Alara Kandemir
Kılıç kapıyı kapattığında derin bir nefes aldım.
''Aptal!'' Arkasından bağırdığımı duymayacağını bilmeme rağmen sinirimi daha fazla içimde tutamamıştım.
''Ruh hastası manyak!''
''Bunları iltifat olarak mı algılamalıyım aptal kız?'' Kılıç'ın sesi odanın içinde yankılanırken kaşlarımı çattım ve etrafıma baktım. Kılıç yoktu ama sesi buradaydı. Ben anlamaz bir şekilde etrafıma bakmaya devam ederken Kılıç'ın kahkahasını duydum.
''Aptal kız.'' Söyledikleriyle Arkın güldüğünde ağzımdan çıkan kelimeleri durduramadım.
''Dün gece korkup yanıma gelen de ben...'' diyordum ki ne yaptığımı fark edip sustum. Yavaş yavaş Arkın'a dönerken gözlerimi açamıyordum. Kalbim, Kılıç'ın söyleyeceği herhangi bir kelimeyi beklerken göz kapaklarım ağır ağır açıldı. Arkın kaşlarını çatmış, dediklerimi algılamaya çalışıyordu.
''Korkup yanıma gelirken mi?'' Kaşları biraz daha çatıldı. ''Kılıç dün senin yanına mı geldi? Üstelik bir şeyden korkup geldi öyle mi?''
''Hayır!'' dedim bağırarak. Kılıç'ın susması içime korku salıyordu. ''Kılıç?'' Ses gelmedi.
''Kılıç beni duyuyorsun biliyorum.'' Yine ses gelmedi. Belki de sesimi ve kameramı kapattı diye düşünürken Arkın'a döndüm.
''Kılıç'ın nereye gittiğini biliyor musun?'' Bakışlarındaki kararsızlık kaşlarımı çatmama neden oldu.
''Kızı evden çıkarmayacaksın Arkın.'' Kılıç'ın buz gibi sesi odada yankılandığında kalbimin sıkıştığını hissettim. Arkın, Kılıç'ın bu haline şaşırırken kafasını aşağı yukarı salladı.
''Duydun. Evden çıkmana izin veremem.'' Omuzlarım umutsuzca çökerken gözlerim yandı. Gözümdeki yaşlar göz pınarlarımı zorlarken Arkın görmesin diye arkamı döndüm.
''Şey,'' derken sesimin titremesini engelleyememiştim. ''ben yatacağım, sen istediğini yap.'' Arkın arkamdan seslense de onu dinlemeyip yukarı çıktım. Adımlarım Kılıç'ın odasının önünde durdu. Ellerim kapının kulbuna giderken gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüyordu.
Yapamadım, elimi kapının kulbundan çekip misafir odasına doğru yürümeye başladım. Attığım her bir adımda kalbim biraz daha sıkışıyordu. Odanın kapısını açıp kendimi içeri attım ve atağın kenarında yere çöküp dizlerimi kendime çektim.
Ellerim dizlerimi sararken hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
Ona ağladım, sesinin soğukluğu kalbime hançer gibi saplandığı için. Kendime ağladım, onu sevmeye başladığım için.
Ağlamaktan güçsüz düşerken kafamı dizlerime yaslayıp gözlerimi kapattım. Uyku yavaş yavaş beni esir aldı ve karanlığa çekip içine hapsetti.
⪥
Kılıç Taşkın
Bir elim direksiyonu tutarken bakışlarım arabanın ekranından ara ara Alara'ya kayıyordu. Ağzından kaçan kelimeler beni sinirlendirmek şöyle dursun, keyiflendirmişti.
Onu sinir ettiğimde bunu söyleyeceğini biliyordum ama ne tepki vereceğini merak etmiştim.
Buz gibi çıkan sesimi duyduğunda gözleri doldu. Arkın'a yorgun olduğuyla ilgili bir şeyler söyleyip hızlıca yukarı çıkarken Hasret'in evine gelmiştim. Arabayı görünmeyecek bir yere park edip bütün dikkatimi Alara'ya verdim.
Odamın önünde duruyordu. Bir eli kapının kulbundaydı fakat içeri girmedi. Bir süre öylece kapının önünde bekledi, ardından misafir odasına doğru yürüyüp içeri girdi. Yatağın kenarına çöküp dizlerini kendine çektiğinde sırıttım.
