Cumartesi Sabahı...
Hafta sonunun ilk günüydü.
Lina, odasını toplamaya çalışırken telefonu hafifçe titredi.
Ekranda tek bir isim vardı.
Sylan.
Lina kaşlarını kaldırdı.
“Bu ne istiyor yine?”
Mesajı açtı.
Sylan: Selam güzellik. Benim o sinir bozucu yüzümü özledin mi?
Lina istemsizce gülümsedi.
“Ne özgüven ama...”
Cevap yazmak için klavyeyi açtı.
Bir an düşündü.
Sonra hiçbir şey yazmadan telefonu yatağın üzerine bıraktı.
“Cevap yok sana.”
Tam o sırada telefon tekrar titredi.
Sylan: Demek ki özlemişsin. Yoksa bu kadar uzun düşünmezdin.
Lina kahkaha atıp telefonu ters çevirdi.
“İmkânsız... Bu çocuk gerçekten sinir bozucu.”
Kapı zili çaldı.
Lina aşağı inip kapıyı açtı.
Kapının önünde kocaman bir cips poşeti, iki kutu kola ve elinde battaniyeyle Maya duruyordu.
“Kız kıza gününe hazır mısın?”
Lina gülerek kenara çekildi.
“Tabii. İçeri gel.”
Yaklaşık bir saat sonra ikisi salonda oturmuş film seçmeye çalışıyordu.
Maya uzanıp bir avuç cips aldı.
"Bu kadar film arasından neden hiçbirine karar veremiyoruz? "
"Çünkü sen romantik komedi istiyorsun."
"Evet."
" Ben fantastik istiyorum."
"Evet."
"Anlaşamıyıcağız."
Maya omuz silkti.
" O zaman konuşalım."
Lina koltuğa yaslandı.
"Neyi?"
Maya sırıttı.
"Okuldaki çocukları."
Lina gözlerini devirdi.
"Başladık."
"Ne var? Normal konu işte."
Bir cips ağzına attı.
"Mesela... Aras."
Kina kaşını kaldırdı.
"Ne olmuş arasa? "
"Çocuk bayağı yakışıklı."
"ilgimi çekmiyor..."
"İlgini mi çekmiyor?"
Maya güldü.
"O yanık teni, dağınık saçları..."
Lina kahkahasını bastırmaya çalıştı.
"Devam et."
Maya hiç utanmadan konuştu.
"Acaba tişörtsüz nasıldır."
Lina elindeki yastığı Maya'ya fırlattı.
"Saçmalama!"
Maya kahkahaya boğuldu.
"Ne? merak ettim!"
"Senin aklın başka hiçbir şeye çalışmıyor mu?"
"Hayır."
İkiside gülmeye başladı.
Maya gülmesini zor durdurdu.
"Peki... Sen söyle."
"Neyi?"
"Sence Sylan mı daha yakışıklı, Aras mı."
Bu arada Aras nereli diye sordu lina.
"Aile kökeni Türk diye biliyorum. Hadi konuyu değiştirme."
"Ben böyle şeylere bakmıyorum."
Maya kollarını bağladı.
"Yalancı."
"Gerçekten."
"Peki."
Maya sinsi bir gülümseme ile telefonu uzattı.
"O zaman şu mesajı açıkla."
Ekranda hâlâ Sylan'ın mesajı duruyordu.
'Selam güzellik. Benim o sinir bozucu suratımı
Özledin mi.'
Lina'nın yanakları hafifçe kızardı.
"Telefonumu ne ara aldın sen."
Maya kahkahasını tutamadı.
"Yüz ifaden her şeyi anlatıyor zaten."
Maya hala gülüyordu.
Lina ise elindeki yastığı tekrar ona fırlattı.
"Bir daha telefonuma dokunursan seni evden atarım."
"Atamazsın."
"Nedenmiş."
"Çünkü pizzayı ben ısmarlıyorum."
Lina bir an durdu.
"... Tamam, kalabilirsin."
"Biliyordum."
İkisi de gülmeye başladı.
Yaklaşık yarım saat sonra pizza çoktan bitmişti.
