Fabrikanın alevler içinde küle dönüşmesinin üzerinden iki hafta geçmişti ama o gecenin isi dördünün de üzerine sinmiş gibiydi Eftelya Denizli emniyetindeki küçük odasında masanın üzerine yığılmış yeni raporlara bakarken gözlerini ovuşturdu adli tıp yangından çıkan cesedin katile ait olduğunu kesinleştirmişti ama Eftelyanın içindeki o huzursuz his bir türlü geçmiyordu Sinan odanın kapısını çalmadan içeri girdiğinde yüzü her zamankinden daha gergindi elindeki siyah zarfı masanın tam ortasına bıraktı zarfın üzerinde hiçbir adres ya da isim yazmıyordu sadece mühür niyetine eritilmiş kırmızı bir mum vardı Eftelya zarfı açtığında içinden tek bir fotoğraf karesi çıktı bu fotoğraf fabrikanın patladığı gece dışarıdan çekilmişti ve dördünün çimler üzerinde yatışını gösteriyordu fotoğrafın arkasında ise kurşun kalemle şu satırlar yazılıydı oyunun bittiğini kim söyledi sadece sahne değişti
Eftelya hemen Aras ve Afrayı odasına çağırdı ekip yeniden bir araya geldiğinde odadaki hava bir anda ağırlaştı Aras fotoğrafı eline alıp dikkatle inceledi kameranın açısına bakılırsa bunu çeken kişi o gece arkalarındaki tepelik alanda pusudaydı yani fabrikada ölen kişi asıl katil değil sadece piyonlardan biriydi Afra sandalyeye çöküp ellerini başının arasına aldı o kazada ölen arkadaşımızın kardeşinin tek başına bu kadar büyük bir ağ kuramayacağını biliyordum arkasında daha güçlü biri var dedi Sinan derin bir nefes alarak pencereye doğru yürüdü geçmişte üstünü kapattığımız o kaza sadece bizim değil emniyet içindeki bazı yüksek isimlerin de başını yakıyordu belki de bizi susturmak isteyen tek kişi o kardeş değildi dedi Eftelya masaya vurarak herkesi susturdu birbirimizi suçlamayı bırakıp önümüzdeki gerçeğe odaklanalım bu zarf buraya kadar gelebildiyse katil emniyet binasının içine kadar sızmış demektir
Gelen zarfın izini sürmek için Aras binanın güvenlik kameralarını incelemeye aldı sabah saatlerinde temizlik görevlisi kılığına girmiş şapkalı bir adamın zarfı Sinanın masasına bıraktığı görülüyordu ama yüzü tamamen gizlenmişti tam o sırada Afranın telefonuna bilinmeyen bir numaradan konum mesajı düştü konum şehrin eski mahallelerinden birindeki terk edilmiş bir saat kulesini gösteriyordu mesajın altında sadece şu yazıyordu zaman daralıyor doğruları itiraf etmek için son şansınız dördü de hiç düşünmeden arabaya atlayıp verilen konuma doğru yola çıktılar yağmur yeniden atıştırmaya başlamıştı ve sileceklerin sesi odadaki o eski saatin tik taklarını hatırlatıyordu
Saat kulesinin önüne geldiklerinde etrafta kimseler yoktu kapı zincirle kilitlenmişti ama Aras bagajdan aldığı demir makasla zinciri tek hamlede kesti içeri girdiklerinde yukarıya doğru uzanan dar ve spiral ahşap merdivenler onları karşıladı Eftelya önde silahı elinde yavaş adımlarla tırmanmaya başladı her basamak gıcırdıyor ve sessizliği bozuyordu kulenin en üst katına ulaştıklarında devasa saat mekanizmasının dişlileri arasında sıkışmış bir teyp buldular teybin üzerinde bir oynat düğmesi yanıp sönüyordu Sinan uzanıp düğmeye bastı teypten yükselen ses yıllar önce ölen arkadaşlarına aitti bu bir ses kaydıydı ve kazadan sadece birkaç saat önce kaydedilmişti kayıtta arkadaşları başının belada olduğunu ve eğer kendisine bir şey olursa sorumluların Eftelya Sinan Aras ve Afra olacağını söylüyordu dördü de donup kaldı çünkü bu kayıt tamamen montajlanmıştı ama dışarıdan birinin bunu anlaması imkansızdı katil onları sadece fiziksel olarak değil mesleki olarak da bitirmek üzereydi tam o sırada kulenin devasa çanı büyük bir gürültüyle çalmaya başladı ve mekanizmanın dişlileri hızla dönerek kulenin çıkış kapısını otomatik bir demir düzenekle kapattı yukarıdaki küçük pencereden dışarıya baktıklarında kulenin etrafının polis otoları tarafından sarılmakta olduğunu gördüler katil ihbarda bulunmuş ve onları kendi arkadaşatının katili olarak köşeye sıkıştırmıştı artık hem kaçak durumundaydılar hem de meslektaşlarına karşı kendilerini savunmak zorundaydılar