İçeriğe geç

KARANLIĞIN İÇİNDEKİ ŞEYTAN

Bölüm 24 · 8 dk okuma

KARANLIĞIN İÇİNDEKİ ŞEYTAN

Bölüm 24

FARKLI DUYGULAR

UYARI! BU BÖLÜM ÇOĞUNLUKLA YETİŞKİN İÇERİKLİ SAHNE İÇERMEKTEDİR!

(Herkese iyi okumalar dilerim.)

''Yapma.'' derken sesimi sinirli çıkarmaya çalışıyordum. ''Şimdi bana aldığın şu kıyafetleri göster.'' Karşı koltuktaki kırmızı poşeti işaret ettim. Alara bakışlarını bana dikerek tebessüm etti.

''Barıştık mı?''

''Kıyafetlerin ne kadar iyi olduğuna bağlı.'' Bakışlarını kaçırırken yanakları kızardığında aldığı şeylerin ne kadar güzel olduğunu anlamış oldum.

Alara kızaran yüzüyle birlikte hızlıca kırmızı poşeti alıp koşar adımlarla yukarı çıktığında yüzümde ukala bir sırıtış belirdi.

Utanması hoşuma gidiyordu.

Ben de onun gibi oturduğum yerden kalkıp ağır adımlarla merdivenleri çıktım ve Alara'nın geldiği odamıza girdim. Benim odama.

Birazdan yapacaklarımız barizdi ve o benim odamı tercih etmişti.

Odaya girip yatağın ucuna otururken banyodan gelen seslerle Alara'nın banyoda giyindiğini anladım. Zihnimde o kıyafetlerin içinde onun nasıl görüneceğini hayal ederken bile sıcaklamıştım.

Pantolonumu zorlayan şey ne kadar zor durumda olduğumu haykırsa da Alara çıktığında üzerine atlamak gibi bir planım yoktu. Ağırdan alacaktım.

Sonuç olarak bu bir intikamdı, ve benim fazlasıyla güzel intikam planlarım vardı.

Birkaç dakika sonra banyonun kapısı aralandı ve Alara kafasını içeri doğru uzattı. Beni gördüğünde yanakları daha da kızarmıştı.

''Evet?'' Umursamaz ve sinirli görünmeye çalışıyordum.

''Şey,'' derken ben hariç her yere bakıyordu.

''Bekliyorum Alara.'' diye üstelediğimde derin bir nefes verip banyodan çıktı. Açık bıraktığı saçları yüzünü gizliyor, utandığı için kızaran yanaklarını görmemi engelliyordu. Bakışlarımı ağır ağır yüzünden çekip vücuduna yönelttim.

Siyah bir takımdı. Kenarları dantel işlemeliydi. Ne çok açık, ne de çok kapalıydı fakat ne olursa olsun vücut hatlarını fazlasıyla belirgin ediyordu.

Gözlerimle onu süzerken etrafında dönmesi için elimle işaret verdim. Dediğimi yapıp ağır ağır etrafında döndü. Arka tarafı daha açıktı ama yine de tam anlamıyla tatmin olmamıştım.

''Diğeri.'' dedim kollarımı göğsümde birleştirirken. Alara dediklerimle ufak bir süre gözlerimin içine baksa da sessizce banyoya ilerleyip üzerini değiştirdi.

Bu seferki mavi renkti. Öbürüyle aynı olacak şekilde çok açık değildi ama göğüsleri ve kalçası bariz bir şekilde belli oluyordu. Ellerimle üzerine atlamamak için yatak örtüsünü kavradım.

Sabrımla oynuyordu.

''Diğeri.'' dedim bir kez daha umursamaz bir tavırla. Dışarıdan umursamaz gözüksem de içerden yanıp tutuşuyordum.

Alara bu kez yüzüme öfkeyle bakarken, ''Hiçbir şeyi beğenmez misin sen?'' diye hırladı dişlerinin arasından. Az önceki utangaçlığından eser kalmamıştı.

Güzel.

''Prensiplerim var diyelim.''

''Prensiplerini ayrı seni ayrı...'' diyerek tekrardan banyoya girdi.