Salonun ortası cips paketleri ve boş kola kutularıyla dolmuştu.
Maya koltuğa uzanıp tavana baktı.
“Bir şey soracağım.”
“Sor.”
“Cidden... Sence okuldaki en yakışıklı çocuk kim?”
Lina gözlerini devirdi.
“Yine mi bu konu?”
“Evet.”
“Bilmiyorum.”
“Biliyorsun.”
“Hayır.”
“Tamam o zaman ben söyleyeyim.”
Lina iç çekti.
“Dinliyorum.”
“Bence Aras çok yakışıklı.”
“Evet, yakışıklı.”
“Bir de şu yanık teni var ya...”
“Başlıyoruz.”
“Acaba spor yapıyor mudur?”
Lina gülmeye başladı.
“Maya...”
“Ne?”
“Normal davran.”
“Normalim.”
“Hiç sanmıyorum.”
Maya kahkaha attı.
“Tamam, tamam... Ama şunu kabul et.”
“Neyi?”
“Çocuk tişörtsüz nasıl görünüyordur acaba?”
Lina elindeki yastığı bir kez daha ona fırlattı.
“Yeter artık!”
“Ne var? Bilimsel merak.”
“Bunun bilimle hiçbir ilgisi yok.”
“Bence var.”
İkisi gülmekten kendilerini tutamadı.
Bir süre sessizlik oldu.
Maya bu kez daha ciddi bir sesle konuştu.
“Şaka bir yana...”
“Hı?”
“Bence Aras biraz tuhaf.”
“Neden öyle dedin.
“Sanki hep bir şey düşünüyor.”
“Ben de fark ettim.”
Maya gülümsedi.
“Sadece sen onun adını duyunca normal davranmayı bırakıyorsun.”
Lina hemen itiraz etti.
“Bırakmıyorum.”
“Lina...”
“Ne?”
“Şu çocuğu biraz seviyorsun galiba.”
Lina birkaç saniye sustu.
Sonra başını iki yana salladı.
“Hayır.”
“Emin misin?”
“Evet.”
Tam o anda...
Lina'nın telefonu sehpanın üzerinde yeniden titredi.
Ekranda yine aynı isim belirdi.
Sylan.
Maya telefonu görünce kocaman gülümsedi.
“öylemi dersin?”
Lina telefonu sessize alıp sehpanın üzerine bıraktı.
“Bakmayacağım işte.”
Maya kollarını bağladı.
“Tamam.”
“Tamam.”
İkisi birkaç saniye birbirine baktı.
Sonra aynı anda gülmeye başladılar.
Maya koltuğa yayıldı.
“Madem Sylan konuşmayacağız... başka birini konuşalım.”
Lina kaşını kaldırdı.
“Başka kimi?”
“Aras'tan sonra okuldaki en yakışıklı çocuk.”
Lina düşündü.
“Kim?”
“Yan sınıftaki kızıl saçlı çocuk vardı ya...”
“Adı neydi onun?”
“Dur... Dilimin ucunda.”
Lina parmaklarını şıklattı.
“Rowan!”
“Evet! Rowan.”
“Gerçekten yakışıklı ama.”
“Bence de.”
Maya bir anda telefonunu eline aldı.
“Bir dakika... Kesin Instagram hesabı vardır.”
“Sen herkesi mi stalklıyorsun?”
“Ben araştırıyorum.”
“Adı bunun araştırma mı oldu?”
“Tabii.”
Maya arama kısmına Rowan Blackwood Academy yazdı.
Birkaç saniye sonra gözleri büyüdü.
“Buldum!”
“Ciddi misin?”
“Gel bak!”
Lina istemeden yanına yaklaştı.
Profil fotoğrafında Rowan, basketbol sahasında çekilmiş bir fotoğrafını koymuştu.
Maya ekrana biraz daha yaklaştı.
"Galiba öyle... "
Leyla telefonu yatağının üstüne bıraktı. "Bakmayacağım işte. "
Mayada gülerek arkasına yaslandı.
"inatçısın."
"Evet."
