Otobusü bekliyordum eve gidecektim çok yağmur yağıyordu ve montumu giydiğime rağmen çok üşüyordum karşıdan yaşlı bir adamın durağa doğru geldiğini gördüm anlaşılan zavallı adamın şemsiyesi yoktu ayrıca bir ceket veya montuda ona üzülmüştüm yanıma oturdu ve bana
"Kalp krizi geçirdiğinden beri seni hiç göremedim güzel torunum" dedi ben ise şoklar içerisindeydim anladığıma göre yaşlı adam beni vefat eden torununa benzetmişti bende bunu devam ettirdim en fazla ne olabilirdi ki?
"Evet dedeciğim okula gidiyorum o yüzdendir" diye söyledim ve elini cebine attı bir şey çıkardı bu bir kolyeydi ama hayatımda gördüğüm en mükemmel ve en güzel kolyeydi daha önce hiç bu kadar güzel bir kolye görmemiştim lacivert rengindeydi ve taşları o kadar özenli dizilmişti ki sanki bir prensese aitti.
"Al torunum bu senin için" dedi ve ben bir kez daha şoke oldum bunu ben hak etmiyordum bu torununa aitti bana değil
"Kabul edemem bunu dede çok pahalıya benziyor" dedim ve yaşlı adamın birden gülen yüzü yere düştü
"Neden beğenmedin mi oysa senin için almıştım" bastonunu yere düşürdü ve onu yerden alıp ona verdim
"Hayır çok güzel hayatımda gördüğüm en muhteşem kolye" dedim ve yaşlı adam tekrar gülümsedi
"Alsana o zaman ne bekliyorsun?" Dayanamadım ve kolyeyi aldım boynuma taktım çok parlak bir kolyeydi
Otobüs geldi ve yaşlı adama binmesi için yardım ettim bastonunu görüşürüz anlamında salladı. Artık yeni bir anım olmuştu ve aynı zamanda yeni parlak mükemmel bir kolyem. Yağmur azalmaya başlamıştı ve benim de bineceğim otobüs gelmişti bende bindim
Yaklaşık 10 dakika sonra eve yetiştim telefonuma bildirim geldi sınıf grubundandı yarın matematikten sözlü olacağımız yazıyordu kapıyı açtım ve anneme seslendim annem daha gelmemiş anlaşılan ne sesi ne kendisi vardı bugünlerde hep geç geliyordu işten
Biraz dinlenmek için oturma odasına geçtim ve her zaman ki gibi kumanda kayıptı koltuk aralarına baktım ve sonrasında mutfak tezgâhında olduğunu fark ettim kesin babam yemek yaparken buraya getirmişti televizyonu açtım ve kanallara baktım yarışma programı vardı onu izlemeye karar verdim. 15-20 dakika geçmesinin ardından kapı aralandı gelen annemdi ve ama kıyafetleri değişmişti sanki çünkü pantolon ve bir kazakla gitmişti ama kırmızı bir elbiseyle gelmişti
"Yeni mi alfın anne" dedim ve elbiseyi gösterdim
"Hayır kızım çoktan vardı bu elbise açsan yemek koyuyum dünden dolma vardı. Hem senin ödevin dersin bir şeyin yok mu? Televizyon izliyorsun"dedi sakin bir ses tonuyla
"Aslında va-" sözümü daha dinlemeden beni odama postaladı bende çarşamba pazarına dönen sandalyemdeki kıyafetleri katladım ve dolabıma yerleştirdikten sonra masama ders çalışmaya geçtim
Mavi tükenmez kalemim kalemlikte yoktu kesinlikle annem tarif defterine bir şeyler yazarken orada unutmuştu diye düşündüm ve anneme seslendim
"Anne mavi tükenmez kalemimi gördün mü onunla yazmam lazım bozulmamalı defterimin estetiği" dedim ve annem anında cevap verdi normalde patlatırdı sonra cevap verirdi.
