1124 koşarak 1425 ve 1447'nin yanına gidiyor. 1447 onun bu halini görünce merakla soruyor.
"1124 ne oldu?"
1124, 1481 oralarda mı diye etrafa bakıyor.
"Bizim acilen Yuna'yı bulmamız lazım."
"Harbiden bu arada. Uzun zamandır göremedim onu."
"1124 tabii buluruz da neden acil?"
"Boşver orasını. Sadece bulmamız lazım."
"Durumu Jessica'ya anlatalım o da bizimle gels-"
1124 bir anda panikliyor.
"Hayır dur! Onun bilmesine gerek yok sadece biz gidip arayalım onu."
Koridora doğru yürümeye başlıyorlar. 1425, 1124'ü teselli edermişçesine konuşmaya başlıyor.
"Hemen buluruz zaten fazla uzaklaşmış olamaz."
"Ama Jessica en son ona gitmesini söylemişti ya gittiyse?"
Bunu söyleyen 1447 idi. 1425 ise bir an durdu.
"O da olabilir. Onunla dalga geçtiğimizde baya üzülmüştü."
"Çocukluk arkadaşınızla dalga geçmenizde ayrı bir aptallıktı zaten."
"Haklısın. Durumu fazla abartmıştık..."
"Yuna'nın öfke problemleri var ve onunla anlaşmak gerçekten zor birşey. Bazen de sanki sürekli haklıymış gibi konuşurdu ama ona rağmen iyi biri."
"Keşke Jessica'nın yardım etmesine izin verseydin. O zaman daha çabuk bulurduk."
"Ehh- onsuz da bulabiliriz."
2.30 veya 3 saat boyunca aralıksız yürüyerek Yuna'yı ararlar fakat bulamazlar.
"Sanırım- sanırım bacaklarımı hissetmiyorum."
"Onu asla bulamayacağız..."
1425, 1124'ün yanına gelir ve ona umut vermeye çalışır.
"Umudunu kaybetme. En sonunda onu bulacağız."
O sırada karanlıktan bir ses gelir.
"Bu da neydi?"
"Sanırım biri bizi izliyor. Gidip kontrol edeceğim."
1425 karanlığa doğru ilerlerken onları izleyen kişinin Yuna olduğunu fark eder.
"Yuna?"
1124 ve 1447 "Yuna" kelimesini duyunca hemen 1425'in yanına giderler.
"Yuna senin için çok endişelendik! Sen nereye gittin?"
"Özür dilerim. Son olanlardan sonra biraz yanlız kalmak istedim."
"Bizde senden özür dileriz. Seninle dalga geçerken fazla abarttık ama sende Jessica ile dalga geçiyordun."
"Evet farkındayım. Ondan da özür dileyeceğim."
"Hadi bir an önce gidelim de bizi daha fazla merak etmesinler."
Gece
1124 Yuna'nın yanına gelir.
"Yuna. Benim sana önemli birşey söylemem lazım."
"Söyle."
"Burada olmaz. Onlar duymamalı. Gel benimle."
Beraber ayrı bir odaya giderler ve Yuna sorular sormaya başlar.
"Bana anlatman gereken bu kadar önemli şey ne?"
"Konu Jessica hakkında."
"Jessica hakkında ne gibi bir sorun olabilir ki? Herşey yolunda değil mi?"
1124 o an 'sence herşey yolunda mı?' demeyi çok istedi ama bağırmak yanlış olurdu çünkü Yuna 1522 ve 1481'in olayını bilmiyordu. Yani 1124 öyle sanıyordu. Derin derin nefes aldı ve konuşmaya başladı.
"Herkes 1522'nin 1481'i boşluğa hapsettiğini sanıyor. Ama bu tam tersi."
"N-nasıl yani?"
"1481 Jessica'yı boşluğa hapsetmiş ama Jessica'nın kılığına girerek herkesi kandırıyor. Ve beni kimseye söylememem için beni tehdit ediyor ama ben daha fazla sessiz kalırsam kafayı yiyeceğim!"
Yuna bir an duraksadı. Garip görünüyordu. Kendi kendine birşeyler söylemeye başladı.
"Bize bunu söylemedi."
"Ne?"
"Yok birşey. Devam et."
"Yuna dinle. Jessica'yı sevmiyorsun ama ona yardım etmek zorundasın. Zorundayız. Yoksa hepimiz mahfolacağız."
Yuna yine konuşmadı. Kararsız görünüyordu. Suçluluk duygusu onu avlıyor gibiydi.
"Sana bir sır verebilir miyim?"
"Tabii."
Yuna derin bir nefes alıyor ve konuşmaya başlıyor.
"Zamanında... Nefret ettiğim insanları öldürmek için ruhlarla uğraşmıştım. Onlar sayesinde zamanı bükebilme gücüne sahibim. Ve o gün ben sizin yanınızdan ayrıdığımda..."
Yuna konuşmakta zorlanıyordu. Ağlamak istiyormuş gibi bir hali vardı.
