İçeriğe geç

KARANLIKTA YAŞAYAN KIZ

Bölüm 1 · 7 dk okuma

KARANLIKTA YAŞAYAN KIZ

Bölüm 1

DOKTOR

Hepiniz kitabımın ilk bölümüne hoş geldinizpan>



Bu benim kaleme aldığım ilk kitap.




Hatalarım varsa af ola ...




Bölümün sonunda oy atmayı ve yorum yapmayı unutmayın.




Kişisel instagram hesabım:eliff_caliskannn




Kitabın instagram adresi:karanlikta_yasayan_kiz_kitap




Bölüm şarkısını dinlemeyi unutmayın:)




🖤💀🖤💀🖤💀🖤💀




Bölüm Sözü;




"Her şeye yeniden başlamak için bazen gitmek gerekir."




🖤💀🖤💀🖤💀🖤💀









İsmimi duyunca oturduğum koltuktan kalkıp sekreterin masasına yürümeye başladım. Sekreter kadın beni görünce korkmuş olacak ki ince boynunda bir yutkunma göründü. Bu tepkiye alışmıştım. Hangi mekana girsem ya benden korkarlar ya da hayat kadını gibi davranırlardı. Kadın korkusunu belli etmeden konuşmaya başladı.




"Lara Hanım, doktor hanım koridorun sonundaki iki numaralı odada sizi bekliyor." Doğrusu kadını tebrik etmeliyim, bedeni korkmuş görünse de sesi son derece katı çıkıyordu. Bu işinin ona kazandırdığı bir yetenekti.




Kadına hafifçe kafamı sallayıp bana söylediği odaya doğru yürümeye başladım. Koridor uzun sayılmazdı, duvarların sarı rengi midemi bulandırdı. Çok fazla sıcak bir renkti, bununla kalmayıp mavi, beyaz, pembe, kırmızı gibi canlı renklerden oluşan iki üç tane tablo koymuşlardı duvarlara. Hiçbirine bakmadan doğruca odaya girdim.




Kapıyı çalma zahmetine girmediğimden doktor yerinden sıçradı. İki saniyelik duraklamadan sonra profesyonel bir sesle "Kapıda durmayın, içeri girin lütfen." dedi. Siyah gözlerimi devirip, kapıyı sertçe kapattım ve doktor masasına en yakın karşılıklı duran, kırmızı kadifeyle kaplanmış sandalyeye kendimi bıraktım. Bacaklarımı ortada bulunan kahve masasının üzerine rahatça koydum.




Doktorun yeşil gözlerinde bir anlık öfke parladı. Anlaşılan kahve masasına ayaklarımı koymam pek hoşuna gitmemişti. İyice yerleştikten sonra odayı süzmeye başladım.




Oldukça sıcak ve iğrenç döşenmişti. Doktor masasının arkasında üç tane tavana kadar uzanan pencere vardı. Saat iki olmasına rağmen güneş almaya devam ediyordu. Sonuncu pencerenin yanında büyük bir kitaplık vardı. Uzaktan görebildiğim kadarıyla çoğu psikiyatri kitaplarıydı. Eh, psikiyatri kliğinde bundan daha normal ne olabilirdi. Sandalyemden doktorun masasına dokunabiliyordum. Masanın karşısında rahat görünen beyaz bir kanepe vardı.




Odayı taramayı bitirince gözlerim doktoru buldu. Uzun kuzguni saçlarını tepeden toplamıştı, burnu biraz kemerliydi, gözleri yüzüne göre büyük kalıyordu. Bu görüntü onun tatlı görünmesine yol açıyordu. Üzerine giydiği açık mavi boğazlı kazak ve beyaz pantolonla zaten minyon olan bedenini daha da minyon göstermişti. Anlaşılan çocuk ruhlu bir doktora çatmıştım. Aman ne hoş. Benim onu incelediğim gibi o da beni inceliyordu. Sonunda sessizlikten sıkılmıştı anlaşılan.




"Hoş geldiniz Lara Hanım." Sesi görüşünün aksine tecrübeli olduğunu belli edercesine sert ve otoriterdi.




Gayet rahat bir ifadeyle "Hoş buldum doktor, odan mide bulandırıcı burada nasıl çalışıyorsun?




"Aslında ben odamı seviyorum ve burada çalışmak bana huzur veriyor." İğrenç, bu kadar sıcak renklerle döşenmiş bu odaya bir saatten fazla dayanamazdım. Bu yüzden cevap vermeye tenezzül etmeden direkt gözlerine baktım. Sonuçta bir kaç soru soracak, dinleyip-bunu gerçekten isteyerek yapmayacak-anladığını söyleyecek ve beni başından gönderecekti. Bunlar ne kadar çabuk olursa, o kadar iyi olurdu.