Bir süre sessizce ağladıktan sonra yorgun düşerek kafasını dizine yasladı ve gözlerini kapattı. Bu hali içime anlamsız bir sıcaklık yayarken kontağı kapatıp aşağı indim.
Adımlarım kırmızı müstakil evi bulurken derin bir nefes verdim. İçeride ne bulacağımı, neyle karşılaşacağımı bilmiyordum ve tedirgindim.
Kapının önünde durdum ve zile bastım. Birkaç saniye bekledikten sonra kapıyı yirmilerinde bir kız açtı. Sarı saçlarına beline doğru uzanıyordu, mavi gözleri tedirginlikle titredi. Boyu benden birkaç santim kısaydı. İyi bir fiziği vardı.
''Buyurun?'' Ürkek bakışları beni esir alırken kaşlarımı çattım.
''Hasret Saraç, tanıyor musunuz?'' Kız bir süre yüzüme baktı.
''Şey, annemin eski komşusuydu. Ama bildiğim kadarıyla yıllar önce ölmüş.''
''Nasıl öldüğünü biliyor musun?'' Kız hafifçe geriye gitti. Elleri kapıyı sıkı sıkıya tutarken konuşup konuşmamakta kararsızdı.
''Kocası öldürmüş.'' Derin bir nefes verdim.
''Anladım, sağol.'' Arkamı dönüp arabaya doğru ilerlemeye başlarken kızın sesini duymamla durdum.
''İstersen numaramı vereyim, bir şey bulursam haber veririm.''
''Olur.'' Telefonumu çıkardım ve kıza uzattım. O kendi numarasını yazarken aklım Alara'daydı. Kız telefonu geri uzattı.
''Tanıştığıma memnun oldum.'' Kafamı aşağı yukarı salladım ve arabaya binip yola çıktım.
⪥
Alara Kandemir
Boynumun ağrısıyla uyandığımda ellerim boynumu buldu. Kafamı dizime yasladığım için boynum çok fena tutulmuştu ve ağrı dayanılacak gibi değildi. İnleyerek doğrulduğumda bakışlarım odadaki saate kaydı.
17.49
Yaklaşık 5 saattir uyuyordum. Aklıma gelen şeyle kalbimin ritmi değişirken hızlıca ayağa kalktım. Adeta koşarcasına odadan çıktığımda Kılıç'ın çalışma odasının ışığının açık olduğunu fark ettim. Adımlarım yarı açık olan kapıyı bulduğunda Kılıç'ı gördüm.
Varlığı bile içimi ısıtıyordu, bu hissettiğimin yanlış olduğunu bilmeme rağmen hem de.
Kapıyı tıklatıp içeri girdim. ''Geldiğini duymadım.''
''Çık dışarı.'' İçimdeki umut ağacının yaprakları bir bir solarken gözlerim yandı. Bu hali canımı yakıyordu.
''Kızgın mısın bana?'' Cevap vermedi.
''Öfkeli?'' Cevap yok.
''Kırgın?'' Cevap yok. Omuzlarım yenilgiyle çöktü.
''Odadan çık, bir daha da beni rahatsız etme. O küçük kafanda ne var bilmiyorum ama bizim aramızda senin sandığın gibi bir şey yok.'' Boş bakışları beni buldu. Göz pınarlarımı zorlayan damlalar kendini bıraktığında kafamı eğip odadan çıktım.
''Özür dilerim, bir daha rahatsız etmem.'' Sanki kalbim milyonlarca parçaya ayrılmıştı ve onları elimde tutuyordum. Yapıştıramıyordum, birleştiremiyordum. Ne kadar denersem deneyim her seferinde tekrar dökülüyordu.
Adımlarım mutfağı buldu. Yemek yapmak için ağır ağır malzemeleri çıkarmaya başladım. Yemek yapmayı o kadar bilmiyordum ama becerebildiğim birkaç yemek vardı.
Sonunda yemekler bittiğinde mercimek çorbasından birazını kaseye alıp masaya koydum. Yaptığım pilav ve fasulyenin de birazını tabaklara aldığımda her şey hazırdı. Aç değildim, ama Kılıç açtı.
Çekmeceden bir bardak aldım ve derin bir nefes alıp yere attım. Bardak saniyeler içinde tuzla buz olurken gözlerimi kapattım. Kırılan bardağın sesini duyduğunda ne olduğuna bakmak için gelirdi.
Gelirdi, değil mi?
