Zaman
Ne değişik bir kavramdı zaman...
Aynı zamanda biri ölüyorken, biri doğuyordu...
Aynı zaman içerisinde biri felaketi yaşarken bir diğeri mucizeyi yaşıyordu...
Mucizeyi yaşayan için akıp giden zaman, felaketi yaşayan için donup kalıyor, geçmek bilmiyordu...
Bazen zaman geçsin diye yalvarırken, öyle bir an geliyor ki zaman dursun diyoruz. Belki ne istediğimizi bilmediğimizden, belki de işimize geleni istememizdendir:)
Bazen geç kalıyorduk hayata... Bazı zamanlar bir kaç saniyeyle kaçırıyorduk bir çok şeyi... Belki o saniyelerle kaçırdığımız şeyler için hayatımız boyunca pişmanlık duyuyorduk.
Örneğin sınava girecekken bir kaç dakika erken çıkamadığından geç kalıp bir yılını çöpe atıyorsun. Belki de o çöpe gidecek bir yıl için yıllarca keşke daha erken çıksaydım diyorsun.
Belki de birkaç dakika erken müdahale edilemediğinden birini kaybediyorsun. Onu her hatırladıkça keşke erken yetiştirseydim diyorsun. Belki de olanlar için kendini suçluyor, belki de kendini avutmak için bir başka suçlu arıyorsun...
Belki de yapman gereken şeyi daha erken yapamadığın için hiç istemeyeceğin, kabullenemeyeceğin bir şey yaşıyorsun. Kaldıramam diyorsun yapamam diyorsun olamaz, yaşamamalıyım diyorsun ama geçti, bitti...
Artık her şey için çok geç oluyor... Ne yaparsan yap zamanı geriye alıp düzeltemiyorsun o anı silemiyor, unutamıyorsun.
İlk olarak kabullenemiyorsun, yaşamış olamam diyorsun, inanamıyorsun...
Sonra bir suçlu arayıp nefretini kusuyorsun. Sen olmasaydın olmayacaktı, yaşamayacaktım diyorsun...
Zamanla pişmanlık duygusunu hissetmeye başlayıp kendini suçluyorsun... Daha erken davransaydım bunların hiçbiri olmayacaktı diyorsun...
Bir de bakıyorsun kimi suçlarsan suçla, ne kadar pişman olursan ol geçmeyecek. Olan olmuş bitmişti. Ne olursa olsun geriye gidemeyecek, düzeltemeyeceksin.
Anlıyorsun ki zamanı geriye alamayacaksın, alışmaya başlıyorsun. O pişmanlığın her daim seninle geleceğine, en ufak şeyde kabuslarını ziyaret edeceğine, kendini asla unutturmayıp sürekli sana hatırlatacağına alışıyorsun...
Başkasını suçlayıp nefrette kusuyorsun, pişmanlık hissedip kendini de suçluyorsun, hatta gerçekleri fark edip alışıyorsun da ama bir türlü kabullenemiyorsun. O anı hatırlamaya o pişmanlığı, o an ki yaşadığın bütün duyguları tekrar tekrar yaşamaya alışsan da kabullenemiyorsun yaşadıklarını...
DEFNE'NİN ANLATIMIYLA
Uyandığımda Yiğit'in kucağındaydım. Arabaya doğru götürüyordu. Neler olmuştu? En son X beni bayı- o adam, o adam bana...
Bunu asla kaldıramazdım. Hayır lütfen yaşamamış olayım! Utançla ağlamaya başladım. Ailesi olmayan, sahipsiz bir kızdım ben. Bunun acısı yetiyorken bir de bu lekeyi kaldıracak gücüm yoktu...
Benim bu hayatta tek sahip olduğum şey hayat enerjim, mutluluğumdu...
Onunda elimden alınmasına katlanamazdım. Çünkü o zaman tamamen bir hiç olurdum...
Uyandığımı fark etmişlerdi. Yiğit bana baktı. "Güzelim ağlama bak sözümü tuttum. Kurtardım seni. Geçti bak hiçbir şey olmadı, kurtuldun." Derin bir nefes aldım. O adamın bana dokunmuş olma ihtimali bile kanımı donduruyordu...
