İçeriğe geç

Karanlık oda

Bölüm 1 · 13 dk okuma

Karanlık oda

Bölüm 1

Bölüm 1: 3. Daire

Merhabaa! İlk kitabımın ilk bölümüyle karşınızdayım. İlk defa bir kurgu yazıyorum. O yüzden yanlışlarımı ve kusurlarımı affedin lütfen.

Elbette her yazar kendi hayatından bazı parçaları eserine aktarır. Benim de hayatımdan parçalar vardır belki burada. Ama yine de bunların hepsi aklıma anlık gelen bir kurgudur. Umarım okurken keyif alırsınız.

Keyifli okumalaarr...

Elimde ufak valizimle yeni kiraladığım dairemin kapısının önündeyim. Bu ay kiraladığım 3. daireye girmek için anahtarımı almaya çalışıyorum. Nereye koymuştum ben bu anahtarı? Ceketimin cebinde yoktu. Çantamın içi ise çok karışıktı. Bu çantada ben bile kaybolabilirdim. Yere eğildim ve çantamın içindekileri yere boşaltmaya başladım. Tam o sırada adım sesleri duydum. Yoksa beni yine mi bulmuştu? Zaten er geç bulacaktı ama bu kadar erken bulmasını beklemiyordum. Kalp atışlarım korkudan hızlanmaya başlamıştı. Ellerim titriyordu. Anahtarımı daha hızlı aramaya başladım ama ellerimi o kadar çok titriyordu ki elime aldığım her şeyi düşürüyordum. Adım sesleri bana çok yaklaşmıştı. Gelen kişi asansörü tercih etmeyip merdivenlerden çıkıyordu. Adım sesleri artık bana çok yakındı. Yavaşça başımı arkama çevirip baktım. İllaki beni bulacaktı illaki tekrar karşıma çıkacaktı. Ondan kaçışım yoktu. O anda görüş alanına siyah botlar girdi. O değildi. Onun olmadığını anladığımda biraz da olsa rahatladım. Ama ellerim hala titriyordu. Tekrar önüme dönüp çantamı karıştırmaya devam ettim. Siyah botların sahibi yanımdan geçip üst kata gidecekken birden durdu. Neden durduğunu anlamayarak tekrar ona baktım. Kaşlarını çatmış bana bakıyordu.

''İyi misin ?'' diye sordu bana. ''Ellerin titriyor. Bir şey mi arıyorsun?'' O bana bunları sorduktan sonra dönüp ellerime baktım. Gerçekten hala ellerim titriyordu. Ellerimi yumruk yapıp sıktım sonra siyah botların sahibine döndüm.

''Anahtarımı arıyorum. Nereye koyduğumu bilmiyorum.'' Siyah botların sahibi yanıma eğildi. Ne yapmaya çalıştığını anlamamıştım. Şaşkınlıkla ona bakıyordum.

''Yardım edebilir miyim? Bu şekilde anahtarını bulmanın çok uzun sürecek gibi.'' Bir, iki saniye tam olarak ne dediğini kavrayamadım. Neden bana yardım etmek istiyordu ki? Bu şekilde anahtarımı bulamayacağımı anlayınca yavaşça başımı onaylarcasına salladım ve biraz geri çekildim. Yerdeki çantamı eline aldı. Yaklaşık bir dakika içinde anahtarımı buldu ve çöktüğü yerden kalkıp anahtarımı bana uzattı. Bende çöktüğüm yerden kalktım ve anahtarımı almak için elimi uzattım. Ama hala ellerim titriyordu. Siyah botların sahibi bunu fark etti ve anahtarımı bana vermek yerine başıyla kapıyı işaret etti. Titreyen ellerimle kapıyı açamayacağımı anlamıştı. Onu başımı hafifçe sallayarak onayladım ve geri çekildim. Yerde hala çantamdan çıkardığım eşyalarım vardı. Onlara basmamaya dikkat ederek önüme geçti ve yeni dairemin kapısını açtı. İçeri girebilmem için kenara çekilirken gözleri ufak valizime takıldı.

