor.
Hazırlanıp evden çıktık. Evleri bize fazla da uzak değilmiş.
Sadece bir sokak aşağıda kalıyorlar. Yine kendime konuşa konuşa yürümeye devam ettim yolu.
Umarım Ömer' le karşılaşmayız bir gün önce yeterince aynı yerde kaldık. Ona fazla maruz kalmıştım.
Kesinlik daha fazla görmek istemiyorum onu
Gözüm yine karşı apartmanın birinci katında kalan kadında kaldı, buraya geldiğim günden beri sürekli sürekli pencerede sanki birini bekliyor gibi.
Beklediği hiç gelmeyecekmiş gibide...
Aman banane dedikten sonra omuzlarım silktim. Sanki başka derdim yokmuş gibi.
Beş katlı bir binanın önünde durunca burası olduğunu anladım. Biraz tedirgin olmadım değil. Ama bunu umursamadan Tuğçe ablanın açtığı apartman kapısında içeriye girdim. Dördüncü katta kalıyorlarmış. Ben asansöre binmek istemediğim için dörk kat merdiven çıkmıştık. Ne bileyim içimde garip bir korku oluştuğu için.
Ömer 'in anne ve babasıyla tanıştıktan sonra onların ne kadar sıcakkanlı insanlar olduklarını gördüm.
Ömer in evde olmaması beni oldukça rahatlattı. Onunla karşılaşmayı istemiyorum.
Onda tuhaf bir şey vardı beni rahatsız eden.
Yada beni ona çeken bi şeyler.
Karşılaşmalarımızın bir türlü sonu gelmiyordu. Belki de onun hayatının merkezine kadar girdiğim için.
Beni benden daha çok düşünmesi beni rahatsız eden en büyük şey olabilir.
Eksiklerimi başkası tarafından tamamlanmasını istemiyorum. Başka biri tarafında tamamlanmasındansa eksik kalmasını tercih ederim.
Ben herkese bağlanmamayı uzun önce öğrendim.
Ya o herkes değilse diyor içimdeki beni rahatsız eden o ses...
Salona geçtik. koltukta otururken evin içine baktım, oldukça güzel döşenmiş bir evdi. Gerçektende çok zevkli dizyane edilmiş bir ev
Şüan onun evinde oturup onun ailesiyle konuşmak biraz tuhaf biraz da iyi hissettiriyor. İyi hissetirmemesi gerekiyordu. Ama iyi geliyordu
Herkes konuşup bi şeyler anlatıyor, ben ise hiç memnun değilim bu ortamda. Mecburen de dahil değilim. Çok karışık bir duygunun içindeyim
Öylece oturuyorum aslında tek istediğim Ömer gelmeden gitmek.
Onunla birde kendi evinde karşılaşmak istemiyorum.
Belkide oda sürekli benimle karşılaşmak istemiyordur.
Onun ne düşündüğünü, nasıl biri olduğunu bilmiyorum.
Anne, babası ve ablasınn ne düşündüğünü anlayabiliyorum ama onun ne düşündüğü ile ilgili hiç bir şey bilmiyorum.
Benden nefre bile ediyor olabilir.
Sonuçta sürekli ona yük oluyorsun diyor içimde ses. Haklıdan bir çocuk gibiyim bazen
Bu düşüncelerimden sıyrılınca oldukça susadığım hissettim.
Bu kadar çok içinden konuşursan tabi susarsın deniz
Tuğçe abladan mutfağın yerini öğrendikten sonra mutfağa gidip suyumu içtim.
Mutfaktan çıktım salon kapısı olduğunu sandığım kapıyı açtım.
Ama burası salon değil bir odaydı. Gerçektende fazla dalgınım
Evet burası onun odasıydı. Yani Ömer'in
Çünkü o gün omzunda yattığımda da aynı bu koku vardı... Gerçek filmlerde görsem yalan diyip geçtim bu senaryoyu şimdi gerçekten de yaşıyorum. Baş rol kız eses oğlanın odasına yanlışlıkla girer falan. Ay bu gerçektende çok klişe bir yere bağlandı. Ben kilişerden nefret ederim.
Kapının eşiğinde öylece durdum, kapıyı kapatıp gitmek istedim ama gidemedim. İçimde onu tanımak isteyen yanıma karşı koyamamaktan korktuğum için kapıyı tekrardan kapatım. Ama dışında öylece kala kaldım.
Gittmek istedim ama bu sadece düşüncede kaldı.
Kapıyı tekrar açtım içeriye girmeden baktım.
Girsem mi acaba? Sonra yakalanırsam ne diyecem? Ay kusura bakma mı diyecem.
Hem insanların özel eşyalarına izinsiz karışılmaz.
Derken yine içimdeki karşı koyamadığım o his beni içeriye sürükledi... Merak diyoruz na diyerek kızdım kendime.
İçeriye girip kapıyı arkamda yavaş bir şekilde kapattım. Bir. dakika boyunca sadece kokusunnun olduğu bu odada gözlerim kapalı sırtım kafıya yaslı bir şekilde bekledim. Sonra hızla toparlanıp
Küçük adımlarla odanın içinde yürümeye başladım. Beyaz renginde odanın arka kısmının neredeyse yarısını kaplıyan kaplıyan bir kitaplık vardı.
Camın yanında ise beyaza zıt olmak ister gibi siyahlar içinde çif kişik yatak vardı. Onun yanında yine beyazın hakim olduğu elbise dolabı vardı. Odayı incelemiş bırakıp çalışma masanın ilerledim
Gözüme ilk çarpan şey ise masasının üstünde duran bir defter oldu. Eskimiş gibiydi. Bordo rengi solmuş. Üstünde yazan sevgi zamanı yazısı ise silinmeye yüz tutmuş. Demek ki geçmişi silmeyen biri daha vardı.
Yaklaşıp elime aldım. İçinde bir kalem vardı. Kalemin olduğu sayfayı açıp açmamakla kararsız kaldım,Bir süre sonra açtım ve ayne şünlar yazıyor du
Sevgilim ölümde aşk kokuyor mu?
Yani sen kokuyor mu? Çünkü biliyorsun benim için aşk sendin...
Aşk ölümden güçsüzmüş sevgilim, yokluğuna anladım.
En zoru ise
Ölüm alıp gidiyor, aşk ise kalıyor
Kokun gelmiyor mesela bir daha geri. Sesini, kokunu özledim ben.
Şimdi koca bir hiçsin neden?
Yokluğun çok derin yaralara maal oldu içimde.
Ben günlerce sarılıp yattığım anıların artık buğulu bir cam gibi yok oluyor.
Korkuyorum hemde çok bir gün içimden hiç olmamışsın gibi yok olmandan
Anılar gitmesin istiyorum içimden. Sensizlik ölümdür bilmelisin sevgilim. Hiç dönmenene kızmıyorum artık.
Ve unutmadan . Her gün suluyorum çiçeklerini. Onlar yokluğunda sarıldığım tek tesellim.
02:11 :2012
Meleğime
BÖLÜM SONU
Evet bölümün sonuna geldik. Yorum yapıp oylarsanız çok mutlu olurum.
Bölümlerimi fazla uzun yazmıyorum, çünkü ben amatör bir yazarım.
Yani fazla uzatıp saçmalamak istemiyorum.
İlerleyen bölümleri daha uzun olacak
Bir daha ki bölümde görüşürüz ⏳