"Ben, ben çok korktum Yiğit..." Yiğit bana baktı. "Biliyorum Defne, biliyorum ama söz veriyorum artık böyle bir şey olmayacak tamam mı? Ama sende bir söz ver artık hiçbir yere yalnız gitmek yok. Lavaboya bile..." Oflayarak kafamı salladım. "Tamam söz veriyorum." Arabanın arka koltuğuna oturmam için kucağından indirdi.
Gece bana sarıldı. "İyi misin Defne? Sana bir şey olacak diye çok korktum." Bende ona sarıldım. "Merak etme iyiyim. Hem fena mı oldu hayatımıza renk geldi işte aksiyon iyidir." Ayaz kafasını salladı. "Delisin kızım sen her konuda mutlu olacak bir şey buluyorsun." Yorgun bir şekilde konuştum. "Of yorgunluktan ölüyorum hemen yurda gidip uyumak istiyorum."
Yurda gelmiştik. Hızlıca odama geçip uyumaya başladım. Mümkünse bugünü hafızamdan silmek istiyordum. Bugün oldukça yorucu ve korkunç bir gündü...
KUMSAL'IN ANLATIMIYLA
Bir odada Defne bir odada Gece... Hangisine koşacağımız şaşırmış durumdaydık. X'in Defne'yi tecavüz etme ihtimali beni kahrediyordu...
Gece odaya girmeyi kabul edince diğer kapı açılmıştı. İçeri girdiğimizde o iğrenç adamı gördüm... Tam Defne'ye dokunacakken bizim içeri girmemizle kaçmak zorunda kalmıştı...
O sahneyi görünce geçmişi o iğrenç karanlık gece aklıma gelmişti...
Bir anda kriz geçirmeye başlamıştım.
Ayaz şaşkınlıkla bana bakıyor, bense krize girmiş bir şekilde hem ağlıyor, hem titriyordum. Hayır şuan olmamalıydı! Ayaz'ın karşısında olmamalıydı...
Ayaz yanıma geldi. "Kumsal neler oluyor? İyi misin?" Beni tutacakken bağırmaya başladım. "HAYIR GİT DOKUNMA! DOKUNMA BANA PİSLİK! İSTEMİYORUM BIRAK YARDIM EDİN! SE-SEN BİR CANAVARSIN KURTARIN BENİ BIRAK DOKUNMA!"
Ayaz bana korku ve hayal kırıklığıyla bakıyordu fakat bu elimde değildi. Durduramıyordum kendimi kriz anında...
Bunu fark eden Işıl hemen yanıma koştu. "Kumsal sakin ol. Biz buradayız o adam yok. Geçti, bitti tamam mı sakinleş artık." Biraz daha sakinleşmiş bir şekildeydim. Ayaz beni o halde gördüğü için çok utanıyordum...
Yiğit Defne'yi kucağına almış o sırada Gece'de yanımıza gelmişti. Neler olduğunu sorsakta tektim ve hiçbir şey olmadı deyip bizi geçiştirmişti...
Arabaya doğru yürürken Ayaz'a yaklaştım. "Ben şey az önce dediklerim için... Özür dilerim yani sana demedim kriz anınd-" Ayaz sözümü kesti. "Önemli değil Kumsal sen iyi ol da gerisi hiç önemli değil..."
Beraber arabaya binmiş, yurda gelmiştik...
DENEME GÜNÜ - YAZARIN ANLATIMIYLA
O gün gelmişti. Günlerdir çalıştıkları sınava gireceklerdi. Kumsal heyecanla konuştu. "Ay ben çok heyecanlıyım umarım bildiklerimi de unutmam heyecandan." Ayaz güldü. "Kızım alt tarafı bir sınav ne olacak?" Işıl Ayaz'a döndü. "Sizin için alt tarafı bir sınav olabilir ama biz burada burslu okuyoruz. Sınavları geçmek zorundayız." Gece sert bir tavırla Işıl'a cevap verdi. "Çalışsaydın böyle bir sorunun olmazdı hani?"