''Sen bir aydır taşınmayan yeni kiracı mısın?'' diye sordu bakışlarını bana çevirirken.

''Evet, taşınmak için yeni fırsat bulabildim.'' dedim ben de ona dönerek.

''Ben ev sahibin Emir Sayman. Üst katta oturuyorum.'' dedi ve elini bana uzattı. Çekinerek bana uzattığı eline baktım. Sonra tekrar yüzüne çevirdim bakışlarımı.

''Ben Asel. Asel Kara. Yeni kiracınım.''dedim ve elimi uzatıp bana uzattığı elini sıktım. O sırada hafifçe bana gülümsedi siyah botların sahibi ve aynı zamanda ev sahibim olan Emir Sayman.

Gözlerinin yerdeki eşyalarıma döndü.

''Yardım etmememi ister misin?'' diye sordu elimi bırakıp yerdeki eşyalarımı işaretleyerek. Dönüp eşyalara baktım. Yeteri kadar rezil olmuştum. Eşyalarımı da kendim toplayabilirdim.

''Onları ben hallederim. Her şey için teşekkür ederim.'' dedim ona dönerek. Hafifçe gülümsedim. O da bana hafifçe gülümsedi. Sonra ceplerinde bir şey aramaya başladı. Cebinden çıkardığı bir kartı bana uzattı.

''Burada benim telefon numaram yazıyor. Bir şeye ihtiyacın olursa ne zaman olursa olsun arayabilirsin.'' dedi.

''Teşekkür ederim.'' dedim elindeki kartı alırken. Hafifçe bana başını salladı ''görüşürüz'' dercesine ve merdivenleri çıkmaya başladı. Ben de yere eğilip yerdeki eşyalarımı hızlıca çantama attım. Sonra ayağa kalkıp ufak valizimi aldım ve bu ayki 3. daireme girdim. Kapıyı kapattım ve etrafa göz gezdirdim. Daireyi eşyalı olarak kiralamıştım ve içini ilk defa görüyordum. Biliyorum hangi aptalca içine bile bakmadan bir daire kiralar ki? diye düşünüyorsunuz şu anda. Ama bir de böyle düşünün kim bir ayda üçüncü kez taşınır ki? Ama ben taşındım işte. Hayat beni buna mecbur etti. Bu kadar sık taşınınca da dairenin içine girip inceleme gereği duymuyorsunuz.

Yeni dairemin içinde dolaşmaya başladım. Anlaşılan eşyaları seçen kişi de benim gibi sadeliği seviyormuş. Salona girdiğimde duvarlardan birinin boydan boya kitaplık olduğunu gördüm. Bu beni mutlu etti ama sonra içim hüzünle doldu. Acaba bu kitaplığı doldurabilecek kadar uzun süre burada kalabilecek miyim? Bu düşünceleri kafamdan atıp diğer odaları dolaştım. Salon dışında bir mutfak, bir çalışma odası ve bir de yatak odası vardı. Çalışma odasının da duvarlarından biri boydan boya kitaplıktı. Salondaki kitaplık gibi bu da bomboştu. O an bu kitaplıkları doldurabilecek kadar uzun süre burada yaşayabilmeyi istedim. Kitaplar benim bu hayattan kaçış yolumdu. Çok fazla kitap okurdum ama hiç ufak da olsa bir kütüphanem olmamıştı. Kitaplıkları görünce ufak da olsa bir kütüphanem olmasını istediğimi fark ettim. İçimden bir ses bu dairede bu istediğimin gerçekleşeceğini söylüyordu. O an kafama bunu koydum. Nerede olursa olsun bir gün benim de ufak da olsa bir kütüphanem olacak.

