İçeriğe geç

Karanlığın Tutsağı "Dava"

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Karanlığın Tutsağı "Dava"

Bölüm 8

8.BÖLÜM "MAZİNİN HÜZNÜ"

“Sır,” diye fısıldadım. “Eğer gerçekse bana güvendiğin anlamına gelir mi?”

“Neden olmasın?”

Ona bakarken dudaklarıma bir tebessüm oturmasını engelleyemedim. “Otur lütfen,” dedi sakince. “Sonra istediğini alacaksın.” İkiletmedim yine oturdum.

“Bana dedin ya birini mi bekliyorsun, diye.”

“Evet.”

“Aslında bekliyorum avukat, bir hatamı bekliyorum, çok güzel bir hatamı.”

Kaşlarım çatıldı. “Hata derken, Erdenay?”

“Mafya arasında, bize düşman bir ailenin kızıydı.” Başını kaldırıp bana baktı ve gülümsedi. “Aramızda kalacak, tamam mı?”

Gülümsedim. “Tamam, bana güvenmeni isteyebilir miyim?”

Kaşlarını çattı. “Bana bir sebep ver.” Arkama yaslanıp saçımı düzelttim. Dudaklarımda bir tebessümle ona baktım. “Sana bir sır vereyim ben de?” Gözleri kısıldı. Ama bana güvenmesi lazımdı yoksa içlerine girip bu mafya şamatasını bitiremeyecektim.

Bunu istiyordum ama.

Hem de çok.

“Ver bakalım,” dedi sakince.

“Benim de bir hatam oldu.” dedim ağır ağır. “Yaptığım en büyük ama bir o kadar güzel hataydı hem de.” Sırıttı. “Sonunda beni anlayan biri çıktı.” dedi. “Ne mutlu bana.” Gülümsedim. Gerçekten de kolaydı belki de güvenini almak. “Ve benim yüzümden öldü.” dedim gözüm uzaklara dalarken.

12 Yıl Önce…

“Mert,” dedim sızlanarak. “Uyan, ne olur uyan.”

Kanlar içindeki yüzünü iki elimin arasına alıp dudaklarımı alnına bastırdım. “Bırakma beni.” Mert gözlerini yarı yarıya açıp bana baktı ve gülümsedi. “Bırakmam küçük kız, bırakmam.” Gözümden yaşlar süzülürken kan içindeki bedenine baktım.

Bizi nasıl bulmuşlardı ve bu kumpası kim düzenlemişti?

Babam böyle bir şey yapacak kadar mı vicdandan eksikti?

Adamlar arabadan inene kadar yanımıza geldiklerini anlamamıştım. Ama keşke gelmeselerdi. En azından Mer’i son görüşüm olmazdı. Onlar yüzündendi bu ayrılığımız belki de, belki de babam yüzünden.

Mert’i kucaklayıp arabaya götürdüler ve ben öylece kaldım. Üstüm başım kan içinde orada öylece kalakaldım. Bir daha onu görebilecek miydim? Yoksa son bir anıyı bana böyle mi bırakmıştı?

Bunları öğrenmenin tek yolu vardı. Adamlar çok uzaklaşmadan arabama binip peşlerine takıldım. Hastaneye varınca da hemen inip Mert’i götürdükleri yere bakacaktım ki ortadan kayboldular.

Birkaç saat boyunca sürekli etrafa baktım onları bulmak için ama nafileydi. Gözden kaçırmamla bitmişti işte. Banklardan birine oturup alnımı dizlerime dayadım. Birkaç dakika sonra bir el omzuma dokundu. Hızla kafamı kaldırdım. Bu onun adamıydı.

“İyi mi o?” dedim titrek bir sesle.

Adam bana baktı ve yüzünü eğdi.

“Kaybettik.”

Yüzümde ılık iki damla gezinmeye başladı. Nasıl? Ölmüş müydü? Artık Mert olmayacaksa neden ben yaşayacaktım?

Şimdi…

“Avukat?” Sandalyemi kendine döndürmüş önümde diz çökmüştü. “İyi misin?” dedi korkakça. “Bir şey mi oldu?”

Göz yaşlarımın yanaklarımı ıslattığını hissettim. “Öldü mü senin hatan?” dedim küçük bir kız misali. Ellerini dizlerime koydu. “Neden?” dedi okşar gibi. “Benim hatam öldü çünkü Erdenay. O da bitti bütün duyguları da.” Eli benimkine temas edince duraksadım. Ne olmuştu da böyle açılıvermiştim ona?

“Benimki de Duru,” dedi sakince. “Şuan mezarı bir prensesin yatak odası kadar güzel hem de.”

Gülümsedim. “Bazen yarayı açan istemeden açar ve o yarayı saracak vakit ona verilmez, Erdenay. Unutma bunu.” Göz yaşlarımı sildim. “Ayda’yla konuşmama izin ver bir yara daha açılmasın, lütfen.”

Gözlerime bakıp gülümsediğinde başardığımı anladım. “Tamam ama üzerine fazla gitme.”

“Kabul, anlaştık. Ama sen de benim sırrımı söyleme.”

Gülümsedi.

“Hiçbir zaman avukat.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.