İçeriğe geç

Karanlıktaki Mum

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Karanlıktaki Mum

Bölüm 1

1.Yeni başlangıç

Çok fazla eksik var hikayede.

Noktalama işaretleride aynı şekilde en küçük fikriniz dahi benim için çok değerli iyi kötü yorumunuzu esirgemeyin.

Bu benim 12 yaşında başlayıp 4 yıl sonra tekrar devam etmeye çalıştığım hikayemdir.

Umarım beğenirsiniz iyi okumalar diliyorum. 🌍🫶

*****************************************

Güzelim rüyadan ve yataktan kalkmak istemememden dolayı geri uyumak için çırpınırken yanıma babam geldi

"melis dün konuştuğumuz gibi bursa'ya gidiyoruz hadi kalk"

"beş dakika daha"

"kızım ne beş dakikası ya gidiyoz gidiyoz"

İstemeye istemeye canım yatağımdan ayrıldım unutmuşum, doğru ya babam müdür ve Bursa'ya tayini çıktı o yüzden ailecek Bursaya taşınıyoruz ve babam bir lisede müdür olmaya başlayacak

***

"of tarağım nerde anne!"

"ben onları kaldırdım kızım hepsi valizde"

Aynada kabarmış açık kahve saçlarıma baktım

"anne, ben Bursaya gelmicem siz gidin"

"saçmalama melis"

"anne ben bu saçla değil bursaya karşı bakkala bile gitmem"

"melis geliyosun o kadar"

"öf anne!"

"anneye öf denmez"

Gittim ve valizleri karıştırdım fakat yedi tane valiz olduğu için tarağa dair bir ize bile rastlamadım sinirlerim bozulmuş bir şekilde banyoda aynanın karşısına geçip saçlarımı ellerimle düzelttim fakat bu hiç bir şeyi değiştirmedi daha sonra odama gidip valizlerden birinde ne bulursam üstüme geçirdim üstüme gündelik uzun kollu tişört ve altıma pantolon giyip sırf saçım daha düzgün görünsün diye fular bağlayıp beni on dakikadır kapıda bekleyen annemlerin yanına çıktım ve eve son kez baktım çok özleyecektim, bu evi ve hatıralarımı, dışarı çıktık arabaya bindik sonra babam alay eder bir sesle beni inceleyen ela gözlerini üzerimde gezdirdi

"ee hangi düğün salonuna gidiyoruz melis hanım"

"babaa" aslında pek şikayetçi değildim bu konudan babamın benimle alay etmesi hoşuma gidiyordu

"murat şu kızı bi rahat bırak" diyerek konuşmayı bitirdi canım annem ama biraz daha devam etse sorun olmazdı herhalde

***

Gözümü sıcak bir yatakta açtım duvardaki saate baktım aradan 5 saat geçmişti ve sanırsam arabada yine uyuya kaldığım için babam beni zar zor odama kadar taşımıştı duvarları griye boyalı oldukça büyük bir odaydı burası içeriden klasik tam annemin tarzında bir müzik sesi geliyordu odadan çıktım ve beni güzel bir salon karşıladı annemle babamda dansediyor daha doğrusu dans etmeye çalışıyordu.

"murat düzgün danset"

"ayşem sen kaç kez ayağıma bastın ben bişey diyor muyum? "

babam annemin sadece kendine ait olduğunu anlatmak ister gibi her defasında ayşem diye seslenirdi ve bu benim çok hoşuma giderdi o sırada karşı binada yanan bir ışık çok dikkatimi çekti balkon kapısına yaklaştım dışarıda kar yağıyordu kapıyı açtım ve balkona çıktım içeriye seslendim

"baba şu bina neyin nesi"

"karşı binayı kast ediyorsan o benim lisenin erkek yurdu"