"687, 1481 ve 925'in yanına giderek onlara katılmak istedim."
"NE?!"
"1481, Jessica'yı boşluğa hapsederken zamanı durdurarak ona yardım ettim. Ama şuan yaptıklarım için çok pişmanım. Ne olur affet beni!"
1124 çok şaşırmıştı. O an sırtından bıçaklanmış gibi hissetti.
"Sen- sen-"
Söyleyecek söz bulamıyordu. En sonunda şu kelimeler çıktı ağzından:
"Ben sana güvenmiştim. Beni hayal kırıklığına uğrattın Yuna."
1124 ağlamaya başladı ve odadan hızlıca çıkarak yürümeye başladı. Yuna ise öylece ona bakakaldı.
"1124 bekle!!"
1124 Yuna'nın peşinden gelmemesi için koşmaya başladı. Var gücüyle koşabildiği kadar koştu ve durunca kendini yere atarak yüzünü kapattı. Bir süre orada oturduktan sonra bir ses duydu. Bu ses 1129'a aitti.
"İyi misin?"
1124 başını kaldırarak 1129'a baktı. 1129 kalkması için ona elini uzattı. 1124 onun elini tutarak ayağa kalktı.
"Ne oldu?"
1124 yüzünü sakladı ve ona cevap vermedi.
"Dostlarının seni sırtından bıçaklaması zordur. Değil mi?"
1124 şaşırarak 1129'a baktı ve o an onun 1129 değil 1481 olduğunu anladı. Ama herşey için çok geçti. 1481, 1124'ün boğazını sıkmaya başladı. Yuna onların yanına vardı. Ama birşey yapamazdı. 1124'ü kurtarmaya çalışmak, 1481'e meydan okumak demek olurdu. Ve o 1481'i yenemezdi. Oyalayabilirdi ama neden zamanı sonsuza kadar dondurarak tüm zaman döngüsünü bozsun ki? Sadece 1522'nin birşeyler yapabilmesi için umut etti. Ama bir süre sonra 1124 hareket etmeyi bıraktı. 1481 onun öldüğünü anlayınca onu bıraktı ve arkasına dönerek Yuna'ya doğru ilerlemeye başladı. O sırada yerde öylece yatan 1124'ün sağ elinde siyah, yapışkan sıvı dolaşmaya başladı. O sıvı yavaş yavaş hareket etti ve hareketlenme durunca kolu bir canavarın kolunu andırdı. Tıpkı Jessica'nınki gibi. Yuna bunu farketti.
"1124'e birşeyler oluyor."
1481 arkasına dönerek 1124'e baktı. 1124 sağ yumruğunu sıktı ve bir anda gözlerini açtı. Sağ gözü kördü ve sol gözü mavi bir şekilde parlıyordu. Aynı Jessica gibi. Bir anda mavi ve sivri diken çıkarak 1481'in karnını delerek 1481'i duvara fırlattı. 1124 ise ayağa kalkarak 1481'in yanına gitti ve onunla konuşmaya başladı. Sesi Jessica'nın sesinin aynısıydı. Yuna şaşkınlıkla o anı izliyordu.
"Eski dostum Amelia. Düşman olmasaydık favori kötü karakterim sen olurdun."
1481 çok kan kaybediyordu. Öksürdü ve zorlukla konuşmaya başladı.
"S-sen. Nasıl? Onu nasıl kontrol edebiliyorsun?!"
"Fazla merak iyi değildir. Değil mi? Ama sana şöyle söyleyeyim. Boşluk artık bana ait."
1481 zorlukla ayağa kalktı.
"Sana ait falan değil! Gel de gör gününü!"
1481 öksürdü ve öksürdüğünde ağzından kanlar sıçradı bu kadar çok kan kaybeden biri nasıl hala hayatta kalabilirdi ki? 1124 ya da onu kontrol eden 1522, 1481'e iyice yaklaştı ve gülümsedi.
"Şuan savaşmayacak kadar yorgun ve yaralısın. Ve inan bana. Ben kolay zaferlerden hiç hoşlanmam."
Bir süre duraksadı. Sonra konuşmaya devam etti.
"Eğer bir dahaki sefere arkadaşlarıma zarar verirsen. Mavi çekirdeği kırmak için hiç tereddüt etmem. O zaman kendine saklanacak yer bulsan iyi edersin."
1124'ü kontrol eden 1522, Yuna'ya baktı. Ardından 1124 bir anda yere düştü. Kolundaki siyah sıvı kayboldu ve kolu normale döndü. 1481 oradan ayrılırken sinirle Yuna'ya bağırdı.
"Bunların hepsi senin hatan. Hesabını senden soracağım."
Ve sonra gülümsedi.
"Jessica senden nefret ettiği için s
eni kurtarmaya gelmez. Değil mi?"
Bu sözler Yuna'nın canını acıttı. Ağlamaya başladı. Ama neden? O artık Jessica'yı bir düşman yerine arkadaş gibi görmeye başlamıştı. Peki Jessica?