"Tamam."
"Ne tamamı."
“Bugünkü dedikodu kotam doldu.”
Lina güldü.
“Şükür.”
Maya tavana bakarak iç çekti.
“Bu okul var ya... Daha ilk haftadan insanın kafasını karıştırıyor.”
“Kesinlikle.”
“Bir de herkes ayrı garip.”
Lina başını salladı.
“Evet ama... Galiba alışıyorum.”
“Ben de.”
Birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra Maya bir anda döndü.
“Bu arada... Pazartesi kantinden bana kahve alırsın.”
Lina kaşını kaldırdı.
“Niye ben?”
“Çünkü Rowan'ın hesabını senin telefonundan inceledik.”
Lina gülmeye başladı.
“Bunun mantığı ne?”
“Hiçbir mantığı yok.”
“Ben de öyle düşündüm.”
Maya yastığını kucağına aldı.
“Tamam, o zaman yazı tura atarız.”
“Kaybedersen?”
“Yine sen alırsın.”
“Pes artık!”
İkisi de kahkahaya boğuldu.
Gülmeleri yavaş yavaş yerini sessizliğe bıraktı.
Maya esneyerek yorganı üzerine çekti.
“İyi geceler, Lina.”
“İyi geceler.”
Birkaç dakika sonra odada yalnızca duvardaki saatin tik takları duyuluyordu.
Ertesi sabah...
Lina alarmın sesiyle gözlerini araladı.
Yatağın diğer tarafında Maya hâlâ yorganın altına gömülmüş uyuyordu.
Lina gülümseyerek perdeyi açtı.
Odaya dolan güneş ışığı doğrudan Maya'nın yüzüne vurdu.Lina ve Maya kısa sürede hazırlanıp Blackwood Akademisi'nin yolunu tuttu.
Okul her zamanki gibi kalabalıktı.
Tam içeri gireceklerdi ki Maya etrafına bakınmaya başladı.
“Ne arıyorsun?” diye sordu Lina.
Maya sırıttı.
“Dün geceki kızıl saçlıyı.”
“Rowan'ı mı?”
“Evet.”
Lina gülerek başını salladı.
“Sen gerçekten iflah olmazsın.”
“O kadar da değil.”
Tam o sırada Maya'nın gözleri parladı.
“Dur... Sanırım orada!”
Lina da istemeden Maya'nın baktığı yöne döndü.
“Şuradaki.”
Maya başıyla işaret etti.
Rowan, birkaç arkadaşıyla birlikte koridordan geçiyordu.
“Gerçekte daha yakışıklıymış.” diye fısıldadı Maya.
Lina hafifçe güldü.
“Senin gözün herkeste.”
“Ne yapayım? Güzeli görünce söylüyorum.”
Tam o sırada Rowan onların olduğu tarafa baktı.
Maya panikleyip hemen Lina'nın arkasına saklandı.
“Ay, baktı!”
Lina gülmekten kendini zor tuttu.
“Az önce özgüven patlaması yaşıyordun.”
“Uzaktan kolaydı.”
“Git konuş o zaman.”
“Yok, ben buradan hayranlık duyuyorum.”
Lina kahkaha attı.
“Tamam, hadi. Derse geç kalacağız.”
“Bir dakika... Son bir kez bakayım.”
“Maya!”
“Tamam tamam, geliyorum.”
İkisi gülerek sınıfa doğru yürüdü.
Maya yerine otururken fısıldadı.
“Bir gün gidip konuşacağım.”
Lina gülümsedi.
“O günü ben de bekliyorum.”
Tam o sırada Aras sessizce sınıfa girdi ve arka sıraya geçti.
Hemen ardından Sylan da içeri girdi.
Bir anlığına Lina'yla göz göze geldi.
Dudaklarının kenarında hafif bir gülümseme belirdi.
Hiçbir şey söylemeden yerine oturdu.
Maya dirseğiyle Lina'yı dürttü.
“Biri sana baktı.”
“Kes sesini.”
Tam o anda profesör sınıfa girdi.
“Herkes yerine, ders başlıyor.”