Bu kez üzerini değiştirmesi daha uzun sürmüştü. Diğer ikisinin aksine kapıyı sertçe açıp dışarı çıktığında söylenmeye başlasa da benim gözlerim üzerindeki takımda takılı kalmıştı.

''Siktir.'' diye mırıldandım sessizce.

Koyu kırmızı tonlarındaki kumaş o kadar ince ve o kadar şeffaftı ki neredeyse üzerinde hiçbir şey yoktu. Sırtında iki ince ip çapraz bir şekilde bağlanıyordu, kenarlarında hafif dantel detayı olmasına rağmen öbürlerine nazaran daha sadeydi.

Fakat kesinlikle benim favorimdi.

Arka planda Alara konuşmaya devam ederken benim onu dinlemediğimi fark edip gözlerime baktı. Yüzümde nasıl bir ifade gördüğünü bilmiyordum ama sanırım onu yiyecekmiş gibi bakıyordum çünkü birkaç adım gerilemişti.

Bakışlarımı ağır ağır vücudundan çekip gözlerine yönelttim.

''Kılıç?'' dedi Alara kafa karışıklığıyla. ''Bir şey demeyecek misin?'' Kaşlarımı çattım. Üzerine atlayıp atlamamak arasında kararsız kalsam da aklımın bir köşesi hala yaptığım küçük intikam planındaydı.

''Buraya gel.'' dedim kucağımı işaret ederek. Çatık kaşları ve kırışmış burnuyla sinirli bir halde olsa da dediğimi yaparak yanıma geldi ve yavaşça kucağıma oturdu.

Daha rahat hareket etmesi için dirseklerimi yatağa yaslamış ve arkama yaslanmıştım.

''Beğendin mi?'' diye sordu Alara kulağıma doğru. Yaptığı her hareket beni biraz daha zora sokuyordu. Sorduğu soruya yanıt beklerken, konuşmayı unutmuşum gibi dilim tutuldu. Yaptığım tek şey sanki dünyadaki tek ve en önemli işmiş gibi ona bakmaktı.

''Kılıç?'' dedi Alara cevap vermediğimi fark edince. ''O kadar kötü mü neden bir şey söylemiyorsun?''

''Fazla...'' dedim fakat beynim durmuştu sanki. Doğru kelimeleri seçemiyordum. ''Çok fazla.'' Alara dediklerimi tamamen yanlış anlayarak kucağımda dikleşti.

''O kadar kötü mü?'' diye sordu bir kez daha. Ellerim gitmesini önlemek için hızlıca belini kavrarken tenini hissettim. Vücudu aynı benim vücudum gibi alev alevdi.

''Hayır.'' nihayet gerçekliğe döndüğümde gözlerinin içine baktım. ''Aksine, fazla mükemmelsin Karanlık Kraliçesi.''

Dudağının bir kenarı yukarı kıvrıldı. ''Şeytanıma ayak uydurmaya çalışıyorum sadece.'' Üzerime tekrar eğildiğinde elleri kemerimi buldu. İzin ister gibi gözlerime bakıyordu.

''Benden hiçbir şey için izin isteme, senin yaptığın her şey kabulümdür.'' Sırıtarak kemeri tokasından çıkardı. Elleri heyecan ve gerginlikle titriyordu.

''Sakin ol.'' diye fısıldadım. Bakışları kısacık bir an bana kaysa da tekrardan işine odaklandı. Kemeri yerinden çıkardığında elleri pantolonumun düğmelerine, oradan da fermuarına gitmişti.

Birkaç saniye sonra pantolonumu çıkarıp boxerla kalmamı sağladı. Gözlerine baktığımda bakışlarının boxerımı zorlayan ereksiyonumda olduğunu gördüm.

Çevik bir hamleyle onu altıma alırken bakışlarını ereksiyonumdan çekip yüzüme odaklandı ve gözlerini birkaç kez kırpıştırdı. Bunu beklemediği barizdi.

''Sözde,'' diye mırıldandım hafif bir sinirle. ''intikam alacaktım. Bana yaptığın şeylerin farkında mısın acaba aptal kız.'' Cevap vermesine fırsat bırakmadan sertçe onu öptüğümde ağzımın içine doğru boğuk bir inleme bıraktı.

