İçeriğe geç

Karanlığın Öncüleri

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Karanlığın Öncüleri

Bölüm 1

1.Bölüm

Ding Dong

"Bu saatte kim gelebilir ki?" diye kendi kendine konuşmaya başladı Alien.

Söylene söylene üzerinde ki pike'yi fırlattığında soğuk havanın teniyle temasını hissetti. Yavaş hareketlerle doğrulduğunda ayaklarını baza'dan aşağı sallandırdı. Sallana sallana kapıya doğru yürürken bir an kapıya varamayacağını düşündü. Sakin bir tavırla kapıyı açtı. Fakat kapıyı açtığın da kimseyi görmedi. Zili çocukların çaldığını düşündü ve o an çocuklar'dan ne kadar nefret ettiği aklına geldi.

"Şu lanet çocuklar,"

Göz devirerek içeri girecek iken paspasın üzerinde bir kutu gördü. Etrafı gazetelerle kaplı olan küçük kutuya bir süre baktı. Kutuyla bakışmanın anlamsız olduğunu düşünerek, kutuyla birlikte içeri geçti.

Kutunun içinde ne olduğunu umursamayıp mutfağa geçti. Kutuyu yemek masasının üzerine koyarken hemen kendini ayıltması için nescafe yapmaya karar verdi. Kettle'a suyu koyarken kettle'ın bozuk olduğu aklına gelince sessizce küfür mırıldandı. Çaydanlığın altına su koyup ateşe koydu. Sigarasını almak için yatak odasına yöneldi.

Büyük ve çok odalı bir evi yoktu ama yatak odası diğer odalara göre daha geniş ve feraktı. Yatağının yanında bulunan komodinin yanına gitti. Sigarasını ve telefonunu alıp mutfağa geri döndü. Çakmağını odada unuttuğunu anladığı zaman kendine lanet ederken, sigarasını ocağın ateşinde yaktı.

Yemek masasın'dan bir sandalye çekerken,bir elini cebine attı. Karnının aç olduğunu fark etti. Yemek yapmaya üşendiği için dışarıdan pizza söylemeye karar verdi. Sosyal medya da gezinirken bir anda annesi aklına geldi. Onu son kez görüşü, son kez öpüşü, son kez sarılışı, daha çocuktu onu kaybettiğinde, annesinin yüzünü hatırlamıyordu bile. Sadece bir kaç fotoğraf karesi onu hayatta tutuyordu.

Bunların tüm suçlusu kimdi?

Her gece düşündüğü şey sadece bu soruydu.

Alien Tanrıya inanıyordu fakat Tanrının kötü olduğunu düşünüyordu. Sadece düşünüyordu, dile getiremiyordu çünkü babası dindardı. Evet uyuşturucu ticareti yapan, insanların canını alan bir dindar.

Her geçen gün uyuşturucu ve alkol onu daha da etkisi altına alıyordu. Bundan memnundu. En azından herşeyi unutuyordu, annesini, Jeff'i, bu boktan hayatını unutuyordu.

Kapı çalınca ​Alien kapıyı umursamadan sigarasını içmeye devam etti. Kapı tekrardan ısrarla çalınca sigarasını masada söndürerek mutfaktan çıktı. Kapıyı açtığında 10'dan fazla takım elbiseli adam görmeyi beklemiyordu. Fakat Adam'ı görünce kapıyı sonuna kadar açık bırakıp mutfağa geri döndü. Suyun kaynadığını görünce kahvesini yaptı. Kahve'sini alıp masaya oturdu. Adam'ın adım seslerini duyunca başını mutfağın kapısına çevirdi. Adam gelip karşısında ki sandalyeye oturunca bakışmaya başladılar. Alien bir yandan kahvesini içerken bir yandan da Adam'ı süzüyordu.

