İçeriğe geç

KARANLIĞIN İÇİNDEKİ ŞEYTAN

Bölüm 36 · 7 dk okuma

KARANLIĞIN İÇİNDEKİ ŞEYTAN

Bölüm 36

ÖTEKİ YÜZ

İlahi Bakış Açısı

Kılıç içindeki pişmanlık ve suçluluk duygusuyla kafasını eğebildiği kadar eğerken Alara daldığı yerden kopamamıştı. Kafası allak bullak, vücudu yara bere içindeydi.

''Ben,'' dedi Kılıç sesindeki çaresizliği bastıramadan. ''gideyim.'' Söylemek istediği şeyler boğazında bir yumru oluştururken sessizce çıktı kapıdan.

Kapıdan, evden, benliğinden...

Arabasına ulaştığında sessizce içeri girdi. Elleri titrerken kafasını yavaşça direksiyona bıraktı ve küçük bir çocuk gibi hıçkırarak ağlamaya başladı.

''Erez.'' dedi hıçkırıklarının arasından. Annesine değil, kardeşi bildiği arkadaşına ağlıyordu.

''Canım yanıyor.'' Alara'ya yaptıklarından sonra bunu söylemeye bile utanırken daha çok ağladı. ''Biliyorum hakkım yok ama çok canım yanıyor.''

Dakikalarca kafası direksiyona yaslı bir şekilde ağladı.

Susmadı, kabullenmedi, beklemedi...Bağırarak, hıçkıra hıçkıra ağladı.

____________________

Arabasını plazanın açık otoparkına park ettiğinde adımları kararlıydı. Ağır ağır tam karşısındaki devasa oyuncakçıya doğru ilerlerken birinin bacağına sarılmasıyla durmak zorunda kaldı.

''Baba!'' Kılıç anlamaz bir şekilde bacağına sarılan minik kolların sahibine baktığında küçük kız da kocaman açtığı gözlerle Kılıç'a bakıyordu.

''Ne?'' dedi Kılıç şaşkınca. Ardından kıza doğru eğildi.

''Ben senin baban değilim, kayıp mı oldun sen?'' Küçük kız kafasını hayır anlamında sağa sola salladıktan sonra kollarını Kılıç'a doğru uzatarak kucağına çıkmak istediğini belirtti.

''Baba kucak!'' diye hayıflandı tatlı tatlı. En fazla 4 yaşındaydı ve ağzından çıkan kelimeler birbirine karışıyordu.

Kılıç şaşkınlık ve kafa karışıklığıyla minik ellerini ona uzatan kızı kucağına aldı. Kafasından onlarca düşünce geçerken bakışlarını tekrardan küçük mavi gözlere çevirmişti.

''Tamam, bana adını söyleyebilir misin?'' Kız bir süre Kılıç'a baktı, ardından ''Aden!'' diyerek Kılıç'ın boyuna sarıldı. Fakat yüzüne batan sakallar canını acıtmış olacak ki geriye çekilirken gözleri dolmuştu.

''Baba yanayım.'' diyerek bir eliyle acıyan yanağını gösterirken diğer eliyle de akmak için an kollayan gözyaşlarını silmeye hazırlanıyordu.

Kılıç panikle Aden'in acıyan yanağını öptü. ''Ağlama, bak öptüm yanağını.'' Aden Kılıç'ın bu yaptığına şaşırmış bir şekilde bir süre boş boş Kılıç'a baktı.

''Geti!'' dedi geçti diyemediği için. Ardından yere doğru baktı ve ne kadar yüksekte olduğunu fark etti. Bulunduğu yükseklikten korkmuş olacak ki Kılıç'ın kocaman olan omzuna sarıldı.

''Korktun mu?'' diye sordu Kılıç Aden'in omzuna sarıldığını gördüğünde. Aden kafasını salladı.

''Koykum.'' Kılıç ne yapacağını bilmez bir şekilde yolun ortasında, kucağında küçük bir kız çocuğuyla kalakalırken derin bir nefes aldı.

