Eve geldiğimde evde hâlâ ışıkların yandığını gördüm. Kaşlarımı çatarak hemen içeri girdim.
"Anne neredesin?"
Bir an kötü bir şey olduğunu düşündüm.
"Annem neredesin be oğlum, ne kadar korktum haberin var mı?"
"Ah be annem, sen de beni korkuttun."
Yemeği masaya bırakıp ona sıkıca sarıldım.
"Annem bekle, yemeği ısıtayım ye."
"Sen bir şey yedin mi?"
"Evet sultanım, ben yedim. Tokum ben."
Annem yemeğini yerken ben odama geçtim. Üzerimi değiştirmek için aynanın karşısına geçtiğimde bir süre kendime baktım.
Yalan yok, biraz poz verdim.
Sonuçta emek var.
Kaslarımı sergilemeye çalışırken gözüm kolumdaki mora takıldı.
"Allah'ım ya, bu nasıl bir morluktur?"
Elimi üzerine götürüp hafifçe ovaladım ama acı yüzünden yüzümü buruşturdum.
"Gerçek anlamda deli psikopat ya."
Sonra takım elbisemin cebinden kolyeyi çıkardım.
Elimde çevirerek dikkatlice incelemeye başladım.
"Bu ne kadar eder acaba?"
Kendi kendime konuşuyordum.
"Bunu satarsam anneme ilaçlarını alabilirim."
Bir süre daha baktıktan sonra kolyeyi tekrar ceketimin cebine koydum.
Aynada yeniden kendimle göz göze geldim.
"Tom'a da bir şey söylemedim. Ondan bir şey saklıyor gibi oldum. Bu hiç hoşuma gitmiyor."
Saçlarımı karıştırdım ve üzerimde kalan son kıyafetleri de çıkarıp duşa girdim.
Sıcak suyu açmak isterken yanlışlıkla soğuk suyu açtım.
"Hay sikeyim."
Bir saniye durdum.
"Tamam. Harika. Şimdi valide sultan duysun seni de burada bir kaşık suyla boğsun. Sus Alexander, sus."
Kendi kendime söylenerek suyu sıcağa ayarladım.
Duşun altında dururken nedense aklıma dans geldi.
Daha doğrusu...
Thomas geldi.
Nasıl dans ettiği...
Beni nasıl tuttuğu...
Müziğe nasıl uyduğu...
Her şey gözümün önüne gelmeye başladı.
"Lan çıksana aklımdan sapık."
Yüzümü yıkadım.
"Aklıma da giriyor be."
Ama ne kadar uğraşırsam uğraşayım düşünmeyi bırakamıyordum.
Onunla dans ederken sanki yıllardır bunu yapıyormuşuz gibiydi.
Bu düşünce bile sinirimi bozuyordu.
Elimi saçlarıma attım.
Tam o sırada şampuan elimden kayıp yere düştü.
"Bugün neden her şey bana karşı geliyor ya? Bu haksızlık ama."
Eğilip şampuanı almaya çalışırken tekrar söylendim.
"O Allah'ın belasını verdiğine baksana. Aklımdan çıkmıyor."
"Oğlum, kiminle konuşuyorsun?"
Annemin sesini duyunca olduğum yerde sıçradım.
"Hiç kimseyle annem. Şampuan düştü elimden sadece."
"He dikkatli ol."
"Tamam."
Derin bir nefes verip duşumu bitirdim.
Duştan çıktıktan sonra bornozumu giydim.
Bornoz gibisi yoktu.
İnsanlık tarihinin en güzel icatlarından biriydi.
Salona geçtiğimde annemin tabakları topladığını gördüm.
"Anne, ben toplardım. Neden topladın ya?"
Söylene söylene tabakları elimden aldım.
Sonra mutfağa geçip bulaşıkları yıkadım.
İşim bittikten sonra tekrar odama döndüm.
Bornozumla yatağa uzandım.
Kollarımı başımın altına koyup tavana baktım.
Bugün gerçekten garip geçmişti.
Hem de çok garip.
Bir süre sessizce tavanı izledim.
Sonra kendi kendime fısıldadım:
"Bugün çok garipti."
Derin bir nefes aldım.
"Neden bilmiyorum ama içimde garip bir his var."
Gözlerimi kapattım.
Ama ne kadar istemesem de aklıma yine aynı kişi geliyo
rdu.
"Of ya... İsmini bile bilmiyorum"
Başımı yastığa gömdüm.
"Gerçekten sapığın teki."
____________________________
Alex neyin varr😄
