Cumartesi sabahı... Liyan ailesi ile birlikte yola çıkmıştı bile. önce arabalarıyla birlikte havaalanına gittiler, ardından uçağa binip İtalya'daki doğru uçmaya başladılar. Her şey çok güzeldi. Sabahtan kahvaltılarını yapıp erkenden yola koyulmuslardı bile. Liyan ilk defa uçağa binmiyordu, bunu çok sık olmasa da arada yaparlardı. Kaliteli zaman geçirmek hem ebeveynlerinin hem de Liyan'ın hoşuna giderdi. Her seferinde farklı bir ülkeye veya bir şehre giderlerdi. En sevdiği aktivitelerindendi. yaklaşık 5 saatlik bir yolculuktan sonra İtalya'ya varmışlardı. Uçak yolculukları o aileyi çok yorduğu için o günü çoğunlukla dinlenerek geçirmişlerdi. Ertesi gün oldu. Her zamanki gibi mutlu bir şekilde uyanıp kahvaltı için bir restorana gitmişlerdi. Enfes bir kahvaltı yaparken o gün neler yapacaklarını tartışıyorlardı. Öncelikle İtalya'nın en güzide yerlerini gezecekler, sonra eğlenebilecekleri bir yere gidecekler, ardından güzel bir akşam yemeği yiyecekler ve otele dönecekler. Planları bu şekildeydi. Planladıkları gibi öncelikle İtalya'nın en güzide yerlerini gezdiler. Sonra bir eğlence parkına gittiler, Gardaland. Hızlı trenlere bindiler, çok güzel zaman geçirdiler. Daha sonrasında restorana gitmişlerdi. İtalya'nın meşhur yemeği olan pizza söylemişlerdi. Liyan pizzaya bayılırdı. Küçüklüğümden beri hem kendi ülkesinde hem de gittiği her ülkede, özellikle İtalya, pizza yerdi. Pizzalarını yedikten sonra otele geçtiler. İlk başta biraz lobide oturdular. Bu sırada anne ve babası sıcak çikolata içerken Liyan filtre kahve içiyordu. Liyan sıcak çikolata çok şekerli geldiği için genelde filtre kahveyi tercih ederdi. İçeceklerini içtikten sonra odalarına doğru yola koyuldular ama ters giden bir şeyler vardı. Anne ve babasının çok şiddetli bir karın ağrısı vardı. Liyan çok endişelenmişti. En sonunda bu acıya dayanamayıp otele en yakın hastaneye gittiler. Doktor başta sadece basit bi zehirlenme olduğunu söylemişti ve antibiyotik yazmıştı. Ama Liyan'ın içi içine sığmıyordu. Anne ve babası ilaçlarını aldıktan sonra biraz daha iyileşince Liyan'ın içi rahatlamıştı. Daha sonrasında ise tekrar otele geçtiler. O gün biraz kötü bitse de Liyan ve ailesi doğası gereği pozitif bakabilmişlerdi. Pazartesi günü ebeveynleri çalışmıyordu. Pazartesi günü de sabah erkenden kalkıp uçağa binmişlerdi. Anne ve babasının durumu gittikçe kötüye gidiyordu. Liyan neredeyse depresyona girecekti ama ailesi için dayanmak zorundaydı. Doktor sürekli testler yapıyor, çeşitli antibiyotikler ve iğneler vuruyor, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyordu. Ama her şeye rağmen pek iyi sonuçlar alınamıyordu.
Liyan hava almak için hastanenin bahçesine çıkmıştı. İçini kemiren bir şey vardı. Daha sonra kantine gidip bir meyve suyu alıp anne ve babasının yanına doğru yola koyuldu. Üst kata çıktığında doktorlar ve hemşireler o yandan bu yana konuşturuyordu. Hepsi çok telaşlı görünüyordu. Liyan endişelenmişti, acaba bu telaş anne ve babası için miydi? Her şeye rağmen güzel düşünmeye çalışıyordu. Anne ve babasının yanına geldiğinde bu koşuşturma ve telaşların onlar için olduğunu anlamıştı. Anne ve babası bir kriz geçiriyordu. Liyan çok korkmuştu, bi anda hıçkırıklarla ağlamaya başlamıştı. "Lütfen kurtarın onları! Anneciğim, babacığım lütfen beni bırakmayın!" diye yalvarıyordu. Hemşireler onu sakinleştirmeye çalışırken Liyan hala hıçkırıklarla ağlıyordu. Ve en sonunda o acı haber geldi. Anne ve babasını kaybetmişti. Bunu duyduğu anda Liyan'ın dünyası başına yıkılmıştı.. Önce bi durakladı, ardından başı dönmeye başladı. Bu olanlara inanamıyordu, kabullenmek istemiyordu. En sonunda bayılmıştı. Hemşireler onu bir odaya alıp sakinleştirici vermişlerdi.
Liyan uyandığında ilk an hiçbir şeyi hatırlamıyordu. Hemşireye seslendi "Anne ve babam nerde?" dedi. Hemşire başını öne eğmiş ne diyeceğini düşünürken o anda Liyan her şeyi hatırladı. Çok ağlamaktan gözleri açıyordu, o acıyı da hatırladı. Daha sonrasında ise hâlâ tepksizdi, inanamıyordu, kabullenemiyordu. Daha sonra ise ağlama krizlerine girmişti. Hemşireler sürekli ona teselli vermeye çalışıyor, sakinleştirmeye çalışıyordu. İşte şimdi bu nokta Liyan'ın hayatının dönüm noktası olmuştu. Artık hiçbir şeyin yolunda gitmeyeceğine inandırdı kendini. Dünyası ve hayata açılan penceresi tamamen değişmişti. O pencere doğan güneşe açılırken, şimdi koca, karanlık bir uzay boşluğuna açılıyordu...