Adam sevdiği kadına bakarken gerçekten de mutluydu. Belli etmezdi ama çoğu zaman Alien'a bakarken mutlu olurdu. Onu sevdiğini çok geç anlamıştı aslında. Bundan 2 yıl önce Jeff ve Alien gözlerinin önünde öpüştüğünde anlamıştı. Onu ne kadar kıskandığını, onu ne kadar sevdiğini. Alien da farketmişti bunu, kendisine olan sevgisini fakat Jeff vardı. Aşık olmasa da her gece yattığı kişi vardı. Jeff bunu eğer farkederse onu öldürdü. Ama Alien sırf sevdi diye birisinin ölmesini istemiyordu. Sanki iyi bir insan gibi bunu düşünüyordu.

"Jeff seni merak etmiş. Telefonlarını açmamışsın... Neden?" Diye sordu merakını gidermek için Adam.

"Bu seni ilgilendirir mi?" Diye hazır cevabını yapıştırdı Alien.

Alien ona umut vermek istemiyordu. Eğer ona zarar gelirse kendisini asla affetmezdi.

Adam utanarak kafasını yere eğdi.

Neden böyle yapıyorsun ki? Jeff bile seni bu denli sevmez iken neden beni görmezden geliyorsun?

Eğdiği kafasını yavaşça kaldırıp sesinin titrememesine dikkat ederek konuştu.

"Doğru beni ilgilendirmez."

"Evet ilgilendirmez."

Adam cep telefonunu çıkarıp Jeff'i aradı. Telefon bir kaç çalıştan sonra açıldı.

"Patron Al-"

"Telefonu hemen Alien'a ver."

Jeff'i sinirli sesi ile Adam irkilirken Alien da sesi masanın diğer ucundan duymuştu.

Adam tedirginlikle telefonu Alien'a verir iken Alien sakince telefonu aldı.

"Ne var?" Alien'ın sakince sorduğu soru Jeff'i daha da sinirlendirmişti.

"Ne mi var? Sabahtan beri seni arıyorum Alien. Senin için ne kadar endişe ettim biliyor musun?"

"Endişe etmeseydin Jeff bana ne?"

"Ne demek endişe etmeseydin? Bizim kaç tane düşmanımız var? Kaç tane peşimizde adam var bilmiyor musun?"

"Biliyorum."

"O zaman o lanet telefonu bir daha çaldığı an açacaksın."

"Bunun için mi yani sadece telefonu açmadığım için mi bu kadar sinirlisin? Yoksa beceremedin işler için mi?" Bir süre telefondan ses gelmedi. Alien telefonu kapatırken Jeff'i ona 'kaltak' deyişini duydu.

Alien Adam'ı evden kovduktan sonra soğumuş kahvesini döküp salona geçti. Acıkan karnını doyurmak için pizza siparişi vermeye karar verdi.

2 tane orta boy pizza söyledikten sonra merakını gidermek için mutfakta unuttuğu kutuyu aldı. Kutunun dışında ki gazeteleri yırtıp küçük kutuyu açtı. İçerisinde sadece bir flash bellek vardı.

Sadece bir flash bellek!

Odasından diz üstü bilgisayarını alarak salonda ki koltuğa yeniden oturdu. Flash belleği bilgisayarın sağ alt köşesinde bulunan USB yerine takacağı sırada belleğin üzerinde bir şey yazdığını farketti. Büyük harfler ile BB yazıyordu. Yer altından birisi olabileceğini düşündü. Ama aklına tanındık bir isim gelmiyordu. Bunu düşünmeyi bırakarak belleği takıp klasörü açtı.

Klasörde sadece bir video vardı.! Şimdi ise daha çok merak etmişti. Hemen videoyu açtı. Videoda bir adam elleri ve ayakları bağlı bir şekilde tutuluyordu. Arka fonda ki garip ses bir şeyler zırvalıyordu fakat ses anlaşılacak gibi değildi. Sesin aralarına koyulmuş, mors alfabesi ile şifrelenmiş harfleri ilk dinleyişte anlamıştı.! Eline bir kağıt alarak harfleri ve sayıları düzgün sırayla yazmaya başladı. Bir adres çıkmıştı. Alien hemen haritayı açtı. Şehrin en ücra köşesinde ki, yıllar önce kapatılmış bir boya fabrikasıydı bu.