''Ailen nerede Aden?'' Aden cevap vermedi. Kılıç başta sorduğu soruyu anlamadığını düşünse de Aden'in bilerek cevap vermediğini fark ettiğinde ses etmeden konuyu değiştirdi.

''Oyuncak alalım mı sana?''

''Ayayım!'' Aden yeniden hevesle Kılıç'ın kucağında kıpırdanmaya başlarken ikisi birlikte karşılarındaki kocaman olan oyuncakçıdan içeri girdiler. Kılıç Aden'i kucağından indirse de elini bırakmamıştı.

''Baba baybi!'' Aden Kılıç'ın elinden kurtulduğu gibi barbie bebeklerin olduğu rafa doğru atıldı. Boyu yetmediği için zıplayarak Kılıç'ı beklerken gözlerini kocaman açmış, hevesle bağırıyordu.

''Barbie mi beğendin?'' Aden kafasını salladı ve Kılıç'ın onu kaldırmasına izin vererek istediği barbie bebeklere erişmenin sevincini yaşadı.

Eline iki tane barbie, bir tane de erkek bebek almıştı. Kılıç Aden'in elindeki erkek bebeği gördüğünde kaşlarını çattı.

''O niye?'' diye sordu hafif soğuk bir sesle.

''Bebek baba. Ken bebek.'' Kılıç'ın kaşları daha da çok çatıldı.

''Ken mi? Şu aptal sarı kafa olan.'' Aden gülerek kafasını salladı.

''O sayı kafa deyil, Ken bebek.'' Kılıç Aden'e bebeği bıraktıramayacağını bildiği için beş karış olmuş bir suratla Ken'e bakmaya başladı. Ardından konuyu en hızlı şekilde değiştirdi.

''Alara abla hangilerini sever?'' Aden bir süre düşünüyormuş gibi yaptıktan sonra kafasını iki yana salladı. Kılıç umutsuzca Barbielere bakmaya geri dönmüştü ki yanından gelen sesle bakışları aynı hızla yön değiştirdi.

''Hoş geldiniz, yardımcı olabilir miyim?''

''Reyondaki bütün bebekleri paketler misiniz?'' Daha şimdi yanlarına gelen çalışan bir süre ciddi mi diye Kılıç'a baktıktan sonra yavaşça kafasını salladı.

''Tabi, efendim. Hemen.''

Kılıç barbie rafını hızlı bir şekilde terk ederek peluş oyuncakların olduğu reyona doğru ilerlemeye başladı. Bir süre sarışın ya da ismi Ken olan bebekleri görmek istemiyordu.

Aden ise peluşları gördüğü gibi Kılıç'ın kucağından inerken koşarak ayıcıkların içine atladı. ''Baba ayı!''

''Baba ayı mı?'' Kılıç cümlenin iki ayrı anlamını da düşünmekle meşgulken en sonunda Aden'in ayıcık istediğine kanaat getirdi.

''Ayıcık mı alalım?'' Aden Kılıç'a bakmadı bile. Seçtiği ve kendisinin en az 4 katı olan ayıyı çekiştirirken bir yandan da elindeki barbieleri ve Ken bebek oyuncağını sıkı sıkıya tutuyordu.

''Bunu mu istiyorsun?'' Aden hızlı hızlı kafasını salladı. Hırsla ayıyı çekiştirmeye devam ederken dengesini sağlayamadan yere düştü. Kılıç Aden'in ağlayacağını fark ettiğinde bir çırpıda onu omuzlarına aldı.

''Bak ne kadar büyük oldun.'' Saniyeler içinde girdiği hallerle Aden kaşlarını çatarken ellerini Kılıç'ın simsiyah saçlarına daldırdı.

''Baba saçlayın çok yuyuşak.'' Kılıç saçlarına dokunulmasından nefret etse de Aden'in ağlamasından korkarak kafasını sallamakla yetindi.

