Selamlar, kitapta ufak çaplı yazım hatası veya noktalama işaretleriyle ilgili bir şey olabilir, eğer gözünüze çarparsa söylerseniz sevinirim. İlk bölümler biraz sıkıcı gelebilir. Daha sonrasında eğlenceli bir hâl alacağına inanıyorum. Ben bölümleri atmak için herhangi tarih koymam, şu zaman yapacağım falan demek saçma geliyor. Bölümler hızlıda gelebilir yavaşta eğer sevilirse hızlı atmaya çalışırım. Boş bir muhabbet oldu.
! Kitap yalnızca Wattpad ve Çizgi Studio da bulunmaktadır.
Buraya ne zaman okumaya başladığınızın notunu bırakın isterseniz.
Bilgi: Drew yarı Türk, annesi Türkiye de doğmuştur.
01.02.2024
----------------
Drew'in Gözünden
Bazen sevdiğiniz fakat bırakmak zorunda olduğunuz, bırakmakta zorlandığınız şeyler olur. Şuanda tam olarak bu durumu yaşıyorum. Kardeşimi burada bırakmam gerekiyor. En yakın arkadaşım Türkiye de ve oraya gitmem gerekiyor. Yıllardır onu görmedim, gideceğim için açıkçası hem mutluyum, hem de üzgünüm karmaşık duygular içindeyim ve ne yapacağımı bilemiyorum.
Cebimden telefonumu çıkardım ve saate baktım. Gece saat 2:00'ydi, en azından kardeşimi görmeliydim. Hemen arabama bindim ve yola koyuldum. Vardığımda saat 2:35'di. Kapıyı
çaldım ve beni küçüklüğümden beri büyüten yanımda olan Maria Abla açtı. Tonton tatlı bir ablaydı.
"Gece gece, ne oldu, neden geldiniz?"
"Mirayı görüp gideceğim. İçeriye girebilir miyim?"
"Babanızın buna izin vermeyeceğini biliyorsunuz. Ayrıca Mira şuanda uyuyor."
"Onu uyandırmayacağım sadece yanına çıkacağım. Bu seferlik Maria Abla lütfen?"
"Sen ve şu hallerin iyi tamam gir. Ben babanıza bir şey uyduracağım."
"Ya sen bir tanesin." diyerek, direk odasına doğru koşturdum. Odasına yakınlaştıkça ayak adımlarımı yavaşlattım. Sessizce odasının kapısını açtım. Yatakta tir tir titreyen bir beden gördüm. Bir şeyler sayıklıyordu. "Anne hayır, bizi bırakma. Hayır hayır..." kabus görüyordu. Yakınlaştım ve yatağının yanına doğru eğildim. Ateşini kontrol ediyordum ki cayır cayır yanıyordu.
"Prensesim hadi kalk."
Sayıklamaya devam etti. Lavaboya koşup bi havluyu ıslatıp yüzünü hafif hafif değdirdim. Gözlerini araladı. "Ağabey/Abi" diyerek açtı gözlerini, ardından kalkıp hemen bana sarıldı. "Ne gördün güzelim rüyanda?" diyerek sordum.
"Annemiz bir ormanın içinden çıktı ve daha sonra bana sarıldı. Gitmesi gerektiğini söyledi."
"Prensesim benim gitmem gerekiyor. Buraya Maria ablayı göndereceğim. Bir şeye ihtiyacın olursa Maria Ablandan beni ara olur mu? Bir iş gezisi gibi bir şey yapacağım. Uzunda sürebilir kısada senin için hızlı gelmeye çalışırım olur mu?"
"Ağabey/Abi gitmesen olmaz mı? Beni burada bırakma ne olur."
"Prenses geri geldiğimde seninle bir sürü şey yapacağız. Seni yanıma alacağım ve seninle dünyayı gezeceğiz tamam mı?"
"Tamam, ağabey/abi bekleyeceğim ama hızlı gel olur mu?"
