Bölüm 1 — Borç
İstanbul…
Yağmur, şehrin kirini asfaltın üzerine akıtıyordu.
Mira, küçük bir kafede garsonluk yaptığı vardiyasını yeni bitirmişti. Saat gece yarısını çoktan geçmişti. Eve yürüyerek gitmek zorundaydı; cebindeki son elli lirayı annesinin ilacına vermişti.
Arkasından siyah bir araç yavaşça yaklaştı.
Cam açıldı.
“Mira Aksoy?”
Genç kadın durdu.
“Evet?”
“Patron sizinle görüşmek istiyor.”
“Tanımıyorum.”
Şoför sadece ön koltuğa bırakılmış siyah bir dosyayı uzattı.
Dosyanın kapağında babasının adı yazıyordu.
Kemal Aksoy.
Mira’nın rengi attı.
“Babam on yıl önce öldü.”
Şoför cevap vermedi.
Sadece tek cümle kurdu.
“Öldüğünü sana söyleyenler hâlâ yaşıyor.”
…
On dakika sonra Mira, Boğaz’a bakan eski bir malikanenin demir kapısından içeri giriyordu.
Salonun ortasında tek bir adam vardı.
Simsiyah takım elbisesi, buz gibi bakışları ve elindeki satranç taşıyla hiç kıpırdamadan oturuyordu.
Adam başını kaldırdı.
“Hoş geldin.”
Mira öfkeyle bağırdı.
“Beni neden buraya getirdiniz?”
Adam satranç taşını masaya bıraktı.
“Çünkü babanın bana bıraktığı borcu ödeme zamanı geldi.”
“O borç para değil.”
“Ne borcu?”
Adam gözlerini hiç ayırmadan cevap verdi.
“Sadakat borcu.”