Beni görmemesi için hızlı adımlarla merdivenlerden çıktığımda bakışlarım çalışma odasına kaydı. Dakikalar geçti ama kapı açılmadı.
O gün Kılıç odasından hiç çıkmadı.
Hayal kırıklığı bütün vücudumu esir alırken sessizce odama çekildim. Yaptığı şey çok fazlaydı. Her şeye razıydım.
İğne yapsaydı ağzımı açıp tek kelime etmezdim. Bunu bilmek canımı yaktı.
Ağırca camın önüne gittim ve bağdaş kurarak oturdum. Bakışlarım arka bahçeye kaydı. Gördüğüm şeyle kalbim sıkışırken gözyaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başladı.
Kardan adam yapmıştı. Hem de bir değil, iki tane kardan adam.
Sağdaki kardan adam soldakinden daha uzun ve yapılıydı. Sağdakinin boynunda kırmızı bir atkı vardı. Daldan olan elleri sanki birbirini tutuyormuş gibi yan yanaydı. Soldaki kardan adama kaydı bu kez gözlerim.
Bere.
Kardan adamın kafasına kendi beresini takmıştı.
Odamın kapısı açıldı. ''Beğendin mi?'' Gözyaşlarım sel misali gözlerimden akarken elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim.
''Kılıç?''
''Aptal kız.'' Kaşlarımı çattım ama gülüyordum. Bir süre sonra gülüşlerim hıçkırıklara dönüştü. Ben hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladığımda Kılıç sırıtarak yanıma gelip kollarını belime sardı.
''Ağladığında aşırı çirkin olduğunu söyledim mi?'' Bir süre bana baktı ve yüzünü buruşturdu. ''Ciddiyim, ağlaman bitince gelirim.'' Arkasını dönüp kapıya doğru yürümeye başladığında kaşlarımı çattım.
''Senden nefret ediyorum!'' Durup bana doğru dönerken yüzünde kendini bilmiş bir sırıtış vardı.
''Bende senden nefret ediyorum.''
''Ciddi miydin?'' Kılıç kaşlarını çattı.
''Hangi konuda?''
''Odada söylediklerin..'' devamını getiremeden sustum. Duydukları biraz daha sırıtmasına neden oldu.
''Bana aşıksın, değil mi?'' Cevap vermedim. Ona arkamı dönüp dışarıyı izlemeye devam ettim.
''Doğru olmamasını mı isterdin?'' Yine cevap vermedim fakat aklıma gelenlerle bu kez sırıtan bendim.
''Arkın'ın numarası sende var mı?'' Yüzündeki sırıtış anında kaybolurken bakışları yoğunlaştı.
''Yok.'' dedi kestirip atarcasına. ''Sende de olmayacak.''
''Neden? Bence hoş çocuk. Ayrıca yakışıklı.''
''Hoş ve yakışıklı, öyle mi?'' Gözlerim parladı.
''Hm hm. Yarın kahvaltıya çağırmayı düşünüyorum. Onunla konuşmak hoşuma gidiyor.''
''Gelmeyecek.'' Sözleri keskindi, itiraz kabul etmiyordu.
''Onunla konuşmamı neden bu kadar kıskanıyorsun?'' Sırıtma sırası bendeydi. ''Bana aşıksın, değil mi?''
''Sikeyim.'' Kapıya doğru yürümeye başladı. ''Siktiğimin yakışıklısı. Hoşmuş, sikik herif.'' Kapıyı çarpıp odadan çıktığında yüzümde zafer kazanmış bir gülümsemeyle yatağa gittim ve kendimi uykunun kollarına bıraktım.
⪥
Aşağıdan gelen gürültüyle uyanıp kendimi odanın dışına attım. Sesler alt kattan geliyordu ve tanıdıktı.
Kılıç ve Arkın.
Çıplak ayaklarımla adeta koşarcasına merdivenleri indiğimde ikisinin de bakışları beni buldu. Kılıç, Arkın'ı duvara yaslamış yakalarından tutarak çekiştiriyordu. Bakışlarım Arkın'ı bulduğunda elmacık kemiğinde ve gözünde morluk olduğunu gördüm. Dudağı da patlamıştı.
''Günaydın Kraliçe.'' dedi göz kırparak. Bu yaptığıyla Kılıç yakasını çekip tekrardan duvara doğru itti. Kılıç'ın ağzından ufak bir inleme kaçsa da hızlıca kendini toparladı. Yüzündeki yarım sırıtışı asla kaybolmuyordu.
