Ben Elif.
22 yaşındayım ve İstanbul’da tek başıma yaşıyorum. Bir kafede çalışıyorum. Son birkaç aydır hayatım pek de yolunda gitmiyordu. Maaşım ancak kiramı ve temel ihtiyaçlarımı karşılıyordu.
Bir sabah işe giderken telefonum elimden kayıp kaldırıma düştü.
Ekranı tamamen parçalanmıştı.
Tamirciye götürdüğümde istediği fiyatı duyunca vazgeçtim. O paraya neredeyse yeni bir telefon alınabiliyordu.
Sıfır telefon almaya bütçem yetmediği için ikinci el ilanlarına bakmaya başladım.
Günlerce araştırdıktan sonra gözüme çok temiz görünen bir ilan ilişti.
Fiyatı, diğer telefonlara göre oldukça uygundu.
İlanda sadece şu yazıyordu:
“Çok temiz kullanıldı. Acil satılık.”
Satıcıyla mesajlaştım.
Konuşmaları kısa sürdü. Telefonu aynı gün teslim edebileceğini söyledi.
Akşam iş çıkışı buluşmak için sözleştik.
Buluşma yeri eski bir metro çıkışının karşısındaki küçük bir kafeydi.
Masada oturan adam ellili yaşlarında görünüyordu. Üzerinde koyu renk bir mont vardı. Beni görünce ayağa kalktı ve hiç vakit kaybetmeden telefonun kutusunu uzattı.
Telefon gerçekten anlatıldığı gibiydi.
Çizik bile yoktu.
Denedim, açıldı.
Her şey normal görünüyordu.
Parayı uzattığım sırada adam bir an duraksadı.
Sanki söylemek isteyip de vazgeçtiği bir şey vardı.
Sonunda sessizce,
“İçindeki her şeyi sildim.” dedi.
“Zaten sıfırlayacaktım.” diyerek gülümsedim.
Adam bana baktı.
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Umarım sen de silebilirsin.”
Ne demek istediğini anlayamadan arkasını dönüp hızla uzaklaştı.
Elimde telefon kutusuyla arkasından bakakaldım.
O an bunun, hayatımı tamamen değiştirecek gün olduğundan haberim yoktu.