Babama cevap vermeden önüme döndüm koskoca binada ışığı yanan sadece bir oda ve odanın camında kafasını kaldırmış karı izleyen birisi o an daha yakından görmek istedim o kişiyi ama biraz uzak kalıyordu yağan kardan dolayıda yüzü pek net görünmüyordu, içeriden gelen babamın endişeli sesi beni bu düşüncelerimden çekip çıkardı

"melis hadi gel içeri üşütüceksin"

"geliyorum" diyerek kestirip attım

"yarın okul var git de uyu melis"

"tamam baba iyi geceler" diyerek odama doğru ilerlemeye başladım

***

Alarmın sesiyle gözlerimi araladığımda annem karşıma dikilmiş dik gözlerle bana bakıyordu

"aramıza lütfetmeyi düşünürmüsünüz melis hanım"

Daha sonra gözlerimi faltaşı gibi açtım bugün okul vardı

"anne saat kaç? "

"7:45 baban seni bekliyor hazırlanmak için 10 dakikan var"

Hızlıca ayağa kalktım annemi itekliyerek odadan çıkarıp üstüme valizden birşeyler geçirdim dün saat 23:05 gibi eve geldiğimiz için hem valizker olduğuğu gibi duruyordu hemde hala üstümde dünden kalma giysilerim duruyordu hızlıca üstüme bişiler geçirip saçlarımı mor bir tokayla at kuyruğu yapıp odadan çıktım.

MELİS KARANFİL

Bugün yeni insanlar tanıyacak hatta belkide yeni bir hayatın kollarına kendimi atacaktım, kahvaltı bile etmeden evden çıkmaya yeltendiğim sırada annem beni omzumdaki ceketten yakaladığı gibi kendine çekti

"hayırdır melis nereye böyle."

"hiç öyle okula gidiyordum."

"sırtında çanta olmadan hangi okula gidiyorsun acaba?"

"anne hatırlatırım yeni okulumda ilk günüm o yüzden çantam yok!"

Annem yeni taşındığımız için pek birşey demedi ama gözlerindeki beni azarlama alevi henüz sönmemişti

"ama bu kahvaltı etmeyeceğin anlamına gelmiyor değilmi pıtırcık"

"anne şu pıtırcık konusunu kapatırmısın acaba"

Tam annem ağzını açmış birşey söyliycekken beni harika, mükemmel, harikulede, canımın içi babam geldi ve beni annemin gazabından kurtartıdı, kolumdan narince çekiştirerek arabaya götürdü arabanın önde durduğumuzda artık zamanı geldiği için "teşekkür ederim baba" dedim. Ardından beklemiyormuş gibi "ne için?" diye sordu bende hazırlıklı olarak babama döndüm ve "annemin gazabından ve kahvaltıdan kurtardın daha ne olsun hem seninle okulda kahvaltı yapmak daha güzel oluyor" diyerek olayı arada kaynattım babamın gönlü başka okula gitmeme razı gelmediği için bende koskoca Akif Kurucu Anadolu Lisesi 'nde okumaya mecvurdum.

"Babacım senin müdür olduğunu ve benimde senin kızın olduğum lütfen öğrenilmesin mümkünse sonra ben mümkün bir zamanda kullanıcam bu bahaneyi."

Babam hiç birşey söylemedi duymamış gibi davrandı -belkide gerçekten duymamıştı- bende yol boyu sessizdim okula varmadan bi süre önce ben indim ve yolun gerisini yürüdüm.

Okul kapısından girdiğim zaman herkez bana bakmaya başladı ve bana bakanlara bende dik dik bakmaya başladım sonuçta okula dönem ortası girmiştim.

Daha sonra yeni müdürün konuşma yapacağıyla ilgili bi anons geçildi ve herkes bahçeye çıktı bende müdürün konuşma yapacağı yere geçtim müdürde -yani babam- kürsüye çıktı.

