Ambulansın sireni mahzenin sessizliğini bastırıyordu.
Sağlık ekipleri Komiser Kaya’yı sedyeye aldı.
Nehir birkaç adım atacakken biri omzuna dokundu.
“Komiser.”
Emre’ydi.
“İyi misin?”
Nehir başını salladı.
Ama gözleri hâlâ avucundaki siyah USB bellekteydi.
Farkında olmadan onu sıkıca kavramıştı.
“Ne tutuyorsun?”
Nehir refleksle elini cebine attı.
“Hiç.”
Emre birkaç saniye ona baktı.
Sonra sessizce başını salladı.
Aynı gece…
Emniyet binasının dijital inceleme laboratuvarı.
Nehir odanın kapısını içeriden kilitledi.
USB belleği bilgisayara taktı.
Ekranda yalnızca siyah bir pencere açıldı.
ŞİFRE GİRİNİZ
“Şifre…”
Birkaç tahminde bulundu.
18052006
Hatalı.
KARACA
Hatalı.
KUZEY
Hatalı.
Bilgisayar aniden uyarı verdi.
Son deneme.
Nehir derin bir nefes aldı.
Tam vazgeçecekken aklına eski madalyon geldi.
Üzerindeki tarih…
18 Mayıs 2006.
Ama bu kez tarihi değil…
Madalyonun iç kapağındaki küçük kazımayı düşündü.
Çocukken fark etmediği iki harf.
N & K
Klavyeye yavaşça yazdı.
NEHIRKUZEY
Enter’a bastı.
Ekran açıldı.
Nehir’nin kalbi hızlandı.
Klasörün adı tek kelimeydi.
PROJE AKREP
İçinde onlarca dosya vardı.
Fotoğraflar…
Tutanaklar…
Ses kayıtları…
Ve bir video.
Dosyanın tarihi…
17 Mayıs 2006
Nehir videoyu açtı.
Görüntü grenliydi.
Eski bir güvenlik kamerasına aitti.
Bir yetimhanenin oyun bahçesi görünüyordu.
Çocuklar koşuyor, oynuyordu.
Sonra görüntüye iki çocuk girdi.
Küçük bir kız…
Ve onun elinden tutan siyah saçlı bir erkek çocuğu.
Nehir nefesini tuttu.
Onlar…
Kendisiydi.
Ve Kuzey.
Tam o sırada görüntüde takım elbiseli üç adam belirdi.
Çocukları tek tek içeri götürmeye başladılar.
En öndeki adam kameraya döndü.
Yüzü birkaç saniyeliğine netleşti.
Nehir’in gözleri büyüdü.
“Olamaz…”
O adamı tanıyordu.
Her yıl doğum gününü kutlayan…
Çocukluğundan beri evlerine gelen…
Babasının en yakın arkadaşı…
Savcı Selim Arın.
Video aniden kesildi.
Ekranda tek satırlık bir not belirdi.
“Eğer bu videoyu izliyorsan, artık kimseye güvenme.”
Tam o sırada laboratuvarın kapı kolu yavaşça aşağı indi.
Biri…
Kapıyı açmaya çalışıyordu.
Nehir nefesini tuttu.
Koridordan tanıdık bir ses geldi.
“Komiser Karaca…”
“İçeride olduğunu biliyorum.”
Ses…
Emre’ye aitti.