"Tarif yazarken almıştım mutfakta oradan al ben lavabodayım" dedi ve bende mutfağa doğru ilerledim giderken art arda gelen mesaj sesleri duydum merak ettim normalde anneme bu kadar mesaj gelmezdi.
Gördüklerime inanamadım gözlerimin kör olmasını gördüklerimin gerçek değilde kabus olmasını diledim kendime bir cimcik attım maalesef gerçekti
Mesaj Damien adlı bir adamdan gelmişti
Damien: Bugün çok güzeldin aşkım kırmızı elbisen sana çok yakışmıştı seni çok beğeniyorum
Bu da ne şimdi böyle bu adam kim annemin sevgilisi falan mı var ? Annem babamımı aldatıyor? Demek ki annem kırmızı elbiseyi o adam için mi giymiş? Onu bu kadar çok seven bir kocası varken bunları düşünürken bir ses duydum daha önce bu kadar kalın bir ses duymamıştım bu ses dışarıdan değildi evin içindendi fakat sadece evde ben ve annem vardı
"Sana ve babana ihanet etti öldürmenin tam sırası" ayaklarımı kontrol edemedim sanki beni buna iten bir güç vardı mutfak çekmecesinden babamın şef bıçağını aldım ve lavaboya doğru ilerdim annem kapıyı açmıştı
"Dolmanın altını söndürdün mü? Elindeki bıçakla ne yapıyorsun? Gözlerin neden kıpkırm-" annem cümlesini bitirmeden bıçagı karın boşluğuna saplamıştım. Kendi öz annemin katili olduğuma inanamıyordum ama öyleydi onu öldürmüştüm kanlar akmaya ve lavabo kan gölüne dönmeye başlamıştı gözlerimin annemin söylediği gibi kıpkırmızı olduğunu aynadan gördüm. Hayır olamaz! Bu ben değildim bu kimdi?
Hemen sargı bezini almak için lavabonun alt çekmecesini açtım arkamda bir şey olduğunu hissettim ve omzuma bir el dokundu bu benim annemdi çığlık attım.
"Aferim sana küçük kız görevi başarıyla tamamladın" dedi kolyem parlamıştı annem konuşurken ve aniden yere tekrar bayıldı. Yani aslında tekrar can verdi gördüklerim halüsinasyon olamazdı çünkü omzuma dokunduğunda hissetmiştim.
Acaba bu kolyede bir lanet falan mı var diye düşündüm ve kolyeyi boynumdan çıkardım, ne yapmam gerektiğini düşündüm polisi arasam hayatım dört duvar arasında geçecekti hem ayrıca polise ne diyecektim "Merhaba polis bey annemi bıçakladım da gelip beni tutuklar mısınız?" mı diyim? Hayır hayır en iyi çözüm ambulansı arayıp evden kaçmaktı hemen aradım. Birden kolyenin tekrar parladığını ve boynumda olduğunu gördüm
"Korkma küçük kız seni kimse tutuklayamaz buna izin veremem çünkü hayatım sana bağlı ben öldürttüm sen kendi rızanla yapmadın yani parmak izin çıkmaz saklanmana gerek yok. Kolyeyi yok etmeye çalışman zaman kaybı olur denize fırlatsan, çöpe atsan veya parçalasan bile tekrar birleşip boynunu bulucam artık senin lanetinim"
Mükemmel artık bir lanetin içerisindeydim ve bir çıkmazın kendi annemi öldürmüştüm. Katil olmuştum bunu bana kolye yaptırmıştı yaşlı adamın verdiği kolye...
"O adamın içinede ben geçmiştim" dedi kolyenin içindeki ses ve irkildim çünkü nasıl bir güce sahip olabilirdi ki bunlar ancak peri masallarında olurdu gerçek hayatta olamazdı. Annemin yaptığı ihanet cinayetle sonuçlanmıştı ve bunu bana bir kolye yaptırmıştı.
Ambulans geldi ben ise merdivenin bir köşesinden cansız bedenini izliyor ve yaptıklarım aklıma geliyordu. Bu lanetten nasıl kurtulacaktım?