Benimde yapacak işlerim vardı. Konuşma hevesimin olmadığını anlayınca, yeşil gözlerini en karanlık geceden daha koyu siyah gözlerimden kaçırmadan "Sanırım pek konuşmaya hevesli değilsin, o zaman ben sana soru sorayım. Zaten sonra devamı gelir. Buraya neden geldin? Kendi isteğinle gelmediğin belli."




Son cümleden sonra dudaklarımı büzüp "Doğru tahmin, bu kokuşmuş yere kendim istediğimle gelmedim. Değer verdiğim bir arkadaşımın hatırını kırmamak için geldim." İnci'yi hatırlayınca kalbim bir an için tekledi. Daha öleli bir hafta bile olmamıştı. Hayattayken bir doktora gitmemi çok istiyordu ama ben bunun için vaktimin olmadığını söyleyerek geçiştirirdim. Öldükten sonra bu arzusunu yapmak istemiştim. İnsan işte, geç olmadan hiçbir şey yapmıyor ardından keşke diye dövünüyor. Bende onlardan biriyim. Buraya o ölmeden önce gelip, mutlu edebilirdim onu. Ama yapmadım...




"Anladım, sanırım senin için çok önemli biri. Pek söz dinleyen birine benzemiyorsun." Önemli mi? O benim hayatımda ki tek dostumdu, ailemdi. Benim aksime neşeliydi, bazen o kadar enerjik olurdu ki sarı saçları güneş gibi parlardı. Sanki enerjisini dünyayla paylaşmak istermiş gibiydi. Doktorun bunları bilmesine gerek yoktu.




"Öyle, tek dostum." Öldüğünü söylemeye dilim varmıyordu. İçimden kendime öldüğünü defalarca söylesem de bir kez bile dışımdan söyleyememiştim. Sanki bunu seslendirirsem büyü bozulacaktı. Öldüğüne inanmak istemesem de o artık burada değildi.




"Bana biraz onu anlatır mısın?" Doktor benden İnci'yi anlatmamı mı istiyordu? Bu seans benim için değil miydi? Ayıca daha fazla onu düşünürsem ya da konuşursam gözlerim dolacaktı. Doktorun karşısında bu duruma düşmeyi hiç istemiyordum.




"Bu seans benim hakkımdaydı, konu ne zaman arkadaşıma geldi doktor?" Sesim normal katılığından daha katı çıkmıştı.




"Ne derler bilirsin ,Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim," Kendini beğenmişlikle söylediği bu cümle beni biraz sinirlendirmişti. Burada ukala ve umursamaz ben olmalıydım. Kiminle aşık attığının farkında değildi. İnci'ye mezarında söz vermemiş olsaydım bu konuşma burada biterdi. Verdiğim söze lanet ederek konuşmaya başladım,




"Neşeli, enerjik, konuşmayı, güldürmeyi ve gülmeyi seven biri. Bu açıklama yeterli mi doktor?" Detay vermeye gerek görmemiştim. Doktorun yeşil gözleri "hayır" diyordu. Bu kadında amma çok şey istiyordu. Neyse, nasılsa bir daha görmeyecektim doktoru. Bu yüzden biraz daha detay verebilirdim.




"Aynı yaştayız, o insanlarla vakit geçirmeyi, partilere gitmeyi sever. Hayatı doya doya yaşamak der buna. Bazen ona katlanmak ve ayak uydurmakta zorlanırım." Evet, hala yaşıyormuş gibi anlatmaya devam etmiştim. Konuşurken ses tonumu duygusuz tutmayı başarmıştım. Ağlamayı eve bıraktım, o zaman istediğim kadar ağlayabileceğimi kendime hatırlatıp gözlerimin dolmasını engellemeye çalışıyordum. Bu boktan seans ne zaman bitecekti?




"Yani senin zıttın, bir nevi aynadaki ters yansıman. Peki, sık görüşür müsünüz?" Hayda, çattık ya! Bu kadına kesinlikle bir daha gelmemek istiyorum. İnci benim özelim, başkasıyla paylaşamayacağım hazinem. Onun hakkında kimseyle konuşmam ben. Öldükten sonra sadece içimdeki benle paylaştım onu.




Ölmeden önce evet. "Evet."