Başta afallasa da hızlıca bana ayak uydurarak öpüşüme karşılık verdi. İkimiz de nazik değildik, sanki ölümüne savaşıyormuş gibi sert, hırçın ve gaddardık. İkimiz de kazanmak istiyor, ikimiz de kanımızın son damlasına kadar savaşmak istiyorduk.

Nihayetinde tek bir kazanan olacaktı ve biz, kaybetmeyi hazmeden insanlar değildik.

Ellerim usulca sırtındaki, üstündeki kumaşları sabit tutan iplere giderken sertçe ipleri kavradım. Kumaşın yırtılma sesi bütün odada yankılanırken Alara kaşları çatık bir şekilde benden ayrıldı.

''Paramı son kuruşuna kadar harcayabilirsin.'' dedim kumaşın kapatamadığı göğüslerine yönelirken. ''Sadece iç çamaşırı almak şartıyla.'' Onun da elleri üzerimdeki tişörtü bulduğunda saniyeler içinde tişörtten kurtuldum.

Üzerimde sadece boxerımla duruyordum, o ise onu kapatmayan bir kumaşla birlikte bana bakıyordu.

Beni göz hapsine almasını umursamayarak göğüslerine yöneldim ve halihazırda yırtık olan kumaş parçasını kenara çektim. Dudaklarım göğüslerini bulurken kafasını arka doğru yatırdı. Tırnakları farkında olmadan sırtımı çiziyordu.

Ağır ağır, tadını çıkararak her bir göğsüne ayrı ayrı odaklandım. Acelem yoktu, ve yavaş davranmaya özen gösteriyordum.

''Kılıç..'' diye mırıldandı Alara kesik kesik. Nefesleri düzensiz, saçları darmadağındı ama umursadığı tek şey göğüslerinin üzerinde olan ağzımdı.

Kafamı kaldırmadan gözlerimi gözlerine kilitledim. ''Söyle.''

Cevap vermedi, verebilecek durumda da değildi. Bakışlarımı tekrardan göğüslerine çevirdim. İkisiyle de iyice vakit geçirdiğime karar verince dudaklarımı vücudundan çekmeden ağır ağır aşağı inmeye başladım.

Ellerim bel boşluğunu okşuyor, dudaklarım karnının üzerinde dans ediyordu.

''Kılıç...'' Alara'nın sesiyle bu kez durup ona baktım. ''Durursan seni öldürür, cesedini yakarım.'' dedi zar zor çıkan sesiyle. Dudaklarım belli belirsiz kıvrılırken memnuniyetle işime döndüm. Dudaklarım ağır ağır kasıklarına ilerliyor, yavaş olmaya özen göstererek onu delirtiyordum.

Nihayet ince kumaş parçasına ulaştığımda bir süre bekledim, sıcak nefeslerim bedenini titretiyordu.

Son kez Alara'ya bakıp son kalan kumaşı da diğerleri gibi bir kenara fırlattığımda elleri başımı kavradı ve beni kendine bastırdı. Zevk ve şehvet duyguları öylesine yoğundu ki nefes almakta güçlük çekiyorduk.

Dudaklarım halen bacaklarının arasındayken kıvranarak bacaklarını kapatmaya, beni daha fazla kendine bastırmaya çalışmasıyla ellerimle bacaklarını kavrayıp kendime biraz yer açtım.

''Rahat dur.''

''Kılıç...'' Bilerek ona istediğini vermiyor, bedenine yavaş ve hafif dokunuşlar bırakıyordum. Alamadığı hazdan dolayı sinirle inleyerek ellerini kafama daha çok bastırsa da gücü benim gücümle kıyaslanamıyordu.

''Kartımı aldın,'' diye söze başladım nefesim bacaklarının arasına hücum ederken. ''Benden izinsiz binlerce lira harcadın.'' Bacaklarını okşamaya başladım.

''Aldığın tek düzgün şey bir zamanlar kıyafet olan o kumaş parçaları.'' Her cümlemle birlikte bacaklarının arasına biraz daha yaklaşıyordum. ''Bir daha aynı şeyleri yapacak mısın?''

Duyduğu yoğun hazdan dolayı cümlelerimi duysa da anlamak için bir iki saniye bekliyordu. ''Hayır.'' dedi demek istediğimi idrak ettiğinde.