Çalışma odasından dışarı çıkıp yatak odasına gittim. Ufak valizimi yatağın üzerine koyup içini boşaltmaya ve eşyalarımı yerleştirmeye başladım. Zaten çok az eşyam vardı.Sürekli taşındığım için sadece ihtiyacım olan eşyaları elimde tutuyordum. Valizimdeki kazaklardan birini elime alınca sahip olduğu tek kitabımı gördüm: ''Aynı Yıldızın Altında.'' Diğer kitapların hepsini vermiş veya satmıştım. Ama bu kitap beni kendisine bağlamıştı. Kimseye vermemiş ve satmamıştım. Sürekli yanında taşıyordum. Kitabı elime aldım. o an aklıma aniden gelen bir fikirle salona gittim ve oradaki kitaplığın önünde durdum. Madem bir kütüphanem olsun istiyordum o zaman kütüphanemin ilk kitabı da bu olacak. Kitabı kitaplığa koyup biraz geri çekildim ve kitaplığa baktım. Bu kitaplık bir gün dolacaktı ve ben bu kitaplık dolana kadar burada kalabilmek için mücadele edecektim. Bu sefer kaçmak yoktu. Savaşacaktım. ''Bana şans getir 3. dairem.'' diye fısıldadım kendime.

Yatak odasına dönüp eşyalarımın kalanını da yerleştirdikten sonra kendime kahve yapmaya karar vererek mutfağa gittim. Mutfağa girdikten sonra market alışverişi yapmadığımı fark ettim. Yani evde ne yiyecek ne içecek bir şey vardı. Telefonumu cebimden çıkarıp saate baktım. Saat 02.34'tü. Bu saatte açık market bulmak imkansız sayılırdı. En iyisi bu geceyi bu şekilde atlatmaktı. Sabah gidip bir şeyler alabilirdim.

Uykum yoktu. Yatak odasına gidip bilgisayarımı aldım ve balkona geçtim. Uykum gelene kadar biraz çalışsam iyi olurdu. İşe yeni başlamış bir mimardım. İşe başlayalı altı ay bile olmamıştı. Bir inşaat firmasıyla anlaşmıştım. Ünlü bir inşaat firmasıydı. Şans eseri beni işe almışlardı.Oysaki beni işe almayacaklarından emin bir şekilde oraya gittim. Genellikle ünlüler için yeni binalar tasarlıyor veya kendi binalarını restore ediyorlardı. Bu bana verilen ikinci işti. Şimdilik ufak restore işlemlerini bana veriyorlar. İlk işim oldukça beğenilmişti. Bunun da beğenilmesini istediğim için en ufak ayrıntılar için saatlerce çalışıyordum.

Bilgisayarımı balkondaki sehpanın üstüne koyup balkondaki koltuğa oturduğum sırada karşıdaki binanın camına bir ışık yansıdı. Normalde hiç dikkatimi çekmezdi ama o an bu ışık dikkatimi çekti. Dikkatli bakınca oradaki kişinin ev sahibimin Emir Sayman olduğunu anladım. Balkonunun bir tarafı tamamen led ışıklarla kaplanmıştı. Çok güzel görünüyordu. Emir'in bir elinde gitar vardı. Emir koltuğuna oturduktan sonra yanına iki kişi daha geldi. Onlar da Emir'in yanına oturdular ve birlikte bir şeyler konuşmaya başladılar. Sonra Emir eline bir defter aldı ve bir şeyler yazdı. Ardından defterini elinden bırakıp gitarını aldı, bir ritim tutmaya ve şarkıyı söylemeye başladı. Sesi buraya kadar geliyordu. Bu şarkıyı daha önce duymamıştım. Şarkı söylerken birden durdu. Defterine bir şeyler daha yazdı. O an şarkı yazdıklarını anladım. Demek ev sahibim müzikle uğraşıyordu. Ben de bir süre gitar çalmıştım. Kafe köşelerinde birkaç kuruş kazanmak için çalardım.

Birden yaptığım şey çok yanlış geldi. Ne yapıyordum ben? Oturmuş ev sahibimin evini gözetliyordum. Yanlışımı fark edip bakışlarımı bilgisayarıma çevirdim ve çalışmaya başladım. Dışarıda yağmur yağmaya başlamıştı. Yağmur sesi ve üst kattan gelen müzik sesiyle birlikte bir saatten fazla çalıştım. Artık gözlerim acımaya başlamıştı. Arkama yaslanıp gözlerimi kapattım. Sadece beş dakikalığına gözlerimi dinlendirecektim. Belki de o beş dakika birkaç saat olacaktı. Kim bilir?...

