İçeriğe geç

Karanlıkta Kalan Şehir

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Karanlıkta Kalan Şehir

Bölüm 1

Bölüm 1: Son Ders Zili Çaldığında

Zil çaldığında sınıftan çıkan herkes gürültüye boğulmuştu ama ben hala yerimde oturuyordum. Karnımda tuhaf bir sıkışma… Sanki kötü bir şey olacakmış gibi. O hissi hayatım boyunca az yaşadım ama her yaşadığımda mutlaka bir şey olmuştu. Tam çantamı kapatıyordum ki sınıfın kapısı sertçe açıldı. İçeri yeni gelen çocuk girdi. Sınıfa birkaç gün önce transfer olan, kimseyle konuşmayan, boyu uzun, siyah saçlı, buz gibi bakışlı olan çocuk… Aras Demir. Kimse nereye gittiğini anlamadan direkt bana doğru yürüdü. Kalbim ritmini unuttu sanki. “Hira… bir dakika konuşabilir miyiz?” dedi fısıltıyla. Adımı nereden biliyordu? “Seninle bir alıp veremediğim yok,” dedim ama sesim titredi. Aras eğildi, göz hizama geldi. “Keşke öyle olsa… Ama bugün eve tek başına gitme. Seni biri izliyor.” Bir anda bütün tüylerim ürperdi. “Ne saçmalıy—” O anda pencereden dışarı baktım. Okulun bahçesinde siyah kapüşonlu biri… Yüzü görünmüyordu. Ama bakıyordu. Direkt bana. Göz göze geldik. Ve adam gülümsedi. Korkudan nefesim kesildi. Aras kolumdan tuttu. “Hira, zamanım yok! Sakın eve tek gitme. Bu şehir sandığın kadar güvenli değil.” “Sen nereden biliyorsun?” Aras gözlerini kaçırdı. “Çünkü… seni izleyen o adamı daha önce de gördüm.” “Ne? Ne zaman?” Yavaşça bana döndü. “Dün gece… sen uyurken.”Koridorda Aras’ın söylediği o son cümle hâlâ kulaklarımda çınlıyordu. “Dün gece… sen uyurken.” Bir yabancı beni izliyordu… ve Aras bunu biliyordu. Nefesim hızlandı. “Bu saçmalık! Beni mi takip ediyorsun sen?” diye bağırdım. Aras hiç kıpırdamadı. Soğuk ifadeyle baktı sadece. “Hayır. Ama seni birinin takip ettiğini biliyorum. Sana zarar gelsin istemiyorum.” “Peki neden ben? Neden ben?” Sözler ağzımdan koparak çıkıyordu. Aras yavaşça etrafa baktı, koridor boştu. Sonra alçak bir sesle konuştu: “Çünkü o adam… senin ailenden birini tanıyor olabilir.” Donup kaldım. Ailem… Annemle babam yıllar önce bir trafik kazasında ölmüştü. Kim onları tanıyor olabilirdi? “Benim ailemle ne alakası var?” diye sitem ettim. Aras cevap vermedi. Sanki söylemek istiyordu ama söyleyemiyordu.Okuldan çıkınca hava kararmaya başlamıştı. Sokak lambaları sarı ışığını yeni yeni yakıyordu. Aras yanımda yürüyordu — istemesem bile. “Eve kadar eşlik edeceğim,” dedi. “Hayır.” “Hayır deme, Hira. Ciddiyim.” Sesinde öyle bir ton vardı ki… Söylemediği şeyler beni daha çok korkutuyordu. Köşeyi döndüğümüzde boğazdan gelen rüzgâr çarptı yüzümüze. Bir sokak kedisi çöp kutusunu devirip kaçtı. Normal bir akşamdı… ya da öyle görünüyordu. O sırada bir şey fark ettim. Yine o kapüşonlu adam. Sokağın başında… Bizi izliyordu. Bu kez daha yakın. “Aras…” dedim titreyen sesle. “Gördüm.” Elini hafifçe koluma koydu, beni arkasına aldı. Adam ağır adımlarla yaklaşmaya başladı. Kalbim çarpıyor, dizlerim titriyordu. Aras ciddi bir sesle fısıldadı: “Ne olursa olsun, arkama bakma.” adam konuşmaya başladı. Sesi boğuk, yabancı, ürperticiydi. “Hira Karaca… sonunda buldum seni.” Dizlerimden güç çekilip gitti. Aras kalkan gibi önümde durdu. “Onunla bir işin yok. Uzak dur,” dedi. Kapüşonlu adam bir adım daha attı. “Sen karışma, çocuk. Onun kanı… henüz tamamlanmadı.” Ne kanı? Neden benim? Aras’ın eli yumruk oldu. “Bir adım daha atarsan—” Adam elini yavaşça kaldırdı. Parmaklarında siyah bir halka vardı. Yüzü hâlâ görünmüyordu. “Gerçekleri öğrenme vakti geldi, Hira. Babanın bıraktığı şeyi almaya geldim.” Nefesim kesildi. “Ben… babam mı?” Evet diyemeden… Bir anda her şey karardı. Sokak lambaları titredi. Hava buz gibi oldu. Adamın etrafındaki gölgeler kıpırdadı. Aras kolumdan tutup bağırdı: “GÖZLERİNİ KAPAT HİRA!”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.