"Tamam, güzelim hızlı geleceğim, senin için"
Ona sarıldım ve kokusunu içime çektim. Daha sonra odadan ona gülümseyerek çıktım. Bana el salladı. Aşağıya indim ve Maria Abla beni buldu. "Kabus görüyordu mecburen onu uyandırdım. Ateşi var, ona dikkatlice bak. eğer bir şey olursa beni arayıver." diyerek hızla evden çıktım. Saat 3:20 olmuştu. Uçağımın saati 5:15 olduğundan direk arabaya binip havaalanına gittim.
3 saat 30 dakika gibi bir süre sonra varabilmiştim. Havaalanından direk ayrıldım. Özlemişim burayı, nerde kalabilirim acaba? Mert'in yanına uğrayıp bir süre orda kalsam fena olmaz. Havaalanından çıkmadan önce Türkiye de kullandığım hattı taktım. Önceden burada bir arabam vardı. Onu birine emanet etmiştim, arabayı getirttirdim. Yolda yoğun bir trafik vardı tam arayacakken, bir arama geldi.
***
Drew: Buyurun, kimsiniz?
Bilinmeyen Numara: Demek geri döndün. Senide annenin yanına yollamalıyım bence ne dersin?
...dedi. Arkadan rahatsız edici gülme sesleri ve inleme sesleri geliyordu. Bir ses programı kullanıyordu. Hemen Mert'in yanına gidip bilgisayardan kim olduğunu bulmalıyım.
Bilinmeyen Numara: Sen şimdi kim olduğumu da merak ediyorsundur. Beni bulamazsın yıllardır, seni izliyorum. Ölmeni izlemek keyifli olacak.
***
Kapattı. Arama geldiğinde arabayı bir köşeye çekmiştim. Trafikten eser kalmamıştı. Hızlıca gitmeye odaklandım ve yola çıktım. Arkadan bir anda, bir silah sesi geldi. O telefondan arayan kişinin adamları olmalıydılar aceleyle arabaların çok olduğu bir yere girerek onlardan kurtulmalıydım. Hızla Mert'i aradım. "Mert aç şu telefonu, lanet olsun!" derken. Bir anda açtı.
***
Mert: Türkiye numarasına geçilmiş bakıyorum da, neredesin söyle gelip alayım sen-
Drew: Mert onu bunu bırak beni kurtarmalısın.
Mert: Ne oldu, ne saçmalıyorsun?
Drew: Bende bilmiyorum. Demin bir telefon geldi, beni öldüreceğini söyledi. TAm telefonu kapattığında arkamdan silah sesi geldi. Şimdi peşimde bir arabayla önümü kesmeye çalışıyorlar.
Mert: Toplumun fazla olduğu bir yere git. Arabayı bırak ve koş. Bende geliyorum. Yakınlarda mısın?
Drew: Evet, yakınlardayım. Şu sürekli gittiğimiz yerin yanından geçiyorum şuan, hızlı ol.
Mert: Çıktım çıktım orada ileride bir avm vardı ya, oraya gir. İçeriye git ve aşağıya indiğinde adımı söyle, güvenlik görevlisine seni bir yere götürecekler.
Drew: Tamam gidiyorum. Yaklaştılar, telefonu gene de açık tutalım ne olur ne olmaz.
UYARI! TELEFONUNUZ ÇEKMEMEKTEDİR.
Silah sesleri daha yakından gelmeye başladı. Tam yakınlaştım duracağım derken arkadan bir güm sesi geldi. Kafamı direksiyona çarptım, gözlerim kararmaya başladı.
"Geldim geldim. İyi misin? Lanet olsun kaçıyorlar. Onları yakalayın çabuk!"
"Peki patron."
"Birisi acilen ambulansı arayabilir mi? Boş boş bakmayın birisi ölüyor."
"Arıyoruz."
-------
Ve bu bölümde burada sonlanır. Nasıldı sizce, yorumlarınızı paylaşırsanız sevinirim. Daha kadın karakterimizle tanışamadı, maalesef.