Merhabaa! İlk kitabımın ilk bölümüyle karşınızdayım. İlk defa bir kurgu yazıyorum. O yüzden yanlışlarımı ve kusurlarımı affedin lütfen.

Elbette her yazar kendi hayatından bazı parçaları eserine aktarır. Benim de hayatımdan parçalar vardır belki burada. Ama yine de bunların hepsi aklıma anlık gelen bir kurgudur. Umarım okurken keyif alırsınız.

Keyifli okumalaarr...

Elimde ufak valizimle yeni kiraladığım dairemin kapısının önündeyim. Bu ay kiraladığım 3. daireye girmek için anahtarımı almaya çalışıyorum. Nereye koymuştum ben bu anahtarı? Ceketimin cebinde yoktu. Çantamın içi ise çok karışıktı. Bu çantada ben bile kaybolabilirdim. Yere eğildim ve çantamın içindekileri yere boşaltmaya başladım. Tam o sırada adım sesleri duydum. Yoksa beni yine mi bulmuştu? Zaten er geç bulacaktı ama bu kadar erken bulmasını beklemiyordum. Kalp atışlarım korkudan hızlanmaya başlamıştı. Ellerim titriyordu. Anahtarımı daha hızlı aramaya başladım ama ellerimi o kadar çok titriyordu ki elime aldığım her şeyi düşürüyordum. Adım sesleri bana çok yaklaşmıştı. Gelen kişi asansörü tercih etmeyip merdivenlerden çıkıyordu. Adım sesleri artık bana çok yakındı. Yavaşça başımı arkama çevirip baktım. İllaki beni bulacaktı illaki tekrar karşıma çıkacaktı. Ondan kaçışım yoktu. O anda görüş alanına siyah botlar girdi. O değildi. Onun olmadığını anladığımda biraz da olsa rahatladım. Ama ellerim hala titriyordu. Tekrar önüme dönüp çantamı karıştırmaya devam ettim. Siyah botların sahibi yanımdan geçip üst kata gidecekken birden durdu. Neden durduğunu anlamayarak tekrar ona baktım. Kaşlarını çatmış bana bakıyordu.

''İyi misin ?'' diye sordu bana. ''Ellerin titriyor. Bir şey mi arıyorsun?'' O bana bunları sorduktan sonra dönüp ellerime baktım. Gerçekten hala ellerim titriyordu. Ellerimi yumruk yapıp sıktım sonra siyah botların sahibine döndüm.

''Anahtarımı arıyorum. Nereye koyduğumu bilmiyorum.'' Siyah botların sahibi yanıma eğildi. Ne yapmaya çalıştığını anlamamıştım. Şaşkınlıkla ona bakıyordum.

''Yardım edebilir miyim? Bu şekilde anahtarını bulmanın çok uzun sürecek gibi.'' Bir, iki saniye tam olarak ne dediğini kavrayamadım. Neden bana yardım etmek istiyordu ki? Bu şekilde anahtarımı bulamayacağımı anlayınca yavaşça başımı onaylarcasına salladım ve biraz geri çekildim. Yerdeki çantamı eline aldı. Yaklaşık bir dakika içinde anahtarımı buldu ve çöktüğü yerden kalkıp anahtarımı bana uzattı. Bende çöktüğüm yerden kalktım ve anahtarımı almak için elimi uzattım. Ama hala ellerim titriyordu. Siyah botların sahibi bunu fark etti ve anahtarımı bana vermek yerine başıyla kapıyı işaret etti. Titreyen ellerimle kapıyı açamayacağımı anlamıştı. Onu başımı hafifçe sallayarak onayladım ve geri çekildim. Yerde hala çantamdan çıkardığım eşyalarım vardı. Onlara basmamaya dikkat ederek önüme geçti ve yeni dairemin kapısını açtı. İçeri girebilmem için kenara çekilirken gözleri ufak valizime takıldı.

''Sen bir aydır taşınmayan yeni kiracı mısın?'' diye sordu bakışlarını bana çevirirken.