Daha önce de bunun gibi tehditler, videolar almıştı. Fakat bu farklı hissettirmişti. Daha doğrusu bir his oluşturmuştu Alien'da. Transa girmiş gibi hâlâ ekrana bakarken telefonunun melodisi salonda yankılanmıştı.Sonunda gözlerini bilgisayardan ayırınca masada ki telefona uzandı. Telefonu açtığında Jeff'in endişeli sesi duyulmuştu.

Jeff duygularını bu kadar belli etmezdi.

Diye içinden geçirdi.

"Babam orada mı Alien?"

"Daha yeni konuştuk farkındaysan burada değil... Ne oldu?" Dedi hâlâ ekrana bakarken.

"Yaklaşık yarım saat önce eve baskın yapılmış. Bütün adamlar ölmüş, babam ise ortalarda yok. Bana haber daha yeni geldi."

Kahretsin!

"Bu adamlar ne iş yapıyor?... Bugün Adam gelmeden önce bana bir paket geldi. Şimdi bakabildim ne olduğuna, bir bellek var. Üstünde büyük harflerle BB yazıyor. Ne anlama geldiğini anlamadım bile. Sadece bir tane video var."

"Video'da da sandalye de duran birisi var?"

"Evet de sen nereden biliyorsun?"

"Aynı bellekten bana da geldi."

"Adresi fark ettin mi peki?" Dedi şüpheyle Alien.

"Hayır. Ne adresi?"

"Şehrin bir kaç km uzağında ki eski boya fabrikasını gösteriyor. Video'nun arkasında ki garip sese mors alfabesi ile şifrelenmiş."

Jeff hayranlık ile dinlerken ona bunun için teşekkür etmeyi sonraya bıraktı. Alien tekrar'dan konuşacak iken çalan kapı ile susmuştu.

"Kapının sesi miydi o?" Diye sordu Jeff endişeyle.

"Alien sakın açma. Silahını al, odaya geçip kapıyı kilitle. Adamlar zaten yolda. Lanet olsun neden adamları istemedin ki?"

Jeff yer altında ki düşmanlarından birisinin geldiğini ve buna cesaret ettiğini düşünüyordu.

Peki yer altından bir düşmanı ya da adamı gelse kapıyı çalar mıydı?

Jeff hâlâ gitmemesini söylerken, Alien telefonu masanın üzerine bırakıp, televizyon masasının sağ tarafında bulunan çekmeceden tabancasını almıştı. Tabancasını arkasına saklarken kapıya doğru temkinlice yürüdü. Kapının yanına gittiğinde ama sakin ama streslice elini kapının koluna attı. Kapının kolunu bastırıp hızlıca kendine doğru çekti. Karşısında pizzacıyı görmeyi beklemiyordu. Sipariş ettiği pizzayı tamamiyle unutmuştu. Tabancasını arkasına sakladığına şükretmişti.

"İyi günler. Alien hanım iki tane küçük boy sucuklu pizza siparişi vermişsiniz... Yanlış getirmedim umarım."

"Hayır, hayır. Alien benim. Tamamiyle aklımdan çıkmış da." Dedi yapmacık bir gülümsemeyle.

"Buyrun." Dedi pizzacı,elinde ki pizzaları Alien'a uzatırken.

"Kaç dolar tuttu acaba?"

"10 dolar efendim."

"Anladım, hemen getiriyorum."

Alien kapıyı kapatmadan hafif açık bırakarak içeri odasına geçti. Odasında ki cüzdanından parasını alıp, pizzacının yanına geri döndü. Yaka kartından gördüğü kadarıyla adının Karen olduğu kıza parasını verip, iyi günler dileyip salona geçti.

Masanın üzerinde ki telefonu alıp hemen kulağına dayadı.

"Alo?" Dedi Alien orada olup olmadığını sorgulamak için.

"Sana gitme demedim mi Alien? Bir kere dinle beni, sadece bir kere."

