İçeriğe geç

Karanlığın varisi

Bölüm 9 · 7 dk okuma

Karanlığın varisi

Bölüm 9

Gümüş Yüzüğün Sırrı

Emerald Palace'ın gece sessizliği, eski duvarların arasında dolaşan rüzgârla bozuluyordu.

Draven, çalışma odasındaki masanın başında oturmuş, Seraphina'nın kendilerine verdiği gümüş yüzüğü inceliyordu.

Yüzüğün üzerindeki sembol, annesinin yüzüğündeki sembolle aynıydı.

Daha da kötüsü, Eclipsa'nın yüzüğündeki işaret de bunlarla bağlantılıydı.

Üç yüzük.

Tek bir sembol.

Ve cevaplanmamış sorularla dolu bir geçmiş.

Draven çekmecesini açıp annesinin yanmış portresini çıkardı. Resmin kenarları kararmış, yüzünün bir bölümü ateşin izleriyle silinmişti. Buna rağmen Victoria'nın elindeki yüzük seçilebiliyordu.

Aynı gümüş.

Aynı işaret.

Draven parmaklarını portredeki yüzüğün üzerinde gezdirdi.

Draven: "Siz hâlâ hayatta mısınız, anne?"

Odanın sessizliği cevap vermedi.

Kapı üç kez tıklatıldı.

Felix: "Majesteleri, içeri girebilir miyim?"

Draven portreyi kapattı.

Draven: "Gir."

Felix içeri girdiğinde masanın üzerindeki yüzüğü gördü.

Felix: "Bu da nereden çıktı?"

Draven: "Seraphina'nın ailesinden."

Felix'in yüzündeki rahat ifade kayboldu.

Felix: "Blackthorn ailesi mi?"

Draven: "Hayır. Seraphina'nın ailesi, Valemont Hanedanı."

Felix: "O hâlde durum daha kötü."

Draven başını kaldırdı.

Draven: "Neden?"

Felix kapıyı kapatıp yaklaştı.

Felix: "Çünkü Valemont ailesinin adı, eski kraliyet arşivlerinde Alisa Blackwood ile birlikte geçiyor."

Draven'ın bakışları keskinleşti.

Draven: "Ne tür bir kayıt?"

Felix: "Tam olarak bilmiyorum. Fakat ailelerinin birkaç kuşaktır sakladığı bir belge olduğu söyleniyor. Belgeye göre Valemont ailesi, Alisa'nın mührünü korumakla görevlendirilmiş."

Draven ayağa kalktı.

Draven: "Bunu neden daha önce öğrenmedim?"

Felix: "Çünkü kayıtların çoğu ortadan kaldırılmış. Bazıları da Andrew Sinclair'ın emriyle kapatılan arşivlerde."

Draven'ın çenesi gerildi.

Babası.

Elbette.

Bir kez daha bütün yollar Andrew Sinclair'a çıkıyordu.

Draven: "Bu bilgiyi kimden aldın?"

Felix: "Eski arşiv görevlilerinden birinden. Fakat bir şey daha var."

Draven: "Söyle."

Felix: "Valemont ailesinin son yıllarda kayıp bir mührü aradığı söyleniyor."

Draven masadaki yüzüğe baktı.

Draven: "Mühür kayıp değil."

Felix: "Nerede?"

Draven cevap vermedi.

Çünkü ikisi de cevabı biliyordu.

Eclipsa Blackwood'un içinde.

Prensesin Sakladığı Şey

Eclipsa, odasında aynanın karşısında oturmuş, parmağındaki yüzüğü inceliyordu.

Çocukluğundan beri taşıdığı bu mücevherin böylesine önemli olabileceğini hiç düşünmemişti.

Annesi ona yüzüğü verirken yalnızca tek bir şey söylemişti:

"Ne olursa olsun, bunu senden almalarına izin verme."

O zamanlar Eclipsa bunun aile yadigârı olduğunu sanmıştı.

Şimdi ise yüzüğün Alisa Blackwood'un mührüyle bağlantılı olduğunu öğrenmişti.

Kapı çalındı.

Eclipsa: "Girin."

Kitana içeri girdi. Elinde birkaç mektup vardı.

Kitana: "Majesteleri, bunları çalışma odanızın önünde buldum. Üzerlerinde isim yok."

Eclipsa mektupları aldı.

İlk ikisi sıradan davetiyelerdi.

Üçüncüsünün üzerinde ise altın renkli bir mühür vardı.

Eclipsa'nın parmağındaki yüzük aniden ısındı.

Kitana bunu fark etti.

Kitana: "Yüzüğünüz..."

Eclipsa mektubu dikkatle çevirdi.

Mührün üzerinde birbirine geçmiş üç sembol bulunuyordu.

Üç yüzük.

Tek işaret.

Eclipsa mektubu açtı.

İçindeki yazı kısa ve ürkütücüydü.

"Lilith Blackwood'a."

Eclipsa'nın parmakları kâğıdın üzerinde durdu.

Bu adı yalnızca ailesi ve çok az kişi biliyordu.

Hatta ailesi bile bu ismin kullanılmasını istemezdi.