''Söz mü?'' diye üsteledim. Kıvrandıkça daha da zora giriyordu.

''Söz.'' kesik sesi iradesinin sınırlarında olduğunu haykırırken bacaklarını gevşettim.

''Güzel.'' Dudaklarım tekrardan bacaklarının arasını bulurken memnuniyet ve tatminle karışık sesleri kulaklarımı gıdıklıyordu.

O, elleriyle saçlarımı kavrarken ben bir yandan bacaklarını okşuyor, bir yandan da ona istediklerini veriyordum. Bacakları titremeye başladığında zevkin doruklarında olduğunu anladım ve yavaşça kafamı bacaklarının arasından çekip tekrardan yüzlerimizi aynı hizzaya getirdim.

Bir elim boxerımı bulurken diğer elim bacaklarının arasına doğru ilerliyordu.

Boxerımı da diğer kıyafetlerimin arasına atarken gözlerimi ona kenetledim. Serbest kalan ereksiyonum bacaklarının arasına değiyordu.

''Hazır mısın?'' diye fısıldadım kulağına. Bana cevap vermek yerine tırnaklarını sertçe sırtıma geçirdi.

Bunu evet olarak kabul ederken kendimi ona doğru itmemle bedenlerimiz birleşti. Oda çığlıklarla dolarken Alara tırnaklarını daha sert bir şekilde sırtıma geçirmeye başlamıştı.

''Sakin ol,'' diye mırıldandım bu kez. Hareketlerimi alışması için yavaş tutuyordum. ''İyi misin?'' Belli belirsiz kafasını salladı.

Bir süre daha alışmasını bekledikten sonra nihayet bana ayak uydurduğunda hızımı arttırdım. Bedenlerimizin çarpışma sesi duvarlardan sekip kulaklarımıza doluyordu. İkimiz de aldığımız zevkle titremeye başladık.

Zirveye ulaşıyorduk, bedenlerimiz her birleştiğinde haz biraz daha yoğun oluyordu ve bu da bizim doruğa ulaşmamızı sağlıyordu.

Nihayet doruklara çıktığımızda Alara tırnaklarımı etime öyle sert geçiriyordu ki kanadıklarını hissetsem de umursayacak vaktim yoktu.

İkimiz de aynı anda doruktan düşmeye başladık. Bedenlerimiz titriyor, çıkardığımız sesler birbirimizin kulaklarına doluyordu. İkimiz de çıktığımız doruktan dibe battığımızda nefes nefese kalmamızı umursamadan alınlarımızı birleştirdim.

Alara da benim gibi bitap düşmüş, gözleri kapalı bir şekilde sessizce anın tadını çıkarıyordu. Alnımı alnından çekip yanına yattım. Saçlarının kokusu ciğerlerime doluyordu.

Uzanıp saçlarından bir tutam alıp oynamaya başladığımda bakışlarımız buluştu. Gözleri huzurla parlıyordu.

''Senden nefret ediyorum.'' diye mırıldandı Alara. Bu bir pişmanlık cümlesi değildi. Birbirimizi sevdiğimizi dile getiriş şeklimizdi. İki zıt kutup, her hareketiyle diğerlerinden ayrılmayı başarıyordu.

''Bende senden nefret ediyorum, aptal kız.'' Dudaklarımız tekrardan birleştiğinde bu kez öpüşümüz zarifti. Nazik, uysal ve yumuşak. Fırtına sonrası dinginlikti bizimkisi.

Savaşlar çıkmış, kılıçlar çekilmiş, çarpışma başlamıştı fakat sonunda kazanan taraf hiç kimse olmamıştı. İki taraf da eşit derecede savaşmış, eşit derecede kan dökmüştü ama sonunda yine birbirlerini bulan taraf onlardı.

Biz iki zıt kutup, iki zıt insandık fakat dönüp dolaştığımız yer yine birbirimizin yanıydı.

OF! Bazılarınız için uzun, bazılarınız için kısa bir bölüm olsa da yazmakta en çok zorlandığım bölümlerden biri oldu diyebilirim...

Yazarken birçok kez 'acaba burayı eklemesem mi?' diye geçirsem de yazdık bir kere..

Güzel bir bölümdü:)

Ig: beyzanuria_

;)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.