Ders biter bitmez öğrenciler sınıftan çıkmaya başladı.
Maya bir arkadaşını görünce gülümsedi.
“Ben iki dakikaya geliyorum.”
“Tamam.”
Lina koridorda tek başına yürümeye başladı.
Tam merdivenlere yaklaşmıştı ki karşı taraftan Aras geldi.
İkisi birkaç saniye sessizce birbirine baktı.
Aras durdu.
“Sana bir şey soracağım.”
“Sor.”
“Sylan'la bu kadar konuşmanın özel bir sebebi mi var?”
Lina kaşlarını çattı.
“Ne alaka?”
“Son zamanlarda sürekli yanındasın.”
“Tesadüf.”
Aras kısa bir süre sustu.
Sonra ciddi bir sesle konuştu.
“Umarım öyledir.”
“Ne demek istiyorsun?”
“Onun sana gösterdiği ilginin sebebi sen değilsin.”
Lina'nın yüzündeki ifade değişti.
“Bunu nereden çıkarıyorsun?”
Aras gözlerini ondan ayırmadan cevap verdi.
“Çünkü onun neyin peşinde olduğunu biliyorum.”
Tam o anda arkalarından tanıdık bir ses geldi.
“Benim hakkımda konuşuyorsanız bari ben de dinleyeyim.”
İkisi aynı anda arkalarını döndü.
Sylan.
Duvara yaslanmış, kollarını bağlamıştı.
Yüzünde alışılmış o rahat gülümseme vardı.
Ama gözleri hiç de gülmüyordu.
Aras gözünü Sylan'dan ayırmadı.
“Seninle konuşmuyordum.”
Sylan alaycı bir gülümsemeyle yaklaştı.
“Fark ettim. Hakkımda konuşuyordun.”
Lina ikisinin arasına baktı.
“Biriniz bana ne olduğunu açıklayacak mı?”
Aras derin bir nefes aldı.
“Sadece dikkatli olmanı söyledim.”
Sylan hafifçe güldü.
“Ne kadar düşüncelisin.”
“Senin gibi değilim.”
“Benim gibi olsan zaten şaşırırdım.”
Lina sinirlenmeye başladı.
“Yeter! Biriniz bana ne saklıyorsunuz?”
Aras hiç tereddüt etmeden konuştu.
“Çünkü onun amacı sen değilsin.”
Koridordaki uğultu Lina'nın kulağında bir anda kayboldu.
“Ne?”
“Sen sadece ulaşmak istediği şey için bir araçsın.”
Lina'nın yüzü düştü.
Sylan'ın gülümsemesi de silindi.
Birkaç saniye boyunca kimse konuşmadı.
Sonra Sylan yavaşça Aras'a döndü.
“Bunu gerçekten sen mi söylüyorsun?”
Aras tek kelime etti.
“Evet.”
Sylan başını eğip kısa bir kahkaha attı.
“Komikmiş.”
Başını tekrar kaldırdığında gözlerindeki ifade tamamen değişmişti.
“En azından ben iki yüzlü değilim.”
Aras'ın çenesi sıkıldı.
“Kes sesini."
"Hayır."
Sylan bir adım daha yaklaştı.
“Senin ona yapacağın şey... benim yapabileceklerimden çok daha kötü.”
Lina şaşkınlıkla ikisine baktı.
“Ne diyorsunuz siz?”
Sylan gözlerini Aras'tan ayırmadan fısıldadı.
“Onu kaybettiğinde anlarsın.”
Aras bir anda Sylan'ın yakasına yapıştı.
Sylan da onu sertçe itti.
Bir anda koridor karıştı.
Öğrenciler bağırarak geri çekildi.
“Bırak!”
“Yeter!”
Öğretmenler koşarak aralarına girdi ve ikisini güçlükle ayırdı.
Lina gözleri dolu dolu ikisine baktı.
“Demek ikiniz de beni kullanıyorsunuz... Öyle mi?”
Cevap vermelerini beklemeden arkasını döndü.
Ve koşarak koridordan uzaklaştı.
Bölüm sonu...