Anıl Işıl'a dönüp soğuk bir şekilde cevap verdi. Hala Anılla da Geceyle de araları bozuktu. "Bunun farkında olman ne güzel diyeceğim de farkında olmanda sınavı geçmene yaramıyor." Işıl güldü. "Bu sınavda birinci benim." Anıl güldü. "Aynen kitap yüzü görmeyen Işıl birinci."
Işıl kaşını kaldırdı sırıtarak Anıl'a döndü. "İddiaya girelim mi? Bu sınavda birinci ben olacağım." Anıl hayretle Işıl'a baktı. "Ders dinlemeyen, sınava çalışmayan birine göre fazla iddialı değil misin Işıl?" Işıl daha da sırıttı. "İddiaya var mısın hadi? Ne o korktun mu?" Anıl güldü. "Varım lan neyine?"
Işıl devam etti. "Bir keresinde teneffüste kızlar senin sesini konuşuyordu. Güzel şarkı söylüyormuşsun. Eğer iddiayı ben kazanırsam yılbaşı günü bir şarkı söyleyeceksin." Anıl gülümsedi.
"Kabul. Eğer ben kazanırsam da ringde beraber dövüşeceğiz." Işıl da gülümsedi. "Anlaştık. Bence şimdiden şarkıyı seçmeye başla..." Anıl sınıfa doğru yürümeye devam etti. "O kadar iddialı olma." Işıl'da arkasından yürüyordu. "Ben kazanacağımı bilmediğim bir savaşa girmem..."
Beraber sınıfa gittiler. Deneme başlamıştı.
Deneme bitmiş hepsi yurda doğru yürüyorlardı. . "İddiayı kaybettin Anılcım şimdiden söyleyeyim..." Anıl güldü. "Sonuçlar açıklanacak bir hafta sonra. Görürüz kimin kaybettiğini Işılcım."
Yurda gelmiş yemeklerini yiyip, ödevlerini yapmaya başlamışlardı. Işılsa işten dolayı yorulduğu için uyumaya başlamıştı.
1 HAFTA SONRA - YAZARIN ANLATIMIYLA
Bu bir hafta kızlar için oldukça yorucu geçmişti. Erkek yurdundan ayrılmış, tekrar kendi yurtlarına gelmiş, her şeyi baştan aşağı düzenleyip yerleşmişlerdi. Bugün de sonunda tamamen yurt işi bitmiş, rahatça uyuyabileceklerdi.
"Bir haftadır öldük ya!" Kumsal'ın isyanına Defne hak vermişti. "Geberdim kızım. Koca yurdu baştan aşağı yaptık resmen bir de kalabalığız daha da zorlaşıyor." Işıl yorgunlukla konuştu. "Hemen uyumak istiyorum ya." Gece kızlara döndü. "Deneme sonucu açıklanmış bizim gruba atıyorum bakın."
Işıl heyecanla girip bakmıştı. Evet bu deneme de birinci Işıldı!
"Oha Işıl birinci olmuşsun!" Kumsal heyecanla konuşmuştu. Işıl gülümsedi. "Ben demiştim. Biliyordum zaten birinci olacağımı." Defne merakla sordu.
"Kızım hiç ders çalışmıyor, ya uyuyor ya işe gidiyorsun. Nasıl olabilirsin biz deli gibi çalıştık anca ilk ona girmişim ben 7. olmuşum."
Işıl devam etti. "Geceleri bazı saatlerde uyuyamıyorum ben o sıra kalkıp iki üç saat çalışıyorum." Kumsal devam etti. "Bende 9. olmuşum! Eskiden derslerim berbattı şimdiyse büyük ilerleme var."
Gece konuştu. "Ben nasıl 10. olabilirim ya!?" Işıl Gece'ye döndü. "Keşke gün boyu bana atacağın lafları düşüneceğine ders çalışsaydın Gece. Senin için daha yararlı olabilirdi..."
Işıl'ın laflarıyla Gece dik dik bakmaya başlamıştı.
Deneme sonucu açıklanmış...
