"Lütfen ona zarar vermeyin!" karanlık siluet gülümseyerek kolumu tuttu "o bizimle güvende olucak." Gözlerimi doldu, karanlık siluetin elinde kurtulup anneme doğru koşmaya başladım taki iki kol beni tutana kadar. "Beni bırakmayın anne, baba!" annem arkasını döndü ve yürümeye başladı. "Bana güven sarışınım, bir gün seni almaya gelicem." Babamda arkasını dönüp ilerlemeye başladığında ağlamamı durdurdum ve çırpınmayı bıraktım, "sana güveniyorum baba."
"Alex, Alex uyan!" Gözlerimi hafifçe aramadım. "Yine kabus mu gördün?" Yataktan hafifçe doğruldum, yatağın bir köşesine oturup bana merakla bakan Oscar'a baktım. "Transa mi girdin Alex, cevap versene!" kafamı olumlu anlamda salladım, "yine aynı şeydi Oscar, bu bir rüya olamaz." Oscar yataktan kalktı, "saçmalamayı kes aptal, böyle bir şeyin olma imkanı var mı sence?" gözlerimi bos duvarda gezdirdim "haklısın, yok sanırım." Oscar gülümseyerek beni yataktan kaldırdı, "hadi bu gün biseyler yapalım, bir yerlere gidelim." aynı şekilde Oscara gülümsedim ve cevap verdim "hadi babamın köyüne gidelim." Oscar geri çekildi, "hayır Alex, eğlenceli bir şeyler yapalım diyorum sana. Sahil? Piknik? Lünepark?" Yüzümdeki gülümseme yavaşça soldu "o köye gidicem Oscar, sen gelsende gelmesende." Oscar sabır diler gibi kafasını yukarı kaldırdı ve bana baktı "seni ikna etme şansım yok demi?" Kafamı olumsuz anlamda salladım. "O zaman Alex Miller hazırlan, Lorenstina'ya gidiyoruz."
•••
"İnanmıyorum Alex, bu yerde bi insan yaşamaz!" Gözlerimi eşli evde gezdirdim, "zor bir temizlik olucak."
"Senin aklına uyduğum günü sikeyim." Oscar kendini yatağa atarak söylenmeye devam etti. Bu haline gülümsedim "bitti zaten ağlamayı kes." Oscar yüzünü buruşturup yatakta dönmeye başladı "Çok acıktım Alex, yemek al." Göz devirerek elimdeki toz bezini Oscar'ın yüzüne attım, "ben gelene kadar buraları temizle."
Cüzdanımı ve anahtarı alıp evden çıktım. Evimiz şehir merkezine uzak bir yerdeydi, epey yürümek gerekiyor. Orman yoluna girdim, bir yandan etrafı inceliyor bir yandan da yürüyordum. Şehir merkezine geldiğimde etrafa baktım. Her şey eskisi gibiydi, bu yer hiç değişmiyor. Markete girdim ve yiyebileceğimiz birkaç şey aldım ve kasaya gittim. Beni gören insanlar önce şaşkınlıkla bakıyor daha sonra kendi aralarında fısıldaşıyorlardı. Kasiyer bayan Jessica beni görünce diğerlerinin aksine gülümsedi, "Hoş geldin Alex, seni buraya hangi rüzgar attı?" Bende gülümsedim, "tatil için geldim, bir arkadaşımla."
Marketten çıktığımda hava kararmıştı. Hızlı bir şekilde orman yoluna girip yürümeye başladım. Bir kaç dakika sonra ormanın içinden çıtırtı sesleri gelmeye başladı. Hayvan olduğunu düşünüp ilgilenmedim. Sesler benimle ilerlemeye devam ediyordu. Merak edip ormana daldım, o an desler kesildi. Etrafı incelerken biri omzuma dokundu sıçrayarak geri çekildim. "Korkma Miller, benim Dean." Derin bir nefes alıp Dean'a döndüm. "Burda ne arıyorsun?" masum bir şekilde umutlarını kaldırıp indirdi "geldiğini duydum ve selam vermek istedim."
Beraber eve doğru yürümeye başladık. "Büyümüşsün Miller" gülümsedim, "sende öyle" Dean’ı baştan aşağı süzdüm, bu hareketim onu rahatsız etmemişti, aksine gülümsedi. "kas yapmışsın Dean", Dean güldü "küçükken de kaslıydım ben, hatırlasana" sesli bir şekilde gülerek cevap verdim "bilmez miyim canım, bilek güneşinde seni yendiğim için ağlamıştın." Dean daha hızlı yürüdü "eski sayfaları açma Miller" durdu, "hadi eve gir." O söyleyene kadar eve geldiğimizi fark etmemiştim. "İçeri gelsene" kafasını olumsuz anlamda salladı, "işlerim var," kafama yavaşça vurdu. Kaşlarımı çatıp baktım "bu ne içindi?" Dean güldü "bir daha bu saatte orman da tek başına yürüme, orman tehlikelidir Miller." Arkasını dönüp uzaklaşmaya başladı, bir şey fark etmiş gibi tekrar bana döndü "Bu arada, büyükçe güzelleşiyorsun" cevap vermeme fırsat bulamadan ormanın içinde kayboldu.
"Bir an ormanda kayboldun sandım Alex" gülerek poşetleri tezgaha bıraktım, "arkadaşlarımı gördüm." Oscar yemekleri alıp masaya koydu "hadi gel, yorulmuşdundur" başımı sallayıp Oscar'ın karşısına oturdum. Tam o an evin elektrikleri kesildi. "Sikerim böyle işi" Oscar küfür ederken dikkatlice masadan kalkıp telefonumu aldım. Flaşı açıp "ben hallederim büyük ihtimalle şartel attı" dedim. Dikkatli adımlarla bodrum kata indim ve sarteli buldum kapağını açtım. Şartel atmamıştı, biri kapatmıştı. Şarteli açmadan önce etrafa baktım ve düğmeyi açtım. Etrafı inceleyerek yukarı çıktım. "ne olmuş?" dedi Oscar. "Şartel kapanmış" Oscar kaşlarını çattı, "nasıl yani?" sandalyeye otururken cevap verdim, "biri şarteli kapatmış" tam o an elektrikler tekrar gitti.