İçeriğe geç

Karanlıktaki Işık

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Karanlıktaki Işık

Bölüm 1

Minik Zorba ve Pantera

-Duru ATALAR

Sabah gözlerimi zar zor açtım ve alarmımı kapattım. Ben Duru. Üniversite ikinci sınıf öğrencisiyim artık ve 20 yaşındayım. Türk Dili ve Edebiyatı bölümündeyim. Annem aşağıdan,“Kalk artık! Seni mi bekleyeceğim be?!” Diye bağırdığında göz devirdim. “Kalktım ya!” Diye bağırdım. Soğuk suyun altına girdiğimde düşünceler zihnimi ele geçirdi. Dersler, sınavlar, yeni bir dönem ve Minik Zorba. Sınıfımızın korktuğu o ucube zorbamız Demir. Onun yüzünden psikolojik hastalıklarım bile olmuştu. Suyun altından çıkıp kalın bir havluya sarıldım. Hızlıca giyinip başıma bir havlu taktım. Aşağı indiğimde annem kollarını göğüslerinin altında bağlamıştı. “Ye şunu ve git gözümün önünden. Katil.” Dedi kin dolu bir tonla. Gözlerinde bir tuz tanesi kadar sevgi yoktu.

Odama çıkıp laptoptan romanımda yazdığım son bölümüne baktım. Bugün 10. Bölümü hocalar kontrol edecekti. Hemen hazırlandım ve yürümeyi tercih ederek okula doğru ilerledim. Kulaklığımı takıp Değmesin Ellerimiz’i açtım. Okulumuzun kısa, gri bir eteği vardı. Sweatshirt giymiştim. İkisinin rengi de griydi. Siyah saçlarımla uyum içindelerdi. Düzleştirdiğim saçlarımı omzumun arkasına savurdum ve kulaklıklarımı çıkarıp okula girdim. Bu yıl Demir’i geçip okul birincisi olmam gerekiyordu. Salak, zorbayken bile okul birincisiydi. Okulun ilk günü olduğu için her zamanki gibi heyecanlıydım. Kampüsün bahçesindeki arkadaşlarım beni gördüğünde ellerini salladılar. “Duru! Buradayız!” Diye bağırdılar. “Kahve alıp geliyorum!” Diye seslendiğimde elleriyle onayladılar. Sıcak bir karamelli latte aldım ve kızların yanına gittim. Sude ve Asel ilkokul arkadaşlarımdı. Bade okulun en popüler kızıydı. Asel ise en tanınmayan kızıydı. Bade rujunu tazelerken bize baktı. “Kızlar bugün Alp’in basketbol maçı var. Beni de çağırıyor!” Dedi sevinçle. Göz devirdim. “Bu kaçıncı?” Dediğimde Asel güldü. Bade önce benim omzuma, sonra ise Asel’in omzuna hafifçe vurdu. “Kızlar! Yedinci falan. Abartmayın.” Dediğinde Asel’le güldük. “Ben erkenden gideyim. Biraz romanı ilerleteyim.” Dedim ayağa kalkarken. Asel neşeyle, “Görüşürüz Duru!” Diye cıvıldadı. Bade gülümsedi. Koridordayken omzumda bir el hissettim. “Ballı turtam.” Dedi Ateş. Ateş ise bebeklik arkadaşımdı. “Hazır mısın? Zorbalarsa çağır.” Dediğinde gülümseyip başımı salladım. “Tamam. Görüşürüz.” Dedim ve sınıfa girdim. Lattemden büyük bir yudum alıp orta, en arka sıraya yerleştim. Laptopumda romanda bazı yerleri düzenlerken aniden biri kafama hafifçe vurdu. “Oo, Duru Suyu! Bugün oldukça ciddisin.” Dedi Demir. Göz devirdim ve dişlerimi sıktım. Başını hafifçe yana eğdi. “Hadi ama Böcek. Biraz…” dediğinde lafını bölüp ona sert bir tokat attım. “Bana bak Minik Zorba. Karşında Duru Suyu yok senin.” Dediğimde sırıttı ve bana yaklaştı. Nefesi yüzünü okşuyordu. Alt dudağını dişledi. “Heyecanlandırıyorsun beni.” Dedi ve göz kırpıp gitti. Kendime benzettiği ucubelerin yanına gitti ve gülüşüyorlardı. Mert benim hakkımda salak salak espriler yapıyordu ve Demir ile ucube tayfası ona gülüyordu. Yanıma sıra arkadaşım Bartu oturdu. “Günaydın Pantera.” Dediğinde gülümsedim. “Günaydın.” Dedim ve romanıma odaklandım. “Bize çikolata aldım. Geç kaldığım için bunları aldım kusura bakma.” Dedi en sevdiğim çikolatayı uzatırken. “Almana gerek bile yoktu kanka ya. Mahçup oldum ama teşekkür ederim.” Dedim Bartu’ya sarılırken. Ucubelerden biri olan Metin, “Oo, birileri sevgili yapmış!” Diye bağırdı. Bartu yavaşça geri çıkıp başını eğdi. Etrafa baktım. Herkes bize kitlenmişti. “Ne bakıyorsunuz be?! Önününüze dönün.” Dediğimde kimse bize bakamadı. Ayağa hışımla kalkıp Metin’in yanına gittim. Beline sertçe vurduğumda geriye sendeledi. Mert üstüme yürürken Demir engel oldu. Bana baktı. Öfke, kin ön plandaydı. Ama arka planda bazı şeyler daha vardı. Kim bilir belki korkudur. “Sakın.” Dedi Demir bana. Sesi sertti. “Peşimizi bırak Allah’ın belası!” Diye bağırdım ve yakasına yapıştım. Demir beni sertçe itti ve yere düşmemi sağladı. Tam o sırada Ayşegül Hoca girdi. “Duru. Neden yerdesin?” Dediğinde ellerim titredi. “Ayağım takıldı hocam.” Dedim ve sırama geri oturdum. Gözlerim doldu ama canım acımamıştı. Herkesin önünde rezil olduğum için de olabilirdi. Demir’in bıraktığı travmalardan olabilirdi. “Duru. İlaç iç. Kriz geçireceksin.” Dediğinde ilacımı ağzıma atıp latteyle içtim. Kahvenin tadı ilacın acı tadını bastırıyordu.