''Öldürtmek mi istiyorsun kendini?!'' diye hırladı Kılıç. ''Arkın, damarıma basıyorsun.''
''Öldürecek misin?'' Kılıç'ın gözleri parladı ve Arkın'ı çevik bir hareketle yüzü masaya denk gelecek şekilde yasladı. Bir elini arkasına doğru kırıp tutarken belinden silahını çıkarıp namluyu boşta olan elinin üzerine dayadı.
''Kılıç dur!'' Kılıç'ın gözleri ağır ağır bana kaydı. ''yapma.'' Dudakları yukarı kıvrılırken kaşları bilmiş bir edayla yukarı kalktı.
''Neden? Aşık mısın ona? Arkın'ına zarar vermemi istemiyor musun? Durmam için söylemen yeterli. Seç. Ben mi?'' Arkın'ı işaret etti. ''O mu?''
Bakışlarım Arkın'a kaydı. Kaşları çatık bir şekilde beni izliyordu. Onu seçmeliydim, doğru olan oydu. Aklım ve mantığım Arkın seçmem için adeta haykırıyordu.
Ama ben kalbimi dinledim. ''Sen.'' Kılıç'ın dudakları bir kez daha kıvrılırken tetiğe bastı. Silahın sesi kulaklarıma dolduğu anda bağırarak gözlerimi sımsıkı kapattım. Birkaç saniye sonra kulağımın yakınında Kılıç'ın nefesini hissettim. Eğlenir nefesi tenime çarparken kulağıma doğru eğildi.
''O ite dokunmadım.'' Söyledikleriyle derin bir nefes verip gözlerimi açtım. Gözlerim Arkın'a kaydı. İyiydi. ''Yani henüz.''
Hafifçe benden uzaklaşıp çenemi tuttu. ''Ben, öyle mi?'' Dudağının kenarına tatmin olmuş bir tebessüm yerleşti. Başka bir şey söylemeden arkasını döndü ve tezgaha doğru yürüdü. Geçerken Arkın'a omuz atmayı da unutmadı.
Arkın kafasını iki yana sallayarak güldüğünde bakışları beni buldu. Ağır ağır bana yaklaşıyordu ki Kılıç'ın soğuk sesi odada yankılandı.
''Ona bir adım daha yaklaşırsan tek kaybedeceğin şey elin olmaz.'' Kaşlarımı çatarak ben Arkın'a doğru bir adım attım.
''Aynı şey senin için de geçerli Aptal Kız.'' Tezgahın üzerindeki su bardağını alıp bize doğru döndü. ''Yukarıda en sağdaki odada kıyafetlerin var. Hazırlan, sen de benimle geliyorsun.''
''Hayır, ben evde Arkın'la...'' diyordum ki Kılıç lafımı böldü.
''Duyamadım?'' Belinden silahını çıkardı.
''Tamam, geliyorum.'' Sırıtarak silahını tekrardan beline yerleştirdi. ''Akıllı kız.''
Derin bir nefes alarak yukarı çıktım ve en sağdaki odaya girdim. Çantadaki kıyafetlerimin içinden rastgele bir mavi pantolon ve beyaz bir kazak aldım. Saçlarımı bir tur tarayıp aşağı indiğimde Kılıç da odasından çıktı. Üzerine siyah boğazlı bir kazak ve yine ona uygun siyah bir pantolon giymişti.
Bakışları beni bulduğunda yüzünü buruşturdu. ''Hiç yakışmamış.'' Kaşlarımı çatarak onun gibi yüzümü buruşturdum.
''Seninkiler de öyle. En kısa zamanda yak onları.'' Gülerek merdivenlerden inmeye başladı. Onu takip ederek bende peşinden indim ve kapıya doğru yürüdük. O üzerine kalın bir palto ve bere giyerken sessizce onu bekliyordum.
Dolaptan onun olan ve üzerindekinden biraz daha kısa bir palto çıkarıp bana uzattı. Bir şey söylemeden paltoyu üzerime geçirdim. Bana hala büyük olsa da en azından sıcak tutuyordu. Kılıç elindeki bereyi kafama geçirmek için uzandığında geriye çekildim.
''Berede saçlarım elektrikleniyor.'' Beni dinlemeyip bereyi kafama taktı.