"Hepinize merhaba gençler bu yıl arkadaşımın bi ricası üzerine sizinle beraberim herkese iyi dersler dilerim"

Babam konuşmasına bir kaç kelime daha eklerken ben de sınıflardaki öğrencilere göz gezdiriyodum tam o sırada bir çift mavi gözle karşılaştım ben bakınca kafasını çevirdi sınıf şubesine baktım 12/F 'de olduğunu gördüm yaşıt olmamız nedensizce beni mutlu etti fakat aynı sınıfta değildik yüzüde baya tanıdık geliyordu.

Konuşma bittiği zaman hemen babamın yanına koştum.

"Babacıııımmm"

Babam uğraştığı işten kafasını kaldırdı ve gözlüklerinin üstünden bana baktı.

"Gene ne istiyorsun pıtırcık"

"Baba üzgünüm ama o annemin repliği"

"Peki peki ne oldu?"

"Ben 12/F de olmak istiyorum"

Babam şaşırdı ve bana tip tip baktı

"Ne bu istekler senin şuben 12/A demedimmi ben sana"

"Baba kırk yılın başı birşey istedim lütfen"

"Tamam ben hallederim ne istersen yap sen"

Koştum ve babamı öpüp yine aynı şekilde koşarak müdür odasından ayrıldım

Sınıfıma doğru giden merdivenleri çıkarken aniden birine çarptım kahverengi göz ve saçlı oldukça da pozitif duran bir insanla karşılaştım.

UZAY YILDIRIM

Elinden kitaplarını düşürdüğünü farkedince ben de eğilip yardım ettim. Kitapları toplamayı bitirince ayağa kalktım ve onada elimi uzattım.

Oda tatlı bir gülümsemeyle elimi tutarak ayağa kalktı. Elini bırakmadım selamlar şekilde elini sıkıp,

"Ben Melis tanıştığımıza memnun oldum"

Önce dik dik baktı daha sonra ise gülümsedi.

"Bende Uzay ve o memnuniyet ise bana ait, bu arada hangi sınıftasın"

Nazik bir insan olduğu için sevindim

"12/F"

"Ah harika yan sınıfım istersen yolunu bulmada yardımcı olayım bende 12/C deyim bir sorun olursa gelebilirsin"

"Teşekkür ederim"

"Bu taraftan devam edicez" dedi.

Ve yürümeye başladı bende onu takip ettim.

Sınıfın önüne geldiğimizde bana döndü ve "sonra görüşmek üzere" dedi.

Bende nazikçe gülümsedim Uzay'la iyi anlaşabileceğimizi düşünüyordum.

***

Sınıfa girmek için kapı kulpunu tuttuğumda içerden aşırı yüksek dozda gülme sesi geldi duraksadım ve merak ettim sonuçta yeni olduğum için ben girince aynı konuya devam etmeyeceklerdir.

"Oğlum, böyle bi kızın ne işi var bizim okulda" dedi birisi.

"Fenamı oldu ne güzel eğlence çıktı, ben onu bi güzel ayartırım zaten salakta bir şeye benziyor" dedi başka bir kişi.

SALİH COŞKUN

Tam sinirle kapıyı açıcaktım ki çok büyük bir gürültü koptu.

"Salih ağzını topla yoksa ben o ağzını bir dağıtırsam bi daha hiç toplayamazsın"

"Noldu Deniz sendemi denemek istiyorsun şu yeni kızı, üzülme canım işim bittiği zaman sanada ayırmaya özen gösteri-"

Çocuğun sesi kesildi ve büyük bir ses yükseldi sınıftan, aceleyle ve de sinirle içeri girdim ve bütün gözler bana döndü.

Ben ise sınıfın ortasında olan ve birbirini öldürürcesine döven iki çocuğa bakıyordum.

Tam o sırada sınıfa hoca girdi.

"Ne yapıyorsunuz lan siz burda."

Yerde olan çocuk üstündeki çocuğu itti yerden kalktı.