Gördüm... Denemeyi de iddiayı da kazandın 😔
Biliyorum şarkını şimdiden seç demiştim 💅
Djpwdksşsm iyi bakalım yılbaşına hangi şarkıyı dinleyerek girmek istersin?
Hmm bi düşüneeliim Romeo ve Juliet? Biliyor musun?
Bu da soru mu kızım en sevdiğim şarkıııı tabi ki biliyorum
Timam o zamann yeni yılda bu şarkıyı söyleee
Timam söylerim bu arada yurt işini bitirdiniz mi ?
İvet hallettik bitti
Hiii
Hihimmmm
Hihimmmm
İyi gecelerrrr o zamannn
İyi gecelerrrrr
Yatıp uyumuşlardı. Herkes heyecanla yeni yılı bekliyordu. Birçoğu ilk defa arkadaşlarıyla güzel bir şekilde yılbaşı planı yapıyordu...
31 ARALIK - YAZARIN ANLATIMIYLA
Her zamanki gibi kızlar Defne'nin sesiyle uyanmıştı. "UYANIN KIZLAR BUGÜN YILBAŞI!" Defne'nin sesine uyanan yine ilk Gece olmuştu. "Kızım ben seni kaç kere uyaracağım daha? Biliyoruz yılbaşı olduğunu biraz sakin mi olsan? Sabah sabah ne bu enerji ya." Gecenin söyledikleri Defne'yi kızdırmıştı.
"Ben uyandırmasam akşama kadar yatarsınız siz. Değerimi bilmiyorsunuz." Gece Defne'ye gülümseyerek baktı. "Tamam kızım sinirlenme hemen." Gece kalkmış, lavaboya gidiyordu.
O sırada Gece ve Defne'nin sesine de Kumsal uyanmıştı. "Kızlar ne oluyor sabah sabah? Neyi tartışıyorsunuz?" Defne Geceye bakarak sinirli bir şekilde konuşmaya başladı. "Hiç ya bir şey yok Kumsal. Gece'nin her zamanki hali." Bunun üzerine Gece Defneye ters bakışlar atmaya başladı. "Kızım kaşınma yolarım seni he." Defne gülerek Geceye karşılık verdi. " Gel yol kızım gel. Seni tutan mı var? Allah Allah." Gece yürüyerek Defne'nin yanına geldi ve ona sarıldı.
"Çok korktum kızım sana bir şey olacak diye." Defne'nin gözü dolmuştu. "Bende sizden ayrı kalacağım diye çok korktum. Ama bakın buradayım sorun yok hayat devam ediyor hadi hazırlanalım." Tam o sırada Işıl uyanmış, gözlerini ovalarken konuşmaya başlamıştı.
"Kızlar siz delirdiniz mi? Sabah sabah nedir sizden çektiğim ya. Uyuyacağım ben rahatsız etmeyin beni." Defne koşarak Işıl'ın yanağından öpmüştü. "Uyan bebeğim çünkü bugün yılbaşı!" Işıl Defne'nin dediğine kahkaha atmıştı. "Yılbaşı evet ama bana değil. Yılbaşını kutlamam için gelecek yıldan beklentilerim, hayallerim olması gerekiyor ama benim yok." Defne de buna Işıl'a sarılarak devam etti.
"Beklentin olmayabilir ama gelecek yılın iyi geçmesini istiyorsan mutlu bir şekilde girmelisin, ayrıca hayal kurmayı da öğrenmelisin..."
"Ben hayal kurmaktan da vazgeçtim Defne. Çünkü hayal kurmak sadece bir çaresizliktir. Ben bunu tüm hayallerimin suya düştüğü zaman öğrendim."
Defne tam cevap verecekken Kumsal araya girdi. "Kızlar edebiyatınız bittiyse artık hazırlanabilir miyiz? Kahvaltıya geç kalacağız. Ayrıca erkeklerle de buluşacağız. Bir sürü işimiz var yani o yüzden hızlı olmalıyız." Defne hemen giyinme dolabını açıp kendine ve kızlara kıyafet çıkarmaya başladı. "Hadi giyinelim o zaman!"
