İçeriğe geç

KARANLIK ZİHİNLER

Bölüm 3 · 8 dk okuma

KARANLIK ZİHİNLER

Bölüm 3

YARDIM

Bilinmezler galiba beni çok sevdi çünkü akşam olmasına çok vardı ve ben burada onlarla sohbet ediyordum. Off! Sıkıldım. Acilen beyaz atlı prensim Maria'nın beni Bilinmezlerin arasıdan çekip çıkarmalı. Derken... kameraları Maria'ya çeviriyorum. Maria sırıtarak beni izliyordu. Anlaşılan bugün beni yalnız bırakmayabilir. Önlem almalıyım. Hızlı adımlarla-daha doğrusu Bilinmezlerin arasından yaka paça sıyrılarak-Maria'ya ulaştım. "Maria'm benim. Şu Bilinmez dostlarına birşeyler söyle. Peşimi bıraksınlar. Çişe bile gidemedim,altıma kaçırıcam korkusuyla bokumu ağzımdan çıkaracağım. O yüzden ben acilen odama gidiyor ve ihtiyacımı gideriyorum. Öptüm!" Bunları söylerken iki adım gerilemiş elimle kalp yapıp hızla ondan uzaklaştım. Koşarak merdivenlere yöneldim. Şimdi ben asansör korkum yüzünden 6 kat yukarı mı çıkacağım. 6 iyi kızım bulunduğum katın merdivenini sayarsak 7 kat oluyor. Dağa mı çıkıyoruz odamıza mı belli değil. Tamam tehlikeli bir klanım var ama en üstede koymazsınız yaa! Benim acilen tahtıma oturan akademi yöneticisiyle bir konuşma yapmam lazım! Eğer anlaşamazsam da o cadının saçlarını çekerim. Kadın arada ziyarete gelirdi. Ziyaret dediğimde Düzenbaz güçlerim ortaya çıkmasın diye iğneyi bizzat o veriyor doktorlara. Hayır yani her seferinde de farklı saç stilleri ile karşıma çıkıyor sürtük! Kadını kibirli ve küstah bakışlarından tanıyorum. Katları çıkarken çok yorulduğum için Asilerin katında durmak zorunda kaldım. Bir kat kaldı yaparsın kızım,hadi bacaklar gösterin kendinizi!! Bazı yüzler bana döndü ama umursamadım. Asilerin merdiveni değildi sonuçta otursam hiçbir şey yapamazlardı. Birkaç erkek yanımdan geçerken sırıttı. Hatta birkaçı yüzüme bakıp sırıttı.Umursamadan ayağa kalkıp kendi odama girdim. Bir duş harika olur aslında hem akşam gözümü korkutmak için baya hırpalayacaklardı beni. Bugünkü koşudan dolayı beni terletmeyecek giysiler seçmiştim. Siyah tişört ve siyah bri bir eşofman bence idealdi. İç çamaşırlarımıda alıp hemen banyoya girdim. Hızlı ve bir o kadar soğuk bir duş oldu. Çünkü akşam olmasına yarım saat falan vardı. Ben o pislikler yüzünden uykumdan mahrum kalıcaktım. Hemen saçımı kurutup üstten sıkı bir at kuyruğu yaptım. Her şey tamdı. Maria benim duşta olduğumu düşünsün diye banyo kapısını gizlice büyüyle önden kilitledim. Suyu da açık bıraktım. Hem böylelikle o akademi müdüründen intikamımı alabilirim. Zaten ayın yirmi sekizindeydik. Yani bu da demek oluyor ki iki gün sonra büyü gücümle iki hafta görüşemeyeceğim anlamına geliyor. O kadın bozuntusu ayın başında büyü gücümü gizleyecek zehiri vücuduma enjekte edip bir aylığına büyü yapmamamı sağladığını düşünüyor ama bende boş değilim. Salak hiç değilim. Zehirin panzehrini Bilinmez dostum Maria'dan alıyordum. Bilinmezlerin büyü gücü bilinmeyen olmak ve bunu herkesten ustalıkla saklayabilmek. Bu yüzden çoğunun yüz ifadesi ciddi bir ifadeyle bakar. Piramitin üçüncü basamağında yer alırlar. Asiler ve Düzenbazlardan sonraki tehlikeli klandır. Düzenbazların ise herşeye hakim olabilme ve herkesi kuklası gibi kullanabilme yeteneği vardır. Bilgeler genelde inançları yönetirler. Piramitin en altında yer alırlar. Koruyucular onlar adaleti temsil ederler ama bu akademi içinde kargaşa çıkarabilir diye adaleti temsil etmelerine izin vermezler. İzin vermeyen:akademiyi yöneten cadı. Bu kadar pislik işte!