Dersten çıktığımızda Bartu yanımda yürüyordu. “Biraz daha iyi misin?” Diye sorduğunda başımı salladım. Asel yanıma geldi. “Ne yaptı yine sana? Yüzün beş karış.” Dediğinde göz devirdim. Bartu bizi bıraktı ve yemekhaneye çıktı. “Tartıştık. Piç beni o kadar sert itti ki bırak yere düşmeyi, kalçam çatladı sandım.” Dediğimde Asel yumruklarını sıktı. “Şerefsiz köpek. Ne beklersin. Gücünün yettiği kişilere bulaşır ancak.” Dedi. Başımı hafifçe salladım. “Kızlar!” Diye seslendi Sude. Gülümsedim. Yanımıza ulaştı ve telefonunu çıkardı. “Ay Alp’la kavga ettik. Başka kızlara bakıp duruyordu. Ayrıldık ya.” Dedi hüzünlü bir tonla. Kıkırdadım. “Sekizinci kişi geliyor Asel hazır ol.” Dediğimde Asel kahkaha attı. “Ya Duru!” Diyerek omzuma vurdu. “Ah, acıdı!” Diyerek sitem ettim vurduğu yeri ovuştururken. “Duru suyu ve ezik tayfası buradaymış!” Dedi Demir gülerek. “Kes sesini!” Diye bağırdı Sude. Demir önümüze geçip yürümemize engel oldu. “Ne yaparsın Sude’cik?” Dedi alay ederek. Dişlerimi sıktım. Demir’i sertçe ittirdim ama hareket bile etmedi. “Kaslarım sağ olsun,” dedi ve kol kasını öptü. Karın ve sırt kasına öpücük gönderdi. “sarsılmaz yapıyorlar beni.” Dediğinde omuz atarak yanından geçtim. “Ucube.” Diye homurdandım. “Çok ayıp Böcek!” Diye seslendiğinde onu takmayıp yürümeye devam ettik. Asel’in yanına nöbetçi öğrenci geldi. “Asel Yılmaz Hoca seni çağırıyor.” Dediğinde birlikte içeriye ilerlediler. Sude göz devirdi. “Ben de gidiyorum aşkım.” Dediğinde başımı salladım. Bahçenin köşesinde sigara içen Demir’e takıldı gözlerim. Bana baktı ve yüzünde alaycı bir gülümseme oldu. Göz devirip yönümü değiştirdim. “Böcek! Nereye gidiyorsun ya?!” Diye seslendi Demir. “Senin olmadığın bir yere Minik Zorba!” Diyerek karşılık verdim. Kahkaha sesi tüm kampüsü inletti. Dişlerimi sıkıp bir banka oturdum. Telefonum titrediğinde gelen mesaja baktım.