Önce Kumsal'ın dolabına gitti. Gri askılı bir bluz altına mavi dar pantolon çıkarmıştı. Altına da orta boyda siyah bir bot çıkarmıştı. "Kumsal sen bunları giyiyorsun. Bu arada itiraz kabul etmiyorum giymek zorundasınız."
Hemen sonra Gece'nin dolabına gitti. Bej sportif crop bol pantolon takımı çıkardı. Altına da takımının renginden bej bir bot çıkarıp önüne koydu. "Gece bayıldım bu takımına! Bir ara kendime alacağım." Gece gülümsedi. "İstediğinde giyebilirsin Defne biliyorsun." Defne gülümsedi.
Işıl'ın dolabına geçmişti. "Defne crop pantolon falan seç rahat olsun bak lütfen!" Defne kahkaha attı tabi ki tanıyordu Işıl'ı. Hemen beyaz bir crop altına bej renkte bir pantolon çıkardı. Altına siyah bir botla kombini tamamladı.
Sıra kendine gelmişti. Kahve straplez uzun bir elbise altına uzun çizmelerini takmıştı.




Kızlar kahvaltılarını yapmış, yurt kapısının önünde erkeklerle buluşacaklardı. Birlikte aşağı indiler. Onlar aşağı inerken erkeklerin de kapının önünde kızları beklediğini gördüler.
Herkes birbiriyle selamlaştıkan sonra Yiğit Defne'ye gülümseyerek konuşmaya başladı. "Nasılsın o günden sonra? Bir sorun var mı?" Defne de Yiğit'e gülümseyerek karşılık verdi. "Evet iyiyim. Bir sorun yok teşekkür ederim."
Grupça birlikte Ayaz'ın arabasına doğru yürümeye başladılar.
Tugay gruba dönerek konuşmaya başladı. "Evet arkadaşlar bugüne özel bir yere götürmek istiyorum sizi. Ama bana biraz yardımcı olmanız gerekiyor. Benim bildiğim bir yer var bu yılbaşı gecesini orada kutlayabiliriz. Sadece şuan o geceye hazır bir halde değil biz grupça ikiye dağılıp, orayı hazır hale getireceğiz."
Tugayın söylediği şeyler kızları çok heyecanlandırmıştı. Gece heyecanla konuşmaya başladı. "Eee daha ne duruyoruz? Hadi gruplara ayrılalım." Gecenin cümlelerinden sonra Tugay grubu dağıtmaya başladı.
"Yiğit, oğlum gel biz seninle yeri ayarlayalım halledelim. Gece ve Defne sizde süsleri halledin. Kumsal ve Ayaz sizde yemek kısmını ayarlayın. Malum eğlendikten sonra aç olacağız bir şeyler yememiz gerekecek. Işıl ve Anıl sizde uyku tulumu alın geceyi orda geçirme ihtimalimiz var. Size uyuyor mu?"
Herkes başıyla onaylandıktan sonra işlerini halletmeye koyuldular. Gece ve Defne yiyecekleri halletmeye gitmişlerdi. Tugay ise Yiğit'i alıp özel işlerini hallediyorlardı. Yiğit'in akşam güzel bir sürprizi olacaktı. Anıl ve Işıl ise akşam orada kalacakları için uyku tulumu gibi lazım olan şeyleri alıyorlardı. Ayaz da Kumsal'ı almış yılbaşı için süsler bakıyorlardı. Sonunda hepsi ortak yerde buluşup ortamı süsleyip, kurmaya başladılar.
"Işıl aldığınız uyku tulumlarını arabaya koyun." Defne hem Işıl'a sesleniyor, hemde yiyecekleri düzenliyordu. "Ayaz süslememe yardım eder misin?" Ayaz hemen Kumsal'ın yanına gelmiş, süslemeyi yapmaya başlamışlardı.
Sonunda işlerini bitirmiş rahatça oturuyorlardı. "Yorgunluktan ve açlıktan öleceğim."
Yiğit'in lafıyla Defne gülerek kalkıp pizzaları getirdi. "Tugay arkada içeceklerle bardaklar var getirir misin?" Beraber pizzalarını yiyor, aynı zamanda konuşuyorlardı.