"Onun hakkında konuşmak neden seni bu kadar rahatsız ediyor?" Sesine biraz merak katmıştı. Beni kandıramazdı, ben bunun gibilerini iyi tanırım. Yalandan bir merak, sadece süre dolasıya kadar müşteriyi pardon danışanı memnun etmek için dinliyormuş gibi davranırlar. Danışanları memnun çıkarsa bir daha geleceklerdir bu da onlar için sadece para demektir. İnsanların gerçekten ne düşündüğünü ya da ne hissettiğini önemsemezler. Onlar oyun oynamak isterlerse bende onlara istediklerini seve seve verirdim. Kedi olduklarını sanırlar ama bu oyundaki tek kedi benim. Zaten kendini bu kadar beğenmiş insanlardan nefret ederdim.




"Çünkü arkadaşım seni ilgilendirmez doktor, eğer onu merak ediyorsan ziyaretine gidebilirsin." Tabi onu bulabilirsen ve ölülerle konuşma yeteneğin varsa... Bu cevabımı beklermiş gibi bir ifade belirdi yüzünde. Sanki benim kim olduğumu neler, yaşadığımı biliyordu. Oysa bu imkansızdı, dünyada hayatta olan ve benim gerçekten kim olduğumu bilen tek kişi bendim. Bir diğeri mezardaydı.




"Nedeni bu değil, ne kadar umursamaz görünsen de acıların olduğunu görebiliyorum. Neler yaşadığını bilemiyorum ama iyi şeyler olmadığını bilecek kadar uzun süredir bu işi yapıyorum. Sana arkadaşını anlattırdım çünkü değer verdiğin bir şeyi paylaşmak istemeyeceğini biliyordum. Lara, çok acı şeyler yaşamış bazı insanlar senin gibi umursamaz bir tavır takınıp kendini korumaya çalışabilirler. Güçsüz görünmek istemedikleri için işi espriye de vurabilirler. Sen ne kadar kendini güçlü ve umursamaz görsen de kalbinde yaralı küçük bir kız var. Benden ve diğer insanlardan saklanıyor ama ben onu görebiliyor-" Sözlerine devam etmesine izin vermeden sandalyemi büyük bir gürültüyle geriye ittim. Bir hışımla yerimden kalkıp doktorun masasına cüretkar bir biçimde ellerimi koydum. Buradan bakınca daha da küçük görünüyordu.




Her kelimenin üzerine basarak; "Doktor, bu edebiyatı senin ve sizin gibileri tanımayan çömezlere yap. Bana sökmez bu sözler. Umursamaz davranıyorum çünkü umursamıyorum. Senin gibi rol yapmak yerine olduğum gibi görünüyorum. Sen beni tanıyormuş gibi bu sözleri söylesen de bunlar herkese yaptığın boş laflardan ibaret. Buraya arkadaşımın hatırı için gelmiştim ve şimdi gidiyorum. Seans burada bir daha yapılmamak üzere bitti." Sesime öfkemi yansıtmamak için uğraşsam da çok başarılı olduğum söylenemezdi.




Kendini beğenmiş doktor, bilmediği daha önce kabusunda bile görmediği şeyler için ahkam kesiyor. Daha fazla burada kalmak istemediğimden arkamı dönüp kapıya doğru ilerledim. Her adımda topuklu siyah çizmemi sertçe yere vuruyordum. Tam kapıdan çıkacakken doktorun kendini beğenmiş sesini bir daha duydum.




"Arkadaşın eminim ki buraya geçerken uğra da doktora bir bak dememiştir." Bu kendini ne sanıyor böyle! Onu duyumsamazlıktan gelip kapıdan dışarı çıktım. Kapıyı kapatma uğraşına hiç girmeden kliniğin çıkışına hızlı adımlarla yürüyordum.




Bekleme salonuna girdiğimde her zamanki gibi insanlar yargılayıcı bakışlarla beni izliyor ve süzüyorlardı. Siyah olmayan bir tek saçlarım vardı. Açık kumral saçlarımı da siyah yapabilirdim ama bu renk bana annemi hatırlatıyordu. Bu yüzden saçlarıma boya sürmemiştim. İnsanların bakışlarına aldırmadan klinikten dışarıya çıktım.




Pembe duvarlı evin bulunduğu kaldırıma park ettiğim "şimşek" adlı canavar motoruma atlayıp gazladım. Klinikten bir an önce uzaklaşmak istiyordum. İstediğini yaptığımı söylemek için İnci'nin yanına gidecektim. Motorumu mezarlık tarafına yönlendirdim, iyice hızlandım. Trafik kurallarını umursamıyordum, polis beni yakalayamazdı. Ayrıca İnci'yi daha fazla bekletmek istemiyorum. Hayattayken yeterince bekletmiştim zaten.









🖤💀🖤💀🖤💀🖤💀




İlk bölümü nasıl buldunuz?




Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.




Hatalarım varsa belirtin lütfen.




Sonraki bölüme kadar hoşça kalınpan>

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.