Zümrüt Hoca: Çocuklar bugünden itibaren tüm hocalar eğitime gidecek. Okul müdürü böyle istedi. 1 hafta boyunca sadece beden hocası Süleyman Hoca okulda olacak sadece. Yoklama alınmayacak gelmek isteyen okula gelebilir. İyi dersler:)

“Ay ne güzel.” Diye homurdandım kendi kendime. “Müdür salak falan herhalde.” Dedi Asel yanıma otururken. Kolunu dürttüm. “Asel.” Diye fısıldadım. “Of! Haksız mıyım?” Dediğinde kıkırdayıp başımı iki yana salladım. Zil çaldığında koşarak sınıfıma girdim. Omuzlarımda iki el hissettim. Daha kim olduğunu anlayamadan o eller beni sıraya ittirdi.

Demir’di…

“Ya aptal!” Diye bağırdığımda kaşlarını çatıp yanıma geldi. Elini boğazıma koyup hafifçe sıktı. “Bana bak Duru Suyu. Bir daha benimle uğraşırsan kötü olur.” Dediğinde dişlerimi sıktım. “Bırak.” Diye fısıldadığımda Denir sırıttı ve beni duvara yasladı. Yüzümün kızarmaya başladığını hissediyordum. “Demir.” Diye fısıldadım. Demir boğazımı iyice sıktığında Mert geldi ve onu çekti. “Kızı öldüreceksin! Tamam zorbala ama katil olma!” Diye bağırdı. Yere düştüm ve nefeslerimi kontrol etmeye çalıştım. Bartu koşarak yanıma geldi. “İyi misin?” Dediğinde başımı salladım. Demir’e baktım. Gözlerinden alev çıkıyordu resmen. Metin yanıma geldi. “Fazla ileriye gitti. Onun adına özür dileriz. Öfke sorunları var.” Dediğinde göz devirdim. “Öfkesini masumlardan mı çıkarıyor bu ucube?” Dedim ve ayağa kalkıp eşyalarımı topladım. “Nereye?” Dedi Bartu. “Erken çıkacağım.” Dediğimde göz devirdi. “Nasıl çıkacaksın?” Dediğinde hışımla ona döndüm. “Burası bir kolej ve annem buraya büyük miktarda para veriyor. Çıkmak istiyorsam çıkarırlar çünkü dediklerimi yapmazsalar annem para ödemez ve bu aptal müdür fas fakir ortada kalır!” Diye bağırıp aşağıya indim.

Eve vardığımda annem işteydi. Odama geçtiğim gibi siyah saçlarımı sıkı sıkı topladım. Her zaman at kuyruğu yapardım. Okulda, evde, sporda. Düşünebileceğimiz her yerde. Kıyafetlerimden kurtuldum ve pijamalarımı giydim. Yatağa oturdum ve hıçkıra hıçkıra ağladım. Belki değişmiştir demiştim. Değişmemişti. Bir zorbadan değişmesini bekleyemezdim gerçi. Saflığım yüzünden her gün umut ediyordum Ondan nefret ediyorum. Bu hiç değişmeyecekti…

Bölüm sonu

2 yorum

  • BU KADAR GUZEL YAZMAYİ NASİL BASARDİN ACABAA

    1Yanıt
  • Umarım beğenirsiniz! Daha yeni roman yazmaya başladım okuyanlar lütfen beğendiğiniz ve beğenmediğiniz yerleri yazın. Kendimi geliştireceğim!💗