2. Bölüm
( Kalp kırık olunca başka bir acı hissetmezsin
-Peki neden kırık bu kalp? )
Sabah uyandığımda odamda kapının önünde bir mektup vardı. Mektubu açtığımda teyzemden oduğunu anladım.
Merhaba güzel kızım, nasıl geçti ilk günün? Umarım iyi geçmiştir. Baban D. ve ben düşündük ki her hafta sana böyle mektup verelim. Hem özlemimizi de gideririz.
Sevgilerle -
Annen...
Halamın bu mesajına gülümseyerek baktıktan sonra kalkıp üzerime arkadan yere değen bir siyah elbise aldım. Üzerinde mor pembe desenler vardı. Uyumlu olsun diye uzun siyah eldiven ve mor sandalet'lerimi giyinip odamdan çıktım.
Koridorda dünkü görevlini gördüyümde selam vererek 2. kata indim. İyi de ben konferans salonunun nerede olduğunu bilmiyorum ki?
Bir kaç grubun peşinden ilerleyerek sonunda salona ulaştım. Her kes bir birine sihir yapıyordu ve görünüşe göre sıra bendeydi ki biri başıma çöp atmaya başladı.
Dün yaptığım gibi âsa'mı yarattım ve o kişiye doğru tuttum. "Kendine gel eşek surat! Yoksa eşekden bir farkı olmayan o suratını beter ederim!" her kes bana bakarak fısıltılar içinde konuşuyorlardı. Çocuk âsa'mı başıyla göstererek "Vay, nereden çaldın?" dedi.
Sinirle yüzüne baktığım sırada hiç beklemediğim bir şey oldu ki bir kız önüme atladı ve "Richel! O burada yeni ve gördüğün gibi âsa'sı kendinden. Prenses olmalı, ve onunla böyle konuşamazsın. Sen çeneni kapa ve işine dön!" dediğinde şok olmuştum.
Biri beni mi savunmuştu? Yoksa bana mı öyle geliyordu?
Kız kolumdan tutup beni boş bir masaya yönlendirdi. O oturup bana başıyla işaret verdi. Ben de oturdum ve konuşmaya başladı. "Öncelikle ben Liana. Memnun oldum." elini uzattı.
"Ben de Esperia. Ehtepus Krallığından geliyorum." Elini sıktım ve devam ettim. "Yıllar önce ailemi acımasız bir Kral öldürmüş." sesimi kısarak "Teyzem ve Dayımın yanında kallyorum ama ailemi tanımayanlar bunu bilmezler. O yüzden saklarım çoğu zaman. Söylemezsen sevinirim."
Gülümseyerek "Benden sır çıkmaz" dedi. "Senin hikayen var mı?" soruma başını sallayarak cevap verdi. "Sayılır aslında. Hangi Krallıktan geldiğimi söylememi sevmezler. Söylersem kötü olurmuş falan filan. Neyse boş ver. Hikayem şu- Ailem sadece abimi eğitirken ben kalıyorum. Hep onu destekler, ona oğlum der, kafasını okşarlar. Ben odamda tek âsa işlemleri falan yapardım. Anladığın yani değersizim onların gözünde . O yüzden de gizlice buraya geldim. Kaçarak yani." düzgünce kafamı salladım.
Gelen sesle salona baktık. Sihir öğretmenleri orada durmuş her kesi toplamaya çalışıyordu. Biz de oraya gittiğimizde sihirle sesini yükseltti ve başladı konuşmasına..
"Sayın Sihir Özel Koleji sakinlerim, güzel çocuklarım. Bu 3 yıl sizlerle savaşacak, sihir yapacak ve öğreneceğiz. Sizi 3 gruba ayırdık. A B C grupları. Seviyelere, yaşlara uygun olaraktan. 5 öğretmeniniz var. Tanıtayım, Bay Ricer. Size savaşı öğretecek" dedi birini göstererek. "Bayan Hulita" genç bir kadını gösterdi. "Size sihir yapmayı öğretecek."
Kendisini gösterdi. "Ben Delivian size sihrin tarihini öğreteceğim." Başka bir orta yaşlı kadını gösterdi. "Bayan Caaper. Bayan Caaper Kolejin doktoru, müneccimi."
"Bay Acticar. Bay Acticar sizin kötü yanınızda yanınızda olacak kişi. Bir nevi psikolojik sorunları olanlar onun yanına gide bilir" başımı salladığında bay Delivian artık sınıflara gide bileceğimiz söylemişti.
Görevliler bize sınıflarımızı söylemişti. Liana ile ben aynı sınıftaydık. Sınıfa girdiğimizde sıraların 10 kişilik olduğunu gördük. Ufak bir şok yaşadık ama sonra aynı sıralara oturduk.
Sırayla 3 derse girecektin. Bayan Hulita ilk dersimizi geçecekti. 2. olarak bay Ricer ve 3. bay Delivian.
...
Derslerimiz bitmişti ve biz de bitmiştik. Hele o savaş dersi varta... Çok kötüydü..
Ayaklarım kırılmıştı neredeyse. Ama kalp kırık olunca başka acı hissetmezsin.
Peki neden kırık bu kalp?