İçeriğe geç

Karanlıktaki Tek Işık

Bölüm 20 · 2 dk okuma

Karanlıktaki Tek Işık

Bölüm 20

RAHAT

Duşa girdim ve kapıyı kilitledim. Ama her yerim ağrıyordu. Başım dönüyordu. Suyu açmak için elimi uzattım ama faydasızdı.

"Kolum neden böyle acıyor?"

Geri çekildim ve klozetin kapağının üzerine oturdum.

"Annem evde yalnız... Ona yardım etmem gerekiyor."

Bir süre sonra kapıya biri vurmaya başladı.

"Alex, neden suyu açmadın? İyi misin?"

Ay, bu neden birdenbire iyi olmaya çalışıyor?

"Ya defol."

Zar zor cevap verdim.

"Kapıyı aç, Alex. Yardım etmek istiyorum."

"Git başımdan. Neden birdenbire iyi numarası oynuyorsun? Ne oldu, cennete gitmeye mi karar verdin?"

"Alex, vücudun bitmiş hâlde ama ağzın hâlâ laf yapıyor."

Kapıya vurmaya devam etti. Her vuruşta kafam daha da sert ağrıyordu.

"Alex, aç şu lanet kapıyı."

Dayanamıyordum.

"Tamam."

Kapıya doğru ağır adımlarla ilerledim. Kapıyı açtım. Thomas bir o kadar endişeli duruyordu ama neden ki?

"Al işte, açtım."

"Haline bak, Alex. Konuşamıyorsun bile."

"Ben iyiyim, se—"

Aniden ayağımın bağı çözüldü. Kafam dönmeye başladı. Bayılacak mıydım, bilmiyordum.

Aniden soğuk ve büyük bir elin bileğimden tuttuğunu hissettim. Kendime gelmeye çalıştım. Thomas düşmemem için belimden ve bileğimden tutuyordu.

Dik durmaya çalıştım.

"Alex, dur artık."

Aniden beni tek hamlede kucağına aldı.

"Bırak beni."

Ama beni dinlemiyordu.

Beni banyonun küvetinin olduğu kısmın önüne bıraktı ve oturmam için işaret verdi.

Artık tartışacak hiç hâlim kalmamıştı. Bu yüzden onu dinledim ve oturdum.

Elini üzerimdeki gömleğe uzattı. Ama hemen engellemeye çalıştım.

"Alex, kıyafetlerle mi duş almak istiyorsun?"

Bileğini bıraktım. Neden bıraktım ki? Zaten bırakmasan ne olacaktı ki? Başıma gelebilecek en kötü olay gelmişti bile.

Gözlerimden yaşlar akmaya başladı.

“Neden ağlıyorum? Hayır, ben ağlamam. Bu nasıl bir işkence?”

Thomas aniden bileklerimden tuttu ve beni kendisine çekti. Ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını bilmiyordum. Ama artık direnmek istemiyordum.

Beni kucaklamaya başladı. Hayır doğrusu kucaklamaya zorladı.

Yorulmuştum...

Neden birdenbire kendimi rahatlamış hissediyorum?

Çok nazik hareketlerle gömleğimin düğmelerini açmaya başladı. Bu durum beni fazlasıyla utandırıyordu. Üzerimdeki kıyafetleri dikkatlice çıkardı.

Tüm vücudumda morluklar ve çizikler vardı.

Elimi hafifçe tutarak önümde eğildi.

"Ne yapıyorsun?"

"Alex... Bunlar benim yüzümden oldu."

Böyle büyük biri nasıl da önümde eğilmişti? Bu beni çok garip hissettiriyordu.

"Alex, üzgünüm."

O gece "lütfen" kelimesini ondan zorla almıştım. Ama şimdi benden özür mü diliyordu?

Ellerimi tutmaya devam ediyordu. Elleri o kadar büyüktü ki ellerim onun avuçlarının içinde kayboluyordu.

"Tamam, bu senin hatan değildi. O-onun gibi... Onun gibi birisinin orada olduğunu nereden bilebilirdin ki?"

Zar zor konuşuyordum, nefesim kesik kesikti.

Sonunda ayağa kalktı.

"Dur..."

"Alex, bırak. Yardım edeyim."

İstemiyordum. Bu çok utanç vericiydi.

Yüzümü diğer tarafa çevirdim.

(Alex'in yüzü kızardığını fark eder)

Thomas: Yüzü kızarınca çok sevimli oluyor. Ah, ne düşünüyorum ben böyle?

Başımı çevirince onunla göz göze geldim. Çok hafif gülümsüyordu.

"Ne oldu?"

Bana anlamsız gözlerle baktı.

"Gülümsüyordun."

"Kim, ben mi?"

"Evet, sen."

"Yanlış gördün. İyi değilsin."

Olabilir. Belki de bu hâlim yüzünden böyle görüyordum.

Başımı salladım.

"Özür dilerim. Yanlış anladım."

Elinin yüzüme değdiğini hissettim.

"Alex, ateşin mi var?"

Sesi endişeliydi.

İlk defa biri bana böyle yaklaşıyordu.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Bi dakka jeton simdi dustu. Bu tho alexi ciblak mi gorcek sonraki bolum