''Saçların da çok çirkin. Bere az da olsa telafi ediyor.'' Sinirle soluyarak kendimi dışarı atıp sert adımlarla arabasına doğru yürüdüm. Kılıç bu halime gülerek yanıma geldiğinde arabanın kilidini açıp şoför koltuğuna oturdu. Onun aksine arka kapıyı açıp oturduğumda içten bir kahkaha attı.
''Çocuk koltuğu da getiriyim mi?'' Bakışları dikiz aynasından beni bulduğunda biraz daha güldü. ''Gerçekten çocuk gibi orada mı oturacaksın?''
Ciddi olduğumu anladığında arabayı bağırtarak yola çıktı. ''Yavaş git.'' Kısık sesim arabanın içinde yankılandı.
''Hızdan korkuyor musun?'' Cevap vermedim. Bakışlarım dışardaydı. Kılıç gaza yüklendiğinde kapının kenarındaki tutacağı sıktım.
Dikiz aynasından tekrar bana baktı. ''Konuşmayacak mısın?''
''Konuşayım diye hızlanmayacak mısın?'' Soğuk sesim kaşlarını çatmasına neden oldu.
''Küs müsün bana?'' Cevap vermedim.
''Tripli?'' Cevap yok.
''Kızgın?'' Cevap yok. Arabayı sertçe sola doğru kırdığında korkuyla kapının kulbunu sıktım. Araba toprak araziye geçerken Kılıç ani bir frenle durup bana döndü.
''Alara,'' dedi kafası karışmış bir şekilde. ''Bir şey mi yaptım?''
''Arkın'ın eline silah dayayıp bana seçim yaptırmak, evde kalmak istememe rağmen yine beni Arkın'la tehdit edip zorla yanında götürmek dışında mı? Hayır yapmadın.'' Gözlerini hüzün kaplarken kederli bir nefes verdi.
''Gelmek istemiyorsan geri dönebilirim. Sadece...'' deyip sustu.
''Sadece ne?''
''Onu seviyorsun. Amına koyayım onunla neden bu kadar yakınsın? Yakışıklı diye mi? Bende yakışıklıyım.'' Derin bir nefes verdi. ''Ama benden nefret edip onu seviyorsun. Sadece, bilmiyorum onu çok fazla görmezsen beni de seversin.'' Devam etmeyip önüne dönerek tekrar arabayı çalıştırdı. Karşı yola geçip tekrardan eve sürdüğünde kaşlarımı çattım.
''Senden nefret etmiyorum. Senden nefret etsem bana seçim yaptırdığında seni değil Arkın'ı seçerdim.'' Kinayeli bir şekilde güldü.
''Beni seçtin çünkü beni seçersen bir şey yapmayacağımı biliyordun.'' Seni seçtim çünkü bütün hücrelerim seni seçmek için yanıp tutuşuyordu.
''Eve gitme.'' Beni dinlemeyip sürmeye devam etti. ''Eve gitmek istemiyorum. Seninle geleceğim.'' Dikiz aynasından ona baktığımda o da bana baktı. Arabayı tekrardan çevirdiğinde yüzünde ufacık bir tebessüm oluştu.
''Kardeş olmayabiliriz.'' Duyduklarımla şaşkınlığımı gizleyemedim.
''Ne?!''
''Bilmiyorum, Arkın'a araştırmasını söylemiştim. Reşat, benim doğduğum yıl otelde bi' kadınla birlikte olmuş. Doğduğum hastanede anne adım farklı. Kadının evini buldum ama kapıyı yirmilerinde bir kız açtı.'' Bakışları beni bulduğunda bakışlarımı gördü.
''Kız taş gibiydi. Sarı saçları beline kadar uzanıyordu. Gözleri bebek mavisiydi ve kesinlikle mükemmel bir fiziği vardı. Eğer farklı şartlarda olsak hoşuma gidecek bir kız. Aslında numarasını aldım.''
''Taş gibiymişmiş. Sarı yelloz.'' Kısık sesle söylenirken Kılıç sırıttı.
''Bir şey mi dedin?''
''Hayır.''
''Kadın yıllar önce ölmüş, kız söyledi. Annesi kadının komşusuymuş. Dediğine göre onu Reşat öldürmüş.''
''Kötüymüş.'' Soğuk sesim onu eğlendirmişti.
''Tek seçenek Reşat kalıyor. O da Kaplan'ın elinde. O yüzden Kaplan'ın yanına gidiyoruz.'' Kaşlarım havalandı.