Az önceki çalışan kollarında onlarca paketle geldiğinde Kılıç tekrardan çalışana döndü. ''Biz şu büyük ayıyı da alıyoruz.''

Çalışan bitap bir şekilde kafasını salladı. ''Hemen efendim.''

Dakikalar sonra nihayet oyuncakçıyı gezmeyi bitirdiklerinde kasaya geldiler. Kasanın üstünde en az 25 büyük poşet vardı.

''Toplam 135.784 TL.'' Aden'in ısrarlarıyla 4 büyük oyuncak bebek evi ve karavanı ekleyince yazar kasadaki sayı daha da artmıştı.

''Baba.'' dedi Aden Kılıç'ın pantolonunu çekiştirirken. Kılıç yavaşça Aden'e döndü. Aden çok şey istediğini bildiği için kafasını öne eğmiş, ara ara Kılıç'a masum bakışlar atıyordu.

''Söyle bakalım yine neye takıldı gözün?''

''Baba pembe ayaba ayabiliy miyiz?'' Aden minik parmağıyla oyuncakçının girişindeki pembe akülü arabayı işaret ettiğinde bütün masumluğunu kullanarak hafif dolu gözlerle Kılıç'a bakmaya başladı.

''Lüyfen baba, söz bayka biyey istemiyoyum.'' Kılıç Aden'in yavru kedi bakışlarına dayanamadığı için kafasıyla onayladı. Aden sevinçle zıplarken diğer çalışanlar da arabayı raftan indiriyorlardı.

Yaklaşık 10 dakika sonra, Kılıç elinde en az 30 poşetle birlikte arabaya yürürken Aden de bindiği pembe akülü arabasıyla Kılıç'ın yanında ilerliyordu.

''Neyeye gidiyoyuz?'' Aden oyuncakçıdan uzaklaştığı her saniye biraz daha tedirgin olurken konuşan halinden eser kalmamıştı.

''Eve.'' dedi Kılıç Aden'in tedirgin halini fark ettiğinde.

''Ev neyesi?'' Kılıç elindeki poşetleri kenara bırakırken Aden'e doğru eğildi. Aden artık gülmüyordu. Aksine Kılıç'ın ne diyeceğini anlamış gibi kafasını öne eğdi.

''Aden, sen kaybolmadın değil mi?'' Aden'in gözleri dolunca kafasını ağır ağır iki yana salladı.

''Peki neden evinden uzaklaştın?'' Aden'in minik gözyaşları akmaya başlarken kafasını önüne eğdi. Konuşmak için ağzını açıyor, fakat bir şey demeden tekrar sessizliğe gömülüyordu.

Kılıç derin bir nefes aldığında aynı zamanda arabayı açtı. ''Bin hadi. Sonra konuşalım.'' Aden minnetle Kılıç'a bakarken hızlıca gözyaşlarını silip ön koltuğa yerleşti. Kılıç da aldıklarını arka koltuğa ve bagaja bir şekilde sığdırdığında yola çıkmışlardı.

''Şaykı açabiliy miyim?'' Dakikalar sonra Aden'in sözleriyle Kılıç ona dönerken kafasını salladı ve telefonunu Aden'e uzattı.

Şarkı çalmaya başladığında Kılıç kaşlarını çatmıştı.

Hiya, Barbie

Hi, Ken

You want to go for a ride?

Sure, Ken

Jump in!

Kılıç'ın kaşları biraz daha çatılırken Aden hevesle şarkının sesini açtı.

I'm a Barbie girl, in the Barbie world

Life in plastic, it's fantastic

You can brush my hair, undress me everywhere

Imagination, life is your creation

''Come on, Barbie, let's go party'' Aden kendince şarkıyı söylerken Kılıç suratsız bir şekilde arabayı sürmeye devam ediyordu.