"HADİ OYUN OYNAYALIM!" Defne'ye herkes katıldı. "DOĞRULUK MU? CESARET Mİ OYNAYALIM!" Herkes kabul edince Defne bir şişe aldı çevirdi.
Tugay, Kumsal'a soruyordu. "Doğruluk mu? Cesaretlik mi?" Kumsal hiç düşünmeden cevap verdi. "Doğruluk." Tugay kısa bir süre düşünüp sordu. "Hiç unutamadığın bir tarih var mı?" Kumsal derin bir nefes aldı cevap verdi.
"28 Kasım... Unutamayacağım tek tarih."Yiğit güldü. "Çünkü doğum günün." Evet o tarih Kumsalın doğum günüydü. Ama o günü Kumsal'a unutturamayan doğum günü değildi...
Bu sefer Kumsal çevirdi. Gece Ayaz'a soruyordu. "DC?" Ayazda doğruluğu seçmişti. Gece sorusunu sordu. "Hiç birine ihanet ettin mi?" Ayazda cevap verdi. "Ettim. Ben annemi söz vermeme rağmen yanlız bıraktım." Herkes oldukça sessiz dinliyordu. Ayaz çevirdi.
Anıl Işıl'a soruyordu. "DC?" Işıl cesareti seçmişti. Anıl düşündü ve isteğini söyledi. "Tepenin ucuna geç ve aşağıya doğru en nefret ettiğin kişinin ismini söyleyerek bağır." Işıl ayağa kalktı. Anıl'ın dediği yere geçti.
"BABAMDAN VE YANIMDAKİ PİÇTEN NEFRET EDİYORUM!" Anıl merakla Işıl'a bakıyordu. "O piç derken?" Işıl omuz silkti. "Bir soru hakkın var." Işıl çevirdi. Defne Yiğit'e soruyordu.
"Doğruluk diyorum sor bakalım." Defne düşünmeye başladı. "Okulda dikkatini çeken, etkilendiğin bir kız oldu mu?" Yiğit gülümsedi. "Evet oldu. Sadece dikkatimi çekmekle kalmadı. Bütün ilgim, sevgim onda." Defne'nin suratı düşmüştü...
Bir süre daha bu şekilde oyuna devam ettiler. Sonunda işte o an gelmişti. Birazdan geri sayıma başlayacaklardı. "Hadi gelin geri sayım başlayacak." Defne heyecanla konuşurken, Yiğit arkadan elinde pastayla geldi.
"Bir pasta aldım. Grubumuzu ve ismini kutlarız. Pastayı getirip sıraya koymuştu. Pastanın üzerinde buldukları ad yazıyordu.
"Yeni Yılda
Yıldızların Altında...
YUVA"
Grup isimlerini Yuva seçmişlerdi.
"Şimdi herkes sırayla bu yıldan dileğini söyleyecek."
Kumsal başladı. "O canavardan kurtulup, kabuslarımın son bulduğu bir yıl olmasını istiyorum."
Ayaz devam etti. "Bende Kumsal'ın kabuslarından kurtulup sadece gülümsediğini göreceğim bir yıl diliyorum." Kumsal utanmış bir şekilde gülümsedi. Ayaz'ın bu dediği Kumsalı çok etkilemişti.
Tugay devam etti. "Bana ilham olacak şiirlerimi ona adayabileceğim birinin hayatıma girdiği bir yıl diliyorum."
Gece devam etti. "Ben bu yıl karşıma hatalarımla beni kabul edecek insanların çıkmasını diliyorum."
Anıl devam etti. "Ben bu yıldan sevmeyi ve sevilmeyi diliyorum."
Işıl konuştu. "Ben bu yıldan hayal kurmayı tekrardan öğrenmek istiyorum."
Defne gülümsedi. "Ben bu yıldan diğer yarımı bulmayı diliyorum."
Yiğit Defne'ye baktı. "Ben bu yıldan Defne'nin diğer yarısı olmayı diliyorum."
