Aras Karahan.
Bu ismi daha önce duymuştum.
Herkes duymuştu.
Gazeteler onun adını yazmazdı ama fısıltılar hep aynı kişiyi işaret ederdi. Şehrin en güçlü adamı. Kimsenin karşısına çıkmaya cesaret edemediği, polislerin bile dikkatli davrandığı adam.
Ve şimdi karşımda duruyordu.
"Arabaya bin."
Sesindeki sakinlik emirdi.
"Hayır."
Bir adım geri çekildim.
Aras'ın yüzünde kısa bir gülümseme oluştu.
"Cesursun."
"Hayır, sadece kaçırılmak istemiyorum."
Bu kez adamlarından biri güldü ama Aras'ın sert bakışıyla hemen sustu.
"Kaçırılmıyorsun."
"Öyle mi? Gece yarısı üç adamın ortasında, karanlık bir sokakta bana arabaya binmemi söylemeniz normal mi?"
Haklıydım.
Ama Aras'ın cevabı beklediğim gibi olmadı.
"Normal değil."
Bir an durdu.
"Fakat seni burada bırakırsam sabahı göremeyebilirsin."
Kanım çekildi.
"Ne demek istiyorsunuz?"
Aras etrafa baktı.
Sanki birilerinin bizi izlediğini biliyordu.
"Bu gece yanlış insanların dikkatini çektin."
Tam konuşacakken uzaktan silah sesi duyuldu.
Pat.
Sonra bir tane daha.
Pat.
Refleks olarak irkildim.
Aras anında kolumdan tuttu ve beni arkasına çekti.
"Arabaya."
Bu kez itiraz etmedim.
---
On dakika sonra siyah aracın arka koltuğunda oturuyordum.
Camdan dışarı bakarken kalbim hâlâ deli gibi atıyordu.
Aras yanımdaydı.
Sessizdi.
Ben de sessiz kalmaya çalışıyordum.
Ama merak korkumdan daha güçlüydü.
"Babamı nereden tanıyorsunuz?"
Aras'ın çenesi gerildi.
"Baban bana yıllar önce bir iyilik yaptı."
"Babam sıradan bir muhasebeci."
"Bildiğin kadarıyla."
Şaşkınlıkla ona döndüm.
"Ne demek bu?"
Aras cevap vermedi.
Bu sessizlik her şeyden daha rahatsız ediciydi.
---
Araç büyük demir kapıların önünde durdu.
Kapılar yavaşça açıldı.
Karşımda devasa bir malikâne yükseliyordu.
Burası bir evden çok kaleyi andırıyordu.
İçeri girdiğimiz anda çalışanlar sıraya dizildi.
Herkes Aras'a saygıyla başını eğiyordu.
Adam gerçekten de bir kral gibiydi.
Yeraltı dünyasının kralı.
"Burada kalacaksın."
Birden durdum.
"Ne?"
"Seni koruyacağım."
"Korumaya ihtiyacım yok."
Aras bana döndü.
İlk kez yüzündeki sakin ifade kayboldu.
"Sana saldırmaya çalışan insanların kim olduğunu biliyor musun?"
Sessiz kaldım.
"Babanın neden yıllardır şehir değiştirdiğini biliyor musun?"
Hayır.
"Bazı soruların cevaplarını öğrenmek üzeresin."
Boğazım kurudu.
"Ve sen bunları biliyorsun?"
"Evet."
"Öyleyse anlat."
Aras birkaç saniye sustu.
Sonra yavaşça konuştu.
"Çünkü bütün bu savaş sen doğmadan önce başladı."
O sırada üst kattaki koridordan bir kadın sesi duyuldu.
"Aras!"
Uzun boylu, kusursuz güzellikte bir kadın merdivenlerden indi.
Beni görünce yüzü değişti.
"Bu kız da kim?"
Aras'ın cevabı kısa ve netti.
"Burada kalacak."
Kadının gözleri öfkeyle bana döndü.
O anda anladım.
Benim gelişim sadece düşmanları değil...
Aras'ın çevresindeki insanları da rahatsız etmişti.
Ve bu daha başlangıçtı.