Şeytan kalk şekerim büyüğün şuan tahtımızda oturuyor! Senin ve benim tahtımda... Hızla merdivenleri indim. Tabii bu süreçte Maria'ya görünmemek için elimden geleni ardıma koymadım. Maria'ya büyü yapabilirdim ama fark edebilirdi. O yüzden kendimi riske atmamalıydım. Fakat Maria'nın kahkahasını duymamla gördüğüm ilk kolonun arkasına geçmem bir oldu. Maria birkaç Bilinmez ile merdivenleri çıkıyordu. Onun gidişiyle bende büyük kapıya ilerledim. Kapı o kadar büyüktü ki en az dört metre vardı. Kapının deseni bence bu akademideki en güzel şeylerden biriydi. Beş pelerinli insanın ellerini kaldırıp kendi klanının işaretini yapıyordu. Kapının desenindeki bakışlarım bir detayı fark etti. Düzenbazları temsil eden işaret silinmişti. Ancak dikkatli bakınca silinmediğini, işaretin üzerini kapı ile aynı boyayla kapatmışlardı. O cadı mümkünse iki gün sonra karşıma çıkmasın. Yoksa kötü bir kaza çıkacaktı. Yöneticinin ölümü...Bu kesin onun başının altından çıkmış olmalı. Bunu düşünme,önüne bak. Zorlu geçecek olan gecene bak! Son kez elimi kapıdaki desende gezdirdim. Daha fazla oyalanmamalıydım. Kapıyı açıp bedenimin yarısını dışarı çıkardım. Hafa o kadar soğuktu ki tüm vücudum titredi. İç çektim ve bütün bedenimi tamamen dışarı çıkardım. Bloklar arasında ileledim ve E bloğuna girdim. Ağaçların sıklaştığı ve Edward ile konuştuğumuz noktaya ilerledim. Dört dakika kadar onun gelmesini bekledim. Arkamda birinin nefesini duyunca döndüm. Arkamı dönmemle arkamı dönerek kaçma isteğim aynı anda işledi zihnime. Çünkü karşımdaki adamlar adam değildi. Ben bunları yemekhanede görmedim ama. Tamamen haksızlıktı. Onlar kas yığını ben kemik yığını... Edward en önde ilerliyordu. Onun sağında iki,solunda üç kişi vardı. Başlıyoruz! Aslında Edward'ın zamanlaması harikaydı. Ayın sonları benim için mürhişti çünkü Düzenbaz güçlerimin çeyreği elimdeydi. Bu da onları yenmem için yeterliydi. Değil mi? Bir dakika lan! Onlar Asiler ve eğer elleri baya güçlüyse beni tek yumrukta Araf'a gönderirlerdi. Sıçtım... "Biz gelmezsin sanmıştık. Şaşırtın bizi!" Bu Edward'ın arkasındaki sarışın çocuğun sesiydi. Düz burnu hafif kırmızı dudakları ile çok uyumluydu. Gözleri açık yeşildi. Çocuksu bir ifadeyle bakıyordu. Edward ve yanındaki adamlardan en büyük farkı onlar gibi kaslı olmamasıydı. Bunu daha önce yemekhanede Edward'ın yanında görmüştüm. Yanındaki adam onun kolunu dürttü. Simsiyah saçları vardı. Gözleride saçları gibi siyahtı. Akyazdı. Yüzünde ciddi bir ifade vardı. Edwardın diğer tarafındaki üç kişi birbirine benziyordu. Ama ne benzeme, sanarsın üçüzler! Oha...cidden üçüde birbirine benziyordu. Üçüde buğday tenliydi. Birinin gözü koyu kahve,diğer ikisininki açık kahveydi. Saçları kumraldı. Bence tek farkları gözleriydi. Edward şaşırmışa benzemiyordu. Hatta adi herif sırıtıyordu. Keşke büyüyle bir daha sırıtamamasını sağlamalıydım. Ama adamın gülümsemesi çok güzel. Hem gülünce gamzesi çıkıyor,bizi bundan mahrum bırakma,dedi