''Evet, taşınmak için yeni fırsat bulabildim.'' dedim ben de ona dönerek.

''Ben ev sahibin Emir Sayman. Üst katta oturuyorum.'' dedi ve elini bana uzattı. Çekinerek bana uzattığı eline baktım. Sonra tekrar yüzüne çevirdim bakışlarımı.

''Ben Asel. Asel Kara. Yeni kiracınım.''dedim ve elimi uzatıp bana uzattığı elini sıktım. O sırada hafifçe bana gülümsedi siyah botların sahibi ve aynı zamanda ev sahibim olan Emir Sayman.

Gözlerinin yerdeki eşyalarıma döndü.

''Yardım etmememi ister misin?'' diye sordu elimi bırakıp yerdeki eşyalarımı işaretleyerek. Dönüp eşyalara baktım. Yeteri kadar rezil olmuştum. Eşyalarımı da kendim toplayabilirdim.

''Onları ben hallederim. Her şey için teşekkür ederim.'' dedim ona dönerek. Hafifçe gülümsedim. O da bana hafifçe gülümsedi. Sonra ceplerinde bir şey aramaya başladı. Cebinden çıkardığı bir kartı bana uzattı.

''Burada benim telefon numaram yazıyor. Bir şeye ihtiyacın olursa ne zaman olursa olsun arayabilirsin.'' dedi.

''Teşekkür ederim.'' dedim elindeki kartı alırken. Hafifçe bana başını salladı ''görüşürüz'' dercesine ve merdivenleri çıkmaya başladı. Ben de yere eğilip yerdeki eşyalarımı hızlıca çantama attım. Sonra ayağa kalkıp ufak valizimi aldım ve bu ayki 3. daireme girdim. Kapıyı kapattım ve etrafa göz gezdirdim. Daireyi eşyalı olarak kiralamıştım ve içini ilk defa görüyordum. Biliyorum hangi aptalca içine bile bakmadan bir daire kiralar ki? diye düşünüyorsunuz şu anda. Ama bir de böyle düşünün kim bir ayda üçüncü kez taşınır ki? Ama ben taşındım işte. Hayat beni buna mecbur etti. Bu kadar sık taşınınca da dairenin içine girip inceleme gereği duymuyorsunuz.

Yeni dairemin içinde dolaşmaya başladım. Anlaşılan eşyaları seçen kişi de benim gibi sadeliği seviyormuş. Salona girdiğimde duvarlardan birinin boydan boya kitaplık olduğunu gördüm. Bu beni mutlu etti ama sonra içim hüzünle doldu. Acaba bu kitaplığı doldurabilecek kadar uzun süre burada kalabilecek miyim? Bu düşünceleri kafamdan atıp diğer odaları dolaştım. Salon dışında bir mutfak, bir çalışma odası ve bir de yatak odası vardı. Çalışma odasının da duvarlarından biri boydan boya kitaplıktı. Salondaki kitaplık gibi bu da bomboştu. O an bu kitaplıkları doldurabilecek kadar uzun süre burada yaşayabilmeyi istedim. Kitaplar benim bu hayattan kaçış yolumdu. Çok fazla kitap okurdum ama hiç ufak da olsa bir kütüphanem olmamıştı. Kitaplıkları görünce ufak da olsa bir kütüphanem olmasını istediğimi fark ettim. İçimden bir ses bu dairede bu istediğimin gerçekleşeceğini söylüyordu. O an kafama bunu koydum. Nerede olursa olsun bir gün benim de ufak da olsa bir kütüphanem olacak.