Mektubun devamını okudu.

"Mührün taşıyıcısı, kendi kanından saklanan gerçeği öğrenmeden gücünü uyandıramaz. Valemont ailesi sana gerçeği gösterebilir. Fakat onların her söylediğine inanma."

Altında tek bir cümle daha vardı.

"Kocanın senden sakladığı sır, senin ailenden saklanan sırdan daha eski değildir."

Eclipsa mektubu kapattı.

Kitana: "Kim göndermiş olabilir?"

Eclipsa: "Bilmiyorum."

Kitana: "Draven'a söyleyecek misiniz?"

Eclipsa bir süre düşündü.

Eclipsa: "Henüz değil."

Kitana şaşırdı.

Kitana: "Neden?"

Eclipsa: "Çünkü onun da benden sakladığı şeyler var."

Kitana: "Belki de sizi korumaya çalışıyordur."

Eclipsa'nın yüzü sertleşti.

Eclipsa: "Beni korumak istiyorsa bana gerçeği söyleyebilir."

Kitana cevap vermedi.

Eclipsa mektubu çekmecesine koydu.

Fakat çekmeceyi kapatırken yüzüğünden ince bir ışık yayıldı.

Bir anlığına odanın duvarında bir gölge belirdi.

Uzun saçlı bir kadının gölgesi.

Ardından kayboldu.

Eclipsa hızla arkasını döndü.

Kimse yoktu.

Yalnızca aynada kendi yansıması vardı.

Ve yansımasının arkasında, bir anlığına beliren altın renkli bir kapı.

Valemont Ailesinin Gerçek Yüzü

Ertesi sabah Draven, Eclipsa'yı kahvaltı salonunda buldu.

Eclipsa masanın başında oturmuş, önündeki belgeleri inceliyordu.

Draven: "Günaydın."

Eclipsa başını kaldırmadan cevap verdi.

Eclipsa: "Günaydın."

Draven karşısına oturdu.

Draven: "Dün gece bir şey oldu mu?"

Eclipsa'nın eli kâğıdın üzerinde durdu.

Eclipsa: "Neden soruyorsunuz?"

Draven: "Yüzüğünüz parlıyordu."

Eclipsa başını kaldırdı.

Eclipsa: "Bunu nereden biliyorsunuz?"

Draven: "Kendi yüzüğünüzü incelemek için aynaya bakarken koridordan geçiyordum."

Eclipsa: "Demek beni izliyordunuz."

Draven: "Sizi izlemiyordum."

Eclipsa: "Elbette. Sadece tesadüfen odamın önünde duruyordunuz."

Draven gözlerini kapattı.

Draven: "Her cümleyi tartışmaya çevirmek zorunda mısınız?"

Eclipsa: "Siz her soruyu sorguya çevirmek zorunda mısınız?"

İkisi birkaç saniye birbirine baktı.

Sonunda Draven masanın üzerine gümüş yüzüğü koydu.

Draven: "Seraphina'nın ailesi, Alisa'nın mührünü korumakla görevlendirilmiş."

Eclipsa'nın yüzündeki ifade değişti.

Eclipsa: "Ne?"

Draven: "Valemont ailesinin eski arşivlerinde bu bilgi bulunuyor."

Eclipsa bir süre sustu.

Sonra çekmecesinden mektubu çıkardı.

Draven'ın önüne bıraktı.

Draven mektubu okudukça yüzü karardı.

Draven: "Bunu ne zaman aldınız?"

Eclipsa: "Dün gece."

Draven: "Bana neden söylemediniz?"

Eclipsa: "Siz bana annenizin hâlâ hayatta olabileceğini düşündüğünüzü ne zaman söylediniz?"

Draven sustu.

Eclipsa: "İşte bu yüzden."

Draven mektubu masaya bıraktı.

Draven: "Benden şüpheleniyorsunuz."

Eclipsa: "Siz de benden şüpheleniyorsunuz."

Draven: "Bu farklı."

Eclipsa: "Elbette. Siz bir şey sakladığınızda bunun mutlaka iyi bir nedeni vardır. Ben sakladığımda ise güvenilmez olurum."

Draven'ın yüzü sertleşti.

Draven: "Ben size düşman değilim, Eclipsa."

Eclipsa'nın bakışları bir anlığına yumuşadı.

Fakat hemen toparlandı.

Eclipsa: "Bunu kanıtlamanız gerekecek."

Draven ona uzun süre baktı.

Sonunda mektubu aldı.

Draven: "Öyleyse birlikte öğreneceğiz."

Eclipsa: "Bu bir emir mi?"

Draven: "Bir teklif."

Eclipsa kaşını kaldırdı.

Eclipsa: "Sizden gelen tekliflere güvenmek konusunda biraz tecrübesizim."

Draven: "Bunun için bir yastık duvarı daha mı kuracaksınız?"

Eclipsa: "Gerekirse iki tane."

Draven'ın dudaklarının kenarı kıvrıldı.

Draven: "Pekâlâ. İki tane olsun."

Eclipsa istemeden gülümsedi.

Sonra ikisi de aynı anda sustu.

