İçeriğe geç

KARANLIĞIN PRENSİ

Bölüm 4 · 3 dk okuma

KARANLIĞIN PRENSİ

Bölüm 4

Sessiz Fırtına

Sabah güneşi perdelerin arasından içeri süzülürken Lina hâlâ yatağında dönüp duruyordu. Önceki geceden beri tek düşündüğü şey babasının yüzündeki o donuk ifadeydi. Ona sorduğunda, cevapsız kalmıştı. O cevapsızlık bile binlerce kelimeden daha ağırdı. Demek ki sakladıkları gerçekti. Demek ki Kuzey yalan söylememişti.

Karnında bir ağırlık vardı, sanki midesine taş oturmuş gibi. Uyanmak istemedi, ama hayat ondan hızlıydı. Kalkıp okula hazırlanırken aynada yüzüne baktı. Yorgun, solgun… ve en önemlisi artık eskisi gibi masum görünmüyordu. Sanki gözlerinde yeni bir gölge belirmişti.

---

Kahvaltı masasına indiğinde annesi masayı çoktan hazırlamıştı. Babası ise sandalyesine oturmuş, çayını yudumluyordu. Ortamda alışılmadık bir sessizlik vardı. Çatalın tabağa değme sesi bile yankı gibi geliyordu.

“Baba…” dedi Lina, çekingen bir sesle.

Adam başını kaldırdı ama hiçbir şey söylemedi. Sadece gözleriyle kızına baktı. O gözlerde hem bir uyarı hem de gizlenmiş bir korku vardı.

“Ben dün gece…” Lina kelimeleri boğazında düğümlenmiş hissetti. Devam edemedi. Annesi araya girdi.

“Lina, kahvaltını yap. Geç kalacaksın.”

Sözlerinin ardında saklı bir panik vardı. Konu açılmadan kapanmıştı. Ama Lina, bunun uzun süre böyle kalmayacağını biliyordu. Gerçekler, eninde sonunda masanın ortasına bırakılacaktı.

---

Okulda Asya ve diğer arkadaşları her zamanki gibi şakalaşıp gülüyorlardı. Lina onların kahkahalarına eşlik etmeye çalıştı ama aklı hep babasında ve Kuzey’in söylediklerindeydi. Bir yandan da Kuzey’in tekrar karşısına çıkıp çıkmayacağını düşünüyordu. Gözleri her kalabalığın arasında onu arıyordu.

Derste defterini açtı, ama yazı yazmak yerine boş boş sayfalara baktı. Öğretmenin sesi çok uzaktan geliyormuş gibi duyuluyordu. Yanına eğilen Asya fısıldadı:

“Senin bir şeyin var. Günlerdir böylesin. Bana anlatmayacak mısın?”

Lina dudaklarını ısırdı. “Sadece biraz yorgunum.”

Asya kaşlarını kaldırdı. “Pek inandırıcı gelmedi.”

Lina cevap veremedi. Çünkü anlatamazdı. Kuzey’i, babasını, dosyayı… Hiçbirini kimseye söyleyemezdi. İçinde büyüyen sır, onu boğuyordu.

---

Okuldan çıktıktan sonra evin yoluna koyuldu. Adımlarını yavaş atıyordu, sanki eve dönmek istemiyordu. Sokaklar kalabalıktı ama Lina kendini yapayalnız hissediyordu. Kafasının içinde binlerce soru vardı: *Babam kimdi? Kuzey bana neden sürekli yaklaşıyordu? Demir Ailesi gerçekten ne istiyordu?*

Bir anda bir ses duydu. Adını fısıldar gibi: “Lina.”

Döndü. Kimse yoktu. Kalbi hızlandı. *Hayal mi gördüm?* diye düşündü. Birkaç adım daha attı. Bu kez gölgesini fark etti. Bir binanın köşesinde, çok kısa süreliğine bir silüet belirdi ve kayboldu. Kuzey’in silüeti… O muydu? Yoksa yalnızca Lina’nın kafasının oyunu mu?

İçini ürperten bir merak sardı. Bir yanıyla onu görmek istiyor, diğer yanıyla korkuyordu.

---

Eve vardığında babası odasına kapanmıştı. Annesi mutfakta sessizce bulaşık yıkıyordu. Lina odasına çekildi, çantasını kenara bıraktı. Pencerenin önüne oturup dışarı baktı. Gün batıyordu, turuncu ışıklar şehri boyuyordu. İstanbul’un kalabalığı, gürültüsü, sokak satıcılarının bağırışları… Hepsi uzaktan gelen bir uğultu gibiydi.

Otururken aklına Kuzey’in sözleri geldi: *Geçmişten kaçamazsın.*

Kendi kendine fısıldadı: “Gerçekten kimim ben?”

Bir süre sonra odanın kapısı tıklatıldı. Babası içeri girdi. Yorgun görünüyordu. Sandalyeye oturup sessizce kızına baktı. O sessizlik, sözlerden daha ağırdı.

“Baba…” dedi Lina, gözleri dolarak. “Bir şey söyle. Lütfen.”

Babası derin bir nefes aldı. Dudaklarını araladı ama kelimeler çıkmadı. Yalnızca kısık bir sesle, “Henüz zamanı değil,” diyebildi.

Ardından ayağa kalktı ve kapıyı kapatarak çıktı.

Lina’nın gözlerinden yaşlar süzüldü. O an anladı ki, bu hikâyede cevapları hemen almayacaktı. Her şey ağır ağır açılacak, adım adım ortaya dökülecekti.

Ve belki de o zamana kadar, çok şey değişmiş olacaktı.

---

O gece Lina uyuyamadı. Pencereden dışarı baktı. Sokak boştu. Ama kalbinin derinlerinde biliyordu: Kuzey oradaydı, bir yerlerde onu izliyordu. Ve belki de babasının suskunluğu, Kuzey’in bakışları kadar büyük bir cevap taşıyordu.

Hikâye yeni başlıyordu. Ama fırtına sessizce yaklaşıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.