İçeriğe geç

Karanlıktaki Gözler

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Karanlıktaki Gözler

Bölüm 2

Sarayın Güneş Görmeyen Merdivenleri

Carmilla sabahın erken saatlerinde sarayın odasında aynasına bakarak elbisesini düzeltiyordu. Her zaman ki gibi siyah bir elbise giymişti. Kıyafetin açık omuzları, Carmilla'nın köprücük kemiklerini gösteriyordu.

Kraliçe Burney, sabah sabah Carmilla'nın odasına girmişti. Carmilla'nın kıyafet seçimi,her zaman onun sabrını taşırıyordu. Ama bu sefer annesinin gözlerinden resmen alev çıkıyordu. Çünkü kıyafet, Kraliçe Burney'in kriterlerine ve asil bir saraya göre çok uzaktı.

"Bu konuyu konuşmuştuk, Carmilla!"

Carmilla hiçbirşey söylemedi. Sadece derin bir nefes verip yeniden aynaya döndü ve umursamamaya çalıştı. Ama bu pekte mümkün olmadı.

"Bu elbise de ne, Carmilla! Seni her seferinde uyarmaktan bıktım!"

Carmilla ayaklandı.

"Uyarma o zaman,karışma!"

Annesi derin bir nefes aldı,burnundan soluyordu.

"Nasıl prensessin sen? Aileni böyle mi temsil edeceksin? Şu tavırlarını ve aptal gibi giyinmeyi bırak!"

"Çık odamdan,rica ediyorum."

Kraliçe Burney resmen gözü dönmüş halde Carmilla'nın üzerine yürüdü ve saçlarını eline doladı. Kapıyı açtı ve koridor boyu sürükledi.

"Bırak,aptal kadın!"

Annesi gittikçe sıkıyordu. Merdivenlerin başında durdu. Carmilla zorla annesinin elinden kurtuldu.

"Senden o kadar pişmanım ki,keşke doğmasaydın,senden utanıyorum!"

"Doğurmasaydın o zaman! Çok mu utanıyorsun,inan bu umrumda bile değil!"

Annesi Carmilla'nın kolundan sertce tuttu ve onu kenara savurdu. Ama bu savurma, biraz sert olmuştu.

Carmilla'nın dengesi bozulmuş,mermer merdivenlerden aşağı yuvarlanmaya başlamıştı.

Kraliçe Burney ilk onu kurtarmak için bir adım attı,ama hemen sonra arkasını dönüp gitti.

Geriye sadece burnu,dudağı ve alnı kanayan Carmilla kaldı. Başı dönüyordu. Ama tüm bunlara rağmen hiçbişey söylemeden merdivenin kenarlarına tutunup zorlanarak kalktı. Her tarafı ağrımasına rağmen sarayın öteki köşesinde olan şifacının oraya yürümeye başladı.

Şifacı Alice onu kapıda görünce hemen ayaklandı.

Carmilla sadece düştüğünü söyledi ve ona kanayan kafasını gösterdi. Alice de sessizce gerekeni yaptı.

Carmilla odasına gitmişti. Saat çoktan geç olmuştu ama o uyumamıştı. Hemen üzerine siyah bir pelerin geçirip gizlice dışarı çıktı.

Yürürken nereye gittiğini farketmemişti. Sarayın sınırlarını çoktan geçmişti. Çok uzaklaşmıştı. Bir ağaç buldu ve onun dibine oturdu. Şarkı mırıldanmaya başladı.

"Verso il cielo cammino da sola,

Sotto veli di luce,e paura.

Tra le ombre del,sangue e memoria,

Sento el grido, di chi non ha voce"

Devamını getirmek için bir nefes almıştı ki arkasından gelen,karizmatik bir ses,onu durdurdu.

"Biri size gece karanlıkta ormanda oturtmanın tehlikeli olduğunu söylemedi mi prenses?"

Carmilla yerinden sıçradı. Arkasını dönmekle az önce konuşan kişiyi gördü.

"Kimsin sen!" diye bağırdı Carmilla.

"Ne kaba,şarkını bile dinledim,birini mi özlüyorsun prenses?"

Carmilla sinirlenmişti.

"Kimsin sen ya,uğraşamam bunca derdimin arasında seninle."

Adam başını eğip gülümsedi ve tekrar kaldırdı.

"Kaçmaya çalışırken bile her adımınızda zarafet var,prenses."

Carmilla gözlerini devirdi. Tam gidecekken olayın farkına vardı.

"Bekle sen, nasıl?"

Adam basını geriye atarak zevk aldığını belirten bir kahkaha attı. Carmilla sinirli gözlerle ona bakıyordu.

"Kimsin be,söyle hadi."

Adamın kahkahası dindi,sadece dudağının kenarı kıvrılmıştı. Bir anda Carmilla adamın üzerine doğru yürümeye başladı.

"Bana bak,adını bilmediğim şahıs,düzgün davran ve cevap ver,prenses olduğumu nerden biliyosun,sen Veloryan'dan bile değilsin!"

Adam hicbir acele de bulunmadan yavaş yavaş konuştu.

"Zamanı gelince istemesen de öğreneceksin prenses."

Adam yavaşça eğildi ve eliyle Carmilla'nın parmaklarını kavrayıp yumuşak bir öpücük kondurdu. Ve sonra hemen arkasını dönüp karanlıkta kayboldu.

Arkasında kalan Carmilla,elini elbisesinin üzerine sildi.

"Aptal mıdır nedir ya!" diye söylenerek saraya dönmek için yürümeye başladı.

Saraya döndüğünde soğuk havadan sonra yüzüne vuran sıcak onu kendine getirmişti. Sessizce merdivenleri çıkmaya başladı. Hemen sonra da odasına yürümeye başladı. Kalbi göğüs kafesinden çıkacak gibi atıyordu. Yavaşça odasının kapısının kolunu çevirirken çıkardığı sesle dişlerini sıktı. Odasına girdi ve kendini yatağa attı. Yanlız uyuyamadı. Aklında dönen bir cümle vardı;

"Zamanı gelince istemesen de öğreneceksin prenses."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.