Çalışma odasından dışarı çıkıp yatak odasına gittim. Ufak valizimi yatağın üzerine koyup içini boşaltmaya ve eşyalarımı yerleştirmeye başladım. Zaten çok az eşyam vardı.Sürekli taşındığım için sadece ihtiyacım olan eşyaları elimde tutuyordum. Valizimdeki kazaklardan birini elime alınca sahip olduğu tek kitabımı gördüm: ''Aynı Yıldızın Altında.'' Diğer kitapların hepsini vermiş veya satmıştım. Ama bu kitap beni kendisine bağlamıştı. Kimseye vermemiş ve satmamıştım. Sürekli yanında taşıyordum. Kitabı elime aldım. o an aklıma aniden gelen bir fikirle salona gittim ve oradaki kitaplığın önünde durdum. Madem bir kütüphanem olsun istiyordum o zaman kütüphanemin ilk kitabı da bu olacak. Kitabı kitaplığa koyup biraz geri çekildim ve kitaplığa baktım. Bu kitaplık bir gün dolacaktı ve ben bu kitaplık dolana kadar burada kalabilmek için mücadele edecektim. Bu sefer kaçmak yoktu. Savaşacaktım. ''Bana şans getir 3. dairem.'' diye fısıldadım kendime.

Yatak odasına dönüp eşyalarımın kalanını da yerleştirdikten sonra kendime kahve yapmaya karar vererek mutfağa gittim. Mutfağa girdikten sonra market alışverişi yapmadığımı fark ettim. Yani evde ne yiyecek ne içecek bir şey vardı. Telefonumu cebimden çıkarıp saate baktım. Saat 02.34'tü. Bu saatte açık market bulmak imkansız sayılırdı. En iyisi bu geceyi bu şekilde atlatmaktı. Sabah gidip bir şeyler alabilirdim.

Uykum yoktu. Yatak odasına gidip bilgisayarımı aldım ve balkona geçtim. Uykum gelene kadar biraz çalışsam iyi olurdu. İşe yeni başlamış bir mimardım. İşe başlayalı altı ay bile olmamıştı. Bir inşaat firmasıyla anlaşmıştım. Ünlü bir inşaat firmasıydı. Şans eseri beni işe almışlardı.Oysaki beni işe almayacaklarından emin bir şekilde oraya gittim. Genellikle ünlüler için yeni binalar tasarlıyor veya kendi binalarını restore ediyorlardı. Bu bana verilen ikinci işti. Şimdilik ufak restore işlemlerini bana veriyorlar. İlk işim oldukça beğenilmişti. Bunun da beğenilmesini istediğim için en ufak ayrıntılar için saatlerce çalışıyordum.

Bilgisayarımı balkondaki sehpanın üstüne koyup balkondaki koltuğa oturduğum sırada karşıdaki binanın camına bir ışık yansıdı. Normalde hiç dikkatimi çekmezdi ama o an bu ışık dikkatimi çekti. Dikkatli bakınca oradaki kişinin ev sahibimin Emir Sayman olduğunu anladım. Balkonunun bir tarafı tamamen led ışıklarla kaplanmıştı. Çok güzel görünüyordu. Emir'in bir elinde gitar vardı. Emir koltuğuna oturduktan sonra yanına iki kişi daha geldi. Onlar da Emir'in yanına oturdular ve birlikte bir şeyler konuşmaya başladılar. Sonra Emir eline bir defter aldı ve bir şeyler yazdı. Ardından defterini elinden bırakıp gitarını aldı, bir ritim tutmaya ve şarkıyı söylemeye başladı. Sesi buraya kadar geliyordu. Bu şarkıyı daha önce duymamıştım. Şarkı söylerken birden durdu. Defterine bir şeyler daha yazdı. O an şarkı yazdıklarını anladım. Demek ev sahibim müzikle uğraşıyordu. Ben de bir süre gitar çalmıştım. Kafe köşelerinde birkaç kuruş kazanmak için çalardım.

Birden yaptığım şey çok yanlış geldi. Ne yapıyordum ben? Oturmuş ev sahibimin evini gözetliyordum. Yanlışımı fark edip bakışlarımı bilgisayarıma çevirdim ve çalışmaya başladım. Dışarıda yağmur yağmaya başlamıştı. Yağmur sesi ve üst kattan gelen müzik sesiyle birlikte bir saatten fazla çalıştım. Artık gözlerim acımaya başlamıştı. Arkama yaslanıp gözlerimi kapattım. Sadece beş dakikalığına gözlerimi dinlendirecektim. Belki de o beş dakika birkaç saat olacaktı. Kim bilir?...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.