"Hocam ben oturuyodum, Deniz bi anda bana vurmaya başladı."

Yerde ittirilmiş bi şekilde oturan çocuk kafasını kaldırdı, hala çatık olan kaşlarıyla bana baktı.

Sınıf sırasında gördüğüm mavi gözlerle yine karşılaşınca afalladım.

"TAMAM! yeter artık uzatmayın, kendinizide yeni öğrenciye rezil etmeyin ve gidip yerinize oturun."

Herkez dağıldı ve yerine geçti isminin Deniz olduğunu öğrendiğim çocuk ise en arka sıraya gitti kitabını açtı ve okumaya başladı.

DENİZ ÇELİK

Hoca eliyle beni çağırınca yanına gittim, elimi önümde birleştirip sınıfı -daha çok Denizi- izlemeye başladım.

"Bu yeni arkadaşınız Melis Karanfil Soyadı'ndanda anlaşıldığı gibi bu yılki geçici müdürümüz Murat Karanfilin kızı ve hem 2.dönem hemde bu dönemin kalan yarısında bizimle beraber burada bulunacak lütfen çok konuşup kızı delirtmeyin" diyerek bana döndü

"Kızım şu en arkadaki sırada yalnız oturan Denizin yanına geç lütfen"

Kafamı salladım ve içimden *oley be* diyerek Denizin yanına oturdum ona elimi uzattım.

"Melis ben" dedim kitabını okumaya devam etti.

Ve kısaca "Deniz" dedi.

Elim havada kaldığı için yavaşça geri çektim.

O kitabını okurken bende fark ettirmeden onu inceledim sarı dalgalı ve gözünü hafifçe kapatan saçları isminin hakkını veren deniz mavisi gözleri nerdeyse mükemmel denicek kadar güzel olan burnu ve kiraz pembesi sanki ruj sürülmüş gibi duran ve bütün kızların bakıp durucağı o dudaklar.

Kitabı okuken verdiği tepkiler çok farklıydı sık sık yutkunuyor dudağını ıslatarak kitabı her seferinde daha çok sıkıyordu bi süre daha kitaba baktı ama gözleri hiç kitap okuyormuş gibi durmuyodu biraz daha incelemeye çalışırken aniden kitabı kapattı ve sıranın altına fırlatıp çantasına eğildi ve edebiyat kitabını çıkardı.

Kitabı ortaya doğru çektim sonunda gözleri bana döndüğünde anlamamış bi şekilde bakıyordu.

"Ben yeni geldiğim için henüz kitabım yok" diyerek aydınlattım onu.

Kafasını salladı ve kitabın sayfalarını çevirip olmamız gereken konuyu açtı.

Hoca'nın anlattıklarını dinkerken dalıp alışkanlıktan ders kitabına not almaya çalıştım.

Onunda aklına aynı şey gelmiş olmalı ki kalemi önce o daha sonraysa ben tuttum anlık olarak göz göze geldiğimizde ne yaptığımı fark edip elimi çektim.

O da kalemi aldı önce yazması gerekenleri yazdı sonra cama dönüp dışarıda dünden kalan erimiş karları izledi kulaklarıysa sanırsam soğuktan dolayı kıpkırmızı geçmişti.

Dikkatimi tekrar derse odaklamaya çalıştım.

***

İkinci ders bitiş zili çaldığında yeter artık diyip sınıftan çıktım.

Merdivenlerden ineceğim sırada biri omzuma dokundu.

🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇🙇

💋Sorular💋

Sizce omzuna kim dokundu?

Deniz ne için o kadar asabiydi?

Deniz hakkında ne düşünüyorsunuz?

Uzay hakkında ne düşünüyorsunuz?

Salih hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sorular bitmiştir eğer okunma 10 olsa bile devam edicem çünkü okuması benim için çok keyifli umarım sevilir ilk yazı çalışmam sizi seviyorum *okuyan kimse olmasada* 🤧

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.