Bu kez aralarındaki sessizlik bir tartışmadan doğmamıştı.

Birbirlerine güvenmek istiyorlardı.

Fakat ikisi de bunu ilk söyleyen kişi olmaktan kaçınıyordu.

Leydi Seraphina'nın Odası

Valemont Konağı'nın en üst katında, kalın perdelerle örtülmüş bir oda vardı.

Seraphina kapıyı kilitledi.

Ardından aynanın önündeki küçük masaya oturdu.

Çekmeceden siyah kaplı bir defter çıkardı.

Defterin ilk sayfasında eski bir arma vardı.

Alisa Blackwood'un arması.

Seraphina sayfaları çevirdi.

En sonunda üç yüzüğün çizildiği bir sayfada durdu.

Altında eski bir yazı bulunuyordu:

"Üç taşıyıcı bir araya geldiğinde mühür uyanır. Fakat kan bağı olmayan birinin eli son yüzüğe dokunursa kapı yanlış kişiye açılabilir."

Seraphina'nın yüzündeki gülümseme silindi.

Masadaki küçük kutuyu açtı.

Kutunun içinde dördüncü bir yüzük vardı.

Diğerlerinden farklı olarak, yüzüğün ortasında siyah bir taş bulunuyordu.

Seraphina fısıldadı.

Seraphina: "Beni affet, Alisa."

Ardından defterin son sayfasını açtı.

Orada kendi el yazısıyla yazılmış tek bir cümle vardı:

"Draven Sinclair bana ait olmalı. Fakat mühür açılmadan önce Eclipsa Blackwood ortadan kaldırılmalı."

Seraphina kalemi eline aldı.

Cümlenin altına yeni bir satır ekledi.

"Önce onları birbirine düşür."

Kırılan Güven

Aynı gece Draven ve Eclipsa, Emerald Palace'ın kütüphanesinde buluştular.

Eski mor kitap masanın üzerinde açıktı.

Draven, Alisa'nın notlarını inceliyor; Eclipsa ise üç yüzüğün sembollerini karşılaştırıyordu.

Eclipsa: "Burada bir şey eksik."

Draven: "Nedir?"

Eclipsa: "Üç yüzükten söz ediliyor. Fakat elimizde dört farklı işaret var."

Draven kitabın sayfalarını çevirdi.

Bir satırın yanında küçük bir çizim bulunuyordu.

Üç gümüş yüzük.

Ve onların arkasında duran siyah bir yüzük.

Draven'ın yüzü ciddileşti.

Draven: "Dördüncü yüzük."

Eclipsa: "Demek onu da aramamız gerekiyor."

Draven: "Hayır. Onu bulmamamız gerekiyor."

Eclipsa ona döndü.

Eclipsa: "Ne demek istiyorsunuz?"

Draven bir süre sustu.

Sonra kitabı kapattı.

Draven: "Alisa bana bir zamanlar bu yüzükten söz etmişti. Eğer yanlış kişinin eline geçerse mühür, taşıyıcısını korumak yerine ona hükmedebilirdi."

Eclipsa: "Bunu neden daha önce söylemediniz?"

Draven: "Çünkü bu yüzüğün varlığını unutmuştum."

Eclipsa ona dikkatle baktı.

Eclipsa: "Sizce Seraphina'nın ailesinde olabilir mi?"

Draven cevap vermedi.

Çünkü masanın üzerindeki kitapta yeni bir yazı belirmişti.

Altın harfler, sayfanın üzerinde yavaşça oluşuyordu.

"Dördüncü yüzük sahibini seçti."

Ardından ikinci bir cümle belirdi.

"Ve seçilen kişi, taşıyıcıların kanından değildir."

Eclipsa'nın yüzüğü parladı.

Draven'ın elindeki yüzük de aynı anda ışık saçtı.

Kütüphanenin kapısı kendiliğinden kapandı.

Uzaklardan gelen bir kadın sesi, taş duvarların arasında yankılandı.

"Kapı açılıyor..."

Eclipsa nefesini tuttu.

Draven hemen onun önüne geçti.

Eclipsa: "Ne yapıyorsunuz?"

Draven: "Sizi koruyorum."

Eclipsa: "Bunu tek başıma da yapabilirim."

Draven: "Biliyorum."

Bir anlığına Eclipsa'nın yüzüne baktı.

Draven: "Yine de arkanızda duracağım."

Eclipsa'nın söyleyecek bir şeyi kalmadı.

Çünkü Draven ilk kez ona emir vermiyor, ondan uzak durmasını istemiyor ya da onu bir yükümlülük olarak görmüyordu.

Yalnızca yanında duruyordu.

Sonra kitabın son sayfası kendi kendine açıldı.

Yeni bir cümle belirdi.

"Taşıyıcılardan biri ihanete uğrayacak. Diğeri ise ihanet eden kişiye güvenecek."

Eclipsa'nın gözleri yazının üzerinde durdu.

Draven da okudu.

İkisi aynı anda birbirlerine baktılar.

Aralarındaki güven henüz yeni kuruluyordu.

Ve birileri, daha ilk adımda onu parçalamaya hazırlanıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.