"Pizza siparişi vermiştim. Pizzacıydı yani gelen merak etme."

"Ne demek merak etme? Şuan içinde bulunduğumuz duruma bakar mısın?"

"Daha kötülerini de gördük. Neyin korkusu bu?"

"Ölüm korkusu Alien. Seni bilmem ama ben ölmek istemiyorum. Adam ve bir kaç adam yolladım. Buraya gel bir durum değerlendirmesi yapalım."

"Tamam." Deyip, Jeff'in yüzüne kapattı telefonu.

Acaba bipolar falan mı?

Diye düşündü Jeff hakkında. Gerçi bunu her zaman düşünüyordu.

***

Adam ve diğerleri geldiği zaman Ailen çoktan siyah pantolonunu ve beyaz tişörtünü giymiş, hazır bir şekilde bekliyordu. Deri ceketini giyip, duş dahil hiçbir zaman yanından ayırmadığı kolyeyi boynuna takarak dışarı çıktı.

***

Alien daha dün geldiği eve dikkatlice göz gezdirdi. Bir şeyler değişmişti ama ne olduğunu bir türlü anlayamamıştı. Şimdilik boş verip Adam ile birlikte eve girdi.

Aslında bu yapıta ev demek mimarına hakaretti. Villa? Saray? İkiside olmayan bu yapıt, kesinlikle özel bir ismi hak ediyordu.

Alien bu eve lerna diyordu. Hiçbir dilde anlamı olmayan bu kelime, aslında Alien ve diğerlerinin çok işine yarıyordu. Kaçırılma ihtimaline karşı bir şifreydi bu. Aslında çok fazla şifre vardı hayatlarında. Ama Alien çözemiyordu şifreleri. Bu şifreleri kimse çözemiyordu. Hayatın şifresiydi. Hayatın dilinde yazılmıştı. Bu dili çözenler ise artık hayatta değildi.

Adam ve Alien bir kaç adam içeri girdiğinde Jeff'in endişeli bir şekilde volta attığını gördü. Endişeli olması yüzünden ve hafif de olsa titreyen ellerinden belli oluyordu. Jeff ne kadar endişeliyse Alien da bir o kadar sakindi. Jeff Alien'in geldiğini görünce hızlı bir şekilde ona doğru adımladı.

Jeff Alien'a sarılırken Alien bunu hiç umursamadı ve kendini geri çekti. Jeff bunu umursamayıp kendine yakışan bu kızı alıp yatak odasına gitmeye başladı. Jeff eliyle Adam'a gelmesini işaret etmişti.

Odaya girdiklerinde televizyon da hâlâ video oynuyordu.

Jeff eliyle televizyonu işaret ederek,"Görüyor musun bunu? Ne yapacağız şimdi?" dedi korkuyla.

"İlk defa bunu yaşıyor muşuz gibi davranma lütfen. Her zaman nasıl sakince düşünüp davrandıysak yine öyle yapacağız. Sakin olmalıyız ve ne yapabileceğimize bakmalıyız."

"İlk defa bunu yaşamadık evet ama farkındaysan ilk defa birisi John Allen'i kaçırmaya cürret edebildi. Bunu yapabiliyorsa en az bizim kadar güçlü bir düşman ile karşı karşıyayız ve ben bunun üstesinden gelemem." dedi Jeff hâlâ korkar vaziyetteyken. Alien kafasıyla Adam'a gitmesini işaret ederken Adam istemese de gitmek için adım attı.

Alien, Jeff'e doğru yürüyüp onu yatağa oturtturdu. Kucağına oturup onu sakinleştirmek adına öpmeye başladı. Jeff de karşılık vermeye başlayınca uzun bir süre öpüştüler. Alien geri çekildiğinde Jeff'in gözlerine bakmaya başladı. "Sakinleşmelisin artık," diye fısıldadı. Hayır ona aşık değildi ama şuan onu sakinleştirmekten başka bir çaresi yoktu. John onun için değerliydi ve onu kaybetmeye hazır mıydı? Bilmiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.