Işık her sabah aynı şekilde vurmazdı ama her zaman galip gelirdi karanlığa. BÖLÜM 1 Güneş bazen nazlı bir dokunuş gibi yavaşça süzülür kirpiklerimin arasından, bazen de bir yangın gibi kavurur gözkapaklarımı. Ama bu sabah… bu sabahki ışık ürkekti. Geri çekilmeye hazır bir utanç gibi. Gözlerimi açtığımda tavanı izledim bir süre; alçı sıvalarına sinmiş hayallerin ve uykusuz gecelerin izlerini. Yurttaki odamız geniş değildi ama Mia’yla paylaştığımız sessizlik bile çoğu zaman bize yetiyordu. Burası benim sığınağımdı. Dışarıdaki o karmaşık, gri Nexron bölgesinden, herkesin gözümü oyarcasına baktığı “Son Güneş” kimliğimden sıyrılabildiğim tek yerdi. Kalkmam gerektiğini biliyordum ama bedenimle zihnim yine uyumsuzdu. Gücüm uyanmadan önce, ben de uyanamıyordum. İçimde titreşen o ışık —çoğu zaman ellerimin içinde, bazen gözbebeklerimin kıyısında— hâlâ derin bir uykudaydı. “Evie,” dedi Mia, sesi rüya ile uyanıklık arasında salınan bir notaydı. “Sabah oldu. Yine ilk derse geç kalacağız.” Yorganı üzerimden atarken gözüm pencereye kaydı. Camın dışında Nexron’un göğü aynıydı: puslu, gri, bastırıcı. Ama ben o göğün altında doğmuş bir ışığın taşıyıcısıydım. Ne kadar bulanırsa bulansın, içimdeki parıltının varlığını kimse inkâr edemezdi. Ve o gün... içimde bir şeyin değişeceğini hissediyordum. Henüz ne olduğunu bilmiyordum, ama bu sabah ışık bana ürkek vurduysa, bir nedeni vardı. ...
Bölüm 4
GÜNEŞİN DOĞUŞU
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.