soldaki melek. Sağdaki zaten hayran hayran iç çekip duruyordu. Delireceğim. Yine saçmalamaya başladım. "Eee... Ne zaman bakışmanız sonlanır abi?" Sarışın çocuk epey heyecanlı gözüküyordu. Bence benim yerimde olsa o kadar heyecanlanmazdı! Soruyu sanırım Edward'a yöneltmişti çünkü Edward kaşları çatık bir şekilde bakışlarını kaçırdı. Bir dakika... O az önce abi mi dedi? Yok kızım ya saçmalama,aralarındaki samimiyetten demiştir. Gerçek abisi olsa çocuğa bolca sabır diliyorum. Böyle bir abiye kimse sahip olmak istemezdi. "Karina,önden ilerle!" Barbar. Bağırmaktan başka bir şey bilmiyordu. Omuz silktim. Önlerine geçtim. "Nereye gideceğimizi de söyler misiniz,yolu bilmiyorum da!" Ters şekilde söylediklerim omzumu saran kolla hafif çığlığa dönüştü. Kolun sahibine baktığımda ise rahatladım. Bu sarışın çocuktu. "Ben seni ilerletirim eğer rahatsız olmazsan." Tebessümle başımı sağa sola sallayarak karşılık verdim. Tatlı çocuktu. Kesinlikle Edward ile takılmamalıyıdı. O beni ilerletirkem beni spru yağmura tutmayı ihmal etmedi. "Sen ne tür şeyler seversin? Enstrüman çalar mısın? Hangi rengi ve hangi çiçeklerden hoşlanırsın? Kardeşin var mı? Kitap okur musun? Ben çok severim. Peki hangi hayvanları seversin?" Dedikleriyle kıkırdadım." Öncelikle piyano çalarım. Gri rengini severim ve lotus en sevdiğim çiçektir. Kardeşim yok. Kitaplara bayılırım. Sevdiğim hayvan ise sanırım yok." Tek nefeste söylediklerim onu güldürdü. Lanet olsun... Aynı gamzeden bunda da var. Olabilir herkeste gamze olabilir. Zaten çok zıtlar. "Benim ismim Jay. Tanıştığıma memnun oldum." Sağ elini uzattı. Sol kolu hâlâ omzumdaydı. Eline uzanıp hafifçe sıktım. " Beni tanıyorsun zaten. Karina." Ben daha ne olduğunu anlamadan çocuk yanımdan hızla ayrıldı. Edward kolumu tuttuğu gibi çekiştirdi. "Tanışmanızda bittiyse işimize odaklanalım." "Ne işi?" Sanki bilmiyormuş gibi davranıyordum. Çünkü neden böyle bir şey yaptıklarını anlamıyordum. Edward ters bir bakış atıp ne ara önüne geldiğimizi bilmediğim bir kulübenin kapısını açtı ve geçmem için eliyle işaret yaptı. Boş bakmaya devam ettim. Ters bakışları ile kolumu akvradığı gibi beni içeri çekti. Hatta çekmek ne kelime fırlattı resmen. "Hayvan! Omzumu çıkardın!" Oda karanlıktı. Edward ve diğerleride odaya girdiler. Onlar arkamdayken hemen ışığın düğmesinin yerini aradım. Tabii bunun için karanlık ile cebelleşmeme gerk yoktu. Gözlerim büyü yüzünden gece görüşüne sahipti. Bu da ışığın açma kapama düğmesini bulmama yardım ediyordu ve evet,buldum. Hemen o yöne gitmek yerine elimle duvarı yokluyormuş gibi yaparak ilerledim. Işığın açma kapama düğmesininde durdum ve ışığı açtım. Başta gözlerimin alışmasını bekledim. Gözüm iyice alışınca etrafıma bakındım. Şaka yapıyor olmalılardı. Odanın ortasında bir sandalye ve su dolu bir fıçı vardı. Kahkaha attım. Beni bunla mı korkutacaklardı. "Ciddi olamazsınız. Bunla mı korkutacaksınız beni!" Üçüzlerden ikisi kolarımı tutup arkadan bağladılar. Sanırım bağladıkları şey büyülüydü çünkü büyü yapmamı engelliyordu. Sadece at kuyruğumdan çıkan saç tellerimi geri itecektim ama beceremedim. Sarışın çocuk saçımla savaşa girdiğimi anladı. Yanıma gelip tüm saçımı serbest bıraktı. Gerizekalı