I'm a Barbie girl, in the Barbie world

Life in plastic, it's fantastic

You can brush my hair, undress me everywhere

Imagination, life is your creation

Şarkı nihayet biterken eş zamanlı olarak da evin garajına giriş yapmışlardı.

''Bakalım beğenecek misin evimi?'' Aden karşısındaki kocaman binaya bakarken ağzını açabildiği kadar açmış, ellerini de hevesle ön göğse koymuştu.

''Senin mi?'' diye sordu şaşkın şaşkın.

''Benim.'' diyerek onayladı Kılıç. Aden'in evini beğenmesi hoşuna gitmişti.

''Gezebiliy miyim?'' Kılıç hızlı bir şekilde eğilip Aden'in kapısını açtı.

''Koş bakalım içeriyi de beğenecek misin?'' Aden aşağı atlayarak dış kapıya doğru koşarken Kılıç da poşetleri ve Aden'in arabasını alıp peşinden ilerlemeye başladı.

''Zile yetişemedin mi?'' Aden'in kapının önünde beklediğini gördüğünde gülerek yanına geldi.

Zil birkaç kez çaldıktan sonra kapıyı açan Barça, Aden'i gördüğünde şaşkınca Kılıç'a döndü. Aden de Barça'nın koca vücudundan korktuğunda ''Baba!'' diyerek ağladı. Kılıç'ın onu kurtarması için arkasına geçmişti.

''Barça'dan mı korktun?'' Poşetleri hızlıca içeri bırakırken Aden'i kucağına aldı. Aden hala korktuğu için yüzünü Kılıç'ın boynuna gömmüş sarıldığı koca bedendeki tişörtü sıkı sıkıya tutuyordu.

Aden ''Çok büyük.'' diye ağlamaya devam ederken Barça'nın yüzüne kendini beğenmiş bir sırıtış yerleşti.

"Küçücük olabilir ama gerçekleri söyleyen tek kişi." Kafasıyla Aden'i işaret etti.

"Şu kızın haklılığının çeyreği yok bu evde."

Aden Barça'nın sözleriyle kafasını kaldırdığında dolu gözleri Barça'yı buldu.

Bir şey söylemeden bu sefer de Kılıç'a baktığında Kılıç cesaret verircesine Aden'i Barça'ya doğru uzattı.

"Bir şey yapmaz." diye fısıldadı kollarını Aden'den çekmeden saniyeler önce.

Aden Kılıç'ın sözleriyle az da olsa sakinleşirken minik bedeni bu kez Barça'nın kolları arasındaydı.

"Fıstık." dedi Barça. Aden'in korkmaması için hareketlerini yavaş tutuyordu. "Çok miniksin sen."

Aden kaşlarını çatarken bu kez sinirli sinirli bakmaya başladı.

"Baba!" diye ciyakladı var gücüyle. "Baya küyük diyo!"

Aden'in siniriyle birlikte Kılıç kahkaha atarken Aden'in yanağına sulu bir öpücük kondurdu.

"Babacım," dedi sırıtarak. "Barça'yı dövebilirsin. Bir şey yaparsa bana gel." Göz kırparak Aden'den uzaklaştığında bıraktığı poşetleri de alıp içeri geçti.

Aden ve Barça tek başına kaldığında Aden sırıttı.

Dövemiyorsa o da ağlardı ve küçük bir kız çocuğunun bağırarak ağlamasının ne kadar kötü olduğunu çok iyi biliyordu.

BÖLÜM SONU

Arkadaslar toplanın! Bölüm uzun (susun uzun.)

Çok yakında 100.000 okunma oluyoruz🥲

Bölümde hatalar olduysa lütfen göz yumun bir tık kötü grip olmuşum da......

Bir sonraki bölüm en geç haftaya, en erken de ne zaman kendimi toparlayıp yazarsam o zaman gelir;)

Ig: beyzanuria_ lütfen takip edelim

Kitapla veya bölümle ilgili herşey -->

Göre vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınnn

;)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.