''Asrınlara mı?'' Kafasını evet anlamında aşağı yukarı salladı. Yüzümde oluşan tebessümü gizleyemeyerek yerimde kıpırdandım. ''Şey, biraz daha hızlı sürebilir misin?''
''Az önce yavaş sür diye ağlıyordun?'' Kardeşlerimi görecektim. En son 7 yaşımdayken gördüğüm kardeşlerimi tekrardan görecektim.
''Biliyorum ama...'' diyordum ki Kılıç hızlandı. Birkaç dakika sonra evin önünde durduğumuzda daha araba durmadan kapıyı açıp dışarı çıktım. Kılıç da arabayı park edip yanıma geldiğinde birlikte kapıya doğru yürüyüp zile bastık.
Birkaç saniye sonra kapı kızıl saçlı bir kız tarafından açıldı. Kadının çok tatlı bir yüzü vardı. Bakışlarım karnını bulduğunda hamile olduğunu gördüm.
''Buyurun?'' dedi samimi bir sesle.
''Asrın Karaca,'' dedim sesimin titremesine engel olmaya çalışarak. ''Burada mı?'' Kız kaşlarını çatsa da içeriye doğru seslendi. Birkaç saniye sonra Asrın Karaca görüş açıma girdiğinde heyecanımı gizleyemiyordum.
''Güzelim,'' dedi kızıl saçlı kadına. ''Bir şey mi oldu?'' Bakışları bizi bulduğunda kaşları çatıldı. Tanımamıştı. Ben bile beni tanımazken o nasıl beni tanıyacaktı ki zaten?
''Asrın.'' Asrın'ın ateş kahvesi rengindeki bakışları beni buldu.
''Kimsiniz?'' Tanımaması normal olsa da kalbim sıkıştı.
''Şey,'' kafamı öne eğdim. Ne diyecektim? Ben Alara, abini öldüren ablan mı diyecektim? Kılıç varlığını hissettirmek için elini sırtıma koydu. Göğsü sırtıma değecek kadar yanaştığında sırtımdaki eli belime kaymıştı.
''Kardeşini tanımaman çok kırıcı Kaplan.'' Gözlerim tekrardan Asrın'ı buldu. Asrın ilk önce kaşlarını çattı, ardından bakışları beni buldu.
''Alara?'' dedi soru sorar gibi. Adım ağzından çıktığı andan itibaren gözyaşlarımı tutamayıp Asrın'ın boynuna sarıldım.
''Çok özledim.'' Elleri bedenimi sararken gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüyordu.
''Bilerek yapmadım. Oyun oynuyorduk, küçüktüm Asrın. Bilmiyordum.'' Erez'den bahsettiğimi anlamış gibi saçlarımı okşadı.
''Biliyorum. Sana asla kızgın değilim. Çocuktun, bilemezdin.'' Asrın'dan ayrıldığımda Buray'ı gördüm. Asrın'ın aynısıydı, sadece saçları daha koyuydu ve gözleri Asrın'ınkinin aksine yeşildi.
''Buray mı o?'' Asrın benim baktığım yere bakıp onayladı.
''O ite sarılman şart mı? Sarılmasan? Ben daha çok özledim seni.'' Buray bize doğru yaklaşırken güldüm. Asrın eliyle gözyaşlarımı silerken çocuk gibi somurtuyordu.
''Alara?'' dedi Buray inanamıyormuş gibi.
''Buray.'' O da bana sarıldığında gözyaşlarım bir kez daha yanaklarımdan süzüldü. ''Çok büyümüşsün, ama ben daha uzunum.'' Aramızda bariz bir boy farkı vardı. İkisinden de büyük olsam da yanlarında küçük kız kardeşleri gibi kalmıştım.
''Egoist.'' dedi Asrın soğuk bir sesle.
''Çok dramatik falan ama içeri mi geçsek? Soğuk ya hava.'' Asrın'ın yoğun bakışları Kılıç'ı buldu.
''Üşüdün mü küçük melek?''
Yazdığım en uzun bölümdü qkdnwjdnwjdns
Bölümü bu akşam atacağımı unutmuştum yani düzenleyemedim hata varsa şimdiden özür dilerim.
Neysee güzel bir bölümdü bence tatlıştı yani Kılıç bir şey yapmadı bu bölüm:))
Vote vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın:)
IG: beyzanuria_
;)