David ve Tiffany, metafizikle ilgilenen gençlerdi. Bir akşam, evlerinde bir grup arkadaşlarıyla birlikte ruh çağırma seansı yapmaya karar verdiler. Eski kitaplardan buldukları ritüelleri uygulamaya başladılar, ancak hiçbiri sonuç alamadı.
Kararlılıkla devam ettiklerinde, odanın ortasında garip bir aura hissettiler. Havada elektriklenme vardı ve bir şeylerin yanlış gittiğini hissettiler, ama iş işten geçmişti. Aniden, oda karanlık bir varlıkla doldu ve korkunç bir iblis, onları tehdit ederek ortaya çıktı.
David, Tiffany ve arkadaşları, panik içinde kaçmaya çalıştılar ama kapılar aniden kilitlendi ve pencereler demir parmaklıklarla kapatıldı. İblis, sinsi bir kahkaha atarak onlara yaklaştı ve karanlık gücünü sergilemeye başladı. Odanın içindeki sıcaklık düştü, ruhlarını saran bir soğuklukla titremeye başladılar.
Zamanla, iblisin laneti altında değişmeye başladılar. Birer birer, kabuslarla dolu bir gerçeklik içinde kayboldular. Gerçeklik ve rüya arasındaki sınırlar bulanıklaştı, acımasız iblisin oyuncağı oldular.
Günler geçtikçe, David, Tiffany ve arkadaşları iblisin esiri olmuşlardı. Onların varlıkları, iblisin karanlık krallığında sonsuza dek hapsolmuştu. Ruh çağırma seansı, başlangıçta eğlenceli bir deneyim gibi görünmüştü, ama sonuçları korkunç ve felaket getirici olmuştu. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Bu hikaye, ruh çağırma seansının korkunç sonuçlarını ve David, Tiffany ve arkadaşlarının iblisin karanlık dünyasında nasıl bir hayat sürdüklerini anlatıyor. İblisin laneti altında, onların varlıkları ve zihinleri yavaş yavaş parçalanıyor, bir kabusun içinde kayboluyorlar.