Odamda oturmuş, yemekhane de gördüğüm adamı düşünüyordum. Bir insan nasıl başka bir insana bu kadar benzeyebilir? Babamın evde olduğunu bilmesem onun gerçekten de babam olduğuna inanacaktım. Ben bunları düşünürken bir hemşire odama girdi. Hemşire "Bayan Helin, doktor Arda ile görüşmeniz var. Sizi şimdi onun yanına götüreceğim." dedi. Birlikte odamdan çıkıp doktorun ofisine gittik. Gözlerime inanamadım... bu doktor yemekhane de gördüğüm adam! Hemşire odadan çıktı ve ikimiz yalnız kaldık.
Kısa bir sessizliğin ardından Doktor konuşmaya başladı." Merhaba Helin, eminim aklında benimle alakalı pek çok soru vardır. Ben Doktor Arda Kaya senin amcanım." Amcam mı ? "Babamın kardeşinin olmadığını sanıyordum." dedim kinayeli bir şekilde, çünkü buna inanmamıştım. Fakat adamın babama benzerliğini göz önünde bulundurursak, bu pek de imkansız değil. Doktor "Biliyorum. Tanımadığın birinin lafına inanman zor. Senden bunu beklemiyorum zaten. Ama seni inandıracak kanıtlarım var." "Ne gibi kanıtlar?" dedim. Doktor "Bunları sana şimdi söyleyemem. Bu konuştuklarımız aramızda kalacak. Şimdi, muayenene geçelim." dedi. Beni bir sedyeye oturttu ve kafama bazı kablomsu şeyler bağladı. Ben daha ne olduğunu anlayamadan beynime yediğim elektrik şoku ile yerimden sıçradım. İkinci şok beynimde deprem misali bir sarsıntıya neden oldu. Üçüncü şok geldiğinde artık kaslarım gevşemişti ve hareket edemiyordum, fakat bilincim açıktı.
Akciğerlerim balon gibi şişip sönüyordu. Vücudumdan akan her bir ter damlası kıyafetlerime ve sedyeye damlıyordu. Doktor yaklaşıp " Bunu senin iyiliğin için yapıyorum" dedi. Dördüncü şok darbesi geldi. Gözlerim, kulaklarım, burun deliklerim ve ağzım adeta kan gölü olmuştu. Birkaç saniye sonra her yer karanlığa gömüldü.
Gözlerim kapalı fakat kulaklarım bazı boğuk sesler duyuyordu. Sanki birileri kulağıma bir şeyler fısıldıyor gibiydi. Ürpermiştim. Sanki etrafımda hızla dönen bir pervane varmış gibi. Sanki yüzlerce ruh aynı anda üzerime üflüyormuş gibi. Etrafımda çember halinde dönen rüzgar, birden daha da şiddetli esmeye başladı. Öyle hızlı esiyordu ki boğulacağımı düşündüm. Boğuk sesler kafamın içinde hızla gezinmeye başladılar. Rüzgar hızlandıkça sesler de beynimden bütün vücuduma yayılıyordu. Ellerim, ayaklarım, akciğerlerim bu boğuk seslerin yankılarıyla dolmuştu. Nefes alamıyordum. Birden beyaz bir ışık etrafımı sardı. Ve onu gördüm... Polislerle beraber kamera kayıtlarında gördüğümüz adam. O arkasındaki ürkütücü kalp deseni sayesinde hemen tanıdım. Beyaz ışık git gide daha da yayılıyordu. Kafam çok karışıktı...