herif,aynı Edward. Saçımı ne diye açtı ki,şimdi tüm saçımı yüzümden çekmeye çalışacaktım. Yüzümü geriye atıp iki yana salladım. Yok kardeşim,yapıştı yüzüme bir daha ayrılmazlar. Siyah saçlı olan bu sefer yanıma gelip yüzümdekileri çekti. "Sağol."derken yüzümü Jay'a dönderdim ve en ters bakışımı attım. Sırıttı. Siyahlı kafasını sallamakla yetindi. Hâlâ sinirle solurken bir anda kafamı suya daldırdı,yanımdaki adi siyah saçlı. Ağzım açık olduğu için ağzım suyla dolmuştu. Su buz gibiydi. Kafamı sudan çıkarmaya çalıştım ama izin vermedi. Kafamı daha sert tuttu. Tekrar söylüyorum,sıçtım. Ben kafamı ondan kurtarmaya çalışırken boğuk sesler çıkıyordu boğazımda. Suyun dışında başka bir ses duydum. Kafam sudan çıktı. Gözüm kapalı nefes almaya çalıştım. Öksürüklerim yüzünden nefes alamıyordum. Yarım saat sonra... Bir anda çenemi kavrayan el saçlarımı yüzümden itti. Gözlerimi açtım. Edward karşımda ciddi bir ifadeyle duruyordu. Yüzümü dikkatle inceledi. Bu seferde o kafamı suya daldırdı. Hepsi pislikti. Bu sefer hazırlıklıydım. Nefesimi olabileceğince az kullandım. Az hareket edip kendimi yormadım. Suyun dışındaki sesler daha net geldi. Sarışın Jay öldüm mü diye soruyordu. Ne kadar öyle kaldım bilmiyordum. Siyah saçlı çocuğun adını öğrenmiştim. Adı Kallias'tı. Üçüzlerde cidden üçüzlerdi. Koyu kahve gözlü olanın adı Kai'di. Diğer ikisininde Kaito ve Kaiza'dı. Kaito ve Kaiza'yı ayırmak neredeyse mümkün değildi. Yakından bakınca Kaito'nun burnunun üstünde küçük bir ben vardı. Tek farkları bence buydu. Aniden kapı açılma sesi geldi ve kafam sudan çıktı. Maria'nın çığlığını duymam en son isteğimdi. Suda ne kadar durduysam kafam gidip geliyordu. Sesler boğuk geliyordu. Gözümü bir türlü açamadım. Zorladım kendimi ama yok göz kapaklarım birbirine yapışmıştı. Kafamı minik eller kaldırınca Maria'nın elleri olduğunu hemen anladım. Üstümdeki tişört tamamen ıslaktı. Eşofmanımın ise yarısına kadar ıslaktı. Maria yüzümdeki saçları nazikçe itti. Gözümü açmaya zorladım. Başardım da. Maria karşımda kısa şortu ve tişörtü ile-daha doğrusu geceliğiyle-korkuyla yüzüme bakıyordu. "Bu sadece üzerindeki stresi atmak içindi. Seni korkutmak için değildi." Edward'ın söylediklerine karşı ona ters bir bakış attım. Tekrar Maria'ya döndüm. "Benim odamda olmadığımı nasıl anladın?" "Salak mısın Karina seni nerde olsa tanırım. Beş dakikada bayno yapar çıkarsın. Yarım saat bekledim seni. Çıkmayınca kapıyı zorladım. Kapıda büyü vardı." Son kısmı fısıldayarak söyledi. Kimsenin büyümü kullanabildiğimi bilmemeliydi. Edward Maria'yı yanımdan çekti. Fıçıyı da çekti. Önümde diz çöktü ve yüzüme baktı. Gözlerim şişmiş gibi hissediyorum. Suda çok kalınca yanaklarım kızarır. Soğuk sıcak fark etmez. "Gelelim asıl meseleye,senin büyü gücünün olduğunu biliyoruz. Yani gizlemene gerek yok. Bize yardım edeceksin." Nasıl biliyor be? Ben gizliyordum o kadar! Yoksa az önce Maria'yı duydular mı? Bi dakika ya. Az önce yardım istediğini mi söyledi yoksa ben mi yanlış duydum? Ne yani yardım için mi Düzenbazları korkutuyorlardı. E bu çok saçma. Düzgünce söylese yardım ederiz ama hangi konuda? Korkuyla soludum."Hangi konuda?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.