Yiğit'in dediğiyle Defne şok olmuştu. Şaşkınlıkla Yiğit'e bakıyordu. "Bu bir teklif mi?" Defne'nin sorusuyla Yiğit konuştu. "Bu bir teklif değil dilek. Asıl teklif şimdi geliyor." Defne ne dercesine bakıyordu.
Yiğit hoparlörden şarkıyı açtı.
"Yıldızlar kayar, sensin ilk dileğim.
Gözyaşım akar, sende hep düşlerim
Yandırma meni, yandırma meni..."
Yiğit Defneye yaklaşıp elini tuttu. "Benim dileğim, diğer yarın olabilmek. Dileğimi gerçekleştirir misin?" Herkes heyecanla cevabı bekliyordu. Defne Yiğit'in boyuna sarıldı.
"EVET EVET!" Teklifi kabul etmişti. "İyi bakalım grubumuzun ilk çifti sonunda kavuştu." Anıl gülerek Yiğit'in kolunu çekti. "Hadi oğlum pastayı yiyelim. Sizi mi izleyeceğiz sabaha kadar?" Herkes gülerek yerlerine geçti. Defne ve Yiğit el ele yerlerine oturmuşlardı. Işıl kalkıp pastayı dilimleyip, servis etti.
"Anıl ne zaman söyleyeceksin şarkı? Unuttum sanma." Anıl gülümsedi. "İyi o zaman Yiğit arabadan getirsene benim gitarı." Anıl gitarını eline almış şarkıyı hem gitarla çalmaya, hem söylemeye başlamıştı.
"Romeo ve Juliet gibiydik ikimiz sevgilim."
Nasıl gidersin yüreğim senleyken sevdiğim
Ölü bulursan eğer beni düşünde,
Öperek uyandır dirilt beni sesinle..."
Anıl sesi herkesi etkilemişti. Gerçekten çok iyi bir sese sahipti. Anıl şarkıyı bitirmişti. Kumsal hayranlıkla konuştu. "Sesin... Gerçekten hayranlık uyandırıcı." Defne alkışladı. "Bayıldım sesine!"
Işıl'da gülümsedi. "Sesin gerçekten etkileyiciymiş..." Anıl sırıttı. "Benden etkilendin yani?" Işıl kaşlarını çattı. "Senden değil sesinden etkilendim." Anıl devam etti. Bilerek Işıl'ı sinir etmeye çalışıyordu. "Ses benim olduğuna göre benden etkilendin."
Işıl iyice kaşlarını çattı. "Hayır sadece sesin etkileyici o kadar." Anıl sırıtarak inatlaşmaya devam etti. "Bu da bir gelişme zamanla benden de etkilenirsin." lşıl Anıl'ı sıkıştırmaya çalışıyordu. "Ne yani senden etkilenmemi mi istiyorsun?" Anıl gelen karşılıkla ne diyeceğini bilememişti.
Işıl devam etti. "Neden senden etkilenmemi istiyorsun? Yoksa sende benden mi etkileniyorsun?" Anıl cevap veremedi. "Tamam kazandın uğraşmıyorum sus." Işıl kahkaha atarak daha da inadına gitti. "Sustursana." Anıl fırsatı kaçırmadan gülümsedi.
"Burada mı? Şimdi mi?" Işıl ciddileştiğini anlayınca kaşlarını çattı. "Yürü git be!" Bu sefer Anıl kahkaha atıyordu...
"Hadi uyku tulumlarını getirin!" Gece'nin sesiyle uyku tulumlarını aldılar. Uyku tulumlarını giyip hepsi uyumaya başlamışlardı.
Günler ne kadar zorlu ve yorucu geçse de günün sonu bir şekilde güzel bitiyor, iyi bir uyku çekiyorlardı. Olması gerekende bu değil miydi? Sorunları kafaya takıp uykuları kendimize zehir etmeye gerek yoktu...
Güneş doğmuş, sabah olmuştu. Akşamın yorgunluğuyla hepsi hala uyuyordu. Ta ki duyulan korna sesine kadar...
"Ne oluyor lan?" Anıl şaşkınlıkla uyan